Yazarlar
Konuk Yazar
EMİŞ ABLANIN KRİZANTEMLERİ
EMİŞ ABLANIN KRİZANTEMLERİ |
|
|
|
| Perşembe, 25 Ekim 2007 | |
|
Faruk Nafiz Çamlıbel Münzevi adlı şiirinde bir sonbahar akşamını dile getirir. Kıyıda gamlı bir heykel gibi yalnızlığını bir zehir gibi yudum yudum içer. Bu güz mevsiminde kimsesizliğini hasta ruhuyla beraber yerlerde çürüyen, rüzgarın önünde sürüklenen gazellerin arasına karıştırır. Ben de bu bayramda başkentte Faruk Nafiz kadar bedbin olmasam da sonbaharı yaşadım, hissettim. Duygusal erozyonun içinde dostlarıma tutundum, bir parkta bir bankın üzerinde telefon elimde dostlarla büyük ağabey, ablalarla bayramlaştım. Hava üşütecek kadar serin, akşamdan yağmur yağdı. mevsimi inleten reng in bütün tonlarını görebiliyorum. Yerden, yerden değil, oturduğum bankın üzerine düşen kuru yaprağı aldım. Islanmış, sonra kurumuş bir kağıdı yırtar gibi yırttım. Elimdeki kuru yaprağı damar damar yırttım. Belki de bu serin, sarı renkli ölüm kokan havada aşkların kokusunun sindiği baharda ona ait şeyleri kaybedişimin hüznünü yaşadım. İnişli çıkışlı peyzajlı, çimli, ağaçlarla kaplı bir parkta sonbaharı gördüm, hissettim. Dökülen kuru sarı yapraklardan çimler görünemeyecek derecede. Onların yağmurda ıslanmış kokusunda vefa duyamadım. Çareyi telefonla uzaktaki dostlarla bayramlaşmada buldum. Bir müddet sonra o da içimdeki yalnızlığı karamsarlığı dindirmedi. Hassaslığımın arttığı böyle bir anda artmış bir merakla ağaçlarda henüz yere düşmemiş, kenar uçları yanık bir kağıdı andıran ortası daha yeşil yapraklara bakarak uzun uzun dalmışım. İnsan baharda tazecik olan bu yaprakları gördükçe hep mahvolan bu güzellikler nedir, niçindir? Demek ihtiyacını duydum. Gökyüzünün yorgunluğu toprağa, ağaçlara, otlara sinmiş. Rüzgar ruhumun derinliklerine tellallık yapıyor. Ben şahinden kaçan bir serçe gibi helecanlı bir kelebek mutluluğunda gönlümün tepelerinde bahar çiçeklerinde polen aradım. Hatıraların gölgesinde sonbaharı yaşamak beni dinginleştirdi. Bayramın coşkusundan mıdır nedir gönlüm genişliyor, bütün kainatı, suları, ayı, gökleri kucaklıyor. Etrafımda hep aynı tahassüsle meyillenmiş gönüller yok, yalnızım. Beşeriyetin tezahürü olsa gerek duyuş ve sezişlerimi bir arkadaşımla paylaşmak lezzetinden mahrumiyeti, gönlümü acılaştırdı. Ah şimdi Aydın la Sıtkı dan biri burada olsaydı, deyip iç geçirdim. Parkın yollarında avare gezindim durdum. Telefonla da olsa hissiyatımı Aydın la paylaştım. Önceki zamanlarda saatlarca baş başa kaldığımız demleri deli gönüllerimiz heceledi. Bir saate yakın Aydın la bayram vesilesi ile sohbet ettik. Sonbahardan kaçmıyorum. Önceki zamanlardaki kaçışlarım yakalayamayışlarım, ha bunun böyle olması gerekiyormuş dediğim, bir daha o anı yaşayabilir miyim dediğim duygular hayaller düşünceler güneşin guruba yaklaştığı demde ıslak serin sonbahar kokusu içinde peşimi bırakmayan duygular hayaller düşünceler& Sonra krizantemlerim& Yağan yağmurun esen rüzgarın da etkisiyle mahvoluşun resmi içerisinde on sekiz kiloluk tenekelerde sarı mor yağmurda ıslanmışlığın canlılığında mütevazı arzulu bakışın bütün istekliliği ile krizantem çiçeklerim zihnimde canlandı. Krizantem çiçeklerim!.. Onların yeşil yapraklarının üstündeki kadife narinlikleri zıtlıklar koridorunda hep yanımda olurlar. Krizantemlerim benim& Dal yapraklarında çiçek yapraklarında yağan yağmurdan arta kalan damlacıklar& O damlacıklarda yeşil sarı mor yansımalar& Bu günlerde Krizantemlerim hayalimi meşgul ediyor. Ölen bir tabiatta onların sarışın mor ıslak bakışları içimdeki bahar kıvılcımlarını ateşliyor, bahardan kalma huyları harekete geçiriyor. Krizantemler bu günlerde katmer katmer açtılar ya da açacaklar kışa kadar. Parklarda hiç rastlamadım. Ben onları köy evinde bir çıkartmaya dizilmiş 18 kiloluk zeytinyağı tenekelerinde grup halinde çiçek açışlarıyla hatırlarım. Çocukluğumda İbiş Amca nın evinde abdestliğin yanındaydı onların yerleri. Müsait şekliyle bir kapak tahtası uzatılmıştı. Üzerine sıra sıra zeytinyağı ya da başka tenekeler konmuştu. Onlar krizantemlerdi, sonbaharda açarlar, kışın üzerlerine kar sepelerdi de onları ayaz vurmazdı. Emiş Ablamın krizantemleri& Emiş Abla bizim eve, ablamlara uğrardı. Kulağında çekisinin hizasında genelde mor renkli bir çiçek sokulu olurdu. Krizantem çiçeği& Gözleri şehla idi Emiş Ablamın. Şahin bakışlıydı. Geçtiğimiz yaz gördüm, hiç değişmemiş bakışları,yine aynıydı. Krizantemleri gibiydi. Canlı, ışıl ışıl Elli küsür yaşında olmasına rağmen gözlerindeki parlaklık hiç gitmemiş Emiş Ablanın. Geçtiğimiz yaz yeğenin düğünü vesilesiyle görüştük, fotoğraf çektirdik. Emiş Ablanın Güler yüzlülüğünü, şirinliğini güzelliğini evde kızken çıkartmadaki krizantemlerine bağlıyorum. Emiş Ablamlar 6 kardeş. Diğer kardeşleri ile bir sıcak diyaloğum yok. Emiş Ablayla sohbetin ayrı bir yeri var. Yine evinde krizantemleri var mı acaba? Hayat gailesi maişet derdi krizantem çiçekleri ile arasını açtı mı? Bilmiyorum, sormadım. Bildiğim, gelin olup gittiği Sarnıç köyünde herkesin sevdiğini saydığını biliyorum. İnsanlara hayatın kaynağı olmuş. Eminim evinde yine kapak tahtasının üzerine sıralanmış zeytinyağı tenekelerinde krizantemleri vardır. İşte bayramda o avare dolaştığım, dostlarla bayramlaştığım o parkta emiş Ablanın krizantemleri, can çekişen ölmüş bir tabiatın ortasında sıra sıra zeytinyağı tenekelerinde yağmurda ıslanmış ya da üzerlerine kar sepelemiş ; ama yine de tazeliğini kaybetmemiş halleriyle renkli renkli bana bakıyorlardı. Ben de onlara Ben Her Eylül O Parkta şarkısını söyledim. Ben her eylül o parkta O çamların altında Ne hayaller kurardım Sanki varsın yanımda O günleri yılları Hasretle anıyorum Nar tanem, bir tanem& Pişmanım yanıyorum. Bilmedik kıymetini O mutlu günlerin Heder ettik her şeyi Her şeyi biz kendimiz O günleri yılları Hasretle anıyorum Nar tanem, bir tanem& Pişmanım yanıyorum. MEHMET ÖZCAN |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Toplam Üyeler | 1852 | |
| Aktif Üyeler | 1836 | |
| Pasif Uyeler | 16 |