|
Cuma, 23 Mayıs 2008 |
|
YEŞİL MANİSA
Sarp kayalıklıdır şu Sipil dağı,
Ovasından akar Gediz ırmağı,
Yemyeşildir ovada,üzümlü bağı,
Şehzadeler şehri,yeşil Manisa.
Vardır ortasında Kurşunlu Yurdu,
Bu şirin şehri,Saruhan Beğ kurdu,
Fatih,çocukken burada okurdu,
Şehzadeler şehri yeşil Manisa.
Sultan Camiin’den atılır mesir,
Bu adet, Asırlardır hep süregelir,
Mesir’in mucidi Merkez Efendidir,
Şehzadeler şehri yeşil Manisa.
Şehirde pek çoktur Tarihi eser,
Tarihi eserler, görülmeğe değer,
Sevecendir halkı,misafir sever,
Şehzadeler şehri yeşil Manisa.
Çok meşhur Tarzan, burada yaşamış,
Canlı kurdu tutup,şehre taşırmış,
İftar zamanında top’u atarmış,
Şehzadeler şehri yeşil Manisa.
Dağın yamacındadır “Ağlayan Kaya”,
Dağ yolu,altı saat sürer yaya,
Ne güzel bakılır Dağdan,Ovaya,
Şehzadeler şehri yeşil Manisa.
Talebeyken kaldım Kurşunlu Han’da,
Hatuniye Camii,tam arkasında,
Kalkardık yataktan Sabah Ezanında,
Şehzadeler şehri yeşil Manisa.
İmalettin KORKULU.
18.10.2000
|
|
|
Cuma, 23 Mayıs 2008 |
|
GARİP ŞEHİR SELENDİ.
Çay yanında kurulmuş,küçük bir şehir,
Yağmur yağdığında,Çay’a sel inmiş.
Yakınından geçer,”Gediz”adlı nehir,
Bu şehre zamanla,”Selendi”denmiş.
İnsanları muzdariptir her daim,
Geçimleri,tütün ve hayvancılıktır.
İşsiz gençlerin dururmu çok vahim,
Hanımların hali de çok acıklıdır.
Ana yol geçmez ki,canlılk olsun,
Bu şehir,edilmiş kaderine terk.
Yoktur sanayisi,kent ali olsun,
Saysam bitmez ki,vardır birçok dert.
Bu durumun kimdir baş sorumlusu?
Suç,altın tac olsa kimse takmaz başa.
Başlar sorumludur,işin doğrusu,
Onların kimi ağa,kimi de paşa.
Düşündükçe,üzülüyorum bu şehri,
O,neden zengin ve refah olmasın?
Beni üzüyor,garip şehrin kaderi,
Şehrim kalkınsın da,ayrılık olmasın.
Sen,kaderine küs ey garip şehir!
Seni bu hale koyanlar utansınlar.
Yenen yetim malları olsun zehir,
Yiyenler,içenler Allah’tan bulsunlar.
Ey İmalettin! niçin dertlenirsin?
Kimedir bunca sitem,bunca kahır?
Onu,görev için,niçin terk edersin?
Bu durum,sana gelmez mi hiç ağır?
“Doğduğun yer değil,doyduğun yer”denmiş,
Doymak için gurbetlerde yaşarım,
Çocukların gurbeti yurt edinmiş
Vurdum duymazların haline şaşarım.
İmalettin KORKULU
05.02.20001
|
|
|
Cuma, 23 Mayıs 2008 |
DUMANOĞLU DESTANI
Bin ikiyüz seksen,Sene-i Milat,
Anadolu’da,sürüyordu Cihat
Her bölgede olmaktaydı fütühat,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Komutanlar,beğler,beldeler alırdı,
Anadoluysa,durmadan göç alırdı,
Yerli halk,ya gider,yahut kalırdı,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Dumanoğlu,sınırda bir uç Beğiydi,
Bulunduğu yer ise,Uşak-Güreydi,
Meskeni,tepe üstü bir Kaleydi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Gediz,kale’nin dibinden akardı,
İnsanlar nehre kuş bakışı bakardı,
Güneş bu kaleden bir başka batardı,
Dumanoğlu bir Uç Beğiydi sınırda.
Kale muhafızları,bir de ailesi,
Orada otururlardı tüm avanesi,
Dumanbeğdir,adı ve de künyesi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Adı,Nurullah’dır,sol kolu çolaktır,
Uzun,buğday tenli,yüzü ablaktır,
Görünüşü heybetli,saçları aktır,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Şemaili,yazılzıdır eski Tapu’da,
Ölünce,cesedi sığmamış Tapud’a,
Kale kalıntısı,vardır Hopuş’da,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Bir at’ı vardı ki,çok hızlı koşardı,
Cenk meydanında coştukça coşardı,
Ağzından etrafa köpükler saçardı,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
O kadar hızlıydı ki, Ok’u kesrdi,
Koştuğu zaman,yel gibi giderdi,
Altta kalan düşmanı tepelerdi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Simav Beğ’i,duydu Atın namını,
O,almak istemişti Beğ’in atını,
Duman Beğ’e verdi,bir çok altını,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Duman Beğ,bu teklifi reddetmişdi,
Bu,Simav Beğ’inin hoşuna gitmemişdi,
Israrları ise,hiç fayda vermemişdi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Simav Beğ’i,sinsidir gider hileye,
Bir Casus tutup, gönderdi kaleye,
Hazırladı bir tuzak Duman Beğ’e,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Ağdacı casus’u, vardı Güre’ye,
Ağdaları sattı,hep veresiye,
Sonra,izin alıp girdi Kaleye,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Duman Beğ’e gidp,ağdaları verdi,
Beğ,iyi kalpliydi misafir severdi,
Ağdacı,kendini Beğ’e sevdirdi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Hain,kalleş casus,Simav’a gitti,
Kaledeki hali Beğ’e iletti,
Beğ’de elbette Onu,memnun etti,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Epey geçti zaman,geldi ağdacı,
Bıraktı ağdaları,değildi kalıcı,
İhanete uğramak,ne kadar acı,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
O,emanet ağdayı almaya geldi,
Gece,kırk atlıyı getirip gizledi,
Nöbetçiye:”Ben geldim!”diye seslendi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Açılınca kapı,girdiler içeri,
Kılıçtan geçirildi bütün çeri,
Beğ,hasta yatağında aldı haberi,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Dumanoğlu gafil avlanmıştı elan,
Öldürülmüştü bütün muhafızan,
Beğ ve ailesi geçmişti kılıçtan,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
On yaşındaki oğlu,hemen saklandı,
Herkes öldüğünde,at’ı da çalındı,
Sağ bir de bebek vardı,başka kalmadı,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Bebek,yuvarlandı yamaç aşağı,
O bebeği tutmuştu bir taş bağı,
Kan revan olmuştu baştan aşağı,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Kervan yolu geçerdi Kale dibinden,
Kervancılara bir ses geldi tepeden,
Onlar,bu sesle irkildiler birden,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Vardıklarında bir bebek ağlıyor,
Bebeğin her yerinden kanlar damlıyor,
Gör ki,öldürmeyen Allah öldürmüyor,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Kaleye vardılar,her yer ceset dolu,
Yatakta öldürülmüştü Dumanoğlu,
Dediler:”Ne vahşiymiş bu İnsanoğlu!”
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Bebeği götürdüler Bozdağlarına,
Onu verdiler çocuğu olmayana,
Sonra,devam ettiler yollarına,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
O yetim bebek,büyüyüp adam oldu,
Evlendirildi,çocukları da oldu,
“Dumanlar”adında bir köy kuruldu,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Saklanan çocuk,gitti Eşme Beğine,
Olan,biteni anlattı kendisine,
Beraber geldiler Hopuş Kalesine,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Eşme Beğ’i,çaresiz gömdü herkesi,
Hiç görülmemişti zulmün böylesi,
Beğ dedi:”Pek çetindir Hakk’ın Sillesi!”
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Garip yetimi götürdü evine,
Çocuğu almıştı himayesine
Yardımcı olmuştu büyümesine,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Yeni bir Yurt için yola çıktılar,
Uzak bir yerde arazi buldular,
Bir vaadi içinde küçük ev yaptılar,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Ev’in arkası Gayran,önü Bozan’dır,
Mehmet,bu hale kahrederdi bazan,
Kavurmuştu bağını,uğursuz hazan,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Zamanla çoğaldı O yerde evler,
Yakınında kurulmuş mahalle,köyler,
Onlar,bizim bu köy’e”Dumanlar”derler,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Benim Dedemmiş,sözünü ettiğim,
Babamdan duymuşum size naklettiğim,
Belki ibret olur,bu serdettiğim,
Dumanoğlu bir Uç Beğiydi sınırda.
Kimse,kimseye etmesin hiç zulüm,
Eninde sonunda gelecek ölüm,
Hesap gününde olursun iki büklüm,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Simav Beği’nin akıbeti ne oldu?
Dünyası,ahireti harab oldu,
Evi,konağı sonunda Turab oldu,
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
Doru at ölünce,meydan boş kalır,
Yiğit ölünce de,geride Şan kalır,
Dostum söyle bana,dünya kime kalır?
Dumanoğlu,bir Uç Beğiydi sınırda.
İmalettin KORKULU
30.04.2001.
|
|
|