|
yılmaztuna
|
Yaratılış gayesinin Allah’a kulluk, kulluğun esasının da marifet (Allah’ı bilme) ve ibadet (Allah’a kulluk etme) olduğunu bilmek.. Marifet ve ibadetten maksadın, Allah’a yakınlaşmak (kurbiyet kesbetmek), bunun da nihaî hedefinin vuslat olduğu unutulmamalıdır. Tasavvufta hedef vuslattır. Vuslat mücerret manasıyla Allah’a kavuşmaktır. Allah’a kavuşmak en genel anlamıyla ölümle olmaktadır. Bu mânâda herkes, her insan Allah’a kavuşacaktır. “Her nefis ölümü tadacaktır.” ve “Biz Allah’tan geldik, tekrar O’na döneceğiz.” hükümleri bunu anlatmaktadır. Ancak Allah’a her dönüş vuslat değildir. Vuslat, insanın kendi ihtiyarıyla Allah’a yönelerek O’na yaklaşıp O’nun rızasına ulaşmasıdır. Böylece yakîn hali elde edilir, teslimiyet mantığı zirveye ulaşır. İnsan, Allah ile yakınlık kazanır, mutmain olur, saadete erer. Bu hal henüz dünyada iken yaşanır ve bu hale mücahede ve mücadele sonucunda ulaşılır. Vuslat insan için en ulvî ve mesut edici bir hedeftir. Her insana nasip olmayan bir lütf–u ilahîdir. Vuslatın mânâsını ve vuslat ile zikrin yakın ilgisini anlayabilmek için dört önemli kavramı tahlil etmek gerekir. Bunlar ‘marifet’, ‘muhabbet’, ‘rıza’ ve ‘yakîn’dir. Bu kavramlar değişik cihetlerle vuslata gidişi ve vuslat ile zikrin münasebetini vurgularlar. Esasen bunlar vuslat yolunun hal, makam, mertebe yahut konaklarıdır. Bu kavramların özetle de olsa tahlili, hem vuslatın mânâsını, hem kulluğun esasını ve hem de bütün bunlar için zikrin hayatî ehemmiyetini ortaya koyacaktır.
|