Yazarlar
Oktay Akyüz
GENÇLİK ÇAĞI VE SORUNLARI
GENÇLİK ÇAĞI VE SORUNLARI |
|
|
|
| Cumartesi, 02 Ağustos 2008 | |
|
Ruhsal
Özellikler:
12-21 yaşları arasında geçirilen, halk
arasında delikanlılık denen çağın batıdaki adı "Adolescence" dir. Bu
sözcük büyüme dönemini tek sözcükle ifade edebilecek bir özetidir.
İlgileri artmış gelgeç hevesleri
çoğalmıştır. Başkaları tarafından nasıl görüldüğünü merak eder. Dinlediği müzik,
beğendiği sanat etkinlikleri değişiktir. Uzun uzun düşler kurar. Hatıra defteri
tutmaya başlar. Şiir, öykü yazmaya özenir. Yazdıklarında gizliliğe dikkat eder.
Kulaktan dolma ödünç alınmış fikirleri
savunur. Büyükleri ile tartışır. Anne babasına karşıt düşünceler ileri sürmeye
dikkat eder. Karşı çıkmış olmak için karşı çıkar.
Bu dönem için çelişkili duyuş ve davranış özellikleri olağan
sayılır. Bazı gençler çalkantıyı daha az yoğunlukta yaşayıp çabucak uyum
sağlarlar. Bazıları ise ileri derecede uyumsuzluklar gösterip bu tür
davranışlarda ileri yaşlarda da bulunabilirler. Yinede bu tür davranışların
görüldüğü yaşlar 13-15 ilk gençlik yıllarıdır.
Döneme bakıldığında gencin içinde bulunduğu
durum kolaylıkla anlaşılabilir. Aniden hızlanan büyüme genci zamansız
yakalamıştır. Cinsel dürtüler hissedilmekle birlikte ergen tam anlamı ile hazır
değildir. Ana baba ve çevre gence yetişkin gözü ile bakıp ona göre davranış
bekledikleri gibi, "daha sen çocuksun" ifadesi ile onu
şaşırtabilirler. Çünkü genç büyümek için sabırsızlanmakta ise de bir türlü
çocuksu davranışlardan kurtulamamaktadır.
Ergenlik döneminde genç yeni arayışlar
içindedir. Bu arayışların ilki ve en önemlisi kimlik arayışıdır. İşe ilk önce
ana babasını görmezlikten gelmekle başlar. Çocukluk yaşlarında nerede ise
tanrılaştırdığı babanın fikirleri eskisi gibi ilginç değildir. Gücü kuvveti
önemsenecek gibi değildir. Çok az şey bilir. Ancak bu duygular ergenliğin sona
ermesi ile kaybolur. Genç ana babasını gerçekçi duygularla değerlendirmeğe
başlar.
Yeni bir kişilik bağımsız olmakla
şekilleneceğinden genç bağımsız olmaya büyük önem verir. Evden kopar,
çevresinden uzaklaştırdığı ana-babasının boşluğunu doldurmak için yeni
ilişkilere yönelir. Bir genç için dolup taşan enerjisini en iyi değerlendirme
yolu spordur. Genç hem spor yapar hem de kendisini yaşıtları ile karşılaştırma
fırsatı bulur. Yaşıtlarının da benzer problemlerinin olması gençler arasında
gruplaşmalara yol açar. Bir grup içinde olmak gence güven verir. Onaylamasa
bile grubun bazı davranışlarına katılır. Gençler için en büyük tehlike içinde
bulunduğu grubun kötüye kullanılmasıdır. Bu konuda ana babaya düşen görev genci
evde fazla sınırlamamak olmalıdır. Çünkü bunalan genç dışarıda daha etkin
arkadaşlarının peşinden gidebilir. Evinde kabul gören delikanlı zamanla
ailesine daha kolay bağlanır.
Gençlik çağı beğenilerin, özenmelerin,
tutkuların, hayranlıkların çok olduğu bir dönemdir. Ergenler bir yandan
bağımsızlıklarını kazanmaya çalışırken bir yandan da benzeyecekleri örnekler
ararlar. Modellerinin meziyetleri kadar kusurları da örneklenir. Ancak model
sık sık değiştirilebilir, her örnekten alınan bir yan gencin kişiliğine bir
ilave yapar. Bu nevi denemeler ergenlik sonuna kadar sürer.
Çalkantılı bir dönem olarak anlattığımız
ergenlik hep uyumsuz davranışlarla dolu değildir. Olumlu duyuş ve düşünüşler de
bu dönemin özelliğidir. Örnek olarak genç soyut düşünme, yaşanmamış olguları
sembollerle ifade etme yetisini kuvvetlendirmiştir. Her şeye olur olmaz karşı
çıkarken eleştiri ve yorumlara yönelir. Her şeyi bir anda düzeltecek kolay
çözümler arar. Bunun için çabuk kandırılabilir. Sonuçta kendisi ve toplum için
zararlı olacak davranışlarda bulunması en büyük tehlikedir.
Ruhsal
Problemler:
Ergenlik döneminde ruhsal sorunların olması
bir dereceye kadar normaldir. Yapılan araştırmalar bu çağ gençlerinin %15'inin
uyum problemleri olduğunu ortaya koymuştur. Söz konusu uyumsuzluklar bu dönem
davranışlarının aşırıya götürülmesi ile ortaya çıkar. Örnek olarak bağımsızlık
isteği gencin ailesinden kopması ile sonuçlanabilir.
Evinde uyumsuz olan genç bu uyumsuzluğunu okula da yansıtır.
Derslere ilgisi azalır, başarısı düşer. Hep bağırır çağırır, kırar döker. Bu
davranışları art niyetli önderler vasıtası ile saptırılıp hırsızlığa, zararlı
eyleme, toplum suçlarına yöneltilebilir. Gençler toplum kurallarını hiçe sayıp
kural dışı yaşamak isterler. Kız erkek ilişkilerinde aşırı serbestliğe
yönelirler. Bazıları için dönemin bir çeşnisi olabilecek davranışlar bazıları
için devamlı bir tutku halini alır.
Ailesi ve çevresi ile çatışmaya düşen genç
aşırı baskılar altında bunalır. Sonuçta kendisine yönelen kötü bir söz veya
davranış intihar girişimine neden olabilir. İntihar girişimi gencin mutlaka
depresyon içinde olduğunu göstermez. Ancak girişim tekrarlanırsa yoğun bir ruhsal
çöküntü olasılığını arttırabilir.
Bazı gençler topluma karışıp
bağımsızlıklarını elde etmek yerine, çeşitli nedenlerden dolayı, içe
kapanırlar. Yetenekli olanlar yeteneklerini geliştirip yaratıcı olabilirler.
Bazı gençler de cinsel kimlik kazanmakta zorluk
çekerler. Bu zorluk geçici olabileceği gibi kalıcı cinsel problemlere neden
olabilir. Örneğin kendi cinsine yönelip karşı cinse ilgi duymayabilirler.
Suça
yönelen gençler:
Dünyada yapılan
araştırmalarda 18 yaşından önce işlenen suçların artıp yaygınlaştığı
gözlenmiştir. Öyle ki işlenen suç nüfusu artan genç sayısını geçmektedir.
Ayrıca suça yönelme yaşı gittikçe düştüğü gibi bireysel suçların yerini toplu
suçlar almaktadır. Suç çeşitleri ülkeden ülkeye değişmektedir. Toplumdaki ve
değer yargılarındaki hızlı değişme ve gelişmeler, siyasal çalkantılar,
toplumdaki eşitsizlikler gençlerin suça yönelmelerine neden olmaktadır.
Son yıllarda ülkemizde suçlu çocuk
sayısının arttığını söylemek yanıltıcı olmaz. Neticede geleceği konusunda
kuşkuya düşen genç suça yönelmektedir.
Gençlerin suça yönelmelerinde aile içi sorunlar da bu konuda
önemli bir neden olarak karşımıza çıkar. Aile baskısı ile bunalan gençler daha
çok adi suçlara yönelmeleri kolay olmaktadır. İçlerindeki saldırganlık
dürtülerini bir amaca yöneltmiş olmak bir bakıma suçluluk duygusunun azalmasına
neden olmaktadır.
Suçlu çocukların çıktığı aileler
incelendiğinde bu aileler genellikle ekonomik bakımdan yetersiz ve çok
çocukludur. Çocuklar üzerinde ya çok baskılı, dayağa bağlı bir denetim vardır
ya da tamamen çocuğa karşı ilgisizdirler. Ailenin durumu ne olursa olsun temel
yıkıcılık anne sevgisinin olmayışından kaynaklanmaktadır. Her şeye rağmen anne
sevgisi ile yetişen gençler bir bocalama devresinden sonra olumlu davranışlara
yönelmektedirler.
Ekonomik durumu yerinde olan ailelerden de
suçlu çocuk çıkar. Ancak bunlar çok az sayıdadır. Problemli çocuğun bir suçtan
ceza görmesi suçluluğun artmasına zemin hazırlar.
Ailede sevgi bağı bu konuda oldukça
isabetli fikir verir. Öyle ki uyumlu ve dengeli gibi görünen ailelerde sürekli
kavgalar, ana babanın aksayan yönleri çocuğu suça iterse de sevecen bir annenin
çocuğu uyumsuz gibi görünüp okulda başarısız olsa da suça yönelmez.
Birçok batılı ülkelerde çocuk
mahkemelerinde çocuğun yargılanmasına değil, gencin haklarına, durumun gözden
geçirilmesine öncelik verilir. Gence suçunu ödetmek yerine, toplumun gence olan
borcunu ödetmek düşüncesi ön plana geçmiştir.
Kuşaklar
arası çatışma:
Yetişkinlerin gençlerden şikayet etmeleri yeni bir olay
değildir. Her devirde yetişkinler, gençleri saygısız, aceleci, güvenilmez,
tembel olarak nitelemişler, gelecekte kendi görevlerini onlara nasıl
devredecekleri konusundaki tereddütlerini belirtmişlerdir. Buna karşılık
gençler, yetişkinleri geri kafalı, girişimsiz, çağa uymayan kişiler olarak
görmüşlerdir. Gençler, yetişkinliği bilmemekle birlikte yetişkinler dünkü
çatışmalarını çabuk unutmuş görünürler.
Bilim ve teknolojinin çağımızda hızlı
gelişmesi sonucu her iki kuşak arasında aslında var olan ayrılık, gittikçe
büyüdü, yeni boyutlar kazandı.
Çocuklar çağları gereği bağımsızlık
isteklerini yerine getirmeye aile büyüklerinin değer yargılarını hiçe saymaktan
başlarlar. Kendilerine söz hakkı veren hakçasına bir düzen belirgin
ideolojilerdir. Aile düzenini düzeltmeyen genç, toplumsal düzeni değiştirmeye
yönelir.
Gençteki yenilik isteği her zaman kötü
davranışlarla sonuçlanmaz. Yeni bir kimlik arayışı içinde olan genç yeni ve
değişik isteği ile orijinalliklere yönelir. Bazen garip duruma düşebilir ama
bazen de yeni akımların, ekollerin yaratıcısı olur. Çünkü yeniyi deneme istek
ve cesareti onun en önemli özelliğidir.
Oysa kent yaşamında bile ana babalar
çocuklarının bağımsızlık isteklerini bilerek veya bilmeyerek köstekleyip bundan
kıvanç duyarlar. Fakat yetişkinlik yaşamında beceriksizleşen evlatlarına
şaşkınlıkla bakmalarını anlamak güçtür.
SONUÇ
OLARAK:
Gençlik ve yetişkinlik insan yaşantısında
birbirini takip eden iki dönemdir. Yetişkinler coşkunluğun ateşini gençlerden,
gençler davranışlardaki bilgiyi yetişkinlerden alabilirler. Bu sağlam bir
iletişimle mümkün olur. Bu iletişimi sağlamak yetişkinlere düşer.
Aşırı baskı ve ceza çözüme yaramadığı gibi
umursamazlık da tutulacak yol değildir. Gencin bütün isteklerine tepkisinden
çekinerek boyun eğmek; iki de bir tokat atmak kadar zararlıdır. En iyisi
karşılıklı konuşarak problemi ortaya koyup çözümlemektir. Gerektiğinde ana babası ile bir arkadaş gibi dertleşen genç daha
sağlıklı olur. |
| Sonraki > |
|---|
| Toplam Üyeler | 1852 | |
| Aktif Üyeler | 1836 | |
| Pasif Uyeler | 16 |