« : Ekim 19, 2006, 01:24:44 ÖÖ » |
|
mavi
|
Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden? Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu? Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden? Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.
Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse; Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse; Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan, Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse...
Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla, Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla! Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım; Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım. Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın, Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın, [COLOR="Red"]Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin; Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin![/COLOR]
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden, Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden... Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı, Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı. Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu! Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu! Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı, Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler, Tek bendeki volkanları söndürse denizler! Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma 'Kaabil' İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil Sırretmeye elden seni bir perde olurdum. Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.
Mehtaplı yüzün Tanrı'yı kıskandırıyordur. En hisli şiirden de örülmez bu güzellik. Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur; Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik...
Hüseyin Nihal Atsız
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Ekim 19, 2006, 07:33:21 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Uykuların kaçar geceleri Bir türlü sabah olmayı bilmez Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar, ne yastık Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın Onun unutamadığın hayali Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın aslında herşeyin boş olduğunu Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için Vurursun başını soğuk taş duvarlara Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın Duyarsın ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin Niçin yaratıldığını Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın Dolar gözlerin için burkulur Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın sevilen dudakların Sevilen gözlerin erişilmezliğini O hiç beklenmeyen saat geldi mi Düşer saçların önüne ama bembeyaz Uzanır gökyüzüne ellerin Ama çaresiz, ama yorgun, ama bitkin Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı Sevmek neymiş birgün anlarsın
Birgün anlarsın hayal kurmayı Beklemeyi Ümit etmeyi Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi Lanet edersin yaşadığına Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın Zaman bir çiçek gibi büyür kabrimde kendiliğinden Bir gün seni sevdiğimi anlarsın
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #2 : Ekim 19, 2006, 07:51:41 ÖÖ » |
|
since
|
maviş,umutzi süpersiniz... ellerinize sağlık...
|
|
|
|
|
Logged
|
Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME! ''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar Sizden De Medeni!'' M.Akif ERSOY  
|
|
|
« Yanıtla #3 : Ekim 19, 2006, 08:02:10 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #4 : Ekim 20, 2006, 09:22:20 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Biliyorum, sevmeyeceksin beni. Telefonlarıma cevap vermeyeceksin. Cevap versen bile öyle yorgun, öyle isteksiz çıkacak ki sesin, bir küfür gibi. Sevmeyeceksin beni biliyorum, sevgimden tanıdın beni. O yanık, o hasta bakışımdan, uçuruma atlar gibi sevdalanışımdan. Sevmek deyince hemen ardından ölüm dememden. Anladın ve kardeşini bir kabustan uyandırır gibi çırılçıplak gerçeğe uyandırdın beni. Uyandırdın ve kaçtın. Çünkü sen de benim gibiydin. Sen de benim gibi, seni sevmeyeni severdin hep. Sana acı vereni, seni aramayanı, telefonlarına çıkmayanı. Çıkınca, bir küfür gibi konuşanı severdin. Sen de benim gibi, seni incitip, üzeni severdin. Bakışından hissettim bunu, kokundan, dokunuşundan. Beni sevmeyecektin biliyorum ama öyle susamıştım ki kendim gibi birini sevmeye, öyle muhtaçtım ki kendim gibi birini özlemeye, öyle muhtaçtım ki… Seni tanır tanımaz çözüldüm. Sana da olmuştur: Öylesine susamışsındır ki sevilmeye, kendin gibi birini bulunca, kendini tutamaz, her şeyi, belki de söylenmeyecek her şeyi o an garip bir telaşla o an söylersin. Hatta söylerken anlarsın battığını, giderek çıkmaza girdiğini ama yine de engeleyemezsin kendini. Sanki bilerek kendi mutluluğunu kendi ellerinle bozmak istersin, kendinden gizli bir öç alır gibi, sanki hiç mutlu olmak istemiyormuş gibi, sanki sevilmek istemiyormuş gibi.. Bir tür gurur muydu bu? Bir gün nasıl olsa ve hiç olmadık bir anda alınıp koparılmadan, kendi ellerimizle onu yok etmek, bizim gibilerin mutluluğuna tahammül edemeyen bu hayata, bu hayatın zorba, burjuva kurallarına bir tür başkaldırış mıydı yoksa?
Bir şizofren çocuk tanımıştım. Tam karşımda duruyordu. Gencecik yakışıklı bir çocuktu. Şizofren olduğunu biliyordu, biliyordu iyileşemeyeceğini. İkide bir, önce kollarını uzatıp,sonra avuçlarını açıyor “Mutluluk avuçlarımdaydı, yakalamıştım ama kaçtı…” diyordu. Derken, avuçlarını boşluğa kapatıyordu. Hiç unutmuyorum, bu hareketi defalarca yapmıştı. Tekrar, tekrar, tekrar…Yıllar önce tanıdığım o şizofren çocuk gibi, tam mutluluğu yakalaşmışken kaybetmiş gibisin.
Ve ne acı ki, hep bizi sevmeyecek olanları seveceğiz ikimiz de. Ne acı ki, hep bizi üzüp, incitenlere bağlanacağız. Bizden bir çift güzel söz esirgeyenleri özleyeceğiz. Öylesine amansız seveceğiz onları. Biliyorum, bu yüzden böylesin. Anıların hatıraların dağılmış her yere, sen ayrı yerlere savrulmuşsun. Bu yüzden düzenden, adı düzen olan her şeyden nefret ediyorsun. Sen de benim gibi, “ Toparlayıp da ne yapacağım, sonunda birileri gelip, herşeyi, biriktirdiğim, düzenlediğim, üzerine titrediğim her şeyi daha önce de olduğu gibi, hiç beklemediğim bir anda savurup, bozup gitmeyecek mi?” diye düşünüyorsun. Biliyorum, sen, benim için, hiçbir zaman ulaşamayacağım o insanın hayalisin. Ailemdeki insanlar gibisin, çok romantik, çok duygusal , çok yaralı….
Yine aradım seni, yoksun. Bulsam bile, küfür eder gibi konuşacaksın biliyorum. Sıkılacaksın benden, kapatmak, konuşmamak için bahaneler uyduracaksın beni dinlerken ve ben yine anlatmamam gereken şeylerden bahsedeceğim sana . Sen ise, benden sıkılacaksın. Oysa, bir kere çözüldüm sana, bir kere senin gibi olduğumu hissettirdim. Oysa baştan beri biliyordum, sen, seni sevmeyenleri seversin, tıpkı benim gibi. Ama öyle özledim ki kendim gibi birini sevmeyi…
Yine aradım seni yoksun… Beni de birileri arıyor. Ben de senin gibi hiç cevap vermiyorum. Kayıtsızlığınla beni yok ediyorsun, geriye sen kalıyorsun. Oysa, o sıralarda, birileri de seni yok ediyor. Aslında, bu oyunda, herkes birbirini yok ediyor. Ben, birilerini ,o birileri, başkalarını, sen beni, seni bir başkası… Hem çok iyi biliyorum. Beni sevsen de hiç kapanmayacak yaram, hiç kapanmayacak … Avuçların hep boşluğa kapanacak. Tıpkı o şizofren çocuk gibi..
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #5 : Ekim 20, 2006, 09:37:18 ÖÖ » |
|
basyigit
|
ellerinize saglıkkkkkkk mavii ben yokken yine aynı kalmıssın  supersin
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #6 : Ekim 20, 2006, 10:21:08 ÖÖ » |
|
_NAZ_
|
Aşıklar atışıyor mu yine... :45: Umutzi,mavi yüreğinize sağlık.:65: Bensiz olmaz ama dimi.., buda benden :35:
.: Sana Seni Yazıyorum :. Güneşin başka iklimleri aydınlatmaya, başka gönülleri ısıtmaya gittiği şu saatlerde kağıdı, kalemi elime alıp,seninle dertleşmek,yalnızca sana yazmak ve yalnızca seni özlemek geliyor içimden.Sana yazmak.''Sana seni Yazmak'' Seni ve yüreğimde anlam bulan duyguları...Sana ait yüreğimin derinliklerinden kopup gelen artçı şokları anlatmak ve toprağı alnından öperken yağmur taneleri,tüm benliğimle sana yağmak istiyorum...
Bu gece dudaklarımdan dökülen her kelimede sen varsın ve yine sen varsın yarım kalan sevdamın eksik taraflarında. Bomboş ve sessiz kaldırımlarda yürürken seni haykırıyorum sensizliğin inadına! Bu sensizlik gecesinde sevdamın en ücra köşelerine seni yazıyorum.
Bu gece gene yağmur yağıyor. Yağmur yağıyor gönlümün sensizlikle yanan her yerine. Yağsın, yağsın ki saklasın sensizliğimde döktüğüm gözyaşlarımı! Ve yine saklasın sensiz geçen bomboş hayatı...
İşte seni haykırıyorum sensizliğe alışamamış yüreğime,işte seni yazıyorum!!! Bu gece gene yağmur yağıyor. Sen yoksun oysa biliyorum ve üşüyorum sensiz kaldığım saatlerde. Gözyaşlarımı efkarıma kattım bu gece. Sevdamı, umudumu ve seni kızgın bir sel gibi kalbime akıttım.
Bu gece yağmurla beraber gözyaşlarım yağıyor ve ismini yazıyor sensizliğin acısı ile kıvranan kaldırımlara. Süzülen her damlada sen vardın ve yine sen vardın gecenin en karanlık anında. o,doya doya bakamadığım gözlerin, gözlerimin içine bir kez daha değseydi ve tebessümünden bir gül açsaydı yanaklarında, yetmez miydi? Bir bakışın bir ömüre değmez miydi? İsmini kazıdığım kaldırımlara sanki sen yağıyorsun yağmurla birlikte ve sevgin yağıyor yüreğime... Yalnız ve bomboş odamda sen varsın hala. Hala sensizliğim duruyor yanı başımda...
Bu gece gözyaşlarım yağıyor sensizliğimle birlikte kaldırımlara. Seni arıyorum, erimekteyim... Karanlık geceye inat ay gökyüzünde...
Ve Sen; ölene dek yüreğimdesin Nehir Gözlüm….
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #7 : Ekim 20, 2006, 10:26:02 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Teşekkürler arkadaşım yüreğine sağlık....
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #8 : Ekim 20, 2006, 10:42:31 ÖÖ » |
|
umutzi
|
......kırık bir aşk.............hikayesi bu... ..umutsuzluklarla..........ve hüzünle dolu... güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak .bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz ...amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz .....görüşebilmek zor, görüşmemek zor. .........sevebilmek ve de sevilebilmek, ............ne kadar mümkün sence? ...............ne kadar olası bu düş? ..................birleşebilir miyiz? .......................sen-ve-ben .........................bir gün! ...........................? ?
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #9 : Ekim 20, 2006, 11:06:53 ÖÖ » |
|
mavi
|
cok tesekkürler naz,ve umutzi.... ben de şöle yüregime dokunan bi tane şiir bulursam yaz cam şimdi
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #10 : Ekim 20, 2006, 11:11:28 ÖÖ » |
|
_NAZ_
|
Umutzi hayırdır efkarlısın bu aralar, heryer aşk kokuyor... :55: :55:
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #11 : Ekim 20, 2006, 11:14:32 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Ben sizler için yazıyom canım kardeşim.Evli barklı adamlarız biz yaf....Biz kim bu yaştan sonra aşık olmak kim...Biz zaten yolumuzu çizmişiz..... 
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #12 : Ekim 20, 2006, 11:16:53 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #13 : Ekim 20, 2006, 12:37:04 ÖS » |
|
umutzi
|
Yağmur yağıyor. Ve yere düşen her bir damlanın çıkardığı hoş ve tatlı ses, beynimin en ücra köşelerine kadar işliyor, kalbimin taşlaşmaya yüz tutan noktalarına serpiyorum. Sonsuzluğa dalmanın hazırlığı içinde bir an gözlerimi kapıyorum. Gözlerimi açtığımda pencerenin kenarında, karşı binanın çatısında kanatlarını açmış, yağan yağmurla duş yapan bir kuşla karşılaşıyorum. Daha da artan sağanak yağmura aldırış etmiyor. İçimde bir an bir inkılap doğuyor. Delicesine sağanak yağmurun altında koşmak. Kime mi, neye mi, niçin mi? Hiç düşünmeden yokluğa, meçhule... Nasıl ulaşacağımı bilmediğim özgürlük sevdası için. Dalgalarıyla sahilleri döven deniz kadar sebepsiz. Fakat bir anlık. Karşı binanın duvarlarına senelerin tozları dökülmüş. Her zaman münzevileşen, her zaman ölüme daha da yaklaşan bu bina. Yağmur bu tozları yıkamak, silmek istiyor. O da biliyor bunun imkansız olduğunu ama bir çaba. Belki de bir sevda. O da biliyor Ferhat'ın dağları deldiğinin koca bir yalan olduğunu! Yağ yağmur yağ! Gönül ister ki hiç durma. Fakat her aşkın bir bitişi, her fırtınanın bir dinişi, her mumun bir sönüşü olduğu gibi sen de bizi bırakacaksın. Dirilttiğin anılar yeniden cesetleşecek. Özgürlükmüş, sevgiymiş, aşkmış. sensiz hiçbir anlamı yok bunların. Hepsi sana muhtaç. Ben bile
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #14 : Ekim 20, 2006, 01:43:08 ÖS » |
|
mavi
|
işte bu resim.. çok güzeldi abicimm
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #15 : Ekim 20, 2006, 02:35:21 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #16 : Ekim 20, 2006, 09:39:12 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #17 : Ekim 20, 2006, 10:39:53 ÖS » |
|
sezer
|
ellerine sağlık abicim
|
|
|
|
|
Logged
|
[FONT="Palatino Linotype"][SIZE="6"][COLOR="SlateGray"] BU SENE ŞAMPİYON GÖRELİM SİZİ ÖLMEDEN MEZAEA KOYMAYIN BİZİ KORKUTMAZ BİZLERİ MUSALLA TAŞI ÖLÜMÜNE SEWİYORUZ BİZ BEŞİKTAŞI [/COLOR][/SIZE][/FONT] [img]http://img381.imageshack.us/img381/807/nevzatkart001jk4gi3.gif[/im
|
|
|
« Yanıtla #18 : Ekim 21, 2006, 07:44:27 ÖS » |
karartı_22
|
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte.
Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık yahut hiç sevmeseydi Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
|