BAYBARS
U.Ç.K.
|
TARİHİNİN MİLLİ MÜCADELE RUHU MİLLİYETÇİ HAREKET --------------------------------------------------------------------------------
Mensubu olduğumuz Türk Milleti, bilinen beş bin yıllık tarihi ile dünya milletlerinin en köklü üyesidir. Büyük Türk Milleti, Orta Asya bozkırlarında tarih sahnesine çıkmıştır. Zaman içerisinde farklı bölgelere göç etmiş ve buralarda çeşitli devletler kurmuştur. Dünya üzerine bu büyük yayılışın en büyük sebebi Türk Cihan Hâkimiyeti Ülküsüdür. Böylece dünya hâkimiyetini ele geçirerek yeryüzüne adaleti hâkim kılmak düşüncesi, Türk'ün tarih sahnesinde yer almasıyla eşit yaştadır. XVII. Yüz yıla kadar altın çağ olarak addettiğimiz dönemini yaşayan Türklük, bu yüz yıldan sonra duraklamaya ve hatta gerilemeye başlamış, hem Türkistan Türklüğü hem de Anadolu Türklüğü zaman zaman ölüm kalım mücadeleleri vermek zorunda kalmıştır. Bu mücadelelerde Türkistan Türklüğü, Rusya'nın esareti altına düşerken Anadolu Türklüğü Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde vermiş olduğu şanlı mücadeleden galip çıkmıştır. Bu şanlı mücadelenin bütün safhaları incelendiğinde Milli Mücadelenin Türk Milliyetçiliğine ve Türk Milletinin bağımsız yaşama azmine dayanılarak kazanıldığı görülecektir. Bu azmin adı Türk Milliyetçiliği şuurudur. Bu şuur Türk Tarihinde birçok kez fiiliyata geçirilmiştir.
Bu gün bu şuurun harekete geçirileceği ve hâkim kılınacağı bir dönemin içerisindeyiz. Fakat burada önemli olan husus şudur ki; Türk Milliyetçiliği nasıl ki sıkıntılı dönemlerin kurtuluş reçetesi ise, Türklüğün altın dönemlerinin de muhafazası, kalkanıdır. Türklük şuur ve azminden uzaklaşmak tarihte defalarca görüleceği üzere hezimet ve mahkûmiyettir. Önümüzdeki yıllarda kurulacak olan Lider-Milliyetçi Türkiye ancak ve ancak bu şuurun devamı ile mümkündür. Ülkemiz bu günlerde Türk Milliyetçiliğinin iktidarda olmamasının sıkıntılarını yaşıyor.
Türk Milleti 21. yy.'da tarihinde belki de hiç görmediği bir kırılma noktası ile karşı karşıya kalmış durumdadır. Bu kırılma noktasını, Avrupa Birliği uğruna yapılan ihanet kokan politikalar, dünün Damat Feritlerini aratmayan mevcut siyasi erk oluşturmuştur. Bununla birlikte bir fikir karmaşası meydana gelmiş, ülkemiz dünyada modası geçmiş popülist politikaların çöplüğü olmuştur.
Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesine gelmesi için yapılması lazım gelen onlarca siyasi, ekonomik ve kültürel icraat varken, böyle bir dönemde devletin ekonomik durumunu düzeltmek için, siyasi kaosu ortadan kaldırmak için ileri sürülen teklifler, millet hayatımızı derinden etkileyen vatan, millet ve tarih anlayışına oldukça uzak olan fikirlerdir. Bunun yanında milli eğitimin aksaması, Türk Tarihinin iyi bir şekilde öğretilmemesi, hatta hor görülmesi, Türkçe'nin dil olarak yabancı dillerin karşısında her gün biraz daha gerilemesi, iş yerlerine Türkçe isimlerin değil de yabancı adların verilmesi, milli zevkten uzak müziklerin topluma empoze edilmesi günümüz Türkiye'sinin karşılaştığı en büyük meselelerin başında gelmektedir. Bunlardan başka Türk Milletini ayakta tutan Türk Milliyetçiliğinin harcını oluşturan milli kültür unsurlarını tahrip edilmeye çalışılması dikkate alınması gereken lüzumsuzlukların başında gelmektedir. Hatta milliyetçilik fikrinin eskidiğini, milletlerin hayatında milliyetçiliğe ihtiyaç bulunmadığını, bundan dolayı da milliyetçiliğin devletlerarası ilişkilerde zarar verebileceği iddiasında bulunanlarla da karşılaşılmaktadır. Aslında Türk Milleti tarihin her döneminde çeşitli badirelerden atlamış ve yıkıldığı anlarda ayağı kalkmasını bilmiştir. Türklüğün bu tehlikelerden kurtulmasının en büyük iksiri Türk Milliyetçiliği, kahramanları ise Türk Milliyetçileri olmuştur.
Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu'na göre, "Milliyetçilik, en geniş anlamda ferdin sevgi ve saygı hisleri ile mensup olduğu millete bağlılık duygusudur. Bu bağlılık, milletin diline, dinine, ahlakına, maddi ve manevi bütün kültür değerlerine karşı derin alaka beslemek, milletin varlığını geliştirme, kudretini artırma ve ülkeyi korumak hususunda her türlü fedakârlığa katlanmak suretinde belirir". Kısaca milliyetçilik, insana, milli ve beşeri üstünlük sağlayan yüksek ahlakın zirvelerinde yer alan bir ruh halidir. Milliyetçilik kısa ve umumi tarifi ile kişinin milletine sevgi ve saygı hisleri ile bağlanmasıdır.
Türk milliyetçiliği, Türk dilinden, Türk karakteri ve ahlakından, tarih birliği şuurundan ve bütün bunların fiili hayattaki bilumum belirtilerinden kurulu olan milli kültürün yaşattığı Türk Milletini sevmek ve saymaktır. Türk Milliyetçisi de Türk düşüncesinin ilmi, fikri, edebi, felsefi ve teknik sahalarda imkânlarını zenginleştiren, Dünya Türklüğünün istiklal, hürriyet, refah ve saadeti için çalışan insandır.
Türk milliyetçiliği hürriyeti kısan, hukuku zedeleyen bir düşünceye de hizmet etmez. Türk milliyetçiliği sosyal adaletin taraftarıdır. Sosyal adalet millet fertlerini faaliyet sahalarında birbirine yardımcı, fedakâr hale getiren mekanizmadan başka bir şey değildir. Kafesoğlu Hoca, Türk Milliyetçiliğinin pozitif prensiplerini 8 maddede toplamaktadır. Bunlar, 1-Türkçe, 2- Din, 3-Tarih Şuuru, 4- Seciye ve ahlak, 5-Ferdi hukuk, 6- Şahsiyet, 7- İktisat, 8- Demokrasi.
Türk Milliyetçiliği basit bir duygu ve yalnız geleneklere bağlılık meselesi değil doğrudan doğruya içtimai gerçeklerden kaynak alan ve sosyal hayatın bütün cephelerindeki belirtileri kesin çizgilerle tespit edilmiş bir fikir sistemidir. Buna göre hem ilmidir, hem de dinamik bir karaktere sahiptir.
Türk tarihi iyi incelendiği zaman Türk Milliyetçiliğinin şahlandığı devirlerin var olduğu görülecektir. Türk milletinin milli duyguların en üstün değer olarak kabul edildiği çağlarda, siyasi ve iktisadi durum ne olursa olsun, Türk milletinin olağanüstü başarılar kazandığı bilinen bir gerçektir. Batıda milliyetçilik duygularının XVIII. yy.'da belirmeye başladığı bilinen bir gerçek ise Türk milliyetçiliğinin bu tarihten sonra başladığını söylemek de o kadar yanlıştır. Alman ilim adamı Fr. Hirt, Çin yıllıklarında araştırmalar yaparken Asya Hun İmparatorlarından Çi-Çi'nin Türk Milletine seslenişinde hayretle görmüştür ki, bu ünlü Türk başbuğunun devlet anlayışı doğrudan doğruya milli duygulara dayanmaktadır. Çi-Çi'nin atalarından arta kalan yadigârlar arasında, geniş ülkelerle birlikte, hürriyet ve istiklalin de bulunduğunu ve bu en kıymetli emanetlere ehemmiyet verilmemesinin milli ihanet sayılacağını açıklayan sözlerini, dünya edebiyatında milliyet fikirlerini ilk dile gelişi diye tasvir eden Hirt, şu neticeye varmıştır; "Tarihte milliyetçiliği devlet siyasetinde temel yapan ilk devlet adamı Çi-Çi'dir."
Milliyet fikirlerinin Avrupa'da ve Osmanlı Devletinin içindeki Hıristiyan tebaa arasında yayılması, muhtar ve bağımsız devletlerin kurulması, Müslüman halkın yerleşik olduğu eyaletlerin Osmanlı Devletinden ayrılma temayülleri, Anadolu ve Rumeli'ye, devletin diğer bölgelerinden Türklerin göç etmesi devlet adamlarının zihniyetinde meydana gelen değişiklik, Avrupa'nın Türkler üzerinde baskısı ve Türk gençlerinin Avrupa ile teması Osmanlı Devletinde Türkçülüğü hazırlayan sebeplerden bazılarıdır. Fransız İhtilalinin ortaya çıkardığı fikirlerin, Hıristiyan tebaa arasında yayılacağına inanmayan Osmanlı Devlet adamlarının ihmali, Avrupa devletlerinin topraklarımız üzerindeki ihtirasları ile birleşince, bu fikirlerin Hıristiyan unsurlar arasında tahrik ve teşvik sonucu yayılmasına yol açmıştır.
|