« : Kasım 21, 2005, 11:58:45 ÖÖ » |
|
h.kara
|
AŞK HİKAYESİ
Sen geçiyordun yollarımdan, Yollarıma hep aşk yağıyordu. Güller açıyordu bahçelerde, Güllerin gölgesinde gözlerin gülüyordu. Gök yüzü ağlıyordu seherlerde, Gül yapraklarına çiy düşüyordu. Yüreğime hep sen düşüyordun. Günler geçiyor, ömrüm bitiyordu, Aşk bahçemde hep sen bitiyordun. Aşkı ben senle biliyordum. Seni anlatıyor, seni dinliyordum. Hangi yola girsem sana çıkıyordum. Kaç pınar başında nefeslensem, Kana kana seni içiyordum. Yüreğimde sen yollarda ben, Aşk yağmurunda ıslanıp sana yürüyordum. Baktığım güllerde seni görüyordum. Sen bana geliyordun, ben sana koşuyordum. Yollarımıza hep aşk yağıyordu.
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Kasım 21, 2005, 03:19:43 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #2 : Kasım 21, 2005, 03:35:52 ÖS » |
|
h.kara
|
BÖYLE BİR SEVGİ
Hani bir şarkı duyarsın, Hani için geçer biraz, Karamsarlaşırsın, hüzünlenirsin biran, Ağlamak gelir içinden, ağlayamazsın bir türlü. Benimkisi böyle bir sevgi. Amaçsız, çaresiz, sonsuz...
Unutmak yok, unutabilmek yok! Geceler bitmek bilmeksizin güneşler doğar, Yapamazsın onsuz, yapamazsın tek başına, Yalvarırsın tanrıya binbir umutla... Beklersin günlerce gelir diye, ama olmaz, gelmez! Benimkisi böyle bir sevgi.
Alışırsın zamanla yalnızlığa, Alışırsın acılara, karanlığa. Öğrenirsin kimin dost olduğunu, İzmaritlerin mi, şişelerin mi? Bulursun çareyi kimsesiz parklarda, Sessizlik ve soğuk dert ortağın olur. Kaçmak gelir aklına uzaklara, çok uzaklara. Yapamazsın bir türlü gidemezsin, Benimkisi böyle bir sevgi.
Hem lanet eder, hem de taparcasına seversin. Görünce saklanır, görmeyince çıldırırsın. Kaybettiğini anlamaz, yenilgiyi kabullenmezsin. Ve beklersin gecelerce, gelmeyeceğini bile bile... İstersin onu, yalvarırsın tanrıya, Sevmeyeceğini bile bile. Benimkisi böyle bir sevgi.
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #3 : Kasım 21, 2005, 03:37:15 ÖS » |
|
h.kara
|
Kovdum Kendimi Yüreğinden Sevdanın denizlerinde rotasız bir gemiydim. Sana yolculuğa çıkmadan önce, Bütün aşklarımı, acılarımı, sevinçlerimi bir kenara koyup, Azıksız birtek yüreğimle baş koymuştum bu yola. Yolum uzundu, karmaşıktı ve tehlikeliydi... Tüm bunları biliyor, bile bile lades dercesine İstiyordum bu sefere çıkmayı... Ancak ben sana ulaşmaya çalıştıkça sen kaçıyordun. Senin yanında olmak, sesini duymak için Sarfettiğim bu çaba öylesine güzeldi ki... Bir gün ışığın göründü uzaktan, işte ordaydın! Arkamda bıraktığım bir nokta olarak kalmış Sen önümde büyüyordun, gülen gözlerinle beni çağırıyordun... Önce ellerini tuttum, sonra gözlerine daldım... Senden aşk dilerken, sen gerçekleri sundun önüme... Sevdalarımı sorguladın, rüyalarımı benden geri aldın. Bu fırtınalı denizlerde sana duyduğum ihtiyaç, Senin yüreğimi tokatlayan sevdan beni isyankar etti... Düşünemiyordum artık, geri dönülmez bir yola girdiğimi biliyor, Ancak bu yolda her pahasına yürümeye karar vermiştim. Kırgınlıklarımızla, hasretimizin koynundaki acıyla, Geceler boyu başbaşa kaldık, sorular sorduk kendimize... Nereden başlarsak orada bitirdik, bir çıkış yolu bulamadık! Ve sonunda bu denizin sonu görünmüştü... Daha karaya ayak basmadan, fırtınalar dalgaları çağırdı kükreyerek... Gücüm kalmamıştı, bilinmez bir yola doğru gittiğimi biliyordum! Çaresiz kollarımla birkez daha sana ulaşmayı denedim. Ancak sen duymuyordun, belki de duymak istemiyordun. Ancak beni görüyordun. Çaresizlik denizlerinde kayboldum sonra. Sana sevgiler getirmiştim oysa. Bu yaşamdan küçücük umutlar derlemiştim yüreğimde... Onları büyütmüş sana armağam edecektim, olmadı işte... Ne kadar istesem de senin o kapalı yüreğine girmeyi beceremedim. Şiirlerim, sevdalarım ve gecelerimle başbaşa kaldım. Bir kez daha yenildim aşka... bir kez daha yenildim çok sevmeye... Şimdilerde gönlümün yelkenlerini toplamaktayım. Tövbeler ettim, bu denizlere bir daha çıkmamaya... Bir daha hiçbir yüreğe girmemeye yeminliyim!!.. Seni kendim kovdum, yüreğinden... Bir daha girmemeye, bir daha sevmemeye söz veriyorum... Seni sevdiğimi, kurda, kuşa söylüyorum; Ama asla Aşk dilemiyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #4 : Kasım 21, 2005, 03:40:38 ÖS » |
|
h.kara
|
Kırmızı Gül
Geçen yıl sonbaharda, Kırmızı bir gül, Bırakmıştım kapına, Onu alıp kokladın mı, Kurutup koynunda sakladın mı, Baktıkça beni hatırladın mı? Kırmızı gül aşkı anlatırmış, Aşkımı anlatabildim mi? Bu sonbaharda da, Kırmızı güllerle geldim kapına, Binlerce kırmızı gülle, Evini gül bahçesine, Yüreğimi aşk cennetine Çevirecektim... Kapın kapalıydı, Sen yoktun, Gitmiştin, Kırmızı güller kaldı elimde, Bir acı var yüreğimde, Kırmızı güller kurudu, Sahipsiz öksüz kaldı, Bense bi çare, Kapında nöbetteyim hala...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #5 : Kasım 21, 2005, 03:43:47 ÖS » |
|
h.kara
|
SÖYLEYEMEDİM
Tek taraflı bir sevgiydi, beni sana bağlayan ve gözyaşına boğulan yüreğimdeki.. İki tarafına da dokunsan, hiçbir sonuç alamadığın, bir sevdaydı benimkisi.. Ben seviyordum ve içimden, bağıra bağıra söylüyordum. Ben sana aşıktım, ama sen hissetmiyordun.. Çıkaramıyordum içimdeki gücü. Anlatamıyordum ´seviyorum´lu biten o son sözü. Ve gözlerimle söylüyordum ve ben seni özlüyordum, ama sen görmüyordun...!
Seviyordum çocuksu bakışını. Her yere ayak uyduran, o çılgın rahatlığını. Ve yerinde kullandığın, olgun tavrını seviyordum.. Her şeyinle hoşuma gidiyordun ve bana, her şeyinle çekici geliyordun.. Ben sana hayrandım, ama sen bilmiyordun.. Söyleyemedim sana.. Attığım her yeni adımda, risk alarak başlardım hayata. Ama, sana karşı kumar oynayamadım, rest çekemedim hayata. Seni kaybetmekti, sevginin yanında sevgimin yalnız kalmasıydı korkum ve ben bunu, bir türlü göze alamıyordum...!
Sana söyleyemedim... Belki sen bunu, hiçbir zaman bilmeyeceksin.. Ama birgün öğrenirsen, suçu kendinde arama. Çünkü bütün suç benim.. Ve olur ya, birgün gelirsen bana, ben her zaman, her şeyimle seninim...!
