Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt



+ ...:::Selendi Forum:::... » BUYRUN MUHABBETE :)) » Yaşam
 etyen mahçupyanın zırvalarından


Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: etyen mahçupyanın zırvalarından  (Okunma Sayısı 584 defa) Seçenekler Arama
« : Şubat 06, 2007, 04:28:30 ÖS »
yahya
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1645


etyen mahçupyanın zırvalarından

ETYEN MAHÇUPYAN
 zaman

Türkler
 
 
 
Hrant'la birlikte Avrupa'daki Ermeni diyasporasının karşısına epeyce çok çıkmıştık son dönemde. Tartışmalar döner dolaşır hep aynı noktada yoğunlaşırdı. Soru Türklerin değişebilip değişemeyeceğiydi...
Diyasporadakiler Türklerin değişemeyeceğini, uygarlığın getirdiği tüm yeniliklere karşın, onların ötekini kabullenemeyen özlerinin hep orada olduğunu söylerlerdi. Biz ise 'Türkler' diye bir kategoriden söz etmenin yanlış olduğunu, son dönemde Türkiye'de her kesimde önemli bir değişim dinamiğinin yaşandığını, artık geçmişe ve ötekine farklı biçimlerde de bakıldığını, toplumun kandırılmaktan bıktığını örnekleriyle anlatırdık. Sonuçta karşımızdaki grubun büyük çoğunluğunun bizim fikrimize geldiğini, Türklerle ilişkide normalleşmenin bizzat Ermeni kimliğinde bir normalleşme ürettiğini gözlemler, kendimizden memnun otelimize dönerdik. Yolda hemen her zaman sevinçli, hatta coşkulu olduğumuzu hatırlıyorum. Sanki adım adım köhnemiş kilitleri açıyormuşuz, bir toplumu ve kültürü açık havaya, özgürlüğe taşıyormuşuz gibi bir duygumuz olurdu. İyimserliğimiz bir gün bile azalmadı... Sonunu gördüğümüz hayırlı bir yolda ilerlemekte olduğumuza ilişkin güçlü bir kanaatimiz vardı...

Oysa Türklere ilişkin bu 'değişmezlik' kanısı hiç de yabancı olduğumuz bir görüş sayılmazdı. Çocukluğumdan beri ve özellikle siyaset yazmaya başladığımdan bu yana babam sık sık geçmiş örneklere dönerek fazla kendimi yıpratmamamı, çünkü 'bu Türklerin değişmeyeceğini' konuşmasının bir yerine iliştirirdi. Kendi babası da ona hep bunu söylemiş ve nihayette haklı çıkmıştı... Anlaşılan her Ermeni nesli geleceğin artık eskisi gibi olmayacağı kanaatiyle kendini bir süre avutuyor, sonra da Türklerin değişmeyen özüyle karşı karşıya geliyordu. Ama Hrant'la ben bu telkinlerin üzerinde durmaz, kendimizi ikna ettiğimiz bir umut çizgisi üzerinde yolumuza devam ederdik. Şimdi düşünüyorum da demek ki henüz gençmişiz... Babamın çoktan öğrenmiş olduğunu bilecek yaşta değilmişiz...

Hrant'ın gidişi Türklerin bize 'artık kendinizi kandırmayın' demesidir belki de. Bugün sokaklarda Hrant için biriken insanlara bakarak değişimi görsem, 'benim Türklerim işte bunlar' desem de, acaba o Türk'ten içerü değişmeyen başka bir Türk mü var, diye sorgulamadan edemiyorum. Bu farkındalık içimi burkuyor... Benim 'Türk' dediğim insanların hayatımı, günümü, fikirlerimi, iç dünyamı paylaştığım can yoldaşlarım olduğunu nasıl es geçebilirim? Ama eninde sonunda diğer 'Türk'ün ortaya çıkıp her şeye damgasını vurduğu gerçeğini de nasıl görmezden gelebilirim? Bugün artık mesele 'Ermeni sorunu', 'soykırım' falan değil... Artık bu iki Türk'ün arasındaki esas meseleyi yaşıyoruz... Ermeniler olarak yarını hangi Türk'ün belirleyeceğini merak ediyoruz. Ve gönlümüz bir güvercin tedirginliği içinde bizim can yoldaşlarımızın bu insanlık sınavından yüz akıyla çıkmasını diliyor...

