« : Mart 16, 2006, 09:03:15 ÖS » |
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Mart 16, 2006, 09:11:46 ÖS » |
slandoss
|
A ABA: Saygıdeğer, saygıya layık kişi. Bazı Türk boylarında “ana’’,’’abla’’ , bazılarında ise baba anlamında da kullanılmaktadır. ABADAN: 1- Cömert, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı ABAK: Temiz, iffetli, namuslu kişi ABAKA: Yakın akraba, amca çocuğu ABAKAN: Alicenap ABAKAY: 1- Yakın akraba, yeğen, amca çocuğu 2- Sibirya’da saygın ve sözü geçen hanımlara verilen bir unvan ABALA: Abla ABAR: (Avar): 1- Gösteriş, heybetlilik 2- Baş eğmez, dirençli ABAŞ: Hanım yürüyüşü (Küçük narin adım) ABAY: 1- Aydınlık, aydınlık verici 2- Hayret uyandıran, hayret verici ABAKIYMIŞ: Gönül kırıcı, can yakıcı ABÇAR-(Avşar): 1- İşin ehli kişi, iş bitirici 2- Uyumlu, itaatkar ABI: 1- Can, ruh 2- Soyluluk ABIÇ: Gönüllü ABIDAN: İçli, gönül insanı ABIK: İçli, gönüllü ABIKAN: Mec.Soylu ABIL: Gönüllü, İstekli ABINAK: Sakinleşmiş gönül rahatlığı içinde olan ABINÇ(Avunç): Avunç, teselli ABIŞ(Apış): Bacağın diz kapağından yukarısı ABIŞKA : İçten, içtenlikle çalışan ABIZ: Ruhsal, ruhlarla ilgili ABİKE: Alicenap, yüksek gönüllü ABİN: Mutlu, memnun, hoşnut ACAR: 1-Gayretli,Hareketli 2- Gözü pek, yırtıcı ACLAN: Açık,Açılan ACU-(Acı,Açığ): 1- Açık 2-Keskin, sert 3- Açı,aralık ACUN: Dünya, yeryüzü ACUNAL: birl. Acun/Al (Almak’tan) ACUNAY: birl. Acun/Ay/Mec.”Dünya güzeli” ACUNLUK: Dünya malı,dünyalık ACUNSUZ: Dünya malında gözü olmayan AÇA: 1- Toplum içinde saygınlığı olan kişi 2-Analık derecesinde saygıya layık hanım AÇAN: Açma eylemi içinde olan (Çiçek gibi) AÇIĞ: 1-Açık,dürüst 2- Bahşiş bey yada hanların verdiği bahşiş AÇIK: (Açığ) Büyük kardeş AÇIL: Açık, açılmış AÇUK: (Açık) İyi huylu,mülayim ADAK: 1-Söz,nişan 2-Bağış,sungu ADAL: Sadık, güvenilir ADALAN: Ünlü, şöhretli ADALDI: Ünlü ADALIR: Ünlü ADALMIŞ: Ünlü ADAN: Uygunluk, liyakat ADANIR: Ünlü ADANMIŞ: Adaklı,adak olmuş ADAR: Adama eyleminde bulunan ADAY: Memnunluk,hoşnutluk ABDAN: Ünlü ADBERİLGEN: Adına layık ve ününü hak etmiş kişi ADIKTI: Ünlü
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #2 : Mart 16, 2006, 09:12:21 ÖS » |
slandoss
|
B
BABAT:Cins, Tür BABRAK: Hızlı, çevik, atletik BABÜR: Kaplan cinsi, yırtıcı bir hayvan BACI: Kız kardeş BAÇAK: Bir çeşit zırh (Dize geçirilen bir zırh) BAÇMAN: Başlık, Tolga BADAN: Batan (Batmaktan...Güneşin batışı) BADUR: Batur, bagatur, kahraman BADURUK: (Badruk) 1- Sadık, güvenilir 2- Batur, kahraman BAGA: 1- Alt, küçük, küçük rütbeli yönetici 2- Boğa BAGATUR: Kahraman, Batur, Bahadır BAGAY: Afacan, yaramaz, ele avuca sığmaz BAGRI: Kararlılık, azim BAĞAM: Destek,arka, kuvvet BAĞAN: Anıt, abide BAĞATUR: Bagatur, batur, bahadır, kahraman BAĞDAŞUK: Uyumlu, ahenkli, uzlaşmacı BAĞDU: Işık, şua, ışın BAĞI: Büyü, efsun, bağlılık BAĞIM: Bağlı, bağlılık BAĞIMSIZ: Bağlı olmayan, özgür BAĞIR: 1- Sine, göğüs, kucak 2- Kalp, gönül BAĞIRLAK: İri bir kırlangıç türü BAĞIŞ: 1- Veriş, ikram 2- Af, af ediş,3- Nezaret BAĞLAN: 1- Demet, deste 2- Bağlılık 3- Kızıl renkli bir su kuşu BAĞRI: Kararlı, azimli BAĞŞI: (Baksı) Kam, doktor BAHADIR: Bagatur, Batur, kahraman BAHŞİ: Baksı, doktor, bilgin, büyücü, hoca BAKAÇ: Bakıcı, bakan, nazır BAKAN (Bağan): 1- Anıt, abide 2- Bağlayıcı, birleştirici 3- Haşarı, afacan BAKAY: Haşarı, ele avuca sığmayan BAKIM: Bakma eylemi, nazar, bakış BAKIR: Bakır madeni BAKIRSOKUM:birl. Bakır/Sokum (Kuzey Türklerinde, Merih yıldızı anlamına kullanılmaktadır.) BAKIŞ:1- Bakış, nazar 2- İkram 3- af BAKSI (Bakşı): Bahşı,doktor, bilgin, büyücü BAKTI: Bakan, nazır BAKUY: Ulu, saygıdeğer kişi, tecrübeli, bilge kişi BAL: 1- Yapışkan sıvı 2- Arı balı 3- Çamur, balçık BALA: Yavru, çocuk BALABAN (Balıban): 1-Bala bandırılmış 2- İri başlı bir doğan türü Ayrıca mecaz olarak “ mahzun ve baygın bakış” anlamını içerir. BALACA: Yavrucak, ufaklık BALAK (Balak): manda yavrusu BALAMAN: Cüsseli, iri kıyım BALAMİR: (Balabir) Biricik yavru BALANDI: İri yarı, gösterişli BALASAGUN: birl. Bala/Sagun Özlenen, beklenen yavru (çocuk) BALBAL: 1- Heykel, anıt 2- Mezar taşı (Eskiden mezarlara dikilen ve üzerlerine öldürülen düşman sayılarının ve kimliklerinin yazıldığı mezar taşı) BALÇAK: Kabza, kılıç kabzasındaki siperlik BALDU: Balta BALDUK: Balta BALGAY: Ünlü, meşhur BALI: Değerli, yüksek, ulu kişi BALKAN: Ormanlarla kaplı, dağlık bölge BALKIN: Parlak, gözalıcı BALKIR: 1- Yağmur arasında çıkan güneş 2- Yağmurun hemen ardından çıkan güneş
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #3 : Mart 16, 2006, 09:12:55 ÖS » |
slandoss
|
C-Ç CABADAK: Hayret, şaşma CABALAK: Yabalak, yaygın CAĞIMDA: Yaratıcı, üretken CAĞIMDI: Lütufkar, iltifat eden CAĞLI: Namuslu, dürüst CAKŞI: Yakşı, yakışıklı, güzel CALMAN: Yalman CAMAN: 1- Yaman, 2- Kam, büyücü CAMANBAY: birl. Caman/Bay..Şamanist gelenekte, obanın büyücüsü,doktoru, kötü ruhları kovan kişi CAMUGA (Camuka) Kızgın, asabi CANİK: Tüccar, ticaret erbabı CANKU: Meşveret CARIP: Yakın, dost, çok yakın arkadaş CARLIK: Yarlık, emir, ferman CARTI: Şık, alımlı CARUZ: Heyecan CATUK: Halim, haluk CAV: Gösteriş, afi, fiyaka CAVANKUL: Uygurlar döneminde ordunun sol cenahını ve oradaki askerlerin tümüne verilen ad CAVILDAK: Neşeli, şen şakrak CAVLI: Gösterişli, cafcaflı CAYMAZ: Cesur, kararlı CAYNAK: Pençe, Doğan pençesi CEBE: 1- Silah,ok, cephane 2- Zırh CEBEN: Gayretli, çalışkan CEBENOYAN: Cebe/Noyan Çengiz Kagan’ın dünyaca ünlü komutanı ve yakın arkadaşı.(Çengiz’in bütün Türkleri bir bayrak altında toplama fikrinin mimarı bu ulu kişidir.) CELASUN: (Çalasun) 1- Delikanlı 2- Cesur, savaşçı 3- Becerikli, eli tez. CELAYIR: (Çalayır) 1- Bilgin, gün görmüş, tecrübeli 2- savaşçı CELDEN: Yel, yel parçası CELME: Çalım, fiyaka, gösteriş CENGEL: Hafif, ince CENGİZ: Çengiz, Tengiz, Deniz CEREN: Ceylan, ahu, gazel CERKİN: Hısım, yakın CERKUDAY: birl. Yer/Kutay Eski dönem yer tanrısı
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #4 : Mart 16, 2006, 09:19:18 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #5 : Mart 18, 2006, 06:50:08 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #6 : Mart 18, 2006, 08:05:45 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #7 : Mart 18, 2006, 09:39:27 ÖS » |
|
h.kara
|
devamını bekliyoruz arkadaşım...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #8 : Mart 19, 2006, 03:43:15 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #9 : Nisan 04, 2006, 08:16:31 ÖS » |
slandoss
|
D
DADAK:Değme, dokunma, tatma DADAL: Tat alan, sezen, farkına varan DAĞ: (Tağ,tağ,tak,tav) Dağ...mec. genişlik, büyüklük, ululuk,heybet DAĞAÇA: Dağ gibi heybetli DAKAK: Ucu ataşli ok DAL: 1-Ayrı, bölünmüş 2- saldırı, büyüme, yayılma 3- batma, çıkma 4- yalınlık, çıplaklık DALAN: koridor, dehliz DALAŞ: Döğüş, karşılıklı saldırı DALAY: (Talay) Genişlik, ululuk, sonsuzluk mecaz eden, asıl anlamı , büyük deniz, okyanus DALBAY: 1- Vasi, ardına sığınılan kişi 2- Çuhadan yapılmış şapka Kırgızlarda- 3- avcı kuşları yakalamak için, tuzaklara bağlanarak bırakılan küçük kuş DALBOY: Vasi, ardına sığınılan kişi DALKILIÇ: birl. Dal/Kılıç mec. Zırhsız ve korunmasız DALKIRAN: Kırıcı, ayırıcı DAMLA: Su damlası , tane DANA: İnek yavrusu, iki yaşındaki genç inek DANİŞMAN: Müşavir, bilgi ve tecrübesine danışılan kişi DANSIK: (Tansık) Olağanüstü, fevkalade DARGA: Vali, üst düzey, bürokrat DARGUN: Alıngan, kırılan, narin DARI : 1- Bir tahıl türü 2- sıkı, sıkıntı, zorluk DARICA: 1- Darı gibi, darı niteliğinde mec. Bereketli 2- sıkı, sıkıcı, zorlu DARSIK: Öfkeli, hiddetli DARUKA : (Darga) Vali, yönetici, bürokrat DARULGAN: alıngan, nazlı DAŞKI: Taşkı, taşmış, dışarı çıkmış, dışarıda olan DAYAK: Değnek, baston, dayanılan nesne DAYANÇ: 1- Dayanak, destek, güven 2- Dayanma