Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt



+ ...:::Selendi Forum:::... » ENTELLEKTÜEL BOARD » Şiir ve Edebiyat
 Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!


Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!  (Okunma Sayısı 462 defa) Seçenekler Arama
« : Ağustos 16, 2006, 09:54:48 ÖS »
sonmez
Üye Bilgileri Selendili
**

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 50


Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!


 
KIRMIZI KİTAP HAYATA NASIL UYGULANDI……

Tamer Kumkale, Milli Güvenlik Kurulu bünyesinde 21 yıl boyunca faaliyet gösteren Toplumla İlişkiler Başkanlığı’nın (TİB) kurucularından. TİB, 3 Kasım 1983 seçimlerini kazanan Turgut Özal’a iktidar verilmeden önce 11 Kasım 1983 günü kuruldu, görevi topyekûn devlet çapında psikolojik harekat yapmaktı. O zaman rütbesi binbaşı olan Kumkale, TİB’de “Plânlama ve Yönlendirme Grup Başkanlığı” biriminin başındaydı.

Avrupa Birliği ile uyum süreci çerçevesinde 2003 yılında MGK’nın yapısı değişince TİB de kapatıldı. TİB kapatıldığı gün yürütmekte olduğu 20 değişik psikolojik harekat operasyonu da sonlandırıldı ve bunlar için ayrılan 3 milyon dolarlık bütçe Başbakanlığa iade edildi.

TİB’in faaliyetleri bugüne kadar çeşitli tartışmalara konu oldu. Örneğin gazeteci Fatih Güllapoğlu, TİB’in Avrupa’daki Türklere yönelik faaliyetlerini konu alan kitabına “Tanksız Topsuz Harekât” adını koydu. Kitaba göre TİB adeta devlet içinde devlet görünümünde bir yapıydı.

1996’da TİB ile ilgili bu tartışmalar yapılırken, general yapılmayarak emekli edilen kurmay albay Kumkale, TİB’in ve psikolojik savaş yöntemlerinin kitabını yazdı. Kurtlar Vadisi filmi ve kuş gribi olaylarının Türkiye’ye karşı birer psikolojik savaş unsuru olarak kullanıldığını öne süren Kumkale, Aksiyon’un sorularını cevaplandırdı.

-TİB her yerde mi faaliyet gösteriyordu?

Tabii, devlet çapında. Türk milletini Atatürkçü düşünceye sahip bir millet olarak yetiştirmek, bu millete yönelik psikolojik saldırıyı kaynağında kurutmak. TİB’in görevi bu. İkincisi, devlet-toplum kaynaşmasını sağlamak.

-İşte bu noktada TİB eleştiriliyordu. Bu bir anlamda kendi halkınızı psikolojik savaşa tabi tutmak değil mi?

Psikolojik savaş değil o.

TİB’İN İÇ PSİKOLOJİK HAREKATLARI

-Ama dediniz ki, halkı Atatürkçü düşünce doğrultusunda yetiştirmek. O zaman kimi insanlar da çıkıp diyorlar ki ben Atatürkçü düşünceye tabi olmak zorunda mıyım?

O zaman gitsin orada yaşasın. Ne rejimi yapalım? Adamı dinci mi yapalım?

-Hayır, adam diyor ki ben sosyalist olmak istiyorum…

Ha olsun, olur o. Demokrasilerde çoğunluk azınlığa hükmeder.

-Psikolojik savaşın ne kadarı halka karşı, ne kadarı dışarıya karşı yapılır?

Hiç bunun oranı yok. Bugün ihtiyaç vardır, psikolojik çöküntü vardır, bütün gücünü ona tevsik edersin. Yunanistan’la savaşacağız. Halkın savaşma gücünü artırırsın. Yunan halkına da dersin ki ey Yunan halkı biz gelir seni ezeriz… Psikolojik harekât 24 saat devam eder.

-Savaş halinde halkı düşmana karşı hazırlamak için psikolojik savaş belki olağan karşılanabilir. Ama barış döneminde halkı belli bir yola kanalize etmek demokratik bir düzende devletin görevi midir?

Tabii. Senin milli hedeflerin var. Kırmızı Kitap’ta (Milli Güvenlik Siyaset Belgesi) yazar bunların hepsi. Orada bu hedefler var. Dünyada saygın bir devlet olmak, şu kadar ekonomik güce sahip olmak, bu kadar kültürel güce sahip olmak, böyle bir silahlı kuvvetlere sahip olmak. İşte bu hedefler doğrultusunda milletin topyekûn hareket etmesini sağlayacak güçtür bu. Niye Atatürkçü yetiştireyim? Anayasaya böyle konulmuş, herkes Atatürkçü olacak demişiz. Vatandaşların 1982’de Anayasayı oylarken, beni Atatürkçü yetiştirin diye oy vermiş. Onun için Atatürkçü yapıyoruz. Eğer deseydi ki, biz milleti Hitlerci olarak yetiştireceğiz, o zaman Hitlerci olacak şekilde bir psikolojik harekât yapardık.

KURTLAR VADİSİ FİLMİ TSK’YA HAKARET

-Kurtlar Vadisi filmi için, “Çuval olayından daha fazla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yaraladı. Bu film ikinci çuval olayıdır” diyorsunuz…

Şimdi senin başına bir çuval geçirildi. O çuval hâlâ orada duruyor. Ben bu filmi seyrettim. Bir kere filmi şahane çekmişler, efektler fevkalade güzel. Ama psikolojik harekâtçı gözüyle seyrettiğim zaman, halk bu işin öcünün alınamadığı psikolojisi içinde. Çuval halkın kafasında duruyor. Ama bu suçun cezasını verecek olan Polat Alemdar değil kardeşim. Ne oldu şimdi? Filmin başında bir üsteğmen çıktı, tabancayla tak diye kendini vurdu, öldürdü. Polat Alemdar’a mektup bıraktı. Ey Polat Alemdar, Türk Ordusu bu işi beceremedi, gel bu işi becer. O da dört tane adamla gitti, yaktı yıktı ortalığı, öcümüzü aldı. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bu kadar aşağılayıcı, küçültücü bir şey olamaz. Bu filmi seyreden askerde komutanına karşı güven sarsılır… Bu nasıl iş? Kim Polat Alemdar, kim yanındakiler?

-Halbuki bu filmin arkasında Türk derin devleti var, Amerikan aleyhtarlığını pompalıyor yorumları yapıldı.

Tam tersi… Ben yanlış algıladım.

-Bir TSK mensubu olarak siz de filme karşısınız, Amerikalılar da karşı. İlginç değil mi?

Onların kendi açılarından aldıkları yerler var. Ben bizi ilgilendiren tarafa bakıyorum.

-Film nasıl olsaydı, Türkiye açısından başarılı bir psikolojik harekât olurdu?

Polat Alemdar’ın da içinde bulunduğu özel kuvvetler mensupları bu işin öcünü alabilirdi. Polat Alemdar’dan yararlanabilirlerdi, ama güç özel kuvvetlerde olurdu.

-Bu filmi eleştirirken, Amerika’nın Türkiye’yi işgal senaryosunu işleyen Metal Fırtına kitabını övüyorsunuz…

Metal Fırtına kitabının bir özelliği var. Çok güzel bir psikolojik harp denemesi. Amerika açısından kitaba baktığım zaman, ulan Türkiye’de öyle bir güç var ki, böyle adamlar yetiştiriyor, bir yerlere salıyor, bunlar hâlâ duruyor oralarda; ve bu adamlar geliyor Amerika’nın içinde beni nükleer silahla vurabiliyor. Orada bir soru işareti var. Kurgu da olsa, roman da olsa, “Acaba?” diyor adam. Arayacak, bakacak. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra nükleer silahlar dağıldı. Bir yığın teröristin eline geçti bu silahlar. Çok küçük bir silah, topla atılıyor, uçakla atılıyor, helikopterle atılıyor. Bir küçücük tüple Viktorya gölünü zehirledim diyorsunuz, adam altı ay arıyor. Zehirlendi mi zehirlenmedi mi… New York’un su şebekesine zehir attım diyorsun, altı ay sokağa çıkamıyor, susuz. Böyle bir kaosun önüne geçebiliyor mu? Psikolojik harp bu... Acaba Metal Fırtına’daki adamlar var mı? Var, yok ayrı. Ama var mı? Psikolojik savaş açısından önemli olan bu. Olup olmadığını kesin olarak öğrenene kadar bu bir tehdittir.

-Bir kuş gribi olayı yaşandı, ardından öldürücü keneler çıktı. Siz bu olayların birer psikolojik harekât olduğunu söylüyorsunuz. Sizce bu şekilde kuşları organize etmek, bir yere konmalarını sağlamak mümkün mü?

Kuşlar organize edilir mi? Olayın kuşla ilgisi yok. Senin beynini organize ediyor. Sen şartlanıyorsun. Diyorsun ki, kuş geldi, bütün kanatlıları kes. Bütün kanatlıları kesip attık. Ne oldu? Kene çıktı meydana. Bu keneyi onlar yiyordu. Adam seni çökertmek istiyorsa, senin sanayini çökertmek istiyorsa, bırak hayvancılığın ölmesini, psikolojik olarak çöküyorsun. Tedbir alamıyorsun. Ekonomin bu tarafa giderken bir anda devletin bütün gücünü bu alana yöneltiyorsun. Var mı böyle bir şey? İki kişi ölmüş, sigaradan da şu kadar kişi ölüyor, ona niye bir şey etmiyorsun?

EN LÜKS YERDE KENE NASIL ÇIKTI?

-Kuşun mikrobu getirmesi gerekmiyor mu?

Getirmesine gerek yok. Elinle koyarsın mikrobu. Kuş getirmez onu. Kim bilir? Kuşlar her yerden geçiyor, niye başka yerde çıkmadı da sende çıkıyor? Güney Afrika pislik içinde, niye onda çıkmıyor bende çıkıyor? Niye Amerika’da, İngiltere’de çıkmıyor? Nitekim bir anda tavukçuluk öldü. Ne kadar hayvanı kesip, biçip attık? Tipik bir psikolojik harp şeyi. Şimdi kene çıktı. Nerede çıktı? En zengin Kemer Country’de çıktı. Burası en lüks olan yer. Var mı böyle bir şey? Kene dünyada her zaman var. Kene ne zamandan beri adam öldürmeye başladı?

-O zaman bu keneyi de birileri mi getirdi?

Getirmiştir, yahut böyle bir şey yoktur. Sen bununla meşgul musun, ben bununla meşgul müyüm.

-Diyorsunuz ki, psikolojik savaşta bir yerde var olmayan bir hastalığı yaymak, sağlık sistemini çökertmek hedeflenir.

Küresel güçlerin en fazla üzerinde oyun oynadığı şey sağlık. Çünkü insanoğlunun en zayıf noktası. Zengin, fakir herkesin mutlaka sağlıklı olmaya ihtiyacı var.

-O zaman kuş gribi olayında psikolojik harekât açısından hedef tam olarak neydi?

Ülkeyi karıştırmak, zayıflatmak. İkincisi bir şeyi satmak. Ya böyle bir olay var, siz ölüyorsunuz ama, bunun ilacı bende var. Gel sana vereyim. Benden bu ilacı al, 20 sene bir daha bir şey olmaz.
Logged

MS
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!
« Posted on: Mayıs 24, 2012, 03:44:55 ÖS »

Logged
« Yanıtla #1 : Ağustos 16, 2006, 09:56:22 ÖS »
Selendi
Elhamdülillah Fenerliyim
Administrator
Üye Bilgileri Selendili
*****


Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1030


WWW
Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!

Logged

Elhamdülillah Fenerliyim
« Yanıtla #2 : Ağustos 17, 2006, 09:48:15 ÖÖ »
since
sahip-ul edevat
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12011


Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!

Alıntı sahibi: sonmez

 
KIRMIZI KİTAP HAYATA NASIL UYGULANDI……
KURTLAR VADİSİ FİLMİ TSK’YA HAKARET
 
-Kurtlar Vadisi filmi için, “Çuval olayından daha fazla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yaraladı. Bu film ikinci çuval olayıdır” diyorsunuz…
 
Şimdi senin başına bir çuval geçirildi. O çuval hâlâ orada duruyor. Ben bu filmi seyrettim. Bir kere filmi şahane çekmişler, efektler fevkalade güzel. Ama psikolojik harekâtçı gözüyle seyrettiğim zaman, halk bu işin öcünün alınamadığı psikolojisi içinde. Çuval halkın kafasında duruyor. Ama bu suçun cezasını verecek olan Polat Alemdar değil kardeşim. Ne oldu şimdi? Filmin başında bir üsteğmen çıktı, tabancayla tak diye kendini vurdu, öldürdü. Polat Alemdar’a mektup bıraktı. Ey Polat Alemdar, Türk Ordusu bu işi beceremedi, gel bu işi becer. O da dört tane adamla gitti, yaktı yıktı ortalığı, öcümüzü aldı. Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bu kadar aşağılayıcı, küçültücü bir şey olamaz.
yazının bu kısmına katılmıyorum?nedeni ise;
Kelepçelenen subay konuştu

İncirlik'te geçen yıl kelepçelenerek yere yatırılan binbaşı ve eşini SABAH buldu: "Başımıza gelen olaydan çok, bunun cezasız kalması bizi üzdü".

BİNBAŞI FERİH DİNÇER: Bardan çıkan sivil bazı Amerikalılar, o gece bizi kelepçeleyip yere yatıranlara "Devam et! Onlar Türk" diye İngilizce bağırdı. Ölene kadar unutamayacağım dehşet bir durumdu. Kendimizi çok aşağılanmış hissettik. Olayı saklamak istemedik ama olay savcılığa yansırsa basın duyar diye bizi vazgeçirdiler. Olayı en üst düzeye taşıyacağız dediler ama hiçbir şey yapılmadı.

EŞİ: AĞIR DEPRESYONA GİRDİM EŞİ
MELTEM DİNÇER:
O gece canımı çok yaktılar. Yere yüzükoyun yatırıp, sırtımı, kafamı çiğneyip kurt köpeğini üzerimize sürdüler. SSK'dan "Darp" raporu aldım. Ve bir dilekçe yazarak Cumhuriyet Savcılığı'nın yolunu tuttum. Ama eşim beni durdurdu. Psikiyatriste gittim. Ağır bir bunalım geçirdim, Bu ülkeden çekip gitmeyi düşündüm. En çok üzüldüğüm ise sahipsiz bırakılmaktı.


'Devam et! Onlar Türk'

ABD'li askerlerin eşiyle kelepçe taktığı eski subay Ferih Dinçer o anı anlattı: Bardan çıkan siviller de alkışlarla "Go ahead, go ahead! They are Turks" (Devam et, onlar Türk) diye bağırıyordu.

SABAH Gazetesi'nin dün manşetten duyurduğu ve Türkiye'nin gündemine, "2. Çuval Vakası" olarak giren "Türk Binbaşı'ya İncirlik'te kelepçe" haberi büyük yankı buldu. Olayın mağdurları Binbaşı Ferih Dinçer ve hemşire eşi Meltem Dinçer çifti, "Aslına bakarsanız, bugün haberi görünce bir 'oh' çektik. 1 yıldır içimizi kemirip duruyordu. Örtbas etmeye çalışılması tüm duygularımızı rencide etti" diye konuştu.

* O gece olanları Türkiye SABAH'tan okudu. Bizim atladığımız başka bir olay oldu mu?
F. DİNÇER:
Yazdıklarınızın hepsi doğru. Ancak, tek birşeyi atlamışsınız. O da, bizi kelepçeleyip, yere yatıranlara ve tekmeleyenlere bardan dışarı çıkarak alkış tutan sivil ABD'lileri. Gerçekten dehşetti. Onlar köpekleri üzerimize saldığında, sırtımıza basarak hakaret yağdırdığında, bardan dışarı çıkan bir grup, Türkçe, "Devam et! Devam et! Onlar Türk" anlamına gelen, İngilizce, alkışlarla "Go ahead, go ahead! They are Turks" diye bağırıyorlardı. Ölene kadar unutamayacağım dehşet bir durumdu. Kendimizi çok aşağılanmış hissettik.

*

Olanları neden bugüne kadar sakladınız?
F. DİNÇER:
Saklamak istemedik aslında. Meltem olayın ertesi günü sizin de haberde yazdığınız gibi savcılığa gitti. Ama o arada ben komutanlarla görüşüyordum. Bana, 'sakın bir delilik yapma. Eşin suç duyurusunda bulunursa olay basına yansır. Kendi içimizde halledelim. Biz konuyu taşıyabileceğimiz en üst düzeye taşıyacağız' dediler.

* Sonra ne oldu?
F. DİNÇER:
Koca bir hiç. Olayın büyümesinden korktukları için, ABD'liler, bana ilk saldıran çavuşu 2 gün içerisinde apar topar kaçırdılar. Sonra benim de ceza görmüş gibi görülmem için savunma istediler. Ardından da öğrendim ki, beni 3 ay geçici görevle Ankara'ya gönderiyorlar. Duyunca çılgına döndüm. Düşünsenize, Türkiye sınırlarında geçici olarak görevli bir ABD askeri yaptığı pisliğin ardından evine, ailesinin yanına gönderiliyor, ödül verilmiş gibi. Ülkesinin topraklarında görev yapan ve kelepçelenen bir Türk Binbaşı ise 'olay kapatılsın' diye ailesinden kopartılıyor.

* Ankara'da 3 ay sonra neler oldu?
F. DİNÇER:
Geçici görev bitti. Sonra İncirlik'e geri döndüm. Ama 3 ay boyunca çok düşünmüştüm. Gururuma yediremediğimi anladım. Hazmediğimi düşündüm ve Hava Kuvvetleri'nin sahip çıkmayışını içime sindiremedim ve döner dönmez istifamı verdim. Çünkü, bu bir lekeydi. Ve çıkmıyordu. Hem benim üzerimde, hem de Hava Kuvvetleri'nin üzerinde.

* Bugün için TSK'dan bir beklentiniz var mı?
F. DİNÇER:
Ben Hava Kuvvetleri'nde dolu dolu 18 yıl geçirdim. Kalsaydım 2 yıl sonra emekliydim. Olay o kadar kanıma dokundu ki, 100 milyara yakın tazminatımı, emekli maaşımı ve emekli askerlere verilen ömür boyu üyelik kartımı bir kenara ittim. Ailemin geleceğini de riske attım. O nedenle bir maddi beklentim olamaz. Şöyle bir beklentim var. Bu olay, üst düzey tarafından biliniyor mu? Kim ya da kimler hangi boyutuyla biliyor?

* Hava Kuvvetleri özür mahiyetinde sizi yeniden kuruma davet ederse gider misiniz?
F. DİNÇER:
(Durup yutkunuyor ve ağlayarak şunları söylüyor) TSK'ya her zaman minettarım. Bana bir meslek kazandırdılar. Ve 18 yıl şerefle taşıdım o armaları. Her ne olursa olsun. Eğer ihtiyaç olursa, TSK için canımı vermeye hazırım....
sabah(05.08.2006)
Logged

Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!

''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar
Sizden De Medeni!''

M.Akif ERSOY


 
« Yanıtla #3 : Ağustos 17, 2006, 09:52:07 ÖÖ »
since
sahip-ul edevat
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12011


Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!

işte bizim gözbebeğimiz ordumuzdan bir subayımız bu durumlara düşürülüyor ve bizim ordumuzda bu olaya seyirci kalıyor.bizim üzerimize bu kadar mı ölü toprağı serpildi.filmlerle intikam alıyoruz hakkımızı arayamıyoruz..
o çuval hala daha Türk askerinin ve Türk halkının başında duruyor...
haliyle kırmızı kitap ve derin devletin ne kadar beceriksiz ve başarısız olduğu apaçık ortada..
yoksa o çuval hala başımızda olmazdı...
binbaşının yaşadığı bu olay ise akıllara durgunluk verici....
Logged

Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!

''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar
Sizden De Medeni!''

M.Akif ERSOY


 
« Yanıtla #4 : Ağustos 17, 2006, 11:15:15 ÖÖ »
hikmetemre
GALATASARAY
Üye Bilgileri Selendili
***

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 157


Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!

Alıntı sahibi: since
işte bizim gözbebeğimiz ordumuzdan bir subayımız bu durumlara düşürülüyor ve bizim ordumuzda bu olaya seyirci kalıyor.bizim üzerimize bu kadar mı ölü toprağı serpildi.filmlerle intikam alıyoruz hakkımızı arayamıyoruz..
o çuval hala daha Türk askerinin ve Türk halkının başında duruyor...
haliyle kırmızı kitap ve derin devletin ne kadar beceriksiz ve başarısız olduğu apaçık ortada..
yoksa o çuval hala başımızda olmazdı...
binbaşının yaşadığı bu olay ise akıllara durgunluk verici....

resmen kendi ülkende terörist muamelesi görüyorsun?
vay beee..:68: :69:
Logged

« Yanıtla #5 : Ağustos 21, 2006, 09:20:47 ÖÖ »
since
sahip-ul edevat
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12011


Kirmizi Kitap Hayata Nasil Uygulandi....!

Alıntı sahibi: hikmetemre
resmen kendi ülkende terörist muamelesi görüyorsun?
vay beee..:68: :69:
aynen kardeş...:69:
Logged

Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME!

''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar
Sizden De Medeni!''

M.Akif ERSOY


 
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions