Yazarlar
Şaban Gürcan
Bir damla insan
Bir damla insan |
|
|
|
| Salı, 22 Mayıs 2007 | |
|
Ülkemizin insanlarının olaylar karşısında hep yakındıkları, bir şeylerin düzelmesi gerektiğini söylediklerine mutlaka şahit olmuşuzdur. Ama bu yakınmaları yapan kişiye “Sen bu yanlış olanın düzelmesi için ne yaptın?” dediğimizde de “Ben tek başıma ne yapabilirim ki?” diye kendini savunmasına hiç şaşırmayız. Ne zaman ki bireysel olarak üzerimize düşeni yapmaya başlarsak, gücümüzün yettiği kadarını yaparsak, işte o zaman başkalarının istediği gibi değil kendi istediğimiz gibi bir yaşam sürebiliriz. “Monte Kristo Kontu” filminde zindana atılan filmin kahramanının yıllarca sonra kazdığı tünelle yanlışlıkla kendi hücresine gelen bir yaşlı adamla tanışmasıyla hayatının nasıl değiştiğini seyretmiştim. Yaşlı adam yıllarca yemek kaşığı ile toprağı kazmış, çıkan toprağı dışkı kabına karıştırarak gizlemeyi ve dışarıya atılmasını başarabilmiş ancak yanlış yöne doğru kazdığından filmin kahramanının hücresine çıkmıştı. Bir kaşıkla, günde birkaç yüz gram toprak kazarak zindan dışına nasıl çıkabilirim diye düşünmemişti. Bu işe hücre arkadaşını da “Yapacak daha önemli bir işin yoksa sen de kazmaya başla!” diye ikna ederek kazma işlemine devam etmişlerdi. Kurtulma ümidi filmin kahramanına eskiden yaşadığı duygusal bunalımlar yerine ayrı bir güç de vermeye başlamıştı. Sonunda filmin kahramanı zindandan kurtulmuştu. Kurtuluş Savaşı’mızda Atatürk tüm yurtta ümitsizlik hakimken yurdun kurtulabileceğine inanmış ve elinden geleni yapmak için yola çıkmıştı. Bir çok zorluklarla mücadele ederek milletimizi de vatanın düşmandan temizlenebileceğine ikna etmiş, sonrasında yokluklar içinde kurduğu derme-çatma orduyla ama yüksek bir inançla, dünyanın en ileri teknolojisini kullanan orduları yenmişti. Atatürk “Ben tek başıma ne yapabilirim ki?” deseydi şu anda belki de bir vatana sahip olmayacaktık. Günümüzde de bizi daha önce başkalarının yaşadığı “kendisini olaylar karşısında çaresiz hissetme” duygusunu bir çoğumuz yaşamaktayız. Vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını kaybetme süreci, dünyanın gittikçe daha yaşanılmaz bir hal alması, küresel ısınma, sel baskınları, her akşam haberlerde savaş, kan, bombalama ve şehit haberleri bizde aynı duyguları uyandırmaktadır. Bu durum karşısında çaresizliğimizden ve güçsüzlüğümüzden yakınacağımıza bir yerden çare olabilecek eylemlere başlamak, küçük de olsa durumu iyileştirici eylemlerde bulunmak hiç de yapılamaz bir şey değildir. Unutmamak gerekir ki tüm bu olumsuz olayların başlangıcında da bireyler rol almıştır ve o zamanlar küçük görünen bu etkiler aynı süreçte rol oynayanlar artınca bu hale gelmiştir. Neden tersini gerçekleştirmek, olumsuzlukları ortadan kaldırmak mümkün olmasın! Tek başına yağmur damlalarının bir etkisi yoktur. Ancak bir araya geldiklerinde coşkun nehirler ve göller oluştururlar. Atalarımız çok güzel ifade etmişler: “Damlaya damlaya göl olur.” 22.05.2007 Doç.Dr. Şaban GÜRCAN |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Toplam Üyeler | 1829 | |
| Aktif Üyeler | 1823 | |
| Pasif Uyeler | 6 |