gücü tahammül DAYANGAN: Dayanıklı, metin DAYANGI: Köşe minderi DAYAR: Hazır, hazırlıklı DEBRET: Kımıldayış, devinim DAĞER: Kıymet, para, nafız DEĞERBİLİR: birl. Değer/Bilir Kadirşinas, vefalı DEĞERLÜ: Değerli, kıymetli DEĞİRMİ: Çevreli, yuvarlak, toparlak DEĞNEK: Dayanak, dayanılacak nesne DELİ: Usu gitmiş, azmış, dellenen, mec.gözü kara, yiğit DEMİR: Demir madeni DEMİRAĞ: Zırh, örgülü göğüslük birl. Demir/Ağ DEMİRDEN: Demir parçası DEMİRDÖĞEN: birl. Demir/Döğen mec. Acı kuvvet sahibi DEMİRGEN: 1- Demir, ham demir 2- temren, okun ucundaki demir parçası DEMİRHAN: birl. Demir/Han Şamanist gelenekte “ Maden Tanrısı” DENERİ. Dikkat, itina DENGİZİK: Denizcik, küçük deniz, göl DENİZ: Deniz, büyük göl DENLİ: Edepli, terbiyeli DEPEGEN: Tekmeleyen, iyi tekme atan DEPREM: Zelzele, sarsılma, kımıldama (Kişisel görüşüme göre bu ad çocuklara deprem sırasında yada deprem felaketi sonrası yaşanan, çileli günler sırasında doğan ve o günlerin anısına verilen bir addır.) DERİN: Derinlik...den mec. Olgunluk, bilgelik
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #10 : Nisan 04, 2006, 08:18:01 ÖS » |
slandoss
|
E
EBİN:(Evin) Tane, öz EBİNÇ: Refah, huzur EBİRİ: Erim, erdem, fazilet EBREK: Dayanıklı, sebatkar EBREN: 1- Evren, kainat 2- Felek, talih EBRET: Ayrılım, ihtilaf EBRÜK: Dayanıklı, sebatkar ECE: (Eçe) ECEVİT: 1- Çalışkan ,, aktif 2- haşarı, yaramaz EÇE: 1- Dahi, çok akıllı, çok zeki 2- Saygıdeğer, görgülü hanım EÇİNE: Doğru sözlü, sözüne güvenilir EDE: (Edi, Ata) Atalık, hatırı sayılan, sözü dinlenen kişi EDERKON: birl. Ede/Kon (Konmaktan can, ruh) EDGÜ: 1- İyi, güzel, hoş 2- Adil, adaletli 3- Eğitmen, öğretmen EDGÜDİ: 1- Eğitici, öğretici 2- İyi, ala EDİ: Eda, ata, saygıdeğer ulu kişi EDİGE: 1- İyi, iyi kalpli 2- öğretmen EDİK: Kısa konçlu çizme EDİL: (İdil,etil, atil) iyilik, güzellik EDİZ: 1- Kıymet, kıymetli 2- Yüksek, Yükselmiş EGE: (Eke,Öke)1- Dahi, çok akıllı 2- Egemen, sahip 3- Bakıcı, eğitici EGEMEN: 1- Hakim, sahip, kendinden başkasını dinlemeyen, buyrukçu 2- bilge kişi, dahi 3- ağa, ağabey EGİT: Göz değmesi ve nazara karşı göz kenarlarına sürülen bir ot EĞBER: Eğri, eğrilmiş EĞİLMEZ: Gururlu, mağrur, dik başlı EĞİN: Eğirilmiş EĞİR: 1- Sarış, çeviriş, kuşatma 2- bükme, kıvırma EĞNEZ: Narin, zayıf, ince EĞREK: Sık, bol EĞRİ: Eğik, bükük mec. Saygılı, alçak gönüllü EĞRİM: Pınar, göze, küçük çağlayan EKE:1- Dahi, çok akıllı 2- Sahip, egemen 3- bakıcı, eğitici EKEÇ: Cana yakın ve çekici kız EKELİK: Deha, kıymet EKİM: 1- Ekin ekme eylemi 2- Yarım, ziraat EKİN: 1- Mahsul, tarla ürünü 2- tarlaya ekilip olması beklenen her türlü bitki EKİNCİ: 1-İkinci (erkek, ya da kız) 2- Rençber, çiftçi EKSÜK: Azlık, yokluk, yoksulluk EKŞİ: Eksi,eksik, azlık, yokluk EL: 1- İl, Ülke, Memleket 2- İlgi, bağlantı 3- Barış, Sukunet 4- Kolun, bilekten aşağısı ELA: (Ala) Renkli alacalı ELBAN: (İlban) Devletçi, devletine bağlı, sadık ELBİR: birl. El/Bir mec. Elbirliği, işbirliği, imece ELCEK: 1- Ekin biçme aracı 2- Munis, sessiz ELÇİK: Eldiven ELÇİ: 1- Devletine bağlı, devletçi 2- Devleti adına aracılık eden, haberci, temsilci ELÇİM: Demet, tutam ELÇİN: 1- Demet, bağ, buket 2- Ekin biçerken kullanılan bir alet 3- Devlet görevlisi, devletine bağlı ELDEK: 1- basiret, kabiliyet, eylem gücü 2- Yedek, elde bulunan ELDEM: 1-Alışkın, yetişkin 2- Sevimli, cana yakın 3- evcil koyun ELDÜZ: birl. El/Düz Yurtsever ELEZ: (Eliz)Arı,duru, temiz, munis, uyumlu Yakut destanlarında bekaret tanrıçası (Ulu Tuyun’un kızı) ELGAY: Yurtsever ELGİN: 1- Konuk, öncelik verilen kişi 2- Gu
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #11 : Nisan 04, 2006, 08:44:51 ÖS » |
|
cankurtaran
|
 DARULGAN: alıngan, nazlı günümüz türkçesiyle çok yakından benzeşiyo.Teşekkürler.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #12 : Nisan 04, 2006, 09:35:49 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #13 : Nisan 08, 2006, 03:57:27 ÖS » |
slandoss
|
D
DADAK:Değme, dokunma, tatma DADAL: Tat alan, sezen, farkına varan DAĞ: (Tağ,tağ,tak,tav) Dağ...mec. genişlik, büyüklük, ululuk,heybet DAĞAÇA: Dağ gibi heybetli DAKAK: Ucu ataşli ok DAL: 1-Ayrı, bölünmüş 2- saldırı, büyüme, yayılma 3- batma, çıkma 4- yalınlık, çıplaklık DALAN: koridor, dehliz DALAŞ: Döğüş, karşılıklı saldırı DALAY: (Talay) Genişlik, ululuk, sonsuzluk mecaz eden, asıl anlamı , büyük deniz, okyanus DALBAY: 1- Vasi, ardına sığınılan kişi 2- Çuhadan yapılmış şapka Kırgızlarda- 3- avcı kuşları yakalamak için, tuzaklara bağlanarak bırakılan küçük kuş DALBOY: Vasi, ardına sığınılan kişi DALKILIÇ: birl. Dal/Kılıç mec. Zırhsız ve korunmasız DALKIRAN: Kırıcı, ayırıcı DAMLA: Su damlası , tane DANA: İnek yavrusu, iki yaşındaki genç inek DANİŞMAN: Müşavir, bilgi ve tecrübesine danışılan kişi DANSIK: (Tansık) Olağanüstü, fevkalade DARGA: Vali, üst düzey, bürokrat DARGUN: Alıngan, kırılan, narin DARI : 1- Bir tahıl türü 2- sıkı, sıkıntı, zorluk DARICA: 1- Darı gibi, darı niteliğinde mec. Bereketli 2- sıkı, sıkıcı, zorlu DARSIK: Öfkeli, hiddetli DARUKA : (Darga) Vali, yönetici, bürokrat DARULGAN: alıngan, nazlı DAŞKI: Taşkı, taşmış, dışarı çıkmış, dışarıda olan DAYAK: Değnek, baston, dayanılan nesne DAYANÇ: 1- Dayanak, destek, güven 2- Dayanma gücü tahammül DAYANGAN: Dayanıklı, metin DAYANGI: Köşe minderi DAYAR: Hazır, hazırlıklı DEBRET: Kımıldayış, devinim DAĞER: Kıymet, para, nafız DEĞERBİLİR: birl. Değer/Bilir Kadirşinas, vefalı DEĞERLÜ: Değerli, kıymetli DEĞİRMİ: Çevreli, yuvarlak, toparlak DEĞNEK: Dayanak, dayanılacak nesne DELİ: Usu gitmiş, azmış, dellenen, mec.gözü kara, yiğit DEMİR: Demir madeni
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #14 : Nisan 08, 2006, 03:58:15 ÖS » |
slandoss
|
DUYUŞAN: Duyan, hisseden DÜĞÜN: (Töğün, Toygün) Toy günü, yemekli eğlence DÜŞ: Rüya, aniden ortaya çıkış DÜŞELGE: Pay, hisse DÜŞERGE: Miras, pay DÜŞÜNGÜ: Düşünerek üzülme, kafaya takma, üzülme, teessür DÜVE:1- Genç inek, dananın büyüğü 2- Döven, dövüşçü DÜVECİ: Dövücü, dövüşçü DÜVEHAN: birl. Düve/Han DÜVEN: (Döven) DÜYECİ: Dövüşçü, döğüşçü DÜZ: (Tüz) 1- Doğru, doğruluk, gerçek 2- Soy, kök, döl 3- Kural,kaide DÜZE: Düzen, uslup, tarz DÜZEN: Kural, kurallar bütünü DÜZGE: Süs, makyaj DÜZGÜN: 1- Düzülü, düzenli, muntazam 2- Gidişat, teamül
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #15 : Nisan 08, 2006, 03:58:51 ÖS » |
slandoss
|
E
EBİN:(Evin) Tane, öz EBİNÇ: Refah, huzur EBİRİ: Erim, erdem, fazilet EBREK: Dayanıklı, sebatkar EBREN: 1- Evren, kainat 2- Felek, talih EBRET: Ayrılım, ihtilaf EBRÜK: Dayanıklı, sebatkar ECE: (Eçe) ECEVİT: 1- Çalışkan ,, aktif 2- haşarı, yaramaz EÇE: 1- Dahi, çok akıllı, çok zeki 2- Saygıdeğer, görgülü hanım EÇİNE: Doğru sözlü, sözüne güvenilir EDE: (Edi, Ata) Atalık, hatırı sayılan, sözü dinlenen kişi EDERKON: birl. Ede/Kon (Konmaktan can, ruh) EDGÜ: 1- İyi, güzel, hoş 2- Adil, adaletli 3- Eğitmen, öğretmen EDGÜDİ: 1- Eğitici, öğretici 2- İyi, ala EDİ: Eda, ata, saygıdeğer ulu kişi EDİGE: 1- İyi, iyi kalpli 2- öğretmen EDİK: Kısa konçlu çizme EDİL: (İdil,etil, atil) iyilik, güzellik EDİZ: 1- Kıymet, kıymetli 2- Yüksek, Yükselmiş EGE: (Eke,Öke)1- Dahi, çok akıllı 2- Egemen, sahip 3- Bakıcı, eğitici EGEMEN: 1- Hakim, sahip, kendinden başkasını dinlemeyen, buyrukçu 2- bilge kişi, dahi 3- ağa, ağabey EGİT: Göz değmesi ve nazara karşı göz kenarlarına sürülen bir ot EĞBER: Eğri, eğrilmiş EĞİLMEZ: Gururlu, mağrur, dik başlı EĞİN: Eğirilmiş EĞİR: 1- Sarış, çeviriş, kuşatma 2- bükme, kıvırma EĞNEZ: Narin, zayıf, ince EĞREK: Sık, bol EĞRİ: Eğik, bükük mec. Saygılı, alçak gönüllü EĞRİM: Pınar, göze, küçük çağlayan EKE:1- Dahi, çok akıllı 2- Sahip, egemen 3- bakıcı, eğitici EKEÇ: Cana yakın ve çekici kız EKELİK: Deha, kıymet EKİM: 1- Ekin ekme eylemi 2- Yarım, ziraat EKİN: 1- Mahsul, tarla ürünü 2- tarlaya ekilip olması beklenen her türlü bitki EKİNCİ: 1-İkinci (erkek, ya da kız) 2- Rençber, çiftçi EKSÜK: Azlık, yokluk, yoksulluk EKŞİ: Eksi,eksik, azlık, yokluk EL: 1- İl, Ülke, Memleket 2- İlgi, bağlantı 3- Barış, Sukunet 4- Kolun, bilekten aşağısı ELA: (Ala) Renkli alacalı ELBAN: (İlban) Devletçi, devletine bağlı, sadık
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #16 : Nisan 08, 2006, 03:59:21 ÖS » |
slandoss
|
ELBİR: birl. El/Bir mec. Elbirliği, işbirliği, imece ELCEK: 1- Ekin biçme aracı 2- Munis, sessiz ELÇİK: Eldiven ELÇİ: 1- Devletine bağlı, devletçi 2- Devleti adına aracılık eden, haberci, temsilci ELÇİM: Demet, tutam ELÇİN: 1- Demet, bağ, buket 2- Ekin biçerken kullanılan bir alet 3- Devlet görevlisi, devletine bağlı ELDEK: 1- basiret, kabiliyet, eylem gücü 2- Yedek, elde bulunan ELDEM: 1-Alışkın, yetişkin 2- Sevimli, cana yakın 3- evcil koyun ELDÜZ: birl. El/Düz Yurtsever ELEZ: (Eliz)Arı,duru, temiz, munis, uyumlu Yakut destanlarında bekaret tanrıçası (Ulu Tuyun’un kızı) ELGAY: Yurtsever ELGİN: 1- Konuk, öncelik verilen kişi 2- Gu
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #17 : Nisan 08, 2006, 04:00:04 ÖS » |
slandoss
|
G
GALI:Kalın, Hediye, bağış, çehiz GALIN: Hediye, çehiz GAMAĞ: Bütünlük, bütün, tüm GARA: Kara GARACU: Sivil, resmi olmayan GARGILI: Kargılı, mızraklı GASPAK: Süslü, müzeyyen GAYIR: (Kayır) 1- Taraf, destek, kayırma 2- Lütuf, ihsan, hediye GAYURMUŞ: Kayırmış GAZAN: (Kazan) 1- Kazanma, kazanç, üstünlük 2- Kızgın, kızgınlı celallenmek GEÇE: Geçmiş, mazi, geçen GEÇEK: Geçit, köprü GEÇER: Geçeli, caiz GEÇGEL: Makbul, nafız GEÇGİL: Geçerli, makbul GEÇGİN: Geçmiş, kendinden geçmiş, feda etmiş GEÇİM: 1- Yaşam, dirlik 2- Anlaşma, uyuşma 3- rısk, yiyecek, nafaka GEÇİMLÜ: Munis, yumuşak huylu GEÇİMLÜK: Geçinmek için gerekli olan GEDEK: 1- Görev, vazife 2- Oyuk, kırılıp, yıkılarak açılan yol GEDİZ: Su birikintisi, gölet GEGEZ: Mümkün, uyumlu
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #18 : Nisan 08, 2006, 04:00:40 ÖS » |
slandoss
|
H(K)
HAN:1- Devlet başkanı 2- Kağana bağlı, özerk devlet başkanı 3- beylik başkanı, yönetici HANIM: 1- Han’ın dişisi 2- Soylu kadın 3- Han’ın evdeşi (Hatun) 4- Türk töresinde, kadınlara olan saygıyı ifade eden genel bir sıfat HANLI: Yurttaş, Bir Han’a bağlı kişi, Bağımsız bir devletin mensubu HATUN: (Katun) 1- Kağan’ın evdeşi, kraliçe 2- Saygı duyulan, görgülü hanım Türkçe’deki, kadın sözcüğü buradan gelir. HOMAR: (Humar) Yakışıklı, çekici, güzel, süslü, fiyakalı HUN: (Kul) Koyun, koyunlu HUŞ: Bir çam ağacı türü
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #19 : Nisan 08, 2006, 04:01:15 ÖS » |
slandoss
|
I-İ
IDAÇU: Muhafız, koruma IDUĞ: (Iduk) Kutsal, tanrısal IĞAÇ: 1- Ağaç, ağaçlıklı bölge 2- Fersah IĞAR: Kıymetli, ağır IĞDIR: 1- İyi, hoş, hoşluk 2- Yetkin, ehil IĞIRCIK: Fecir ILAÇIN: Laçin, şahin kuşu ILANKU: 1- Kıvrak, atletik 2- Ulu, Ululanmış, yüce ILDIR: 1- Ürküt, ürkütücü 2- Berk, sert ILDIRIM: Yıldırım, berk ILDUZ: Yıldız, necm ILGAR: 1- Gayret, cehd 2- Atın, dört nala gitmesi hali ILGAT: Kapalı, müphem, belirsiz ILGIM: Serap ILGIN: Hoş kokulu bir bitki ILGIT: Ilık, tatlı, sakince, yumuşakça ILICA: 1- Ilımlı, ılık, ılıkça 2- Yunak, hamam ILIK: Soğukla sıcak arası ILIMAN: 1- Ilık, ılık hava 2- Uyumlu, sakin, mutedil ILKI: 1- At yavrusu 2- At sürüsü ILKICI: At çobanı IMIRGI: Taze, körpe IMRAĞ: (Imrak, İmre, Emre) Aşık, şayeste, geçkin INAÇ: Yar, canan
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #20 : Nisan 08, 2006, 04:02:26 ÖS » |
slandoss
|
K
KAAN:(Kagan) Kagan sözcüğünün Moğol ağzındaki söylenişi KABA: Büyük, iri, şişkin KABAK: 1- Kapalı, kabuklu 2- Kabarık KABAL: Kapalı, zindan, mahpus KABAMIŞ: Kapalı, güçlü, mahfuz KABAN: 1- Kapan, kapıcı 2- Kabarık, asi, isyankar 3- Dik yokuş KABAR: 1- Kabarık, asi, kabadayı 2- Kapan KABARTU: Şişik, kabarık, kabarcık KABIŞ: Kavuş, kavuşma, birleşme, toplanma KACIR: Kaçır, kaçırıcı, korkutucu, ürkütücü KAÇ: (Kaçı, kaş) Kaçan, koşan KAÇAĞLI: Kaçaklı, kaçıcı, koşucu KAÇAN: 1- koşan, kaçan 2- Vakit, saat, vade KAÇGAR: (Koçgar,kaşgar) 1- Koç gibi, koç yiğit 2- koç başı KAÇIR: Kaçıran, kaçırtıcı KAÇIRA: (Kaçır) 1- Kaçıran, ürküten 2- Çalışkan, aktif KAÇMAS: 1- Kaçmaz, ürkmez, korkmaz 2- Evcil, munis KAÇUT: 1- Savaş, dövüş 2- Kısa mızrak, kargı KADAGAN: Buyruk, ser, emir, komut KADAK: (Katak,Katık) 1- Katı, sert 2- Mıh, çivi 3- Armağan, hediye KADAŞ: Arkadaş, yaren, yakın KADIR: (Katır) mec. Güçlü, dayanıklı, metin, inatçı KADIRCA: Katır gibi KAGI : (KAKI) Öfke, şiddet KAĞAN: İmparator, hanların hanı KAĞANLI(G) : İmparatorluk, imparatorluğa mensup olma KAĞBA: Koruyucu, muhafız KAKIĞAN: Öfkeli, gözü kara KAKINÇ: 1- Kılıç ve kargı hamlesi 2- İhtar, ikaz 3- Hiddet, öfke KAKIZ: Gözü pek, hiddetli KAKŞA: Seri, aceleci, hızlı KAKUMAKLU: Gazaplı,şiddetli KAL: Ulu, saygıdeğer, hatırı sayılır KALABA: 1- Ulu, saygıdeğer 2- Sayıca çok, kalabalık, bolluk KALAKLI: Ulu, yüksekte KALANÇA: Bakiye, arta kalan, artık KALÇAV: Şakacı, nüktedan KALDUN: Kalan, artan, bakiye
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|