Terörün senaryoları ABD’de yazılıyor
* Mustafa Yürekli
mustafayurekli@gmail.com BBC'nin Türkçe servisinde yayınlanan bir haber, Türkiye medyasına bomba gibi düştü: Amerika'da, Bush yönetimi yanlısı Hudson Enstitüsü'nde (13.06.2007) bir toplantı yapıldı. Basına kapalı olarak gerçekleştirilen toplantıya, bazı Türk ve Kürt askerî yetkililer ve sivil uzmanlar toplandı ve Türkiye’deki terörü konuştular. Türkiye'den katılan askerî yetkililer, Genelkurmay Başkanlığı bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri ile Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu’ydu. Irak’tan Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin Washington Temsilcisi ve Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin oğlu Kubad Talabani katıldı. Toplantının başkanlığını, Hudson Enstitüsü Avrasya Politikası Merkezi Direktörü Zeyno Baran yaptı..
Bu toplantıda, Anayasa Mahkemesi'nin emekliye ayrılan başkanı Tülay Tuğcu'ya suikast, PKK'nın Beyoğlu'nda 50 kişiyi öldürmesi, ardından da Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi senaryoları değerlendirilmiş. Türkiye’yi vaziyet ve istikamet etmek için yapılmış bir toplantı bu ve ne ilginçtir ki ABD kendi paçasını “kurtarmaya” çalıştığı Irak’a Türkiye’nin PKK için girmesini istiyor.
1990’da Saddam da, Kuveyt’i ilhak etmeden önce kapalı kapılar ardında ABD’den “yeşil ışık” sinyali almıştı. Ama Kuveyt’e girince, en büyük tepki, yine o Irak-Iran savaşı sırasındaki kadim “dostu”ndan geldi. Saddam, arkasında ABD süngüsü ile Bağdat’a döndüğünde Irak üzerindeki eski gücü artık yoktu. En başta, ülkesinin kuzey ve güney bölgelerinde hava hakimiyetini kaybetti. Türkiye’nin ABD ile yapacağı “K.Irak’a müdahele” dansının sonucu da aynı olacaktır. TSK’nin olası operasyonunun, şu an bölgede zaten bağımsız bir konumda olan Kürt yönetimi ile ciddi bir gerginliğe neden olacak.. Türk askerinin PKK militanları yerine peşmergelerle –ve daha kötüsü, peşmergelerle kol kola olan ABD güçleri ile- çarpışmak zorunda kalacak..
“Kitle imha silahı” için Irak’a giren, sonra “demokrasi” için ayak sürüyen ABD’nin bölgedeki misyonu, Körfez Savaşı ile Arapları Saddam’dan kurtardığı (!) gibi “Kürtleri Türk ordusunun katliamından kurtarma”ya dönüşebilir.. ABD Irak’taki “varlığını” böylece meşrulaştırabilir. Hatta Irak savaşının başından beri gündeme gelen, ancak komplo teorisi olarak küçümsenen ABD ve İsrail destekli bir “Kürt Devleti” projesi tetiklenmiş olacak. Demek ki K.Irak Türkiye’nin Kuveyt’i olabilir. ABD’nin kullanım süresi dolan Saddam’ları ne yaptığını dünya alem biliyor. Olan Türkiye’ye olur; ülkemiz yeni bir Kürt Devleti’ni komşu olarak kabul etmekle kalmaz, Güneydoğu’daki kontrolünü, hatta topraklarını yitirebilir.
Bunlar insanın tüylerini diken diken eden senaryolar. Daha önce Türk askerinin başına çuval geçirmekten kaçınmayan ABD’nin K.Irak ile Türkiye’nin başına çuval geçirmeyeceğini kimse garanti edemez. PKK’ya darbe vurma bahanesiyle askeri hareketlendirip 27 Nisan ile taşları yerinden oynayan siyaseti yeniden dizayn etmek istiyorlar. Çünkü K.Irak operasyonu Türkiye’de öncelikle Temmuz erken seçimlerini etkileyecek ve Türkiye’nin demokratik yüzünü değiştirecek. K.Irak’tan Türk bayrağına sarılı tabutlar gelmeye başlayınca ülkede ve bölgede, Irak’in göbeğindeki Şii-Sünni mezhep çatışmalarına benzer Türk ile Kürt çatışmaları baş gösterecek.
Gerilimden örselenen AK Parti de ister istemez popülaritesini koruyabilmek için kimliğini kaybetme pahasına demokratik reformlardan milliyetçi çizgiye kaymak zorunda kalacak. Son yıllarda kazanılan bütün demokratik açılımlar rafa kaldırılarak, Türkiye, dünyadan kopmuş ve içine kapanmış, askeri ve bürokratik hakimiyetin tazelendiği o darbe sonrası dönemlere gitmiş olacak.
Amerika'da, Hudson Enstitüsü'nde gerçekleştirilen sözkonusu toplantı, Türkiye’nin 50 yıldır başına bela olan terörün senaryolarının Amerika’da yazıldığını ortaya koyuyor: Anayasa Mahkemesi'nin eski Başkanı Tülay Tuğcu'nun suikast sonucu öldürülmesinin ardından, İstanbul Beyoğlu'nda 50 kişinin ölümüne yol açan bir PKK saldırısı ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Kuzey Irak'a bir sınır ötesi harekât düzenlemesi olasılığı ele alınıyor. PKK terörünün kimlerin kontrolünde olduğu bir kez daha tartışmalı hale geliyor, bu haberle birlikte..
Bereket versin Tülay Tuğcu'ya suikast gerçekleşmedi..Fakat gün geçmiyor ki ülkemizde bir terör olayı meydana gelmesin. Terörün amacı, iktidardaki AK parti hükümetini önümüzdeki seçimde küçültüp kuşa çevirmek.. Şehit cenazelerindeki provakasyonlar da bunu gösteriyor. Terörün bir diğer amacı da Türkiye’yi Kuzey Irak bataklığına çekmek..
Sözkonusu senaryonun en çarpıcı yanı, Türk katılımcılardan bazıları K. Irak'taki PKK liderlerinin ABD tarafından yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesine AK Parti'ye yarar düşüncesiyle karşı çıkması.. Milletimiz, pek çok olayda olduğu gibi, bu haberle de terörün politik ve diplomatik araç olduğunu görüyor.
Hükümet, böyle bir toplantının yapılıp yapılmadığını ve katılanların kimler olduğunu belirleyip mahkeme huzuruna çıkarmak zorundadır. Ak Parti hükümeti, bu olayın üstüne giderek Türkiye’yi gerçekte kimlerin yönettiğini göstermelidir.. Türkiye’nin geleceği, TBMM’nde mi, ABD’de kıytırık bir enstitüde mi belirleniyor? Bu belli olmalıdır artık..
Terör, dünya güçlerine hizmet ediyor. Terör, ABD’nin Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti kurma planına hizmet ediyor. Terör, yakın tarihimizde darbecilere hizmet etmişti, şimdi de 27 Nisancılara hizmet ediyor..
Türkiye terör yüzünden yarım demokrasiyle yönetiliyor. Çünkü terörü dünya güçleri ve yerli işbirlikçileri çıkarıyor ve yönlendiriyor