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #6 : Kasım 21, 2005, 03:47:08 ÖS » |
|
h.kara
|
Bir Özlem Şarkısı
Ne çok özledim seni bilsen ne çok arıyorum seni solgun palmiyelerin gölgelerinde ne çok arıyorum seni ifade yoksunu lal sokaklarından sağır sultanlardan acıya hüküm giymiş sevdaların ayak izlerinden kaldırım taşlarına sinen dolunay sessizliğinden çiçeklerden her tüyünde alacalı umutlar şavkıyan kuşlardan
ne çok özledim seni bilsen gecenin titrek kanatlarında hüzne çalarken denizin mavisi yıkıp yalnızlığın acımasız duvarlarını tutup sana gelmek isterdim. henüz uyku sersemiyken yıldızlar doğmamış başakları okşarken bir rüzgar ak bir güvercin kanadına salıp yüreğimi nisan yağmuru gibi yağmak isterdim teninin karanfile çalan kokusuna ve bir hançer gibi ansızın girip düşlerine sesinin aksi sedası olmak isterdim bir meltem esişinde
ne çok özledim seni bilsen
bir görebilsem yüzünü beklenmedik bir şehirde ne yaprak düşer sonbaharda inan ne yağmur ne acı kalır yürekte ne gözyaşı bir değse gözlerin gözlerime ne hüzün kalır gecemde ne matem ne asiliği kalır denizin ne hırçınlığı
ne çok özledim seni bilsen yitirilmiş sevdaların harman alevi düşlerinde pusudayım kulağım kirişte ellerim tetikte gözlerim ufukta dalgalanacak o kızıl saçlarında
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #7 : Kasım 21, 2005, 03:50:12 ÖS » |
|
h.kara
|
Alıştım Ayrılıklara
Sen, hayatıma girmeden önce ben vardım. Sen, hayatıma girdiğinde ise ben yine vardım Ancak birbirinden farklı iki varlık İki kişilik, iki ruh, iki beden olarak... Yokluğunda ben; Geceleri oturur; Radyo dinlerdim. Aşıkların birbirine arğaman ettiği şarkıları, Ben de yalnızlığıma armağan ederdim. Herşey anlamsızlaşırdı çoğu kez. Ve çoğu zaman anlamsızlıklarda kaybolur giderdim. Yaşamak mı daha acı veriyor yoksa ölmek mi? gibi Acımasız sorularla kendimi irdelerdim. Varlığında ise herşey bambaşkaydı. Ben bir başkaydım. Gecelere seninle beraber veda eder. Günün ilk ışıklarına seninle Merhaba derdim. Ve anlamlı gelirdi herşey. Anlam karmaşaları bir bir terkedi beni. Sen de var olmayı, seninle birlikte yaşamayı Ve herşeyi seninle paylaşmayı severdim. Seni her geçen gün daha da çok severdim. Ancak nerden bilebilirdim ki masalın sona ereceğini Nerden bilebilirdim habersiz çekip gideceğini. Dün vardın bende vardım. Bugün yoksun; Bense varmıyım yokmuyum bilmiyorum. Dolmayacak cinsten bir boşluksun şimdi. Ne sana benzeyen biri bu boşluğu doldurabilir. Ne de yeniden çıkıp gelsen SEN doldurabilirsin. Öyle bir boşluk ki sorma gitsin. Boşver ve sevgili Alıştım ben yalnızlığa ayrılıklara Bırak artık böyle sürüp gitsin!
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #8 : Kasım 21, 2005, 03:52:08 ÖS » |
|
h.kara
|
Elimde kaldı umutlarım
Her sabah hüzünle karışı bir umut var içimde. Sensizliğin hüznünü, yeni bir günün seni getirmesi umuduyla bastırıyorum. Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için. Belki sana kavuşacağım ana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın... Kim bilir belki de yanlızca kendimi avutuyorum. Gittiğinden beri hep yanlızlık şiirlerine takılır gözüm. Bir başıma değilim, sensizlikten yanlızım. Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim. Gitmelerin, gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri... Senin gidişin de ateş gibi çöktü yüreğime. Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşi küllendirmeye. Hiçbir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye. Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm, Senin duyacağın sarkıları söyledim yanlızca. Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle Beraber ben de battım bir kez daha... Geceleri hep uyudum, uyudum; Gün boyu hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için. Her şeye iyi gelen, yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi. Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu. Benim günün de gecem de karanlık şimdi. Ne ay uğruyor gecelerime, ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor. Elimde kaldı umutlarım... Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık, içimde öyle bir yara açtın ki, bir gün Olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sende yetmeyeceksin. Orası hep bomboş, paramparça kalacak. Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir görsem o kıraklarla dolu Yerim batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yanlızca hüzünle uyanıyorum. Hiçbir şey beklemiyorum günden, seni bile... Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla kırıklarla, boş umutlarımla Sensizken alışırım, alışmaya çalışırım yokluğuna...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #9 : Kasım 21, 2005, 03:55:01 ÖS » |
|
h.kara
|
Hayat budur... Yorulmuş bir kalbin son çırpınışları, Yeşermiş bir dalın çiçeksiz kalışı; Ya da masum bir çiçeğin boyun büküşü toprağın koynunda, 'Acımasız yağmurların tokatlarıyla düşürülüp dalından...' Oysa çiçek yağmura muhtaç; Yağmur çiçekte yağmurdur...
***
Islanmak isterken yağmurlarında, Bilemezdim üşüyeceğimi, Kapı eşiğinden süzülen sinsi bir rüzgarın sarmalayışıyla...
Güneş göz kırparken gökyüzünden, Bulutlara karşı yorgun kalışının, Masum kalışının zayıflığıyla...
Oysa sen bir yağmurdun dallarımda, Sen bir öpücüktün yağmurun dudağında, Ayazlardan dolu peydahlayana kadar...
Meyve vermeye gebe kollarıma vurup, Hoyrat bir tokatla düşürünceye kadar, Meyveye bebek bir çiçeği, Islattığın toprağın çamur yüreğine...
***
Hayat budur... Yorulmuş bir dalın çiçeksiz kalışıdır...
Meyvelerimi toplamaya gelişlerinde, Umarsız küfredişlerindir kısırlığıma, Beni çırılçıplak soyan yağmurlarına aldırmadan...
İşte! Hayat budur..
Hayat, Çiçeksiz bırakışlarındır, Yağmurlarına yüz verip de, Dallarımı tokatlayışlarındır, Sensiz uyandığım her gecenin sabahında...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #10 : Kasım 21, 2005, 03:57:30 ÖS » |
|
h.kara
|
~ AYRILIGIN İLANI ~
Gidiyormusun diye sorma bana, Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende, Senin kadar endişeli.
Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, Ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla, Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda.
Aşkın içine bir kez girdimi kuşku, Teslim alır bedenleride. Sütten çıkmış ak kaşık değildim, Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza,
Dünya ki bazen minicik bir odada, Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasılda güzeldi.... Zaten sen varsın diye her şey güzeldi, Ama sen buna da inanmadın.
Ah bu sorular.... Yaşamak varken sevdayı, Delice niye boğarız sularla? Nasıl ikna edebilirdim seni, Ben aşk dedikçe, Sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe, Sen hayır dedin.
Zaten az konuşan sen, Olumsuz ne kadar sözcük varsa, Sen bulup çıkardın ortaya. Bense hiçbir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer, Nasıl değiştirmişim seni,
Oysa hiç böyle düşünmemiştim, Kimseye zarar vermek istemezdim ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki gitmenin zamanı şimdi.
Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı, Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz, Rahat değildin, Rahat ol artık, Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık. Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan.
Biliyormusun bitanem! Gidişim yürekten değil, Zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayı; Başka kimliklere taşırım. Sanma ki;
Benden sakladığın gülüşlerini, Başka yüzlerde ararım. Senide götürürüm yüreğimde, Her zaman yokluğunu taşırım. Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim, Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını,
Ne yazık ki kalamadın bana, Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #11 : Kasım 21, 2005, 04:00:00 ÖS » |
|
h.kara
|
Yarınlar Hep Güzel Olacaktır
Geldiğin yer,gelişin belli, yaşayışın, sevdan, aşkların, gülüşün, gözyaşın,ölüşün, gidişin belli. Bir yanda;gri renkli acılar, simsiyah haykırışlar, hayatı zindan eden alışkanlıklar, başkaldıran tutkular. Bir yanda; berrak akmaya çalışan su,günışığı, gökkuşağına bürünmüş mutluluk ve sen insanoğlu yalnızlığınla randevulaşan. Sığmaz için içine gün gelir, gün gelir alıp başını dönmek istersin nar ağaçlarının kırmızı rengine, alaca karanlığına akşam vaktinin,gün gelir haykırırsın mor bulutlara doğru,umutsuzca, binbir telaş içinde. Beyhude feryatların,sen bir yanda hayat bir yanda. Mutluluğun ta içindeymiş gibi sana değecek kadar yakın, bihaber yaşamaktasın hala kalmamış takadın. Yalan mı bilmem? Söylenenler, yazılanlar, duyulanlar, yaşananlar gibi olsaydı eğer; "Ya r ı n l a r h e p g ü z e l o l a c a k t ı r d e n i r, p e k i y a b u g ü n l e r d ü n k ü y a r ı n l a r d e ğ i l m i d i r" der miydi, umudun baharında ve bir yasemin çiçeği saflığında, yalnızlığın randevusuna geç kalmış keşfedilmeyi bekleyen bir şair?...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #12 : Kasım 21, 2005, 04:01:36 ÖS » |
|
h.kara
|
Anlatamadığım
Anlatamadığım bir sevgi var içimde, Sana karşı hissettiğim, Ama anlatamadığım...
Karanlık odamı aydınlatan Güneşim oluyor sabahları, Geceleri ise penceremdeki ay ışığı...
Dokunduğumda uçacak bir kuş gibi ürkek, Ve sanki kurduğum bir hayal Seninle gerçekleşecek...
Anlatamadığım bir sevgi bu, Ne başı belli, ne de sonrası, Ne masum bir aşk, ne de bir günah...
Anlatamadığım bir sevgi var içimde, Gördüğüm, duyduğum, hissettiğim, Ve hatta hasret kaldığım, Ama anlatamadığım...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #13 : Kasım 21, 2005, 04:03:47 ÖS » |
|
h.kara
|
Bir Damla Sevgi
Engin denizlerin mavisinde buldum seni Yıldızlara bakınca gördüm seni Sabahın büyüsünde duydum sesini Güneşin doğuşu kadar saf ve temizdi Kuş cıvıltıları kadar neşeliydi Ay kadar parlaktı Su kadar berraktı gül yüzün Bakışlarında buldum yıllar öncesini O masum duyguları ve çocukluğumu
Hayatın kirletmediği hayaller kurdum gözlerine bakınca Engin denizler yüce dağlar kadar sevdim seni Yüzünün parlaklığı kalbimin en ücra köşelerini aydınlattı Bir volkan gibi patladı kalbimin sevgi tohumları Bakışlarında filizlendi, sesinle büyüdü sevgi çiçekleri Karanlık geceleri aydınlatırdı hayalin En soğuk gecelerde kalbimdeki sevgi ısıtırdı beni Yalnızlığımı unuttururdu paylaştığımız saatlerin hayali
Seni öyle sevdim ki sen sevmesen de sevdim Seni öyle sevdim ki sen bırakıp gitsen de sevdim Seni öyle sevdim ki sen gülsen ben ağlasam da sevdim Seni öyle sevdim ki bitti desen de sevdim Seni öyle sevdim ki senin için ağladığımı sevdim Seni öyle sevdim ki sensizliğimi senin için sevdim
Sen benim ilkim ve sonum, Sen benim yıldızlara bakışım ve ağlayışım, Sen benim yalnızlığım ve sessizliğim, Sen benim gün ışığım ve ay ışığım, Sen benim birtanemsin!...
Sen bilmesen de bir tanem Yıldızlara bakamıyorum artık Yıldızlar seni değil sensizliği vuruyor yüzüme Sen şimdi uzaktasın ay ışığım Sensiz kalbim yalnız kaldı Kalbimdeki sokak lambaları bile söndü Kalbimdeki sevgi çiçekleri kurudu Hayalin bile avutmaz oldu çaresiz yüreğimi
Yalnızım artık birtanem Yoksun sen Satırlar getirmiyor seni
Sensiz bir gün yine akşam oldu Gemiler son limandan demir aldı Güneş dağların ardında kaldı Bil ki ardından birileri ağladı
Gözyaşlarım sel oldu ardından Sigaramın dumanı gibi uçtun gittin hayallerden Saat yorgun sesiyle geceyi vururken Kalbim sensizliği vuruyor gözyaşlarıma
Gün doğacak bir kaç saat sonra Sensiz bir gün doğacak birtanem Güneşin doğuşu kadar temiz yüzünü göremem artık birtanem Güneşin batışı gibi veda ettin birtanem Dağların ardında da olsa Beni aydınlatmasa da gül yüzün O gül yüzün hep gülsün birtanem
Soğuk caddede yürürken düşünürüm seni Yağmurlar yağarken severim hayalini Aylar değil yıllar da geçse seviyorum seni birtanem!..
Karlar yağsa da toprağın altında hayat vardır;
Yıllar geçse de kalbimde sana bir damla sevgi vardır!...
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #14 : Kasım 21, 2005, 04:05:46 ÖS » |
|
h.kara
|
Güller insanoğlunun bildiği,aşkı,sihiri,sevgiyi,ümidi ihtirası sembolize eden ilk çiçeklerden biridir."GÜL" ismi anlamı "kırmızı" olan latince rosa kelimesinden gelmektedir.Fakat güller çok farklı renklerde bulunur ve latince olarak "roses" olarak adlandırılır.
İlk Gül fosili 3.5 milyon yıl öncesine aittir ve Irak'da Sümerlere ait yazıtlarda kayıtlara geçmiştir.Bilinen bu ilk güllere "Damask" gülleri denir ve eski Mısır Mezarlarında bulunmuştur. Modern Güller ise 1867 yılında ilk defa hibridleme yöntemleriyle üretilmişlerdir. Tarih boyunca botanistler 200 gül çeşidi sınıflandırması yapmışlardır. Nebukednazar kendi sarayında dekoratif olarak gülleri kullanmıştır. "Persia" adını verdiği parfüm yağını geliştirmiştir.Çok farklı anlamlar ifade eden güllerin çok farklı renkleri vardır.Ayrıca günümüzde hibridleme yöntemleri ile çok değişik şekil ve renkde güller üretilmiştir. 10.000 in üzerinde gül hibridleme yöntemi ile üretilmektedir ve genelde o gülü ilk üreten kişinin adı ile anılmaktadır. Gallicas,Damasks,Albas,Centifolias,Mosses,Chinas,Portlands, Bourbons,Teas,Hybrid Perpetuals ve Noisettes modern klasik gül çeşitleridir.Ve genelde üretildikleri yer veya kişinin adı ile anılmaktadır.Eski güller modern güllerden daha fazla kokulu ve aslidir.Parmümlerde daha çok eski güller tercih edilir.
|
|
|
|
|
Logged
|
ya bu vatanı sevecen yada çekip gidecen yok başka ötesi
|
|
|
« Yanıtla #15 : Kasım 21, 2005, 05:15:21 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #16 : Ocak 24, 2006, 12:53:04 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #17 : Ocak 24, 2006, 01:20:19 ÖS » |
|
since
|
sitemizde şiirle ilgilenen epey arkadaşımız var..
|
|
|
|
|
Logged
|
Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME! ''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar Sizden De Medeni!'' M.Akif ERSOY  
|
|
|
|