Hrant'ı hazmedemeyen, onun varlığına bile tahammül edemeyen öteki Türk'ün cinayete uzanan elini tutacak, onu anlayacak halimiz yok. Katil henüz reşit değilmiş... Hrant olsa "tam da bu işte" derdi, "Türkler reşit mi ki?" Olgunlaşması engellenmiş bir toplumda yaşadığımızın farkındaydık zaten, ama belki şu soruyu da sorma zamanı geldi: Yoksa kendi kimlik sorununu ötekine yönelen bir şiddet eylemine dönüştürerek ayinleştiren, bu işler için 'yaşı küçültülmüş' bir toplum mu bu? Benim Türklerimin önündeki mesele artık açık... Toplu patolojiye doğru hızla kaydırılmak istenen toplumun intiharını engellemek, herkesin kendisini 'insan' hissedeceği bir var olma halini ortaya koymak...

Türkler değişebilir tabii ama öteki Türkleri değiştirebilirler mi, gerçekten de söylemek zor. Ama niye olmasın?.. Hrant olsa benim bu kuşkuculuğuma karşı çıkar, "onlar da insan değil mi, hayret bişey" derdi...

 
Siz ve sizin patronlarınız  için biz insan değiliz tabii...Babasının sözünü dinlemeliymiş.....

Yarınları hangi türkün belirleyeceği önemli diyorsunuz....Önemli...sahiden önemli....ama şuna inanınki kesinlikle amerikadan yönetilmeyecek.
Logged

[SIGPIC][/SIGPIC]
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: etyen mahçupyanın zırvalarından
« Posted on: Mayıs 23, 2012, 10:15:01 ÖS »

Logged
« Yanıtla #1 : Şubat 06, 2007, 05:02:25 ÖS »
gofur
YALNIZ KURT
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2069


etyen mahçupyanın zırvalarından

Günlerdir yas tutuyoruz karşı köyün ölülerine...
Nerdeyse ya özür dileriz demediğimiz kaldı..Hadi 1915 lerde ki ermeni katliamlarını unuttuk hafızamız zayıf..Neymiş Ermenistanla sınırımız açılmalıymış..Açılsın ama bunu diyenlerin biride çıkıp Karabağdaki işgalden azrbeycanda ki 1,5 milyon mülteci Azeriden bahsetmiyor...
Etyen bunlarıda yazsana Karabağda kestiklerinizi ..
Logged



[COLOR="Red"]HEPİMİZ  TÜRK'ÜZ[/COLOR]
[COLOR="Red"]Kansızlık yoksa...[/COLOR]...
« Yanıtla #2 : Şubat 06, 2007, 05:08:06 ÖS »
Serk@N
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1912


etyen mahçupyanın zırvalarından

ben bu adama sinir oluyorum. zaman gazetesi neden iş verir ki mahçupyana. hadi çok sesli görünmek iyidir de yazıları hiç mi denetimden geçmez. satır aralarında ciddi imaları var!!!
Logged
« Yanıtla #3 : Şubat 06, 2007, 05:10:38 ÖS »
gofur
YALNIZ KURT
Üye Bilgileri Selendili
*****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2069


etyen mahçupyanın zırvalarından

Hani hatırlarsınız ermeni yalakası satılmış insan yazar Murat Belge Erivan da iken bir ermeni bunun Türk olduğunu anlayınca kafasına şarap tasını geçiriverir.
Şimdi Murat Belge Ermenistan da suikasta uğrasa bu kadar arkasında ağlar yürür mü Ermeni halkı...
Logged



[COLOR="Red"]HEPİMİZ  TÜRK'ÜZ[/COLOR]
[COLOR="Red"]Kansızlık yoksa...[/COLOR]...
« Yanıtla #4 : Şubat 07, 2007, 12:41:46 ÖÖ »
kırmızıx1
TONYUKUK
Üye Bilgileri Selendili
***

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 177


etyen mahçupyanın zırvalarından

Birkere bunlara zaman gazetesinden başkası işvermez onların işi bu. Etyen Mahcupyan adındaki adam sen Türkü değiştirmek için uğraşacağına kendi ermenini değiştirsene. 1915 teki katillerden taşnaklar hınçaklardan asalaya ve karabağa ne değişti senin ermenilerinde? Önce sen bunun hesabını ver.
Logged

ÜSTTE GÖK BASMASAR, ALTTA YER TELİNMESER,
SENİN İLİNİ VE TÖRENİ KİM BOZAR.
« Yanıtla #5 : Şubat 11, 2007, 01:19:22 ÖÖ »
aglayankul
Üye Bilgileri Selendili
****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 269


etyen mahçupyanın zırvalarından

vicdanýnýza Küpe Olsun
Ben Ermeni deðil Türküm
Adnan BULUT
Tarih; 26 þubat 1992
Yer; Azerbaycan, Hocalý

Elleri bir aðaca arkadan baðlanan hamile bir kadýnýn baþýna dikilmiþ olan
iki Ermeni yazý tura atýyordu. Bu kanlý kumarý yaklaþýk 100 yýl önce
Anadolu topraðýnda Kars'ta Aðrý'da Van'da Erzurum'da da atalarý oynamýþtý.
Onlardan duymuþlardý.

Karný burnunda çaresiz bir Azeri kadýnýn doðumu oldukça yakýn görünüyordu.
Çaresiz kadýn bir hazan yapraðý gibi titriyordu. Elbiseleri yýrtýk,
ayaklarý çýplaktý... Ermenilerin uzun boylu olaný elindeki AK-47 model Rus
yapýmý otomatik tüfeðinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayý
çýkartýrken, diðeri elindeki demir parayý havaya attý:

-Akçik, manç?.. (Kýz mý, oðlan m*?)

-Akçik... (Kýz)

Bu cevap üzerine 'oðlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile
hamile
kadýnýn karnýný bir hamlede yarýp çocuðu çýkarttý. Kan bürülü
gözleri bebeðin kasýklarýna kilitlendi.

-Tun þahetsar, ýnger... (Sen kazandýn, yoldaþ)

-Yes þahetsapayts ays bubriký inç bes bidigiðdana... (Ben kazandým ama bu
bebek nasýl beslenecek?)

-Mayrigý bedge giðdatsine. (Annesi besleyecek elbette)

Bunun üzerine daha kýsa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya
geçirdiði bebeði annesinin göðsüne yapýþtýrdý:

-Mayrig yerahayin zizdur. (Çocuða meme ver)

Ayný dakikalarda Hocalý'nýn baþka bir semtinde tek kale futbol maçý
hazýrlýðý vardý. iki kesik Azeri kadýn baþýný kale direði yapmýþlar, top
arayýþýna girmiþlerdi. Baþý týraþlý bir çocuk bulup getirdiklerinde ise
Ermeni çeteci sevinçle baðýrdý:

-Asixn ma/, çimi yev býzdýge, aveg gýndýrnadabidi. Gýdýresek... (Bu hem
saçsýz hem de küçük, iyi yuvarlanýr.
Kopartýn...)

Ayn anda çocuðun gövdesi bir tarafa, baþý da orta yere
düþmüþtü...Ermeniler zafer naralarý atarak, kanlý postallarý ile kesik
çocuk baþýna vurarak kanlý bir kaleye gol atmaya çalýþýyordu.

Bu iki olay Hocalý'da bundan çok deðil yalnýzca 14 yýl önce yaþandý. Her
iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarýna bizzat þahit olan görgü
tanýklarýnýn anlatýmlarýdýr. Ne yazýk ki 26 þubat 1992 günü binlerce Azeri
türlü yöntemlerle vahþice katledilmiþtir.

Ajanslar, katliam haberini bütün dünyaya hýzla geçerken, arþý titreten
aðýr bir vahþet ya*anan Hocalý halkýndan geri kalanlar ise çaresizlik
içinde kývranýyordu. Türkiye'de büyük bir dehþet uyandýran katliama
iliþkin ilk görüntüler ise TRT aracýlýðý ile duyurulmuþtu. Bütün olanlarý
batýlý gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

26 þubat'ta güçlü silahlarla donatýlmýþ
Ermenistan silahlý kuvvetleri ile
Hankendi'nde konuþlanmýþ bulunan Albay Zarvigarov komutasýndaki 366'ncý
Rus Motorize Alayý, Hocalý'ya saldýrarak tarihin en vahþî katliamlarýndan
birini yaptýlar.

26 þubat gecesi Rus motorize alayýnýn tanklarýndan açýlan top ve roket
saldýrýlarý ile Hocalý Havaalaný kullanýlamaz hâle getirilerek kentin dýþ
dünya ile iliþkisi de tamamen kesildi. Savunmasýz kalan kente giren Rus
destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaþlý, kadýn, bebek demeden birçok
insanýmýzý vahþîce katlettiler.

Ermenilerin iþgal ettikleri Hocalý'da dehþet verici olaylar yaþandý. Canlý
canlý insanlarýn kafa derilerini yüzdüler, sað olarak ele geçirdiklerini
ise sistematik bir iþkenceye ve týbbî deneylere tâbi tutarak, insanlýk
dýþý muamelelere maruz býraktýlar. Hýzar ve testereler ile diri diri
insanlarýn kol ve bacaklarýný kestiler. Genç
kýzlarýn önce saçlarýný,
sonra da kafa derilerini yüzdüler. Babanýn gözü önünde evladýný, evladýn
gözü önünde babayý kurþunlara dizdiler. Kesik kafalarý sepetlere
doldurdular.

Peki neydi bu düþmanlýk? Ermenistan'daki okul duvarlarýnda asýlan
haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ýn bayraðýnda
Türkiye hudutlarý içindeki Aðrý Daðý'nýn resmi varken, Ermenistan Millî
Marþý'nda 'Topraklarýmýz iþgal altýnda, bu topraklarý azat etmek için
ölün, öldürün' denmekteyken, baþkaca bir neden aramaya zaten gerek yok
sanýrm.

Daðlýk Karabað Bölgesi'nde bulunan Hocalý'ya, eski Sovyet ittifaký Silahlý
Kuvvetleri'ne ait 366. Alay 'ýn desteði ile Ermeni Silahlý Kuvvetleri
tarafýndan düzenlenen saldýrýlar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatýný
kaybettiði resmî olarak açýklandý. Ancak kayýp sayýsýnýn bu rakamlarýn çok
çok üstünde
olduðu bilinmektedir. 56 hamile kadýn karný yarýlmýþ durumda
bulunmuþtur.

Bu alçak saldýrýda 487 kiþi aðýr yaralanýrken, 1275 kiþi ise rehin
alýnmýþ, geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canýný kurtarmýþ ancak bu
olayýn tahribatýndan ruhlarý ve hafýzalarý asla bir daha kurtulamamýþtýr.

þahitlerin anlattýklarýný dinleyenler önce kulaklarýna inanamadý. Fakat
katliam sonrasý Hocalý'ya girdiklerinde ise, görgü tanýklarýnýn
abartmadýðýný kýsa sürede anladýlar. Hocalý'da katliam bölgesini gezen
Fransýz gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karþýsýnda söyledikleri,
katliamýn boyutunu da anlatýyordu: 'Pek çok savaþ hikâyesi dinledim.
Faþistlerin zulmünü iþittim, ama Hocalý'daki gibi bir vahþete umarým kimse
tanýk olmaz'

Peki 26 þubat 1992 günü yaþanan bu katliamýn emrini kim vermiþti;
Ermenistan Devlet Baþkaný sýfatýný taþýyan Robert
Koçaryan denilen kirli
katilden baþkasý deðildi. Yaptýðý terör faaliyetlerinin oraný nispetinde
terfi eden Taþnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart
1996'da Ermenistan Baþbakaný oldu. Karabað'da barýþ istediði için aþýrý
milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan
istifa edince de 30 Mart 1998 yýlýnda ondan boþalan Devlet Baþkanlýðý
koltuðuna, 'Hocalý Katliamý' baþ sorumlusu olan azýlý terörist Robert
Koçaryan oturdu.
Logged


 
 
YOLCU YOLUNDA GEREK.......
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions