« : Haziran 26, 2006, 04:57:14 ÖS » |
|
r a p u n z e l
|
[COLOR="Red"][FONT="Comic Sans MS"]BİLARDO TOPLARI
Ayrıldığımız gündü.
Mutfaktaydık, buzdolabının yanında, kapısı açıktı, herşey bambaşka
görünüyordu yüzüne vuran o soğuk ışıkta
"Biliyor musun " dedin. "Sen neye benziyorsun biliyor musun?"
Epeydir aradığın bir şeyi bulmuş olmanın hem sevinç, hem keder veren
gizli bir an için bulandırmıştı yüzündeki tedirginliği, kırgınlığı.
Sis ışığa çıkmıştı. Sonra yavaşça çevirip başını yüzüme baktın kuyuya düşmeye
benzeyen derin bir korkuyla.
"Neye?" dedim,yan yanayken yaşadığımız ayrılığın adını sorar
gibi,"Neye?"
"Bilardo toplarına."
"Neden?" dedim.
"Yazgını hep başkalarının ıstakalarının insafına bırakıyorsun da
ondan..."
Bir uçurum gibi derinleşen sessizlik o an başlamıştı bile bizi
birbirimizden uzaklaştırmaya.
Beni terk etmeden önce yaptığın son konuşma oldu bu.
Sonra iki arkadaşım geldi,birinin omzunda ağladım,hangisiydi
şimdi
hatırlamıyorum. Sonra birlikte başka bir kente gittik,anlarsın ayrılığın
ilk
günlerinde o eve katlanamazdım, sonra ben başka aşklara, sonra başka
evlerin
duvarlarına başka takvimler aştım
Şimdi ne zaman birinden ayrılsam ıstakaların sesi patlıyor
kulaklarımda
ardından bilardo topları
dağılıyor dört bir yana
Seni hatırlıyorum o soğuk ışıkta bir daha
bir daha
bir daha[/FONT][/COLOR]
murathan mungan...
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC][COLOR="Purple"][SIZE="4"][FONT="Palatino Linotype"]Uçurumun önünde, ölüme kafa tutarcasına sarkmaktayım, ifadelerinizi tartmaktayım, yabani yamyamlar tarafından yabana atılmaktayım! Selametle![/FONT][/SIZE][/COLOR]
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Haziran 26, 2006, 05:01:23 ÖS » |
|
umutzi
|
Teşekkürler.Bence her ikiside çok iyi
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #2 : Haziran 26, 2006, 05:02:39 ÖS » |
|
r a p u n z e l
|
Teşekkürler.Bence her ikiside çok iyi hayır bence murathan daha iyi 
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC][COLOR="Purple"][SIZE="4"][FONT="Palatino Linotype"]Uçurumun önünde, ölüme kafa tutarcasına sarkmaktayım, ifadelerinizi tartmaktayım, yabani yamyamlar tarafından yabana atılmaktayım! Selametle![/FONT][/SIZE][/COLOR]
|
|
|
« Yanıtla #3 : Haziran 26, 2006, 05:03:17 ÖS » |
|
umutzi
|
GÖZLERİME BAK KIR BENİ
Soğuktan korkarsan küflenmiş gümüşle kaplanır bedenin Kendine kışkırtılırsın çiçekli mağarayı unutursan. Sana ikindi odaları yok anarşist ruhunu taşıyamazsan Kalbin gözlerini örterse flamalar düşer yerinden Yüzeyde kalır sevgin kendini abartırsan...
Yağmurdan korursan sedeflerini kısalır ve karışır yollar. Haksız olur hep güneşe uçan kız kumların altında saklı kalır benlerin.
Şımart içindeki sızıyı büyüklerin erişemeyeceği o yerde kal. Bırak içindeki kuş sadece ellerinle konuşsun...
Kendini dokunulmaz bir güzel bulursan büyükler erişir sana Eğer irkilirsen yılanların çığlığından dünyayı kabullenirsin; dünya ki sıkıntı, kasvet, zehir...günaşırı intihar...
Hadi önce benimle başla, gözlerime bak, kır beni yoksa...yoksa 'çaylar içine buz gibi akar' CEZMİ ERSÖZ
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #4 : Haziran 26, 2006, 05:06:41 ÖS » |
|
r a p u n z e l
|
[FONT="Comic Sans MS"][COLOR="DarkOliveGreen"][COLOR="DarkGreen"]herkes kendi ateşini başkasının cehenneminde sınar kendi külünde söner bütün rüzgarlarına yazıldığın akşam
ateş tadında kum tadında kalarak derinleştirir bazı ayrılıkları zaman
al ağrını git burdan en uzun eylülü ömrümüzün
uyutmuyor seni ne kömürleşmiş bu gurur ne göğsündeki kaplan
seçilmiş taş milyonlarca taş arasından başını vurduğun çok gençti genç olmak için bile kendi zamanına muhtaç kendiyle dargın
daha yolun başında görülüyordu menzilindeki noksan
ömrünce sızlayacak kayıplar sarayında ateşte unuttuğun ferman.[/COLOR][/COLOR][/FONT] MURATHAN MUNGAN
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC][COLOR="Purple"][SIZE="4"][FONT="Palatino Linotype"]Uçurumun önünde, ölüme kafa tutarcasına sarkmaktayım, ifadelerinizi tartmaktayım, yabani yamyamlar tarafından yabana atılmaktayım! Selametle![/FONT][/SIZE][/COLOR]
|
|
|
« Yanıtla #5 : Haziran 26, 2006, 05:08:53 ÖS » |
|
umutzi
|
BİR PUSU DÜZENLİYOR HERŞEYİ
Aşk değil bu merhamet akşamın durmayan atlarından anlıyorum bunu zaman boşluklarında dönmeyen başımdan
İki sayıklama arasına bir günü sıkıştırıyorum
Biliyorum, aşk değil bu merhamet sözgelimi bir tramvay özlüyor beni zihni karışıyor bir ırmağın denizin çukurlarına saklamak geliyor içimden bütün çalar saatleri...
Çünkü bir pusu düzenliyor her şeyi av ve ölüm mevsimlerini
Bense yanımda huysuz bencil bir çocuk bir ikindi vakti açık bırakılmış o pencereyi düşlüyorum
Yavaş yavaş ölüyor bütün romantikler hızla iyileşmiyor aşk yaraları... CEZMİ ERSÖZ
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #6 : Haziran 26, 2006, 05:15:56 ÖS » |
|
r a p u n z e l
|
[COLOR="DarkOrange"][FONT="Comic Sans MS"][SIZE="2"][SIZE="3"] Yağmur Herkese Yağar Güneş Isıtır Herkesi Mevsimler Herkes İçindir Yalnız Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi
Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan
Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi Kimi Ayrılamaz Karanlıktan
Yağmur Herkese Yağar Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini Onca Şarkı Onca Film Onca Roman Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi
Çığ Altında Kalan Sele Kapılan Aşktan Ve Acıdan Ölen Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider Geçer Gider Herkes Hikayelerdir Geriye Kalan. [/I][/SIZE][/SIZE][/FONT][/COLOR] MURATHAN MUNGAN
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC][COLOR="Purple"][SIZE="4"][FONT="Palatino Linotype"]Uçurumun önünde, ölüme kafa tutarcasına sarkmaktayım, ifadelerinizi tartmaktayım, yabani yamyamlar tarafından yabana atılmaktayım! Selametle![/FONT][/SIZE][/COLOR]
|
|
|
« Yanıtla #7 : Haziran 26, 2006, 05:20:41 ÖS » |
|
umutzi
|
YÜZÜNÜ ARADIN SEN HEP
Yüzünü aradın sen hep en çok sevmek isterken bile... Bir bulsan yüzünü bir bulsan insanlara dağıtılmış hasretini İstediğin gibi sevecektin
Oysa utandın, utandın kendin oldukça en çok severken bile Sevdiğinin kişiliğine girdin bu yüzden Ne söylesen hep eksik kaldı Shaipsiz utancın gibi eksik kaldı
Delice sevmeyi istedin aslında sen hep ama ne zaman böyle sevsen deli sevgini senden çaldılar Ne zaman söylesen sevgini, seni seninle böyle yüzünü araken bıraktılar...
kıstın ateşini, küçülttün kanatlarını çekildin en arka odana Gölgelerini bıraktın pencerelere Ah bu hayattan sana kalan sadece deli sevgini özlemekti... Sana kalan, bu hayatta kendini delice özlemekti... CEZMİ ERSÖZ
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #8 : Haziran 26, 2006, 05:30:58 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #9 : Haziran 26, 2006, 05:32:41 ÖS » |
|
umutzi
|
bence cezmiii abiii adam bu işi biliyor.. Eyvellah Yusufum sağol...
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #10 : Haziran 26, 2006, 05:34:42 ÖS » |
şövalye
|
" BEN YAZARKEN KENDİ YÜZÜME TÜKÜRÜYORUM "Geriye Doğru Baktığımda...Geriye doğru baktığımda, çünkü ancak böyle anlaşılıyor bazı şeyler, ben aslında ilkokul 4.-5. sınıftan itibaren yazar olmayı kafama koymuşum. Ama bu ciddi, planlı projeli bir düşünce halinde değil. Tabi babamdan gelen Kuvay-ı Milliye, Kemalistlik, subaylık da var. Bu yüzden iyi, yardımsever, dürüst, çevresinde sayılan sevilen adam yani bir tür kahraman olmak üzere yetiştirildik biz. Çok küçük olanaklarla zengin çocuklarının önüne geçme projesi...Kemalizm biraz da böyle bir proje. Hadi bakalım kendinizi gösterin projesi, romantik bir proje bu. Öte yandan korkunç bir oyun bu. Baştan aşağı yanlış hesaplarla dolu. Belli olanaklar babanın maaşı belli, makarna yumurta yiyorsun, hadi bakalım benim çocuğum nasıl geçecek sizi projesi, üstelik iyi adam olacak ve onları da geçeceksiniz. Okuduğun okul belli,mahalle devlet okulları. Hiç Unutmuyorum... Kabataş Erkek Lisesi’ne kaydımı yaptıracaktım. Babam hastaydı, ayakları şişmişti. Makasla pantolonunun paçalarını kesmişti ve ayağında terlik vardı. Çok komik görünüyordu. Emekli bir albay fakat cebinde parası yok. Müdür “çocuğu yatılı verin” demiş. Ev Suadiye’de okul Ortaköy’de. O zaman köprü de yok. Gidiş-dönüş 4 saat. Ama yatılı parası yok. “Gündüzcü olsun, gitsin-gelsin” demiş babam. Tartışmışlar. Müdür, “almıyoruz çocuğunuzu okula” deyince babam çıkarmış beylik tabancasını müdürün masasına koymuş. “Alıyor musun almıyor musun?” odadan bir çıktı, kıpkırmızı bir surat. “Gemileri yaktık oğlum” dedi. “Baba ne gemileri...” dedi ki; “Oğlum durum ciddi”. Küçük çelimsiz bir çocuğum. Kaydımızı yaptırdık, girdik okula. İlk dönem iki zayıf geldi karneye. Hiç unutmuyorum, babam “teessüf ederim” dedi. “Ulan bu okulda birinci olcam” dedim. Can Havliyle... Memur ailelerinde bir çalkantı vardır. Can havliyle okursun, can havliyle yaşarsın. Uzun vadede ne olacak diye düşünemezsin. Lisede üniversiteye girebilmek için fen bölümlerinden mezun olmak gerekir. Ben de fen bölümündeydim. Arasıra edebiyat sınıfına giderdim. Millet orada Necatigil okuyor, Orhan Veli, Özdemir Asaf okuyor. Özeniyorum onlara, çünkü onlar edebiyat deyip kaybetmişler zaten. Üniversiteye giremeyecekler ama mutlular. Ben başarılı olmayı mutlu olmaya yeğ tuttum. Çünkü başarılı olmak zorundaydım. Ailenin seni bir kere daha okutma şansı yok. Sınıfı geçmek zorundasın. Halkalar çok gevşek yani. “Hadi lan bu sene de asayım, hayatın tadını çıkartayım biraz” dediğin anda kayarsın. Yani can havli söz konusu olduğunda kimse kimsenin bohem macera arayışını taşıyamaz. Böylece edebiyat hep gizli, yasak bir tutku olarak varoluyor bende. O da meğer yaşamının ta kendisi olmuş, meslek değil yani. Kemalizm'e gönül bağlamış... Kemalizm’e gönül bağlamış ve kaybetmiş bir aile benim ailem. Danslar, tangolar, radyo piyeslerine ağlamalar, arkası yarın’lar üzerine sohbetler... Bir ütopya yaşamışlar, ama ütopya duvara çarpmış. Benim babam o ütopyanın duvara çarptığını Özal’la anladı. Kemalizm’in kaybettiğini, Kemalizm’e gönülden bağlanan o samimi insanların kaybettiğini babamda gördüm. Babamla beraber ben de yenildim. Çünkü ben o tarihe ne, o insanların yenilmişliğine tanığım. Cezmi Ersöz Kaybetmeye... Cezmi Ersöz kaybetmeye mahkumdur. Kaybettikçe haz alıyorum. Mazoşizm değil bu. Benim ruhum böyle oluşmuş. Kaybetmek bana şiirsel bir tad veriyor. Ayağım kaydıkça, birileri tarafından kazandığım başarı elimden alındıkça ben kendime “Hah tamam şimdi sensin” diyorum. Ben kaybedince kazanıyorum. Kendimle buluşuyorum. Yenilgiyi öven birisi değilim. Ama bu kadar adaletsiz bir toplumda başarılı olmak bana “yanlış mı yaptım?” sorusunu sorduruyor. Bu soruyu sorunca kendime tezgah açıp, kendime çelme takıyorum. Bunu yapıyorum ki beni okuyan, yazılarımı seven insanlara biraz daha yaklaşayım, hiç olmazsa onlardan kopmayayım. Başarıyı küçümsememizin bir nedeni de bilinçaltımızdaki korku ile ilgili. Başarıyı istemiyor muyduk? Hem de çok. Biz zaten başarıya koşullandırılmış çocuklardık. Ancak öte yandan kazandığımız başarının tadını biraz olsun yaşayamadan, zenginlerin, iktidar sahiplerinin, güçlü insanların gelip hemen elimizden alacağını düşündüğümüzden, belki de bu acıyı hafifletmek için başarıyı küçümsedik. Kendi oyununu, kendi başarını gölgeleme isteği. İnsanlara Bakıyorum...İnsanlara bakıyorum, inanılmaz bir tutarlılık çizgisi izliyorlar. O insanlar kendi oyunlarını asla bozamazlar. Benim binlerce okurum var. Fakat hiçbir basın organı Cezmi Ersöz’den bahsetmiyor. Ben bunu kendim yaptım. 28 yaşımda egemen medyaya tavır aldım. Yani tabancayı masaya koydum, gemileri yaktım. Onlar da benim ve benim gibilerin onların hamurundan olmadığımızı anladılar. Bugün paraya ihtiyacım olur, anlaşma yaparım, üç gün sonra herşeyi yazar çeker giderim, ellerinde patlarım yani. Ciddi bir misyonun sahibiyiz bu anlamda. Açık Konuşayım...Bazı şeyler giderek netleşiyor. Eurogold bütün gazetelere tam sayfa, yarım sayfa ilanlar verdi. Açık konuşayım, Öküz ve Leman dergisi Eurogold’un ilanını alsaydı, ben bir daha oraya imzamı atmazdım. İnsan yazar arkadaşından da bu kadar dürüstlüğü bekliyor. Ama zaten holdingçiler bıçaklamadı bizi, en büyük darbeyi sağımızdan solumuzdan en yakın arkadaşlarımızdan yedik. Benim çok sevdiğim insanlar acı çekerek öldüler. Hayatlarını örnek aldığım, beslendiğim, gönül bağı kurduğum insanlar çok düşük maaşlarla, köşelerinde, hayattan istifa etmiş vaziyette çığlık çığlığa öldüler. Şimdi benim onların anılarına sadık olmak gibi bir misyonum var. Eğer ben Eurogold’un ilanını basan bir yerde yazarsam onlara haksızlık etmiş olurum. Bu dürüstlük anlayışına bugün aptallık gibi bakılıyor. Tesadüfler ve KaosTesadüfler, kaos...bizim hayatlarımızı birisi filme alsa kimse inanmaz. Absürd, akıldışı, tuhaf... Mesela ben pazarcılık yapıyordum. Mahmutpaşa’dan elbezi, havlu filan aldım. Pazarın en kötü yerindeyim, mafya var orada, yağmur yağıyor, havlular ıslandı. Bir baktım bir müşteri geldi. Aaa annem! “Kaça havlular?” dedi. Yarısını anneme sattım. Bir başka zaman salça aldım. 25 kg. salça. Getirirken elimi kesti, yağmur yağdı, vapura zor attım kendimi. Açtım, bozuk çıktı. Zarar ettim. Akla mantığa uyan yanı yok yani. Beyoğlu Rumeli Han’da dayımın yanında ofisboyluk yaptım. Bankaya para yatırır, vergi dairesine, defterdarlığa giderdim. Çay, dosya, sigorta bildirgesi taşıdığım yerlerde şimdi imza istiyorlar. Her şey akıldışı gelişti çünkü. Mantığı yoktu. Hiç bir şey planlanmamıştı. Yine de ben o rastlantılardan, büyülerden, esinlerden yanayım. Sait Faik’de sistem mi vardı? O rastlantılarla yaşayan bir insandı. Hayatlar onu çekerdi, insan yüzleri onu çekerdi, bakışlar, adını koyamayacağımız bir takım insan davranışları, içsezişler ve yoğun duyarlılıklar onu çekerdi. Ekollerin adı sonradan konulmuştur. Oğuz Atay’ı da bu nedenden çok seviyorum. Küçük memur ailesi, plan program yok, anlık duygular... [/COLOR]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #11 : Haziran 26, 2006, 05:38:39 ÖS » |
şövalye
|
Ayna aynaya bakma sakın ve saçlarına dokunma. Rüzgara sesin Geceye kokun düşmesin. Sen bu bahar bir başka düşe gir daha sığ ırmakların olsun ve açık mavi denizin beni unuttuğun anılarına sar [/COLOR] ki başka sızılara bulanayım.[/COLOR] Cezmi Ersöz [/B]
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|