Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt



+ ...:::Selendi Forum:::... » ENTELLEKTÜEL BOARD » Tarih Bölümü
 Tarihten Hikayeler


Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Tarihten Hikayeler  (Okunma Sayısı 554 defa) Seçenekler Arama
« : Ocak 13, 2007, 11:37:45 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


Tarihten Hikayeler

Osmanlı’nın ortalığı toz duman ettiği yıllar... Avrupa’da “Arthur oğlum, o tabakta bi köfte kalırsa seni Türklere veririm vallaha” lafının çıkıp da halk arasında deyim olduğu zamanlar yağni.

Bi İngiliz gasteci Türk ordusunun anlatıldığı kadar disiplinli olup olmadığını araştırmak için (Nereye gelmiş? Türkiye’ye mi? Osmanlı’ya mı? Anadolu’ya mı? Ülkemize mi?.. Ne denir bur’da?) şeye gelmiş, eee, gelmiş işte. O sırada çok büyük bi alay Konya Ovası’ndaymış. (Niye?) Gasteciyi de Konya’ya getirmişler. İngiliz bütün gün fotoğraf çekmiş, askerlerle, komutanlarla konuşmuş. Herkese aynı şeyi soruyomuş, “Böyle disiplinli bi ordunun sırrı ne?” Her seferinde de aynı cevabı alıyomuş: “Çünkü biz Türküz!”

Gece olmuş yatılmış. İngiliz gasteci sabah çadırının penceresinden sızan ışıkla uyanmış. Bakmış saat daha sabahın beşi. “Kalkayım da şu nöbet yerlerini gezeyim. Bakarsın uyuyan bi nöbetçi filan yakalarım da heriflerin fiyakalarını bozarım” diye düşünmüş. Fotoğraf makinasını hazırlayıp ayağının ucuna basa basa dışarı çıkmış. Anaaa, bi de ne görsün? Alaydan tek bi Allahın kulu yok! Herrr taraf silme Konya Ovası... Yani o kocca alay, binlerce asker, çıt çıkarmadan, gasteciyi uyandırmadan, atını, topunu, tüfeğini yüklenip, çadırlarını toplayıp gitmiş.

Osmanlı deyince durup beş dak’ka düşünücen taabi. Kolay mı öyle yedi cihana kök söktürmek! İngiliz gasteci ülkesine dönüp bu olayı yazmış da kimse inanmamış adama. “Sana bu masalı anlatman için kaç kese altın verdiler” demişler alay ederek. Adam da o sinirle evini barkını satıp İstanbul’a gelmiş. Topkapı Sarayı’nın muhafız başısına hikayesini anlatıp, Türk ordusuna katılmak istediğini söylemiş. Gavur diye temkinli davranmışlar ama adamın istediği olmuş yine de. Silahhane de namlu yağlama işine vermişler. Orada ömrünün sonuna kadar huzur içinde çalışmış gasteci.
Logged
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: Tarihten Hikayeler
« Posted on: Mayıs 25, 2012, 09:05:09 ÖÖ Â»

Logged
« Yanıtla #1 : Ocak 13, 2007, 11:38:08 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


Tarihten Hikayeler

2. Dünya Savaşı'nda İngiltere başbakanı Churchill, Türkiye'nin Almanya'ya karşı savaşa girmesi için elinden geleni yapmış. Hatta sırf bunun için Türkiye'ye gelmiş ve İsmet Paşa'yla Adana'da görüşmüş. Ancak İsmet Paşa'yı savaşa girmeye ikna edememiş.

Churchill görüşmeden sonuç alamayacağını anlayınca gerisin geriye dönmüş. Ama Churchill bu. Hemen pes etmemiş kurt politikacı. İngiltere güçlü ama zaten Almanya ile savaş halinde. Bir başka savaşı göze alamadığından Türkiye'yi yolu yordamıyla tehdit etmek istemiş. Ne yapayım da edeyim diye düşünmüş, taşınmış. En sonunda ne yapacağına karar vermiş. Hemmen yaverinden bir çuval buğday getirmesini istemiş. Bir mektup yazıp çuvalın içine koymuş. Yaverine "Bunu Türkiye'ye İsmet Paşa'ya bizzat götür. Ve Paşa'nın yanıtını almadan da geri dönme" demiş.

Çuval askeri uçakla anında yola çıkmış. Yaver çuvalı İsmet Paşa'ya teslim etmiş ve Churchill'in hemen yanıt beklediğini bildirmiş. İsmet Paşa bir çuval buğdayı görünce çok şaşırmış taabii. Çuvalı açmış, bir bakmış ki, çuval ağzına kadar buğday dolu ve en üstte de bir mektup var.

Mektupta, "Biz İngilizler, bu çuvaldaki buğdaylar kadar kalabalığız. Almanya'yla ilişkilerinizi kesin. Yoksa fena olur" gibisinden bir yazı varmış. İsmet Paşa'nın gözleri çakmak çakmak olmuş. Yavere beklemesini söylemiş. Odasına girmiş ve yardımcısından aç bir tavuk bulup getirmesini istemiş. Kendisi de oturup bir mektup döşenmiş. Mektupla tavuğu gelen buğday dolu çuvala koymuş. Churchill'in yaverine "İşte cevabım" demiş.

Yaver çuvalı almış, uçağa atladığı gibi, gıdak mıdak sesleri eşliğinde İngiltere'ye uçmuş. İngiltere'ye varır varmaz, Churchill'in huzuruna çıkmış. Churchill kendinden emin biçimde çuvalı açınca bir de bakmış ki, çuvalın içinde karnı yediği buğdaylardan şişmiş bir tavuk, bir avuç buğday ve bir de mektup var. Hemmen mektubu açmış. İsmet Paşa mektuba şunları yazmış: "Bir tavukla başedemeyen İngilizler'den niye korkalım?"
Logged
« Yanıtla #2 : Ocak 13, 2007, 11:39:30 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


Ata nın Cevap Veremediği Tek İnsan..?

Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan baş kaldırıp ne memleketi imar edebilmiş, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuz olduğu kadar düşmanlarımızın da suçudur. Çünkü başta Ruslar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi:
-Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler...
Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, Balkan milletlerini “İstiklal” diye kışkırtırlardı.
Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler zenginleşirlerdi.
Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk’e verdiği kısa bir cevap ile çok güzel açıklamıştır.
Atatürk, Mersin’e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
-Bu köşk kimin?
-Kirkor’un...
-Ya şu koca bina?
-Yargo’nun...
-Ya şu?
-Salomon’un...
Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarında bir köylünün sesi duyulur:
-Biz mi nerede idik? Biz Yemen’de, Tuna Boyları’nda, Balkanlar’da, Arnavutluk Dağlarında, Kafkaslar’da, Çanakkale’de, Sakarya’da savaşıyorduk paşam...

Atatürk bu anısını naklederken:
-Hayatımda cevap veremediğim tek insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu
Logged
« Yanıtla #3 : Ocak 13, 2007, 11:41:58 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


Benim Gözlerim Göreceğini Gördü

( Çanakkale Savaşı’ndan) O gün Boğaz tabyaları arasında en çok işi gören ve en çok hasara uğrayan Mecidiye tabyası oldu. Cevat Paşa, tabyanın feci durumunu haber almış ve onları ziyaret için hareket etmişti. Tabyanın durumu hazindi. Yıkıntılar arasında dolaşırken bir ağacın altına uzanmış olan bir askerin hali dikkatini çekti ve yanına gidip:
-Ne var evlat? diye sordu.
Nefer hemen yerinden fırlayıp esas duruş vaziyetini aldı. Çünkü sesi tanımıştı. Ama gözleri başka tarafa bakıyordu.
Cevat Paşa:
- Gözlerine bir şey mi oldu oğlum, diye sordu.
O zaman nefer tok bir sesle:
-Üzülmeyin efendim, diye cevap verdi. Benim gözlerim göreceğini gördü.

Evet düşman gemilerine tam isabet kaydedilmiş ve Ocean destroyeri hareket edemez hale getirilmişti. Cevat Paşa sessiz sessiz ağlıyordu
Logged
« Yanıtla #4 : Ocak 13, 2007, 11:43:17 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


Fatih I Kizdiran Sual

Fatih Sultan Mehmet sefere giderken nereye gidebileceğini kimseye söylemezdi. Fatih gene bir sefere hazırlanırken kadılardan biri kendisine:
-Şevketlü sultanım, dedi, acaba sefer-i hümayununuz ne tarafadır?
Fatih bu soruya kızdı ve kadıya şöyle dedi:
-Hoca efendi, sakalımın tellerinden biri yapmak istediğimi bilmiş olsaydı, onu hemen koparır ve yakardım
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions