seyman
|
HZ. ALİ (KERREMELLÂHU VECHEH) ŞEHÂDETİ Hz. Ali (k.v.), ilk İmân eden çocuk olma şerefine ermiş ve çocukluğundan itibâren Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in terbiyesinde yetişmiştir. Onun, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) uğrunda gösterdiği fedakârlık her türlü takdirin üstündedir. Hicret esnâsında, hâne-i saâdet'in etrafını düşmanların kuşatmış olduğu çok tehlikeli bir anda, büyük bir cesaretle Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in yatağına yatmıştır. Sonra bir fırsat bularak yola çıkmış, Medîne-i Münevvere'ye kavuştuğunda ayakları şişmiş, yürüyemeyecek, huzûr-u Nebevîye giremeyecek bir halde kalmıştı. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bunu haber alınca, bizzat kendisi teşrîf etmiş, mübârek elleriyle, ayaklarını okşamış, kendisine duâda bulunmuştur. Hatta Hz. Ali'nin bu fedakârlığı üzerine, "İnsanlardan bazıları da vardır ki, Allâh'ın rızâsı için nefsini fedâ eder." (Bakara sûresi, 207) âyet-i celîlesinin nâzil olduğu rivâyet olunmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ali (k.v.)'yi çok severdi. Sevgili kerîmesi Hz. Fâtıma (r.anha)'yı ona nikâhlamıştı. Bu, Hz. Ali (k.v.) hakkındaki iltifât-ı nebevinin en yüksek bir nişânesiydi. Hz. Ali (k.v.), Tebük Gazvesi'nde Resûl-i Ekrem'e vekâleten Medîne-i Münevvere'de kalmış, bundan başka bütün gazvelere katılmıştır. Uhud Gazvesi'nde on altı kılıç darbesi almıştı. Bu gazvede şehid olamadığından dolayı üzülen Hz. Ali'ye (k.v.) hitâben Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz: "Yâ Ali, şehâdet senin arkandadır. Bunlar kan He boyandığı zaman nasıl sabredeceksin?" buyurarak mübârek elleriyle onun başını, sakalını okşamıştı. Hz. Ali (r.a.), Irak'a giderken Abdullâh bin Selâm ziyâretine gelmiş, "Ya Ali, Irak'a gitme, korkarım ki orada vücûduna bir kılıç İsâbet eder." demiş Hz. Ali de; "Evet. Vallâhi bunu bana Resûlullâh haber vermiştir." diye mukâbelede bulunmuştu. Amr ibn-i zi-Mürr el-Hemedâni (r.a.) şöyle rivâyet ediyor: Hz. Ali (k.v.) Kûfe'de kılıç darbesini aldıktan sonra huzûruna girdim. Bu sırada kerîmesi Ümmü Gülsüm perde arkasından ağlamaya başlamıştı. Hz. Ali; "Kızım ağlama; eğer benim gördüğümü görmüş olsan ağlamazsın." dedi. Bir müddet sonra öteden beri şevk ile beklemekte olduğu şehâdet mertebesine kavuşmuştur
|