« : Ağustos 09, 2009, 10:59:33 ÖS » |
|
gazipaşa
|
Ramazan kültürü
Ramazan bir ibâdet ayıdır, bu ayı çeşitli ibâdetlerle geçiren Müslümanlar ülkelere, bölgelere ve alt kültürlere göre değişiklik gösteren Ramazan kültürleri de oluşturmuşlardır.
Osmanlı döneminde Ramazan'ın, edebiyat, sanat, günlük hayat, mutfak, eğlence hayatını etkilediği ve bu alanlara damgasını vurduğu bilinmektedir. Osmanlı Ramazan kültürü bütün boyutlarıyla alındığında ancak kitaplara sığacak hacimdedir. Ramazan'a mahsus ekmekler, başta güllâç olmak üzere tatlılar, iftar sofrasını süsleyen iftariyeler, büyüklerin konaklarında verilen diş kiralı ziyafetler dillere destandır. Minarelerde mahyalar kurulur, kandiller yakılır, hattâ uçurulurdu. Daha ziyade gece bekçileri davul çalarak ve mâni söyleyerek halkı sahura uyandırırlardı.
Yeni Câmî direk ister
Söylemeye yürek ister
Benim karnım toktur amma
Arkadaşım börek ister
Kabilinden zarif mâniler defterler dolduracak kadar zengindir. Belli bir zamandan itibaren iftar ve imsak topları da meşhur olmuştur. Benim çocukluğumun geçtiği Çorum'da önce fişek atılır, hemen arkasından top gürlerdi. Biz çocuklar bu ilânı büyük bir merakla ve bıkmadan her akşam bekler ve izlerdik. Sesi güzel müezzinler şehrin uygun câmîlerinden, zikir, salavât, dua gibi metinlerden oluşan ve adına "temcîd" denilen metinleri okuyarak da halkı sahur için uyandırırlardı. Bu o kadar yaygın hale gelmişti ki, sahur yerine temcid, sahurda yenilen pilava da temcid pilavı denir olmuştu.
İstanbul birçok şeyin olduğu gibi en zengin Ramazan kültürünün de merkezi idi. Burada yapılan belli câmîlerin avlularında sergiler ve Direklerarası gezintileri hâlâ anlatılır. Sergilerde, çeşitli ülkelerden getirilmiş baharat, şeker, şekerleme, tesbih, ağızlık gibi şeyler sergilenir ve satılırdı. Şehzadebaşı'ndaki Direklerarası'nda, ikindi ile akşam arasında, çoğu yaya bazıları arabalı genç kadın ve erkekler bir aşağı bir yukarı gezinti yaparlardı. Akşam ezanından önce Ayasofya ve Eyüp câmîlerine gelenler burada, türbedarların verdikleri su ile iftar ederler, akşam namazını kıldıktan sonra çevredeki aşçı dükkanlarından birine giderek yemek yerlerdi.
Çağdaş hayat, şartları değiştirdi, yeni şartlarda yeni Ramazan kültürü unsurları bulunup hayata geçirilebilirdi, fakat bu yapılamadı, eskiler eksik gedik tekrarlanıyor. Bugünün Müslümanları hocalar kadar sanatçılara da muhtaç durumdadırlar; edebiyat, mûsikî, eğlendirici gösteri ve oyunlar, giyim kuşam biçimi (moda) alanlarında yetişmiş sanatçılarımız çoğaldıkça ve halkımızın dîne yönelişi, din eğitimi yoğunlaştıkça yeni Ramazan kültürleri de oluşacaktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
insanların hayatlarına saygı duymaktansa,iftira atmayı tercih edenler, ruhlarındaki ezikliği hazmedemiyenlerdir
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Ağustos 09, 2009, 11:01:45 ÖS » |
|
gazipaşa
|
Ramazan’da neler yapabiliriz? Kalplerimizin heyecanla çarpacağı, sevinçlerin, mutlulukların, paylaşmanın, ibadetin, tesbihatın ve daha nice güzelliklerin zirveye çıkacağı Ramazan ayının atmosferi içine girmiş durumdayız.
Ramazan günleri, tam da sıkıntıları rahmetle, güzellikle, sevgiyle savma günleri olmalı bizler için. Kainatın Efendisi (sas), Ramazan ayından övgüyle söz etmiş; bu ayda şeytanların bağlanacağını, yapılan hayır ve hasenatın kat kat karşılık bulacağını müjdelemiştir. Gelin, bu mübarek günlerde ailemize, akrabalarımıza, komşularımıza Ramazan’ın gelişini hissettirelim.
Dostlarımız, Ramazan’ı sıradan bir karşılama yerine, heyecanla ve sabırsızlıkla beklesin. Peki acaba neler yapabiliriz?
Çocuklarımıza, eşimize, anne-babamıza, sevdiklerimize küçük bir Ramazan hediyesi takdim edebiliriz.
Evimizin çeşitli yerlerine asacağımız küçük notlarla Ramazan’ın gelişini doyasıya yaşayabiliriz. Özellikle çocukların odasına asılacak, konfetilerle süslenecek Ramazan mahyaları, ‘Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan’, yazıları onlara bu ayın bereketini ve önemini daha iyi anlatabilir.
Çevremizdeki fakirleri araştırarak tanıdığımız zenginlere iletebilir, imkanımız varsa kendimiz de yardımcı olmaya çalışabiliriz.
Teravih namazlarını kaçırmamaya çalışır, mümkünse çocukları da alıp, her akşam başka bir camide kılmaya gayret edebiliriz.
Gündüzleri işe, okula gidip gelirken vaktimizi boşa geçireceğimize, salavat getirebilir, bildiğimiz duaları ve zikr sözlerini tekrar edebiliriz.
Zekat için belli bir ay söz konusu değil. Ancak durumumuz iyi ve zekat vermemiz gerekiyorsa sevapların 1’e 10, 1’e 70 hatta 1’e 700 verdiği bu kutlu zaman dilimlerine denk getirip, o borcumuzu da eda edebiliriz.
|
|
|
|
|
Logged
|
insanların hayatlarına saygı duymaktansa,iftira atmayı tercih edenler, ruhlarındaki ezikliği hazmedemiyenlerdir
|
|
|
« Yanıtla #2 : Ağustos 09, 2009, 11:03:34 ÖS » |
|
gazipaşa
|
Oruç, tasarrufu, kanaati ve emaneti korumayı öğretir
Oruç, insanlara tasarrufu öğreten önemli bir disiplindir. İstediği şeyi ve aklına geldiği zaman, hiçbir sınırlama getirmeden yapmaya alışık bir insan, oruçlu olduğu zaman mecburen onu yapamayacaktır.
Meselâ, her aklına estiği zaman yemek yiyen, maddî olarak vücûdunun arzularına boyun eğen insan, oruçlu olduğunda mecburen akşamın olmasını bekleyecek, dolayısıyla da bu bekleyiş sayesinde, tasarrufu öğrenecek ve sorumsuzca yaşamaktan uzaklaşmış olacaktır.
Oruç, gizli ve açık her zaman emanete riayet edilmesini öğretir. Zira ALLAH'ın helal kıldığı nimetleri yiyip-içmekten kaçınmayı sağlayacak ALLAH'tan başka bir gözetici yoktur.
Oruçlu, sabahtan akşama kadar ALLAH'ın çizdiği sınırlara riayet eder. Onca orucu bozma imkânlarına ve hiç kimsenin görmemesine rağmen mümin, fevkalâde bir ciddiyetle orucunu sürdürür. Ve akşama kadar emaneti muhafaza hissiyle dolar taşar. Oruca karşı gösterilen bu tavır, Müslüman’ın bütün hayatına akseder. Dolayısıyla oruç tutan insan, bütün hayatı boyunca kendisine emanet olarak verilen şeylere karşı da son derece dikkatli davranmayı öğrenir.
|
|
|
|
|
Logged
|
insanların hayatlarına saygı duymaktansa,iftira atmayı tercih edenler, ruhlarındaki ezikliği hazmedemiyenlerdir
|
|
|
« Yanıtla #3 : Ağustos 09, 2009, 11:06:40 ÖS » |
|
gazipaşa
|
Ramazan, hayatımıza çeki düzen vermeye geliyor
Ramazan ayı insanı planlı programlı davranmaya iten bir ay. Gündemimizin ana maddesi ister istemez sabah ve akşam ezanı vakti oluyor. Ezanı, camiyi, namazı hissetmeyen, bilmeyen de “ALLAH-ü Ekber” sesini bekliyor. Yani bir yerde maneviyat frekanslarını almaya hazır bir vaziyette bulunuyor. İşte bu havayı yakalamak ve iyi değerlendirmek gerekir. Demir tavında dövülürmüş. Kalp, almaya hazır hale gelmişse onu boş çevirmemek gerekir. Ramazan’ın havasını yakalamak adına da gayret etmeli, en ufak fırsatları büyük adımlara çevirebilme maharetini sergilemeliyiz. Ramazan’a ‘merhaba’ derken aynı zamanda “iman ve selamete” de ‘buyurun’ diyebilmeliyiz. Hayat insanı hırpalıyor, bazen bütün enerjisini alıp götürüyor. Artık hiçbir şey size zevk vermiyor, yaşama amacını unutmuş, rüzgârın kâh o yana kâh öbür yana savurduğu bir insana dönmüşseniz; Ramazan’ı önümüze çıkan önemli bir fırsat olarak görebiliriz. Çünkü Ramazan bereketiyle, samimiyetiyle, neşe ve bütün güzelliğiyle geliyor. Sahur ve iftarların başlamasıyla sanki ortalık efsunlanıyor, hayrına verilen yardımların, yemeklerin ardı arkası kesilmiyor. Milyonlarca insan yakın saatlerde sahura kalkıyor, oruç tutuyor, iftar ediyor, teravihe gidiyor. Bir ay boyunca yüreklerin topluca attığı gerçekten hissediliyor. Yani Ramazan bize yüreklerin bir arada atması için akort fırsatı tanıyor. Ramazan demek aynı zamanda tempo demektir. Adımlar düzenli atılmalı, randevular saatinde yapılmalıdır. Vakit dar ve sınırlıdır. Bu da bizi düzenli bir hayata zorlar. Saatleri değil dakikaların hesabını yaparız. İftar yemeği, akşam namazı ve ardından teravih bir programın ürünüdür. Günlük hayata Kur’an okumak, tesbihat yapmak, namaz kılmak daha fazla girer. Her şey daha anlaşılır ve daha yaşanılır bir hayat içindir. ALLAH’a olan bağlılık pekiştirilir, “Ya Rab! Her günümüzü Ramazan kıl!” diye dualar edilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
insanların hayatlarına saygı duymaktansa,iftira atmayı tercih edenler, ruhlarındaki ezikliği hazmedemiyenlerdir
|
|
|
« Yanıtla #4 : Ağustos 10, 2009, 03:47:05 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #5 : Ağustos 11, 2009, 07:44:46 ÖÖ » |
|
gazipaşa
|
aslında bazen şov yapanlar oluyor özellikle iftar davetlerinde yapılan şovlardan ben hiç hoşlanmıyorum
|
|
|
|
|
Logged
|
insanların hayatlarına saygı duymaktansa,iftira atmayı tercih edenler, ruhlarındaki ezikliği hazmedemiyenlerdir
|
|
|
« Yanıtla #6 : Ağustos 12, 2009, 09:05:30 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #7 : Ağustos 14, 2009, 12:41:43 ÖÖ » |
|
gazipaşa
|
bencede öyle olması lazım ama biz ne yapıyoruz zaten durumu iyi olan eş dotlarımızı çağırıyoruz
|
|
|
|
|
Logged
|
insanların hayatlarına saygı duymaktansa,iftira atmayı tercih edenler, ruhlarındaki ezikliği hazmedemiyenlerdir
|
|
|
|