ramsey1127845
|
"Alt kimlik, üst kimlik.... SEVR- MEVR DEMODE! MOZAIK KAÇ PARÇA?
Sicak Temmuz gününde yabanci devletlerin elçilik kapilarinda ülkelerinden ayrilip gitmek üzere beklesen Iranlilari, Afganistanlilari ve yurttaslarimizi izlerken, tepeme gelip dikildi ve teklifsiz iskemleyi çekip oturdu. "Hello!..." dedikten sonra,bira bardagini masaya sertçe koydu; koltugunun altina kistirdigi bir tomar gazeteyi önüme atti. Göbegini öne çikarip, arkaya kaykilirken, sönmüs purosunu yeniden yakti; birasindan bir yudum çekti ve siritarak "Dersimiz bölme!" dedi ve duraksamadan anlatmaya basladi. Türkçesi de güzeldi dogrusu! "Bölmenin anasi etniktir: Türkler/ Kürtler/ Çerkesler/ Gürcüler/Arnavutlar/ Araplar/Yahudiler/Ermeniler/ Rumlar/ Lazlar vb."
Saskinliga ugradim. O bunu firsat bilip, sesini yükseltti:
"Bu etnik topluluklari da kendi içinde bölmek olanakli. Örnegin Çerkesleri Inguslar, Çeçenler, Abazlar v.s. diye bölebilirsiniz. Ancak, maksat Türkleri bölmekse, kökenlerine basvurulabilir: Türkmenler / Özbekler / Kazaklar / Kirgizlar vb. Masamdan kalkmasini rica edecektim ki, bu son sözleri üzerine caydim. Bu "re" seslerinin yuvarlatip, genizden konusan adami dinlemeye karar verdim ve sordum:
"Bunu nasil becereceksiniz? Biz artik kendimize 'Türk' demeyi benimsedik, senin dediklerin çok gerilerde kaldi."
Inat etmedi, belli ki, beni ikna etmeye kararliydi. "Himm.." dedi, basini kasidi ve sesini yumusatti:
"Bu belki biraz zor olabilir. Öyleyse suna ne denilir? Göçmenler / Yerliler diye ayirsak. Nasil olsa siz Avrupali olmaya kararlisiniz. Bu Balkan göçmenlerine 'Siz Avrupalisiniz, medenisiniz.. Oralarda maliniz mülkünüz kaldi...' deriz. Göçmenleri kendi içinde bölebilirsiniz: Yugoslav göçmenleri / Makedonya göçmenleri / Bulgaristan göçmenleri / Trakya göçmenleri v.b. Yerlileri bir baska sekilde bölebiliriz. Karadenizliler / Egeliler / Dogulular / Batililar / Karamanlilar v.b. Bu bölme isinin ayrintilari için Anadolu Beylikleri'ni gösteren bir ilkokul tarih kitabini açip haritalara bakabilirsiniz."
Kaptirmis gidiyordu. Araya girdim,"Bitti mi?" diyecek oldum. "Noo!.." dedi ve yine agzini yaya yaya, "re" sesini yuta yuta sürdürdü konusmasini:
"Bu kadar bölme yetmez. Öbekler bir ortak çikar ugruna yan yana gelebilirler ve bölme isi toplamaya dönebilir. O nedenle, bölme isini ufalama eylemiyle ve kolayca kiskirtilabilen duygularla örülmüs kine dönüstürebilirsiniz. Yapilmasi gereken kutsallikla oynamaktir. Önce ikiye bölmeli: Inananlar/ Inanmayanlar." Iste burada aklim karisti, sözünü kestim:
"Neden Müslümanlar- Hiristiyanlar degil de, inananlar / inanmayanlar olarak bölünecek?"
"Sir, Müslüman/Hiristiyan olarak bölünürse; bir tarafi, yani Müslümanlari birlik olmaya itelersiniz. Bu durumda etnik bölme numarasi zarar görür. Artik inananlarin içine Ortodokslar, Museviler, Katolikler, Protestanlar, Süryaniler, Müslümanlarin sünnisi, Alevisi, Caferisi v.s. girecek." "Inanmayanlar kim? Komunistler mi?" "O eskidendi. Yönetim düzeninde, din esas olarak alinmadigindan laiklik birlestirici oluyor. Simdi "inanmayan" demek; laikligi savunan, din esaslarinin yönetimde etkisini istemeyen demek oluyor." "Yani laiklik taraftari olanlar inanmayanlar mi oluyor?" "Aynen böyle. Kilise, cami, dergah egemenligi isteyenlerle istemeyenler meselesi.. Bölmeyi sürdürüyoruz. Inananlardan Müslümanlari ufalayabiliriz: Kürt Sünniler / Safi Sünniler / Kürt Aleviler / Türk Aleviler / Hanefi Türkler/ Caferi Türkler/ Rufailer.. vs Simdi de mezhepleri alt öbeklere, tarikatlara bölebilirsin: Naksiler/ Süleymancilar/ Nurcular/ Ilimciler/ Menzilciler/ Kadiriler/ Nizam-i Alemciler. Böl bölebildigin kadar... Bunlara bir de sinifsal bölmeler eklendiginde degme bilgisayar programi Anadolu insanini bir araya getiremez! Hele bir de ise partizanlik karistirdin mi deme gitsin!" "Cografi olarak bölemedikten sonra mozaik gazetede kalir!Burasi senin oradan buradan toplama halkina benzemez!" "Yes Sir! You are right! Harita üstünde Sevr- Mevr yok artik! Güçlendirilmis yerel yönetimler var! Merkezi devlet yok! Sivil toplum örgütleri, vakiflar, seyhler, dedeler, seyyidler, çelebiler, babalar, emirler, falcilar, büyücüler, üfürükçüler, nüshacilar, agabeyler, bacilar... var. Yurttaslik bitti! Mensupluk var! Isve esitlik için mensup olacaksin! Daha da esit olmak için mensup olmak yetmez, meczup olacaksin!" "Bu islerin mümkünü yok!"
"Olmaz olur mu? Çogu oldu bile! Size önce 'Kimliginiz nedir? Batili mi, Dogulu mu?' diye sorduk! Sonra siz 'Acaba bizim kimligimiz nedir? Büyük büyük dedem asil miydi acaba?' diye kendi kendinize sormaya basladiniz!" "Vay canina! On bes, yirmi yil evvel böyle baslamistik! "Iste biz de böyle basladik ve 80 yildir sizi bir arada tutan ne varsa yikiyoruz. 'Insan haklari' diyerek, 'Demokrasi, din ve inanç özgürlügü' diyerek,
'sivil toplum' diyerek, 'resmi tarih' diyerek, 'ezen ulus- ezilen ulus' diyerek; kutsal devlet adina çetelestirerek, ülkenizin topraklarini beyaz zehir ticaretine yol ederek,
babalarla yöneticileri yan yana fotografa sokarak, mafyaniza sagla solu birlestirterek, devlet yönetimini milletine yabancilastirarak, yurtta sulhünüzü bozarak, komsularinizla aranizi açip cihanda sulhünüzü silerek... Yuvarlak masa, vakif, burs, ziyaret, ticaret, konferans... Amerika severlerinize Amerikan Enstitüleri, "think tank"ler, Alman severlerinize Kondrad, Ebert vakiflari, dinseverlerinize Hiristiyan diyalogçulari,Moon tarikati, Presbiteryen, Evangelist misyonerleri, Nurculuk uzmanlari, solculariniza insan hakçilari, sagcilariniza inanç hürriyetçileri yolladik ve . Kafaniz karisti, akliniz sasti... Üstelik asagilik kompleksine kapilmayiniz diye Amerika'da egitilmis Uzakdogululari, Yahudileri, Afrikalilari yollamaya çaba gösterdik.
Burslar verdik. En zeki çocuklarinizi kendimize benzettik. Onlar slimdi özel-resmi üniversitelerinizde yerinde mensup, liberal gençler egitiyorlar!
Dayanma gücüm kalmamisti ama, adam hakliydi.Gerçekten böyle oluyordu. Onlarin egittikleri basbakan, bakan, müstesar oluyordu. Çarem kalmamisti; öfkelendim ve sesimi yükselttim:
"Milli devlet, Güçlü iktidar? Ulusal birlik? Mukaddesat?" diyenler?!"
"Sir! Milliyet bitti!
Yasasin global dünya!
Yasasin tek dünya, tek devlet, tek din!...
Yok istiklal! Yok basina buyruk yönetimler!
Yasasin Ronald, George, Billy, Hillariy, Blair, Schroeder.
Little Targit, Hodja!..
Dede!.. Baba! " Costukça costu, isaret parmagini gözüme sokarcasina uzatarak, bagirmaya basladi. Heyecandan birayi devirdi, aldirmadi. Türkçeyi unutmustu, "re" leri öne çikti:
"Adaptasyon, entegrasyon-Prezidintt... Suvpir Steyt, frend Yurop... Insaa- Allah, Teksas, Yu Key, Pop, Bisop, Hodja... Effendiy, Rabbiy, Oya, Merve, Gül, Tayyib, Denis, Bulend... Barzan, Talaban!.. " Sonra mi? Bilmiyorum, önümüzdeki gazetelere dalmisim. Onu duymuyordum. Gazetedeki yazi adamin söylediklerini yazar gibiydi:
"Almanya Rügen Adasi'nda çogunlugu Kürdistanlilarin yasadigi mülteci kampi, esir kampindan beter -
PKK Baskanlik Konseyi Üyesi Mustafa Karasu: Asil bölücü Ecevit-
FEK (Kürdistan Aleviler Federasyonu) Kongresi sonuçlandi: Aleviligin okullarda tek basina ders olarak verilmesi için çalismalarin yürütülmesi (..)
Kongremiz ayrica geçtigimiz 29 Ekim'de 2. Baris ve Demokrasi Grubu ile Türkiye'ye giden FEK eski baskani Imam Canpolat'i ve PKK Genel Baskani Abdullah Öcalan'i selamlayarak kongre adina mesaj gönderilmesi..." O, purosunun külünü önündeki gazetenin üstüne dökerken, küllerin griliginde bir baslik daha gördüm:
"MGK'nin "tehlike" dedigi okullara olumlu rapor. T.C. Moskova Büyükelçisi Hocaefendinin okullarini övdü." Bira bardaginin biraktigi islaklikla sararmis, siyah beyaz gazetedeki yaziyi okudum göz ucuyla:
"Alman Hiristiyan Demokrat Kondrad Vakfi ve Türk Demokrasi Vakfi Türk Anayasasi reformu için TBMM'de toplanti düzenledi. Reis-i Cumhur toplantiyi açis konusmasinda 'Anayasa reformu yapilmalidir' dedi."
Onu oldugu yerde biraktim. Ulus'a kostum! Birinci meclisin salonuna girdim, mebuslarin oturdugu okul siralarina, ortada duran küçük odun sobasina baktim! Los salonun agir sessizliginde, baskanlik kürsüsüne dogru ilerlerken derinlerden O'nun sesi geliyordu:
"Benim anladigima ve katiyen hüküm verdigime göre bu millet karar vermistir... Ya namusu ile yasayacaktir veyahut bütün memleket yansin, yikilsin, harap olsun, gene bu devam edecektir. Bu memleketin en son tepesine kadar çikacagiz ve en son nefesimizi orada teslim edecegiz. Ancak ondan sonradir ki düsmanlar bu memlekete sahip olabilirler."
Utançtan ne diyecegimi bilemedim; ancak "Koruyamadik, Gazi Pasa!" diye fisildayabildim.
(Müdafaa-i Hukuk Dergisi )
|