|
2010 yılına girdiğimiz günlerde Selendi’de romanlarla yaşanan olaylar medyamız tarafından çok farklı yönlere çekildi. Irkçı bir eylem gibi gösterilmeye çalışıldı. Hep romanlara kameralar ve mikrofonlar tutularak adeta Selendi halkı linç edilmeye çalışıldı. Hiç hak etmediği ithamlara maruz bırakıldı. Oysa Selendi halkı bu ithamları hiç hak etmeyecek bir halktır.
2010 yılına girdiğimiz günlerde Selendi’de romanlarla yaşanan olaylar medyamız tarafından çok farklı yönlere çekildi. Irkçı bir eylem gibi gösterilmeye çalışıldı. Hep romanlara kameralar ve mikrofonlar tutularak adeta Selendi halkı linç edilmeye çalışıldı. Hiç hak etmediği ithamlara maruz bırakıldı. Oysa Selendi halkı bu ithamları hiç hak etmeyecek bir halktır.
Selendi’ye memuriyeti nedeniyle gelmek zorunda kalmış nice memurlar kendilerini çok şefkatli, anlayışlı bir ortamda hissetmişlerdir. Örneğin; ilçemize tayini çıkan kürt kökenli memurlar hayatlarında görmedikleri kadar sevgiyi Selendi halkından görmüşlerdir. İstemeyerek tayin edildikleri bu küçük ilçede yıllarca kalmışlar, ayrılmak istememişlerdir. Bir gün çocukları için daha iyi olanakların olduğu büyük kentlere gitmeleri gerektiğinde de ağlaşarak Selendi halkından ayrılabilmişlerdir. Hatta fiziken ayrılsalar bile Selendi’li komşularıyla görüşmeye devam etmişlerdir.
Kurban Bayramları’nda roman vatandaşlarımız kurban etinden bir parça istediklerinde el açan roman vatandaşlarımız eli boş gönderilmemeye çalışılmıştır. Kendi çocuklarının giysilerinden roman vatandaşlarımızın çocuklarına giysiler verilerek giysiler bile paylaşılmıştır. Çocukluğumdan hafızamda kalan hatıralar hala canlıdır: İlçeye yeni memur atandığında veya yeni komşu taşındığında ırkına, kimliğine, mevkisine bakmadan mahalleli toplanır, eşyaların yerleştirilmesine yardım ederlerdi. Komşunun biri çay yapar, bir diğeri börek açar, bir başkası pasta yapar ve bunlar yeni gelen komşu ile paylaşılırdı. Akşama “henüz evi yerleşmedi” diye komşular yeni komşularını ev hazır olana kadar yemeğe alırdı, misafir ederlerdi. Türk misafirperverliğinin en iyisi icra edilirdi.
Selendi halkı kendisine taş atan topluluğa bile iyi dualar yapan peygamberimizi aklından hiç çıkarmaz. Her vatandaşın Allah’ın bir kulu olduğunu bilir. Nerede doğacağımızın, hangi ırktan olacağımızın bizim elimizde olmadığını, her kulun Allah’ın bir mucizesi olarak dünyaya geldiğini gayet iyi bilir. Onun içindir ki Selendi’ye her gelen insanın da kendisini “dünyanın en değerli insanı” gibi hissetmesini sağlar.
Bugün geldiğimiz noktada Selendi halkının hak etmediği ithamlara maruz kaldığı açıktır. Yaşanan kişisel olayları Selendi halkının manevi linçine dönüştürenler Selendi halkından özür dilemelidirler. Bu küçük ilçede yaşayan, duyguları saf ve temiz, insancıl yönü yüksek, geleneklerine bağlı, misafirine en iyiyi sunmaya çalışan, en iyi yiyeceklerini misafirine ikram eden, en iyi yataklarını misafirlerine seren Selendi halkı bir özrü çoktan hak etmiştir. Kişisel bazı olaylar toplumda kargaşa yaratmak için kullanılmamalıdır. Bazı kötü emeller için iyiler feda edilmemelidir. Sapla saman karıştırılmamalıdır.
12.01.2010
Doç. Dr. Şaban GÜRCAN
|