Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt



+ ...:::Selendi Forum:::... » ENTELLEKTÜEL BOARD » Şiir ve Edebiyat
 kıyamet alametleri....devam


Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: kıyamet alametleri....devam  (Okunma Sayısı 375 defa) Seçenekler Arama
« : Ağustos 24, 2006, 10:49:00 ÖS »
ramsey1127845
Üye Bilgileri Selendili
***

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 162


kıyamet alametleri....devam

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Faize alış veriş, rüşvete hediye denilecek. Tefecilik artacak, helâl haram unutulacak. "Para gelsin de nereden gelirse gelsin." denilecek."
Faiz normal oldu. "Ben paramın değerini nasıl koruyacağım?" Allah seni dünyaya niçin gönderdi; bana kulluk edin diye mi? Yoksa paranın değerini koru, paranı enflâsyonda eritme diye mi? Faizin adı, kâr-zarar ortaklığı, vade farkı oldu. Rüşvet; hediye bahşiş, oldu. Çocuklarımızın önüne şu şarkı kondu: "Para kazan, parayı kazan da nasıl kazanırsan kazan."

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Birçok kişi az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek."
Bugün her hâli ile iyi bir mü'min görüyorsun. İçinden diyorsun ki, "Ne kadar güzel bir insan, inancını yaşıyor." Tam gıpta ile baktığın zamanda o şahısla bir dünyalık menfaat için karşı karşıya geliyorsun. Aman Allah'ım! Bu o gıpta ettiğim mü'min mi? demeden edemiyorsun. O güzel mü'min gitmiş, yerine âdeta kudurmuş, gözü paradan başka bir şey görmeyen bir canavar gelmiş.

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"İmanı kalpte tutmak, kor ateşini elde tutmak kadar zor olacak. Mü'min sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak."
Dünyanın şaşaa ve süsü o kadar cazip hâle geldi ki, iman etmiş bir mü'mini yoldan çıkarmak çok kolay hâle geldi. Her an, mukaddesata küfredilen bir düzen ve o düzenin insan nefsini cezbeden imkânları. Sabaha mü'min çıkan kişi, öyle imkân ve hâdiselerle karşılaşıyor ki, nefsinin talebine uyuyor ve akşama varmadan imanından oluyor. Çoğunlukla da bunun farkına bile varamıyor. Aynı şekilde akşam mü'min olarak varıyor; fakat sabaha mü'min olarak çıkamıyor. Evlerimizin başköşelerinde, en kıymetli yeri işgal eden televizyon birçoğunu imanından ediyor da haberimiz yok. İşte yaşamak o kadar tehlikeli bir hâl aldı ki, her an her şey oluyor. Bir anda mü'min bir anda kâfir oluyor. İmanı muhafaza etmek çok ama çok zorlaştı. Bu durum kor ateşi elde tutmaya benziyor.

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Kabirler süslenecek ve Kur'an kazanç getiren bir meta hâline gelecek."
Şehrin en güzel yerleri mezarlıklar oldu. Mezarlıklarımız süslenmiş, özellikle türbeler âdeta lüks mekânlar hâlini almış. Kur'an-ı Kerim'in kazanç kapısı olduğuna gelince, bu çok net ve açık bir şekilde görülmektedir. Bayramlarda mezarlıklarda yaşananları anlatmaya gerek yok, her şey ortada. İşi bilen, işin ehli, olanlar dahi Kur'an'ı bir çıkar olmadan okumuyorlar. Hafızlar para almadan okumuyor da, hocalar parasız namaz mı kıldırıyor?

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak."
Mal çoğalmış, akıl almayacak kadar bolluk içinde bulunuyoruz. Sofralarımızda yok yok. Yaz mevsiminde yetişecek meyve sebzeler kış mevsiminde bulunuyor. Kış mevsimine mahsus yiyecekler yaz mevsiminde tedarik edilebiliyor. Sadece İstanbul ile ilgili bir haber verelim. İstanbul'da ayda beş milyon ekmek çöpe atılmaktadır. Yanlış duymadınız beş milyon âdet ekmek çöpe gitmektedir. Her birimiz evlerini şöyle bir düşünsün bakalım. Tek tek sayacak olursak, her birimizin evinde iğneden ipliğe, büyükten küçüğe yüzlerce araç ve gereç bulunmaktadır. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Rahmetullahi Aleyh Hazretleri buyuruyor ki:
"Secde ettiğinizde Mevlâ gözünüzden perdeyi kaldırsa her birinizin başka başka tanrılara secde ettiğinizi göreceksiniz." Günlük hayatımıza da tekerleme olarak girmiş: "Para isteme benden buz gibi soğurum senden."
Ticaret erbabının hilekârlığına gelince, doğru tüccar yok denecek kadar azdır. Herkes imkânı ölçüsünde hile yapıyor. Bunun en aşağısı, malını satmak için yapılan yemindir.

Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak."
Çok fazla izaha gerek olmayan bir konu, her şey ortada. Büyük binalar almış başını gidiyor. Daracık sokaklar... Beşer, onar katlı binalar... Gökdelenler de cabası.
Logged
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: kıyamet alametleri....devam
« Posted on: Mayıs 24, 2012, 03:51:13 ÖS »

Logged
« Yanıtla #1 : Ağustos 25, 2006, 08:57:31 ÖÖ »
since
sahip-ul edevat
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12011


kıyamet alametleri....devam

Alıntı sahibi: ramsey1127845
Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Faize alış veriş, rüşvete hediye denilecek. Tefecilik artacak, helâl haram unutulacak. "Para gelsin de nereden gelirse gelsin." denilecek."
Faiz normal oldu. "Ben paramın değerini nasıl koruyacağım?" Allah seni dünyaya niçin gönderdi; bana kulluk edin diye mi? Yoksa paranın değerini koru, paranı enflâsyonda eritme diye mi? Faizin adı, kâr-zarar ortaklığı, vade farkı oldu. Rüşvet; hediye bahşiş, oldu. Çocuklarımızın önüne şu şarkı kondu: "Para kazan, parayı kazan da nasıl kazanırsan kazan."
 
Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Birçok kişi az bir dünyalık karşılığında dinini feda edecek."
Bugün her hâli ile iyi bir mü'min görüyorsun. İçinden diyorsun ki, "Ne kadar güzel bir insan, inancını yaşıyor." Tam gıpta ile baktığın zamanda o şahısla bir dünyalık menfaat için karşı karşıya geliyorsun. Aman Allah'ım! Bu o gıpta ettiğim mü'min mi? demeden edemiyorsun. O güzel mü'min gitmiş, yerine âdeta kudurmuş, gözü paradan başka bir şey görmeyen bir canavar gelmiş.
 
Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"İmanı kalpte tutmak, kor ateşini elde tutmak kadar zor olacak. Mü'min sabah kâfir olarak kalkacak veya bunun tersi olacak."
Dünyanın şaşaa ve süsü o kadar cazip hâle geldi ki, iman etmiş bir mü'mini yoldan çıkarmak çok kolay hâle geldi. Her an, mukaddesata küfredilen bir düzen ve o düzenin insan nefsini cezbeden imkânları. Sabaha mü'min çıkan kişi, öyle imkân ve hâdiselerle karşılaşıyor ki, nefsinin talebine uyuyor ve akşama varmadan imanından oluyor. Çoğunlukla da bunun farkına bile varamıyor. Aynı şekilde akşam mü'min olarak varıyor; fakat sabaha mü'min olarak çıkamıyor. Evlerimizin başköşelerinde, en kıymetli yeri işgal eden televizyon birçoğunu imanından ediyor da haberimiz yok. İşte yaşamak o kadar tehlikeli bir hâl aldı ki, her an her şey oluyor. Bir anda mü'min bir anda kâfir oluyor. İmanı muhafaza etmek çok ama çok zorlaştı. Bu durum kor ateşi elde tutmaya benziyor.
 
Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Kabirler süslenecek ve Kur'an kazanç getiren bir meta hâline gelecek."
Şehrin en güzel yerleri mezarlıklar oldu. Mezarlıklarımız süslenmiş, özellikle türbeler âdeta lüks mekânlar hâlini almış. Kur'an-ı Kerim'in kazanç kapısı olduğuna gelince, bu çok net ve açık bir şekilde görülmektedir. Bayramlarda mezarlıklarda yaşananları anlatmaya gerek yok, her şey ortada. İşi bilen, işin ehli, olanlar dahi Kur'an'ı bir çıkar olmadan okumuyorlar. Hafızlar para almadan okumuyor da, hocalar parasız namaz mı kıldırıyor?
 
Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Mal çoğalıp sel gibi akacak, mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekâr olacak."
Mal çoğalmış, akıl almayacak kadar bolluk içinde bulunuyoruz. Sofralarımızda yok yok. Yaz mevsiminde yetişecek meyve sebzeler kış mevsiminde bulunuyor. Kış mevsimine mahsus yiyecekler yaz mevsiminde tedarik edilebiliyor. Sadece İstanbul ile ilgili bir haber verelim. İstanbul'da ayda beş milyon ekmek çöpe atılmaktadır. Yanlış duymadınız beş milyon âdet ekmek çöpe gitmektedir. Her birimiz evlerini şöyle bir düşünsün bakalım. Tek tek sayacak olursak, her birimizin evinde iğneden ipliğe, büyükten küçüğe yüzlerce araç ve gereç bulunmaktadır. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî Rahmetullahi Aleyh Hazretleri buyuruyor ki:
"Secde ettiğinizde Mevlâ gözünüzden perdeyi kaldırsa her birinizin başka başka tanrılara secde ettiğinizi göreceksiniz." Günlük hayatımıza da tekerleme olarak girmiş: "Para isteme benden buz gibi soğurum senden."
Ticaret erbabının hilekârlığına gelince, doğru tüccar yok denecek kadar azdır. Herkes imkânı ölçüsünde hile yapıyor. Bunun en aşağısı, malını satmak için yapılan yemindir.
 
Kâinatın Efendisi buyurdu ki:
"Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak."
Çok fazla izaha gerek olmayan bir konu, her şey ortada. Büyük binalar almış başını gidiyor. Daracık sokaklar... Beşer, onar katlı binalar... Gökdelenler de cabası.
günümüzde birçoğunu yaşıyoruz...
Logged

Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!

''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar
Sizden De Medeni!''

M.Akif ERSOY


 
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions