Ana Sayfa Yardým Takvim Giriþ Yap Kayýt



+ ...:::Selendi Forum:::... » HABER BÖLÜMÜ » Güncel haberler.
 Iffet, mesru dairede yasamayi gerektirir


Kullanýcý Adý: Beni Hatirla
Þifre:
Sayfa: [1]   Yukarý git
Konu: Iffet, mesru dairede yasamayi gerektirir  (Okunma Sayýsý 265 defa) Seçenekler Arama
« : Aralýk 28, 2007, 10:34:02 ÖÖ »
akyuznet
Administrator
Üye Bilgileri Selendili
*****


Offline Offline

Mesaj Sayýsý: 3993


WWW
Iffet, mesru dairede yasamayi gerektirir

Onlar acliktan kivrim kivrim kivrandiklari halde kimseden bir sey istememislerdir

 Kur'an-i Kerim, iman edenlerin iffetli, hayâli ve edep yerlerini koruyan insanlar olduklarini nazara vermis (Mu'minûn Sûresi, 23/5-7); iffetli yasamanin mukafati olarak Allah'in magfiretini ve ahiret surprizlerini mujdelemis (Ahzâb Sûresi, 33/35); mevzunun onemine binaen kadinlari ve erkekleri ayri ayri zikrederek butun mu'minlere iffetli olmalarini ve iffetsizlik icin bir giris kapisi sayilan haram nazardan kacinmalarini emir buyurmustur (Nur Sûresi, 24/30-31). Ayrica, Hazreti Yusuf ve Hazreti Meryem gibi iffet abidelerini misal vererek inananlara hayâ ve ismet ufkunu gostermistir.



Evet, Hazreti Yusuf aleyhisselam, vezirin hanimindan gelen bir gunah cagrisi karsisinda "Ya Rabbî! Bu kadinlarin beni dâvet ettikleri o isten zindan daha iyidir." (Yusuf Sûresi, 12/33) diyerek, iffetine toz kondurmaktansa senelerce hapiste yatmayi goze almis ve kiyamete kadar gelecek olan butun ehl-i imana bir hayâ timsali olmustur.



Iffetin bu umumî manasini hatirda tutmakla beraber, onu daha genis ve sumullu olarak ele almak da mumkundur. Bediuzzaman Hazretleri'nin, "Helal dairesi genistir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hic luzum yoktur." seklinde dile getirdigi olcuye gore iffet, mesru daire icinde yasayip gayr-i mesru sahaya nazar etmeme, el uzatmama, adim atmama demektir. Dolayisiyla, iffetli bir insan, goz, kulak, el, ayak gibi butun âzâlarin helal dairedeki lezzetleriyle iktifâ etmeli, hicbir sekilde ve hicbir yolla haram islememeli, izzet ve haysiyetine dokunacak durumlardan da sakinmalidir.



Bu acidan, insanin kendi el emegi ve alin teriyle kazandigina razi olmasi, baskasinin malina goz dikmemesi, daha cok kazanma ve daha rahat yasama hirsiyla gayr-i mesru daireye el uzatmamasi ve dilencilik yapmamasi da iffetin ayri bir yanidir. Evet, insan kendi emegi ve alin teriyle gecimini saglamali, gerekirse insaatlarda tas kirmali, hamallik yapmali ama asla baskalarina el acmamalidir.



Kur'an-i Kerim, ihtiyaci oldugu halde dilenmeyenleri takdirle anmis ve onlarin durumunu da iffet cercevesine dâhil etmistir. "Bu yardimlar, kendilerini Allah yoluna vakfeden yoksullar icindir. Bunlar yeryuzunde dolasma imkâni bulamazlar. Halktan istemekten geri durmalari sebebiyle, onlarin gercek hallerini bilmeyenler, onlari zengin sanirlar. Ey Resûlum, sen onlari simalarindan tanirsin. Onlar yuzsuzluk ederek halktan bir sey istemezler. Hem hayir adina her ne verirseniz mutlaka Allah onu bilir." (Bakara Sûresi, 2/273) mealindeki ayet-i kerime iste bu manadaki iffeti ve iffetlileri anlatmaktadir. Sadakalarin kimlere verilecegini belirten bu ayet, Peygamber halkasinin Allah yoluna adanmis talebeleri olan, mescitte yatip kalkan, Resûl-u Ekrem'in sohbetlerini dinleyip ogrenerek sonraki nesillere nakletmeye calisan, vakitlerini ibadetle, ilimle degerlendiren ve iaseleri de Allah Resûlu tarafindan karsilanan "Ashab-i Suffe" basta olmak uzere, kendini ogrenip ogretmeye vakfeden, dolayisiyla mali-mulku olmayan, baska bir meslekte calismaya vakit bulamayan ya da guc yetiremeyen, ama her seye ragmen baskalarina da el acmayan, hayâ ve iffetlerinden oturu dilencilikte bulunmayan her devirdeki fakir fakat afif Muslumanlari takdir etmektedir.



Haddizatinda, Peygamber Efendimiz (aleyhissalatu vesselam) hakiki fakiri bu cerceve icinde zikretmis; "Fakir, kapi kapi dolasan ve bir iki lokma veya bir iki hurma ile bastan savilan kimse degildir. Gercek fakir, durumu bilinmedigi icin kendisine sadaka verilmedigi halde, ihtiyac icerisinde olmasina ragmen iffetinden dolayi baskalarina el acmayan ve halktan hicbir sey istemeyen insandir." buyurmustur.



Ashab-i Suffe'den olan Ebu Hureyre gibi sahabe efendilerimiz acliktan kivrim kivrim kivrandiklari halde kimseden bir sey istememeyi ahlâk haline getirmislerdir. Oyle ki, Hazreti Sevban ve Hakîm b. Hizam'in da aralarinda bulundugu bazi sahabiler, insanlardan bir sey istememe konusunda Allah Resûlu'ne soz vermis ve omurlerinin sonuna kadar sadik kaldiklari bu vaadlerinden dolayi asla sadaka kabul etmemis; hatta deve uzerindeyken kirbaclari yere dusse onu bile kimseden istememeleriyle meshur olmuslardir. Iste, "Her kim iffetli olmaya calisir, yuzsuzlukten sakinirsa Allah da onun iffetini korur ve artirir. Bir insanin bir ip alip sirtinda odun tasiyarak onu azicik hurmaya satmasi, dilenmesinden daha hayirlidir." buyuran Peygamber Efendimiz'in bu tavsiyesine uygun yasamak da iffetin onemli bir derinligini teskil etmektedir.



Resûl-u Ekrem Efendimiz'in (aleyhi ekmelu't-tehayâ) sabah-aksam tekrar ettigi dualardan biri, "Allah'im! Senden hidayet, takva, iffet ve gonul zenginligiyle beraber baskalarina muhtac olmayacak kadar rizik istiyorum." niyazidir. Her soz, hal ve tavriyla hidayet uzere olan, muttakilerin imami ve iffetlilerin en afîfi Allah Resulu'nun hidayet, takva, iffet ve gonul toklugu istemesi, hem bu hususlardaki temadî ve derinlik talebi seklinde anlasilmali hem de ummet-i Muhammed'in (aleyhissalatu vesselam) neler istemesi gerektigine bir isaret olarak kabul edilmelidir.



Nazarlarinizi haramdan koruyun     



"Sedd-i zerâî", fenaliklara ve gunahlara goturen yollari tikama, harama sebep olabilecek fiillerden kacinma demektir. Mesela, zina buyuk bir gunahtir. Harama nazar bu gunaha goturen bir sebep oldugu icin o da gunahtir ve yasaklanmistir.



Bunun icin, Kur'an-i Kerim, "Zina etmeyin", "Yetim mali yemeyin" emrini ifade ederken "Zinaya yaklasmayin", "Yetim malina yaklasmayin" seklinde seslenmekte ve neticede gunaha goturebilecek atmosferden uzak durmayi emretmektedir.



Evet, goz gorur, kulak dinler, dil telaffuz eder; gorulen, duyulan ve soylenen seyler zihinde kurgulanir; tahayyul tasavvura donusur, o da gidip taakkulle belli bir kaliba dokulur, bir kilifa girer.. ve sonra bu vetire insanin iradî davranislarina tesir eder; el tutar, ayak gider... Dolayisiyla, daha tahayyul duraginda iken gunahin onu kesilmeli; onun tasavvura ve sonrasina ulasmasina mani olunmalidir. Mesela; harama nazar onu alinabilecek ve iradeyle kacinilabilecek bir tehlikedir. Biraz gayret etseniz bakmamaya katlanabilirsiniz. Gozunuze ilisen cirkin bir manzaradan siyrilma, iradenizin belini bukebilecek kadar buyuk bir yuk degildir; gozunuzu kapamaya irade gucunuz yeter. Fakat, nazarlarinizi haramdan cevirmez, kendinizi o ise salar ve bir "bakma tiryakisi" olursaniz artik geriye donme ihtimaliniz azalir. Hele bir de gozunuzden zihninize akan manzaralari tasavvurla, taakkulle besler ve buyuturseniz sahilden ayrilmis sayilirsiniz. Ondan sonra geriye donmek cok daha buyuk cehd u gayret ister. Sair bir arkadasimin, "Isyan deryasina yelken acmisim, kenara cikmaya koymuyor beni" dedigi gibi, Allah muhafaza, o gunah deryasi, dalgalari arasinda sizi evirir cevirir ve kiyiya cikmaniza izin vermez.



Tam gunah esiginde ve ucurumun kenarinda iken geri donebilen ve buyuk bir felaketten kurtulan yigitler de yok degildir. Mahserin dehset verici tehlikelerinden Allah'in golgesine siginarak korunacak olan yedi grup insan anlatilirken, boyle bir iffet kahramanina da isaret edilmektedir. Zira namus ve haysiyetini muhafazada fevkalâde hassas ve sehevânî isteklerine karsi alabildigine kararli o babayigit, guzellik ve servet sahibi bir kadinin gunaha davetini "Ben Allah'tan korkarim" cigligiyla reddedebilmis ve irade ile asilamaz gibi gorunen bir akabeyi asabilmistir. Evet, iffetli bir insanin ortaya koydugu boyle bir kahramanlik herkese muyesser olmaz. Bu haller, cok istisnaî olan irade zaferleridir. O turlu durumlarda devrilmeme her insanin ulasabilecegi bir basari degildir. Pek coklari o kaygan zeminlerde ayakta kalamaz ve yikilir. Dolayisiyla, daha o noktaya kadar goturmeden meselenin onunu almak gerekir.



[HAFTANIN DUASI]     



Ey yucelerden yuce Rabb'imiz! Biz her ne kadar Sen'in o engin rahmetine ve keremine lâyik olmasak da, suphesiz Sen'in rahmetin, bizim gibi hayatinin cogu dusup kalkmakla gecmis mucrimlere bile ulasacak kadar genis ve boldur.



Ya Rab! Bizi de o enginlerden engin rahmetinden hissedâr kil... Imanimizi kemâle ulastirmak sûretiyle kalblerimizi itmi'nanla doldur... Lutfunla yakînimizi etemmiyet vasfiyla zenginlestir!



[SOZUN OZU]     



Kendinde bir sey vehmeden kaybetmistir. Ikram ve imtihan-i Ilâhî olarak bazi seyler kendisine gosterilse veya guzel ruyalar gorse bunu dahi anlatip kendine pay cikaran hasta ruhlar vardir.



Bu, cok tehlikeli bir yoldur. Daha tehlikelisi de "Aczimize binâen Allah zaman zaman lutfediyor boyle..." denmesi ve bu sekilde tevazu paketine sarilmis enâniyet ve riyâkarliga meyledilmesidir. Bozuk paralari sikirdatirsan avcilar seni duyar, bu avcilar yaman olur, endise et ki seni vurur.

Logged
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: Iffet, mesru dairede yasamayi gerektirir
« Posted on: Mayýs 24, 2012, 09:57:59 ÖÖ Â»

Logged
Sayfa: [1]   Yukarý git
 
Gitmek istediðiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions