Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt



+ ...:::Selendi Forum:::... » ENTELLEKTÜEL BOARD » Tarih Bölümü
 TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)


Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)  (Okunma Sayısı 1030 defa) Seçenekler Arama
« : Ocak 13, 2007, 11:17:52 ÖS »
slandoss
Üye Bilgileri Selendili
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3457


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

TÜRKLERİN ASALETİ
Şimdi size anlatacağım olay yaşanmış bir olaydır. Bu olayın kahramanı ise hala yaşıyor. Bir Doktor.

Ben okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Türk olduğum için bir kere daha gurur duydum.
Dünyadaki diğer ülkeler tarafından istilacı millet diye anılan Türk milletinin asaleti bu olayla bir kere daha gözler önüne seriliyor. Çanakkale Zaferinin yıldönümüne az kaldı. Aslında o tarihte yazmayı düşündüm ilk önce. Sonra vazgeçtim. Belki o zamana kadar birilerine kaynak olabilir araştırmalarında diye erken aktarmak istedim.

Çanakkale zaferlerinde bu ve bunun gibi birçok olayı okumak bilmek mümkün. Bu sadece onlardan bir tanesi. Bu savaşın dünya tarihindeki önemini ise tek bir cümleyle anlatmak gerekirse, bir milletin, Türk milletinin, Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde emperyalizme karşı kazandığı zaferdir demek yeterli olacak bana göre. İşte dış güçlerinde hazmedemediği budur. O günden bugüne değişen bir şey olmamıştır. En korktukları millet Türk milletidir. Ömür boyuda korkmaya, bu devleti yıkmak için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerdir. Bunun açık nedenini işte aşağıdaki hikâyede bulacaksınız.

1957 Yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nden mezun olup ihtisas yapmak üzere ABD'ye giden Doktor Ömer Muşluoğlu, görev yaptığı hastanede başından geçen çok enteresan bir hadiseyi şöyle anlatmaktadır:

Amerika 'ya gittiğim ilk yıllar. New York’ta, Medical Center Hospital' da görev almıştım. Fakat vazifem kan almak, kan vermek, serum takmak, elektrokardiyografi çekmek gibi işler.. Hastaya o kadar önem veriyorlar ki yeni doktorlar hemen direkt olarak hasta muayenesine, tedavisine verilmiyor. Diğer zamanlarda da laboratuvarda çalışıyorum. Bir hastaya gittim. Yaşlıca bir adam, tahminen yetmiş beş yaşlarında.


—Kan vereceğim kolunuzu açar mısınız? Dedim.

Adamcağız kanserdi ve aynı zamanda kansızdı. Kolunu açtım, baktım pazusunda bir Türk bayrağı dövmesi var. Çok ilgimi çekti, kendisine sormadan edemedim:

-Siz Türk müsünüz?
—Kaşlarını yukarıya kaldırarak "hayır" manasına bir işaret yaptı.
—Ama ben hala merak ediyorum. "Peki, bu kolunuzdaki Türk bayrağı nedir?"
-"Aldırma öylesine bir şey işte" dedi.

Ben yine ısrarla: "Fakat benim için bu çok önemli, çünkü bu benim milletimin bayrağı, benim bayrağım..."

Bu söz üzerine gözlerini açtı. Derin derin yüzüme baktı ve mırıltı halinde sordu:

-Siz Türk müsünüz?
—Evet Türk'üm.

İhtiyar gözlerime tanıdık bir göz arıyor gibi baktı. Anlatmaya başladı:

"Yıl 1915. Çanakkale diye bir yer var Türkiye'de. Orada savaşmak üzere bütün Hıristiyan devletlerden asker topluyorlardı.
Ben, Avustralya Anzaklarındandım. İngilizler bizi toplayıp dediler ki: 'Barbar Türkler Hıristiyan dünyasını yakıp yıkacaklar. Bütün dünya o barbarlara karşı cephe açmış durumda. Birlik olup üzerine gideceğiz. Bu savaş çok önemlidir. ' Biz de inandık sözlerine ve savaşmak isteyenler arasına katıldık.
Beynimizi yıkayan İngilizler Türklere karşı topladığı askerlerin tamamını Çanakkale'ye sevk ediyormuş. Bizi gemilere doldurup Mısır'a getirdiler, orada birkaç ay talim gördük, sonra da bizi alıp Çanakkale'ye getirdiler. Savaşın şiddetini ben ilk orada gördüm. Öyle ki denize düşen gülleler suları metrelerce yukarı fışkırtıyor, gökyüzünde havai fişekler geceyi gündüze çeviriyordu.

Her taarruzda bizden de Türklerden de yüzlerce insan hayatının baharında can veriyordu. Fakat biz hepimiz Türklerdeki gayret ve cesareti gördükçe şaşırıyorduk. Teknolojik yönden çok çok üstün olduğumuz gibi sayı bakımından da fazlaydık. Peki, onlara bu cesaret ve kuvveti veren şey neydi? İlk başlarda zannediyordum ki İngilizlerin bize anlattığı gibi Türkler barbarlıktan böyle saldırıyorlar. Meğer bu barbarlıktan değil, kalplerindeki vatan sevgisinden kaynaklanıyormuş. Biz karaya çıktık. Taarruz edeceğiz, bizi püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz, bizi gene püskürtüyorlar. Tekrar taarruz ediyoruz. Derken böyle bir taarruzda başımdan yediğim bir dipçik darbesiyle kendimden geçmişim.

Gözlerimi açtığımda kendimi yabancı insanların arasında buldum. Nasıl korktuğumu anlatamam. İngilizler bize Türkleri barbar, vahşi kimseler olarak tanıttı ya... Ama dikkat ettim, bana hiç de öfkeli bakmıyorlar, yaralarımı sarmışlar. İyice kendime gelince bu defa çantalarında bulunan yiyeceklerden ikram ettiler bana.

İyi biliyorum ki onların yiyecekleri çok çok azdı. Bu haldeyken bile kendileri yemeyip bana ikram ediyorlardı. Şoke oldum doğrusu. Dedim ki kendi kendime:

-Bu adamlar isteseler şu anda beni öldürürler, ama öldürmüyorlar... Veyahut isteseler önceden öldürebilirlerdi. Hâlbuki beni cephenin gerisine götürdüler. Biz esirlere misafir gibi davranıyorlardı.

Bu duygularla

—Yazıklar olsun bana! Böyle asil insanlarla ben niye savaşıyorum, niye savaşmaya gelmişim?
Bu İngiliz milleti ne yalancıymış, ne kadar Türk düşmanıymış! diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyor ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce.
Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette Türk milletini ömür boyu unutmamak için koluma bu Türk bayrağı dövmesini yaptırdım. Bu bayrağın esrarı bu işte.

Benim gözlerim dolu dolu ihtiyara bakarken o devam etti:

Talihin cilvesine bakın ki, o zaman ölmek üzere iken yaralarımı iyileştirerek, sıhhate kavuşmama çaba sarf eden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi bir yerde yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf eden bir Türk...

Ne garip değil mi? Avustralya 'dan Amerika'ya gelirken bir Türk ile karşılaşacağımı hiç tahmin etmezdim. Siz Türkler gerçekten çok merhametli insanlarsınız. Bizi hep kandırmışlar, buna bütün kalbimle inanıyorum.

Peşinden nemli gözlerle
—Bana adınızı söyler misiniz?" dedi.
—Ömer" cevabını verdim. Merakla tekrar sordu:
—Peki, niçin Ömer ismini vermişler sana?
—Babam Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş."
—Senin adın Müslüman adı mı?
—Evet, Müslüman adı deyince yüzüme baktı, doğrulmak istedi. Onun yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:
—Senin adın güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Josef Miller idi, şimdiden sonra "Anzaklı Ömer" olsun.
—Olsun dedim.
—Peki, doktor beni Müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu ?"

Şaşırdım, nasıl da birdenbire Müslüman olmaya karar vermişti. Meğer o bunu hep düşünüyormuş da kimseyle konuşup soramadığı için gerçekleştirememiş..

—Tabii dedim. "Müslüman olmak çok kolay." Sonra kendisine imanın ve İslam’ın şartlarını anlattım, kabul etti. Hem kelime-i şahadet getiriyor, hem de ağlıyordu..

Mırıldandı:

—Siz Müslümanlar tespih çekersiniz, bana da bir tespih bulsan da ben de yattığım yerden tespih çekerek Allah'ımı ansam olur mu? Bu sözden de anladım ki dedelerimiz savaş esnasında Hakk'ı zikretmeyi ihmal etmiyormuş. Hemen bir tespih bulup kendisine getirdim. Hasta yatağında tespih çekiyor, biz de tedavisiyle ilgileniyorduk. Bir gün yanına gittiğimde samimi bir şekilde rica etti.

—Beni yalnız bırakma olur mu?

—Ne gibi Ömer amca?

—Ara sıra gel de bana İslamiyeti anlat! Sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor."

O günden sonra her gün yanına gittim, bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu. Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum, hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum;

-Doktor Ömer, lütfen 217 numaralı odaya gelin!

Hemen yukarı çıktım.

Ömer amcanın odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:

Sağ elinde tespih, açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı, göğsünde imanı ile koskoca Anzaklı Ömer son anlarını yaşıyordu. Hemen başucuna oturdum, kendisine kelime-i şahadet söylettirdim, o şekilde kucağımda teslim-i ruh etti...

Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa Müslüman Türk Milletine olan sevgisi sayesinde kendisine iman nasip olmuştu.

Ne yalan söyleyeyim, ağladım...

Saygılarımla.
(alinti)
Logged

www.manisaliyiz.com
 
yeni forumumuza tüm manisalıları bekliyoruz.
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)
« Posted on: Mayıs 25, 2012, 10:26:46 ÖÖ Â»

Logged
« Yanıtla #1 : Ocak 13, 2007, 11:19:00 ÖS »
slandoss
Üye Bilgileri Selendili
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3457


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

arkadslar 10 dakıkanızı ayırın mutlaka okuyun.
Logged

www.manisaliyiz.com
 
yeni forumumuza tüm manisalıları bekliyoruz.
« Yanıtla #2 : Ocak 13, 2007, 11:32:07 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

bizlerle paylaştıgın için teşekkürler emrah
Logged
« Yanıtla #3 : Ocak 14, 2007, 08:25:52 ÖS »
seyman
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4196


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

eyvallah emrah
Logged

Havaya bakar hava alırsın,
Toprağa bakar dua alırsın...
« Yanıtla #4 : Ocak 15, 2007, 08:51:33 ÖÖ »
since
sahip-ul edevat
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12011


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

tşk.ler emrah bu güzel paylaşımın için..
 
işte asil,vefakar,dürüst,samimi,sıcakkanlı Türk insanı...
birde bizleri barbar diye anlatırlar..
Logged

Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!

''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar
Sizden De Medeni!''

M.Akif ERSOY


 
« Yanıtla #5 : Mart 02, 2007, 03:09:14 ÖS »
slandoss
Üye Bilgileri Selendili
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3457


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

konu güncellendi.
Logged

www.manisaliyiz.com
 
yeni forumumuza tüm manisalıları bekliyoruz.
« Yanıtla #6 : Mart 02, 2007, 03:36:17 ÖS »
GÜL
Üye Bilgileri Selendili
***

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 211


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

Ne Yalan Söylyim Benimde Gözlerim Doldu.teşekkürler
Logged

Güllerim soldu kaldırımlarda/Gonca yüklü dallarıma ayaz vardu/Demlerim oldu son akşamlarda/Bir nefeslık duraklarda çiçek açtım.
« Yanıtla #7 : Mart 03, 2007, 01:53:24 ÖS »
Bahrierol
YAĞCI TARZAN
Üye Bilgileri Selendili
***

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 104


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

Kardeş Ellerine Sağlik. Devamini Bekleriz. Saygilar......
Logged

OPERATÖR
« Yanıtla #8 : Mart 05, 2007, 11:59:07 ÖÖ »
sezer
kafkaslı_selendi
Üye Bilgileri Selendili
***

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 126


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

saol yahya abi eline sağlık....
Logged

[FONT="Palatino Linotype"][SIZE="6"][COLOR="SlateGray"]
BU SENE ŞAMPİYON GÖRELİM SİZİ
ÖLMEDEN MEZAEA KOYMAYIN BİZİ
KORKUTMAZ BİZLERİ MUSALLA TAŞI
ÖLÜMÜNE SEWİYORUZ BİZ BEŞİKTAŞI
[/COLOR][/SIZE][/FONT]

[img]http://img381.imageshack.us/img381/807/nevzatkart001jk4gi3.gif[/im
« Yanıtla #9 : Mart 05, 2007, 12:27:06 ÖS »
slandoss
Üye Bilgileri Selendili
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3457


TÜRKLERİN ASALETİ(mutlaka okuyun)

Alıntı sahibi: sezer;65025
saol yahya abi eline sağlık....
yahya abi mi?Smiley
Logged

www.manisaliyiz.com
 
yeni forumumuza tüm manisalıları bekliyoruz.
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions