Sakarya Türküsü
İnsan, bu su misali, kıvrım kıvrım akarya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
Su çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
Fakat Sakarya başka yokuşmu çıkıyor ne,
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin
Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına Sakaryanın Türk tarihi vurulur.
Eyvah, eyvah, sakaryam sana mı düştü bu yük?
Bu dava hor, bu dava oksuz, bu dava büyük!.......
Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
Binbirbaşlı kartalı nasıl taşır kanarya?
Vicdan azabına eŞ, kayna kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!
Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolunun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
Sen ve ben, gözyaşı ile ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son peygamber kılavuz!
Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
Yüz ustu çok surundun, ayağa kalk Sakarya!........
Necip Fazıl KISAKÜREK
[/B]