« : Haziran 01, 2006, 02:56:37 ÖS » |
ALPASLAN Yakup
|
Dumanlı 'pardon' dedi Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı pardon dedi. Danıştay saldırısı sonrası kanlı eylemin peşine düşülmemesi gerektiğini savunanlara ve kendilerini eleştirenlere Pardon! dedi.
Yazı: Ekrem Dumanlı Kaynak: www.zaman.com.tr
-Danıştay"a yapılan hain saldırının peşine düşmemek gerekiyormuş, bilemedik; pardon. Zanlının “İslamcı” olması gerekiyormuş. Hatta o da yetmez; “Türk-İslam sentezcisi” olmasında fayda görülmüş. İrtibatları tarikatlara kadar uzanmalıymış mesela. Pardon! Ne yapabilirdik ki, adam ele geçince ilk dakikadan kesin hatlarıyla çizilen portre hayal mahsulü çıktı.
Beklenen olmadı. “Tetiği çekmeden tekbir getirdi” denilmişti. “Allah"ın askeriyiz” diye bağırdığı söylenmişti. Olayın asıl şahitleri ortaya çıkınca bu iddialar yalan çıktı; tıpkı namaz kıldığının yalan çıkması gibi. İmam-hatipli çıkmadı Alparslan Arslan, AK Partili de değilmiş üstelik. Cami yerine meyhanede yapılmış hain plan. Bir de arkadaş çevresi ulusalcılardan oluşmaz mı? İşte bu hiç olmadı, pardon! Maocu ulusalcılar da, ırkçı Kızıl Elmacılar da cinayet sonrası bir anda sus pus oluverdi. Hâlbuki onlar konuşmalıydı, onlar tel"in etmeliydi “laikliğe yönelik” menfur saldırıyı. Fatura “İslamcılar”a kesilmeliymiş; bilemedik; pardon. Öyle ya, nasıl planlandıysa öyle sürmeliydi operasyon. Olay, laik-anti laik çatışmasına dönüşmeliydi. Ne var ki iki polis memuru canlarını tehlikeye atıp zanlıyı derdest etti. Böylece daha baştan altüst oldu planlar. Yanlış oldu (!) galiba. Eskiden olduğu gibi birilerinin yazdığı senaryo, birilerinin figüranlığı ile sürmeli, medya da kendine biçilen role topyekûn razı olmalıydı.
Soruşturma biraz ilerleyince Muzaffer Tekin (M.T.) diye bir isme rastlandı. Ulusalcılık uzmanı muhabirler bile bu adam ile ilgili hiçbir bilgiye ulaşamıyordu. Sonra adı Susurluk"ta da geçen emekli General Veli Küçük, “Ben onu Süleyman adıyla tanıyorum.” dedi. Pardon. Muzaffer değil, Süleyman"mış adamın adı; hatta bazılarına göre Süleyman da değil Zafer"miş. Üstelik albay da değil yüzbaşıymış “kilit adam”. Saflık bu ya; anlayamıyorum emekli bir asker -yoksa meslekten ihraç mı edilmişti- niçin kod isimler kullanır; hatta komutanına yanlış isimle kendini tanıtır?
Her neyse. Savcının tutuklama talebine rağmen M.T. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aman efendim aman; hazır kuvvet ne kadar çok kalem varmış bu konularda çızıktıran. Her satırında “komplo teorileri”ni zir-ü zeber eden (!) meslektaşlarımız “derin devlet”in bir efsane olduğunu ispatladı (!) bize; üstelik ağzımıza biber sürmeyi de ihmal etmedi. “Soruşturma sürerken haber yapılmasının yanlışlığı”ndan bahsedildi daha önce benzer haber yaptıklarını unuturcasına...
Pardon ki, ne pardon! Meğer derin devlet de yokmuş, karanlık bağlantılar da. Tövbe ki ne tövbe! Demek ki Susurluk"a “faso fiso” diyen de haklıymış, Danıştay saldırısına “ıvır zıvır” diyen de. Yine de anlayamıyorum bazı şeyleri. Mesela serbest bırakıldığı gün Sabah"a göre M.T. demiş ki “Alparslan Arslan , Vatansever Güçler Birliği"ne üye olmam için teklifte bulundu; ancak...” önemli mi bu yakın bağlantı? Yok canım. Pardon!
Ya saldırı sonrasında yapılan gazetecilik gayretine gölge düşürülmesine ne demeli? Yıllar boyu servis edilen bilgilerle manşet atanların yaptıkları gazetecilik oluyor da, bir avuç haber âşığının canla başla yaptığı araştırma neden gazetecilik olmuyor? Pardon! Gerçekten pardon. Psikolojik harp uzmanlarının yazdığı senaryoya sadık (!) kalmalı, ezber bozacak dokuz kusurlu hareketten birini yapmamalı, pusmalı ve susmalıydık belki de. Pardon! Gerçekten pardon. Ulusalcılık üzerine uzman muhabir çalıştırmamalı, kendi öz arşivimizden fotoğraflar bulup yayınlamamalıydık. Nemelazım değil mi, çeteymiş, peçeteymiş, çeteleymiş... Gazetesi bombalananlar, bombacının kirli ilişkileri çözüldükçe rahatsız oluyor. Durum böyle olunca, kraldan çok kralcı durumuna mı düşüldü acep? Pardon.
Şaka bir yana hatırlatmak zorundayım: Çete çetedir; bir gün birine zarar verir, öbür gün döner pasif destekçisine. İşte o zaman pardon demenin gerçek bir anlamı kalmaz. Ben yine de pardon der, mışıl mışıl uyu(t)mak isteyenlere hayırlı geceler dilerim. Galiba farkına varmadan mafya-medya-gladyo ilişkisinin üstüne basmışız...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Haziran 01, 2006, 03:46:49 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #2 : Haziran 01, 2006, 04:13:38 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #3 : Haziran 02, 2006, 08:48:31 ÖÖ » |
yahya
|
Dumanlı 'pardon' dedi Zaman Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı pardon dedi. Danıştay saldırısı sonrası kanlı eylemin peşine düşülmemesi gerektiğini savunanlara ve kendilerini eleştirenlere Pardon! dedi.
Yazı: Ekrem Dumanlı Kaynak: www.zaman.com.tr
-Danıştay"a yapılan hain saldırının peşine düşmemek gerekiyormuş, bilemedik; pardon. Zanlının “İslamcı” olması gerekiyormuş. Hatta o da yetmez; “Türk-İslam sentezcisi” olmasında fayda görülmüş. İrtibatları tarikatlara kadar uzanmalıymış mesela. Pardon! Ne yapabilirdik ki, adam ele geçince ilk dakikadan kesin hatlarıyla çizilen portre hayal mahsulü çıktı.
Beklenen olmadı. “Tetiği çekmeden tekbir getirdi” denilmişti. “Allah"ın askeriyiz” diye bağırdığı söylenmişti. Olayın asıl şahitleri ortaya çıkınca bu iddialar yalan çıktı; tıpkı namaz kıldığının yalan çıkması gibi. İmam-hatipli çıkmadı Alparslan Arslan, AK Partili de değilmiş üstelik. Cami yerine meyhanede yapılmış hain plan. Bir de arkadaş çevresi ulusalcılardan oluşmaz mı? İşte bu hiç olmadı, pardon! Maocu ulusalcılar da, ırkçı Kızıl Elmacılar da cinayet sonrası bir anda sus pus oluverdi. Hâlbuki onlar konuşmalıydı, onlar tel"in etmeliydi “laikliğe yönelik” menfur saldırıyı. Fatura “İslamcılar”a kesilmeliymiş; bilemedik; pardon. Öyle ya, nasıl planlandıysa öyle sürmeliydi operasyon. Olay, laik-anti laik çatışmasına dönüşmeliydi. Ne var ki iki polis memuru canlarını tehlikeye atıp zanlıyı derdest etti. Böylece daha baştan altüst oldu planlar. Yanlış oldu (!) galiba. Eskiden olduğu gibi birilerinin yazdığı senaryo, birilerinin figüranlığı ile sürmeli, medya da kendine biçilen role topyekûn razı olmalıydı.
Soruşturma biraz ilerleyince Muzaffer Tekin (M.T.) diye bir isme rastlandı. Ulusalcılık uzmanı muhabirler bile bu adam ile ilgili hiçbir bilgiye ulaşamıyordu. Sonra adı Susurluk"ta da geçen emekli General Veli Küçük, “Ben onu Süleyman adıyla tanıyorum.” dedi. Pardon. Muzaffer değil, Süleyman"mış adamın adı; hatta bazılarına göre Süleyman da değil Zafer"miş. Üstelik albay da değil yüzbaşıymış “kilit adam”. Saflık bu ya; anlayamıyorum emekli bir asker -yoksa meslekten ihraç mı edilmişti- niçin kod isimler kullanır; hatta komutanına yanlış isimle kendini tanıtır?
Her neyse. Savcının tutuklama talebine rağmen M.T. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Aman efendim aman; hazır kuvvet ne kadar çok kalem varmış bu konularda çızıktıran. Her satırında “komplo teorileri”ni zir-ü zeber eden (!) meslektaşlarımız “derin devlet”in bir efsane olduğunu ispatladı (!) bize; üstelik ağzımıza biber sürmeyi de ihmal etmedi. “Soruşturma sürerken haber yapılmasının yanlışlığı”ndan bahsedildi daha önce benzer haber yaptıklarını unuturcasına...
Pardon ki, ne pardon! Meğer derin devlet de yokmuş, karanlık bağlantılar da. Tövbe ki ne tövbe! Demek ki Susurluk"a “faso fiso” diyen de haklıymış, Danıştay saldırısına “ıvır zıvır” diyen de. Yine de anlayamıyorum bazı şeyleri. Mesela serbest bırakıldığı gün Sabah"a göre M.T. demiş ki “Alparslan Arslan , Vatansever Güçler Birliği"ne üye olmam için teklifte bulundu; ancak...” önemli mi bu yakın bağlantı? Yok canım. Pardon!
Ya saldırı sonrasında yapılan gazetecilik gayretine gölge düşürülmesine ne demeli? Yıllar boyu servis edilen bilgilerle manşet atanların yaptıkları gazetecilik oluyor da, bir avuç haber âşığının canla başla yaptığı araştırma neden gazetecilik olmuyor? Pardon! Gerçekten pardon. Psikolojik harp uzmanlarının yazdığı senaryoya sadık (!) kalmalı, ezber bozacak dokuz kusurlu hareketten birini yapmamalı, pusmalı ve susmalıydık belki de. Pardon! Gerçekten pardon. Ulusalcılık üzerine uzman muhabir çalıştırmamalı, kendi öz arşivimizden fotoğraflar bulup yayınlamamalıydık. Nemelazım değil mi, çeteymiş, peçeteymiş, çeteleymiş... Gazetesi bombalananlar, bombacının kirli ilişkileri çözüldükçe rahatsız oluyor. Durum böyle olunca, kraldan çok kralcı durumuna mı düşüldü acep? Pardon.
Şaka bir yana hatırlatmak zorundayım: Çete çetedir; bir gün birine zarar verir, öbür gün döner pasif destekçisine. İşte o zaman pardon demenin gerçek bir anlamı kalmaz. Ben yine de pardon der, mışıl mışıl uyu(t)mak isteyenlere hayırlı geceler dilerim. Galiba farkına varmadan mafya-medya-gladyo ilişkisinin üstüne basmışız... Genel yayın yönetmenhi böyle ise gazetenin de saçmalaması normal tabii ki . adama bak ya . genel yayın yönetmenine yakışır şekilde yazılar yazmıyor bana göre tercümanda bir Aydın Candabakoğlu vardır. Yazı yazdı mı oynatır yerinden.. ekrem dumanlı yine dumanlı dumanlı senaryo yazmış kensi okumuş kendisi inanmış senin bu yazdıklarını bilmeyen mi var hem sen pardon diyeceksen Van üniversitesi rektörü oylayında pardon de...... Güneydoğudan ha bire şehit haberleri gelip diğer gazeteler büyük başlık atarken sen ekonami iyi yolda diye başlık atıyorsun... Ekonominin iyi yolda ve çok iyi olduğu haberi ile ilgili pardon desen daha yerinde olur. Adam AK partili değilmiş mesela diyor. Ya adamın hiçbir siyasi düşüncesi yok zaten. her yerin kartını taşıyor.Irkçı kızılelmacılar , yazık.. diğer gazetelerden ne farkı var..işine geldimi saldır, iktidar değiştiğinde ne diyecek merak ediyorum. Bana göre de Milliyetçilerin önünü kesmek için hazırlanmış bir senoryo bu....bu olay hükümetten başka kimin işine yaradı ki.. adamlar yine türban savunucuları oldular hiç bir iş yapmamış iken... diğerleri geyik gibi olaya atlayınca başbakan şov yaptı yine....vesselem başbakan ve çevresi böyle olayları kullanmasını iyi biliyor... bir de bir iki gazete yanlarında olunca ohhh.. gel keyfim gel... anket şirketleride teyze oğul... ohhhh....
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #4 : Haziran 02, 2006, 09:08:33 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
çölaşan bu memleketin en namuslu, şerefli... adamı!!!!!!!!! şeref, haysiyet, vatanseverlik.... hepsi ondan sorulur.!!!!
plazalarda oturup ahkam kesmeyi, maaşlarını dolar cinsinden şartıyla almayı iyi becerirler...
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #5 : Haziran 02, 2006, 09:22:46 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
Genel yayın yönetmenhi böyle ise gazetenin de saçmalaması normal tabii ki . adama bak ya . genel yayın yönetmenine yakışır şekilde yazılar yazmıyor bana göre tercümanda bir Aydın Candabakoğlu vardır. Yazı yazdı mı oynatır yerinden..
ekrem dumanlı yine dumanlı dumanlı senaryo yazmış kensi okumuş kendisi inanmış senin bu yazdıklarını bilmeyen mi var hem sen pardon diyeceksen Van üniversitesi rektörü oylayında pardon de...... Güneydoğudan ha bire şehit haberleri gelip diğer gazeteler büyük başlık atarken sen ekonami iyi yolda diye başlık atıyorsun... Ekonominin iyi yolda ve çok iyi olduğu haberi ile ilgili pardon desen daha yerinde olur.
Adam AK partili değilmiş mesela diyor. Ya adamın hiçbir siyasi düşüncesi yok zaten. her yerin kartını taşıyor.Irkçı kızılelmacılar , yazık.. diğer gazetelerden ne farkı var..işine geldimi saldır, iktidar değiştiğinde ne diyecek merak ediyorum.
Bana göre de Milliyetçilerin önünü kesmek için hazırlanmış bir senoryo bu....bu olay hükümetten başka kimin işine yaradı ki.. adamlar yine türban savunucuları oldular hiç bir iş yapmamış iken... diğerleri geyik gibi olaya atlayınca başbakan şov yaptı yine....vesselem başbakan ve çevresi böyle olayları kullanmasını iyi biliyor... bir de bir iki gazete yanlarında olunca ohhh.. gel keyfim gel... anket şirketleride teyze oğul... ohhhh.... yahya yine günündesin, meydan senin, gün senin...saldır aslanım! olayı yine AKP - milliyetçilik boyutuna çektin ya helal olsun sana. Zaten hangi olay olsa bu ülkede "milliyetçiliğin önünü kesmek için..." senaryoları yazıyorsunuz. utanmasanız Türkiye-isviçre maçında çıkan olaylar milliyetçiliğin önünü kesmek için çıktı diyeceksiniz; hatta denizlispor Feneri milliyetçiliğin önünü kesmek için şampiyonluktan etti bile diyeceksiniz.:icon_cry: Milliyetçiliğin önünü sayın Sadi somuncuoğluna saldıran şehir eşkiyaları kesiyor Milliyetçiliğn önünü deprem bölgesinden yüce divana yol alan bayındırlık bakanları kesiyor... ............... van rektörüyle ilgili Dumanlı'nın pardon diyeceği yarım cümle varsa söyle de biz de bilelim.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #6 : Haziran 02, 2006, 09:35:57 ÖÖ » |
yahya
|
Danıştay saldırısı ve üç soru
Danıştay’a düzenlenen kanlı saldırıların üzerinden bir haftayı aşkın süre geçti. Bu saate kadar herhangi bir yorum yazmamamızın sebebi, böyle karanlık olaylar sonrasında ortalıkta dolaşan ve çoğu da maksatlı çevrelerin yaydığı bilgi bombardımanının dinmesini ve toz bulutunun dağılmasını beklemek. Böyle olaylar sonrası genelde ortalık bir anda toz duman olur ve böyle pis havaları istismar edeceklere gün doğar. Danıştay saldırısının faili belli olmasına karşın “arkasındaki güç” tartışmaları saldırı gerçekleştikten yarım saat sonra başladı ve halen de devam ediyor. Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes farklı bir yeri işaret ediyor ama bazıları “sistematik ve organize” bir şekilde tek bir noktayı hedef gösteriyor. Her kafadan bir ses çıktığı, ortalığın toz duman olduğu ortamlarda gerçek faillere ulaşmak istiyorsanız, en organize olan güruha bakmanız kâfi. Herkes bir şeyler söyler ama organize bir şekilde saldırıyı özellikle bir tarafa kanalize etmeye çalışanlar maksatlıdır. Hele hele bu kanalize etme eylemi olaydan yarım saat sonra başlıyorsa şüpheler daha da artmalıdır. Hatırlarsanız Balıkesir’in Susurluk ilçesinde meydana gelen o meşhur trafik kazasından sadece yarım saat sonra birçok televizyon kanalı arabadakilerin kimliklerini, arabanın bagajında bulunan silahların markasını, kaç adet kurşunu olduğunu, Mehmet Özbay’ın Abdullah Çatlı olduğunu ve Çatlı’nın çeyrek asırlık faaliyet raporunu yayınlamaya başlamışlardı. Normal şartlarda aradan günler geçtikten sonra ulaşılması ve kavranması gereken olaylar silsilesi nedense bu tür dış istihbarat destekli olaylarda yarım saat içinde kavranabiliyor. Aynı sahneler Şemdinli’deki kirli tezgahta da yaşanmıştı. Olayın üzerinden 20 dakika geçmeden orada bulunan güvenlik görevlilerinin kimlik kartları, araba bagajındaki silahlar, krokiler ve bombalanacakların yer aldığı kara liste (!) basına sızdırılmıştı. Danıştay saldırısından yarım saat sonra da, saldırgan avukatın cebindeki kartvizitler, kimlik kartları, arabasındaki gazete, kroki ve diğer evraklar belli basın organlarınca Türk kamuoyunun dikkatine sunuldu!
Bu benzerlik, Susurluk, Şemdinli ve Danıştay olaylarının aynı tezgahtan çıktığının göstergesi niteliğindedir. Bu listeye Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirilmesi olayını da dahil edebilirsiniz. Çünkü böyle mühim bir hadiseden ilk olarak Türk Genelkurmay’ı değil, bir gazeteci haberdar olmuş ve Türk kamuoyuna bu olayı duyurmuştu.
Şimdi birkaç kritik soru ve alıntıyla Danıştay saldırısının arkasındaki karanlık güçleri kavramaya çalışalım… Hürriyet’ten Mehmet Yılmaz, Danıştay saldırıları sonrası istihbarat örgütlerinin bilgi sızdırma aracı olarak kullandıkları Zaman gazetesinin bir haberine dikkat çekiyor. Gazetenin MİT kaynaklarından edinerek kaleme aldığı haber metni şöyle: “Muzaffer Tekin’i (bıçakla intihara kalkışan emekli subay) Emniyet ve MİT’in 6 ay önce takibe aldığı belirtildi. Edinilen bilgilere göre, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ekseninde yürütülen teknik takip mahkeme kararı ile gerçekleşti. İstihbarat raporunda (müstafi) Yüzbaşı Tekin için şu tanımın kullanıldığı öğrenildi: ‘Ülkede kaos yaratmak isteyen, eski sabıkalıları para vaadiyle taşeron tetikçi gibi kullanan yasadışı örgütün üst düzey yöneticisi.’ Raporda, Tetikçi Alparslan Arslan’ın da ismi geçiyor.” (Mehmet Yılmaz, 25 Mayıs 2006– Hürriyet)
Bu haberden sonra hemen şu soruyu sormamız gerekiyor: Madem bu adamlar 6 aydır takip ediliyordu, o halde neden suç işlemelerine izin verildi? Hadi Cumhuriyet gazetesine saldırıda engel olamadınız, peki Danıştay saldırısına neden engel olmadınız? Mehmet Yılmaz da haklı olarak şunları soruyor: Bu tür “takipler”, suç işlendikten sonra gazetelere haber ve fotoğraf servisi hizmeti vermek için mi yapılıyor?
[COLOR="Red"]Şimdi sıra ikinci soruda: acikistihbarat.com’dan Behiç Gürcihan’ın özellikle vurguladığı, Danıştay saldırısının faili avukat Alparslan Arslan’ın geçmişe yönelik bütün ilişkileri bu olayda misyon şefliği üstlenen gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanırken, saldırgan avukatın Danıştay olayından önceki günlerde hemen hergün İstanbul Maslak’ta bulunan ve kendisini “Said–i Nursi’nin öğrencisi” olarak tanıtan bir hoca ile görüştüğü bilgisi Emniyet ve istihbaratın neden dikkatini çekmemiştir? Zaman ve Yeni Şafak gazeteleri çarşaf çarşaf Emniyet ve MİT raporları yayınlarken, bu önemli bilgiyi neden görmezden geliyorlar? Ucu bir yerlere dokunduğu için mi?[/COLOR] Ve son sorumuzu da, Radikal’den Murat Yetkin’in yazısından aktaralım: “Olayı beynimizde çözdük ama, hâlâ delil arıyoruz.’ Üst düzey bir kaynaktan, isminin yazılmaması kaydıyla dün işittiğimiz bu cümleyi şöyle tercüme etmek de mümkün: Henüz delil yok. Konu Danıştay baskını. Baskınla ilgili olarak yakalanan avukat Alparslan Arslan hakkında fazla bir delil arayışı yok. O kadar ki, arkadaşımız Adnan Keskin’in elde ettiği bilgiye öre, Arslan’la bağlantılı olarak Nevşehir’de gözaltına alınan Osman Yıldırım’ın kendisini tutuklayan hâkime verdiği ifadedeki beyanı aynen şöyle: “Ben Alparslan ile Cumhuriyet gazetesine bomba atma eyleminde bulunmadım. Bu olaylara herhangi bir şekilde itiraz etmedim. Erhan Timuroğlu’nu da iki tane eleman bul diye Tekin Irşi’yi ve İsmail Sağır’ı getirmedim. İfademin bu bölümleri doğru değildir. Bana bu konuda fiziki, hem de manevi baskı yaptılar. Ancak Danıştay’daki eylem ile ilgili benim aleyhime olacak şekilde bir baskı yapmadılar. Bunun sebebini bilemiyorum.” (Murat Yetkin, 26 Mayıs 2006, Radikal) Ellerinden hiçbir delil olmadan olayları “ulusalcı– kuva–yı milliyeci çete” ye maledenler, suçlulardan Osman Yıldırım’ın Danıştay olayıyla ilgili herhangi bir baskıya maruz kalmamasını nasıl açıklamayı düşünüyorlar? Gördüğünüz gibi bazen sadece soru sormak bile olayı kavramaya yetebiliyor…
alperen polat
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #7 : Haziran 02, 2006, 09:42:50 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
Danıştay olayıyla ilgili herşey o kadar net ve berrak ki aslında.. geçen hafta sonu köydeydim. inanın köydeki ilkokul mezunu dayılarım , agalarım bile olayların çok açık ve net olarak farkındalar. Boşuna nefeslerimizi tüketmeyelim isterseniz.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #8 : Haziran 02, 2006, 09:57:15 ÖÖ » |
yahya
|
VAN REKTÖRÜNE GELİNCE O OLAYDADA İLK HABERİ YAPIP ÖĞRETİM GÖREVLİLERİNİN FİŞLENDİĞİ, VE YOLSUZLUK OLAYLARINI OLDUĞU HABERİ DAHA ADAM GÖZALTINA ALINMADAN ZAMANDA YAYINLANMIŞTI. sonrası malum ortalık birbirine girdi. ve bu işten kim karlı çıktı dersiniz.van mı, yök mü,chp mi, AKP mi, yoksa ülke mi. Danıştay sonrası cenazede yaşanan tasvip edilmesi mümkün olmayan hadiselerin başlanğıcı bu olaydır. Ne yazıkki ülke zarar görmüş kamplaşmalar başlamıştır.
bütün gerçek para,para,para basın,adı üstünde baskı yapma aracıdır.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2006, 10:00:24 ÖÖ Gönderen: yahya »
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #9 : Haziran 02, 2006, 10:09:11 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
VAN REKTÖRÜNE GELİNCE O OLAYDADA İLK HABERİ YAPIP ÖĞRETİM GÖREVLİLERİNİN FİŞLENDİĞİ, VE YOLSUZLUK OLAYLARINI OLDUĞU HABERİ DAHA ADAM GÖZALTINA ALINMADAN ZAMANDA YAYINLANMIŞTI. sonrası malum ortalık birbirine girdi. ve bu işten kim karlı çıktı dersiniz.van mı, yök mü,chp mi, AKP mi, yoksa ülke mi. Danıştay sonrası cenazede yaşanan tasvip edilmesi mümkün olmayan hadiselerin başlanğıcı bu olaydır. Ne yazıkki ülke zarar görmüş kamplaşmalar başlamıştır.
. Van rektörlüğüyle ilgili haberler bir süredir zaten vardı. danıştay olayın cenazesiyle van rektörlüğü olayının zerrre kadar ilgisi yoktur. olayları tezgahlayanların amacı zaten bölücülük,... cenaze törenini de bir güzel proveke ettiler, olay budur. hem cenazede olay çıkacak diye rektörlük olayını Zaman pas mı geçecekti. Unutulmasın Zaman, Türkiyenin en çok okunan , dünya çapında çıkan, en çok temsilcilik bulunduran geniş tabanlı bir gazetedir; tabi ki gazeteciliğin bir gereği olarak farklı kaynakları olacaktır. Herkes şunu çok iyi bilir ZAMAN'ın gayri hukuku hiçbir işi olmaz, hiçbir güce gebe değildir, milletin yüzakıdır, çünkü her zaman milleti menfaatine yazar, DOĞRULARI YAZAR, her doğruyu da her yerde yazmaz...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2006, 10:11:53 ÖÖ Gönderen: muhterem KILINÇ »
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #10 : Haziran 02, 2006, 10:58:46 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
alperen polat, yeni mesaj gazetesi yazarı bu gazetenin misyonunu(hatta tek misyonunu diyelim) bilen bilir. reis bişey rica edeyim ciddi meseleleri konuşurken nolur adam gibi referanslar varsa onları kullanalım. alperen polat da kim ki?! tencere tamircisi, tencere pazarlamacısı .... muhtemelen...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 02, 2006, 02:25:59 ÖS Gönderen: muhterem KILINÇ »
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #11 : Haziran 02, 2006, 11:17:11 ÖÖ » |
|
since
|
Danıştay başkanlığına aday olan ve sonda başkanlığı kaybeden sayın bayan Tansel ÇÖLAŞAN (Emin ÇÖLAŞAN'in hanımı) birilerinin dolmuşuna gelerek katil "Tetiği çekmeden bismillah söyledi" demişti. Sayın ÇÖLAŞAN'ın minik kuşu herzaman olduğu gibi onuda yanıltmıştı. Sayın yüksek yargı mensubu yine delilsiz yargısız infaz yapmıştı. Böyle bir insanın tarafsızlığına güveneceksiniz. İşte bu tip insanlar adalet kurumuna olan güven duygusunu azaltıyor. tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş...(emin-tansel çifti) ülke nereye gidiyor anlamıyorum... geçtiğimiz günlerde cenazede bakanlara ve hükümete isyan eden sözde cumhuriyetçiler(ülkenin birçok yerinde cumhuriyet şehidi olarak nitelendirildi ölne hakim)daha dün kanlı pkk.5 askerimizi şehit etti.şimdi nerede o cumhuriyetçiler?? ölen askerleri biriside anmadı? biriside cenazesine gitmedi? bu askerler VATAN ı için şehit düştüler.. bu askerler CUMHURİYETİMİZİN ŞEHİTLERİ değilmi? hani nerde basın? milleti gaza getirdiler danıştay saldırısından sonra ama her gün kanlı terör örgütü evlatlarımızı şehit ediyorlar neden onları gündeme getirmiyorlar yeteri kadar.türban meselesi olunca manşetten tam sayfa resimler yazılar ama şehit askerlerimizi bazıları ufak bir köşe ayırarak bahsediyorlar.. neden marie clare dergisinde yayınlanan yazılara tepki göstermiyorlar?? 
|
|
|
|
|
Logged
|
Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME! ''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar Sizden De Medeni!'' M.Akif ERSOY  
|
|
|
« Yanıtla #12 : Haziran 02, 2006, 03:29:25 ÖS » |
yahya
|
alperen polat, yeni mesaj gazetesi yazarı bu gazetenin misyonunu(hatta tek misyonunu diyelim) bilen bilir. reis bişey rica edeyim ciddi meseleleri konuşurken nolur adam gibi referanslar varsa onları kullanalım. alperen polat da kim ki?! tencere tamircisi, tencere pazarlamacısı .... muhtemelen... insanları o kadar küçümsüyorsun ki.... kendisini dev aynasında görüp te adını sanını unuttuğumuz bir sürü insan var şu toplumda. Ben her elime geçen gazetenin başlığına bakmam köşe yazılarını okurum. ve küçük saf temiz insanlar küçük yerde yazarlar. Çünkü medya ve kişisel çıkar karşılığı parayı verene göre haber yapanlar hep büyük gazetelerdir.ve unların okuyucuları övünürler şu kadar satıyoruz diye...ula kardeşim...zaten sizin cenahtan her adam 5-10 tane obene oluyor bazı işadamları,ve önde gelen sermaye darlar,yurtlar yada o ilin, ilçenin zenginleri halk gibi gidip gazeteciden almıyorki zamanı tirajı belli olsun. Adam şirket sahibi tek başına 30 tane alıyor işçilerinin hepsini abone yaptırıyorlardır allah bilir. Zaten allah biliyor da.... Eeee siz tabi sermayeyi bulan adamlarsınız kendini sormuyorum ama senin okuldaki öğrenci velilerine kaç tane zaman sattırıyorsun.....  ? AAA hocam siz hala zaman abonesi olmadınız mı...hemen yapalım...... kimseyli küçümseme adam iyi yazmış tencereci kapakçı , vaizci.çoban,belletmen bilmem ne beni ilgilendirmez... ama yazısı iyi vesselam
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #13 : Haziran 02, 2006, 03:34:50 ÖS » |
yahya
|
tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş...(emin-tansel çifti) ülke nereye gidiyor anlamıyorum... geçtiğimiz günlerde cenazede bakanlara ve hükümete isyan eden sözde cumhuriyetçiler(ülkenin birçok yerinde cumhuriyet şehidi olarak nitelendirildi ölne hakim)daha dün kanlı pkk.5 askerimizi şehit etti.şimdi nerede o cumhuriyetçiler?? ölen askerleri biriside anmadı? biriside cenazesine gitmedi? bu askerler VATAN ı için şehit düştüler.. bu askerler CUMHURİYETİMİZİN ŞEHİTLERİ değilmi? hani nerde basın? milleti gaza getirdiler danıştay saldırısından sonra ama her gün kanlı terör örgütü evlatlarımızı şehit ediyorlar neden onları gündeme getirmiyorlar yeteri kadar.türban meselesi olunca manşetten tam sayfa resimler yazılar ama şehit askerlerimizi bazıları ufak bir köşe ayırarak bahsediyorlar.. neden marie clare dergisinde yayınlanan yazılara tepki göstermiyorlar??  ben yıllardır soruyorum hala cevaph alamıdım. ama birilerini yukarıda yazmamışsın kardeşim. Orada yuhalayanların hadi niyeti belli de yuhalanan adamlar. onlar hangi şehit cenazesinde var.... pkk piçlere baş sağlığına gidenlere seni seviyorum diyen AKP milletvekilleri neden uğramazlar cenazelerede yada en acısı cenazeye katılan hükümet üyeline neden oradaki insanlarda yuh çeker?  ? Ölen hakime gelince evet cebinde kuranı kerimi eksik etmeyen ve fırsat buldukça MHP genel başkanı Devlet beyle görüşen, onun dostu olan bir zattı o.ama medya bunu da yazmadı neden???
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #14 : Haziran 02, 2006, 03:45:35 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
insanları o kadar küçümsüyorsun ki.... kendisini dev aynasında görüp te adını sanını unuttuğumuz bir sürü insan var şu toplumda. Ben her elime geçen gazetenin başlığına bakmam köşe yazılarını okurum. ve küçük saf temiz insanlar küçük yerde yazarlar. Çünkü medya ve kişisel çıkar karşılığı parayı verene göre haber yapanlar hep büyük gazetelerdir.ve unların okuyucuları övünürler şu kadar satıyoruz diye...ula kardeşim...zaten sizin cenahtan her adam 5-10 tane obene oluyor bazı işadamları,ve önde gelen sermaye darlar,yurtlar yada o ilin, ilçenin zenginleri halk gibi gidip gazeteciden almıyorki zamanı tirajı belli olsun. Adam şirket sahibi tek başına 30 tane alıyor işçilerinin hepsini abone yaptırıyorlardır allah bilir. Zaten allah biliyor da.... Eeee siz tabi sermayeyi bulan adamlarsınız kendini sormuyorum ama senin okuldaki öğrenci velilerine kaç tane zaman sattırıyorsun.....  ? AAA hocam siz hala zaman abonesi olmadınız mı...hemen yapalım...... kimseyli küçümseme adam iyi yazmış tencereci kapakçı , vaizci.çoban,belletmen bilmem ne beni ilgilendirmez... ama yazısı iyi vesselam küçümsemekle hiç ilgisi yok, meselenin arka planını bildiğini sandığım için uzatmıyacağım. ZAMAN la ilgili çok komik şeyler söylemişsin ayıp etmişsin, 2 atasözü var bu konuda onlara havale ediyorum. (aslında 3.sü de var ama...) -Yiğidi öldür ama hakkına yeme -.... uzanamadığı ciğere murdar dermiş.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #15 : Haziran 02, 2006, 04:03:01 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #16 : Haziran 02, 2006, 05:21:58 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
biliyormusun bir gün hangi yazar bilmiyorum ama araştırıyorum onu bir arkadaşım hemde çok iyi çok üst düzey bir arkadaşım dedi ki bu gün gazeteyi okudum adamlar çk doğru yazmış...adam bence demiş ki dedi Leyla zanaların salınması demek Türk yarğısı için AB ye atılan bir adımdır. Kürt demokrasisi için ise bir yeniden başlangıçtır.Millete söven de milleti seven de bizim kardeşimizdir. Yani yazarın yazdığından bunu anlamış. Bence genç dimağlar olaylara böyle yaklaşmamalı kapının önüne birisi pisler önemli değil dersen alışkanlık yapar yenileri de gelir pisler bir ay sonra kapını açamayacak hale gelirsin..... Hiç ülke insanına tecavüz edip onları öldürenle , dağdaki bir kuzuyu dahi korumaya çalışan bir olur mu? bak dostum, herkes yazılardan kendine göre birşeyler anlayabilir; ama bu işler "mış, miş" lerle olmaz, varsa bu gazetenin bu konuda ters bir fikri(kesinlikle olamaz) şu tarihte, şu sayfada diye verirsin, insanlar da bakar, aksi takdirde dedikodu olur.... Zaman gazetesi ile kürt sorununu bu şekilde yanyana koyman insaf ve izan dışıdır, buna herkes güler..
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #17 : Haziran 03, 2006, 07:30:05 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Arkadaşlar bakın bu adamı çok fazla sevmem ama aşağıdaki yazıdaki tespitleri çok doğru.Aynı Muhterem Hocam ve Yahya dostum arasındaki dialogla ilgili.Lütfen okuyalım arkadaşlar. MERAK ediyorum, acaba TÜSİAD’ın dünkü açıklaması, Başbakan Erdoğan’ın çevresinde nasıl değerlendirilmiştir?
Bu açıklamalar iki türlü değerlendirilebilir:
Bir, son günlerde Başbakan’ın çevresine hákim olan şu "komplo psikolojisi" çerçevesinde:
"Türkiye’nin egemen güçleri bize komplo kuruyor. Bizi devirmek istiyor."
İkincisi ise "mantık", yani bu sözleri, ülkenin yararını en az Erdoğan kadar isteyen, savunan insanların "dostane tavsiyesi" şeklinde.
* * *
Mantık yolunu tercih ederseniz, o zaman modern insanın kafa yürütme yoluna girer ve şöyle bir "empati" kurarsınız.
"Demek ki bu ülkede bazı insanların rejimle ilgili korkuları var. O halde bu korku ve endişeleri giderme görevi Başbakan olarak bana düşer."
Yazıyı yazdığım dakikalarda Başbakan’dan bir değerlendirme gelmemişti.
Umarım serinkanlılık hákim basar ve TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı ve Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç’un sözleri, son günlerdeki gerginliği aşmaya yarayacak bir fırsat olarak değerlendirilir.
Türkiye karanlık bir bölgeye giriyor.
Böyle dönemlerde, akıl yerini duygulara, öfkelere bırakır.
Ülke böyle bir iklime giriyorsa, ilk yapılması gereken iş, sizi "savaş baltalarınızı topraktan çıkarmaya kışkırtan" güçlere dur demektir.
Bugünlerde aklıselim sahibi herkes bu provokatif savaş çığlıklarına kulaklarını kapamalıdır.
Yaşadığımız iki hafta hepimize şunu gösterdi:
Türkiye’de, kendine belli bir davayı "misyon" edinmiş birçok kişi ve grup cirit atmaktadır.
Bunların bir kısmı "türbanı", "imam hatip okulunu", "Kuran kursunu" bahane ederek terör eylemine girişmektedir.
Bir kısmı "Kıbrıs" meselesini, "Kürt sorununu" bahane ederek, "Vatan elden gidiyor" çığlıkları atıp örgütlenmektedir.
Kimse, kendine yakın gördüğü inanca, düşünceye, siyasi fikre toz kondurmuyor.
Oysa artık hepimiz biliyoruz ki, terörün dini bahaneleri de, ulusalcı bahaneleri de var.
Ama hálá şunun üzerinde anlaşamıyoruz:
Bunlar hepimizi tehdit ediyor.
O nedenle bu bahaneleri ortadan kaldırmalıyız.
TÜSİAD Başkanı’nın konuşmasını bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Öyleyse ne yapmalıyız?
Bir kere laiklik konusunda toplumu cepheleştirme tehlikesi bulunan konuları, bir süre için gündeme taşımamakta yarar var.
Şurası belli oldu ki, sağlam bir "güven ortamı" oluşmadan bu konuları sağlıklı biçimde değerlendirmek mümkün olmayacak.
İki, özellikle belli bir medya kesiminden gelen sorumsuz yayınlara ve yazılara bakarak, devleti ve kurumlarını zedeleyecek davranışlardan kaçınılmalı.
Üç...
Bu ülkenin ordusu, PKK ile savaşını hálá sürdürüyor.
Silahlı Kuvvetler’i sanki "hükümete karşı bir komplo içindeymiş" gibi gösteren marjinal provokasyonlara gelmemek gerekir.
"Ordu düşmanlığını" kişiliklerinin parçası haline getirmiş insanların toplumdaki sayısı fazla değildir; ama sesleri çok gür çıkmaktadır.
Devleti yönetenlerin bu gürültücü kesimden uzak durmaları, hem kendilerinin hem de ülkenin yararınadır.
* * *
Bu ülke ipsiz sapsız "komplo teorilerinden" çok çekti.
Komplo teorisi düşkünlüğü Akdenizlilere musallat olmuş vahim bir hastalıktır.
Sıradan zekálar bu gürültücü çevrenin yaygarasıyla dolduruşa gelebilir.
Türkiye’nin geleceğini düşünen samimi siyasetçiler ise yaptıkları işi, sadece küçük cemaatlerinde değil, toplumun öteki kesimlerinde de test ederler.
Uşak Müzesi’ni kaç kişi gezdi
DÜN, New York Times Gazetesi’ne dayanarak, Uşak Müzesi’ni son beş yılda 579 kişinin gezdiğini yazmıştım.
CNN Türk Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav aradı.
Ona göre Uşak Müzesi’ni geçen yıl 11 bin kişi gezmiş.
"New York Times’ın verdiği rakam sadece yabancı turistlerle ilgili olabilir" dedi.
Bu arada geçen yıl müzeleri gezen kişilerle ilgili şu rakamları da verdi:
Topkapı’yı 2 milyon, Ayasofya’yı 1 milyon 800 bin, Mevlana Müzesi’ni 1 milyon 400 bin, Efes’i 1 milyon 200 bin, Göreme’yi 552 bin, Troya’yı 532 bin, Hacıbektaş’ı 466 bin kişi ziyaret etmiş.
Demek ki New York Times muhabiri yanlış rakam vermiş.
Ama bu rakam da olsa, benim sorum geçerliliğini koruyor:
Bu tarihi eserleri daha çok insanın gezdiği müzelerde sergilemek doğru olmaz mı? Ertuğrul ÖZKÖK 03/06/2006
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #18 : Haziran 03, 2006, 09:40:05 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
Aşağıdaki yazı da Ertuğrul Özkök'ün, yukarıda umut beyin alıntıladığı yazı da.. Ama arada bence bir hayli düşünsel fark var, Sayın Özkök'ün danıştay olayı ile ilgili ilk tepkiler zehir zemberekti, ama işi bi hayli düzeltmiş...
18 Mayıs 2006 Ertuğrul ÖZKÖK
Cumhuriyet'in 11 Eylül'ü
BU yazıyı yazdığım sırada bu menfur cinayetin tüm gerçekleri aydınlanmış değildi.
Önümüzdeki bilgiler bir fanatiğin türban kararını protesto için bu cinayeti işlediğini gösteriyordu.
Ama hükümete yakın kaynaklar, bu işin altından "ulusalcı" bir komplonun çıkabileceği yorumunu yapıyordu.
Hatta katilin Sedat Peker ve Veli Küçük'le ilişkisinin bulunduğu istihbaratı veriliyordu.
Ama bu fısıltılar yazımın asıl mesajını etkilemiyor.
* * *
İçinde vicdan olan insanlar, şu ölümcül çetelenin farkında.
Bugüne kadar...
Evet bugüne kadar bu ülkede kimse "dinci" olduğu için öldürülmedi.
Ama "dinsiz" diye öldürülen veya kendine "dinci" diyen insanlar tarafından katledilen çok insanımız var.
Bu ülkede kimse "oruç tutuyor" diye rahatsız edilmedi, saldırıya uğramadı, öldürülmedi.
Ama Anadolu'nun şu veya bu kasabasında "oruç tutmuyor" diye saldırıya uğramak neredeyse sıradan polis olayı haline geldi.
Bu ülkede "Neden namaz kılıyorsun" diye kimse kimsenin yakasına yapışmadı.
Ama Anadolu'nun şu veya bu kasabasında, şehrinde namaz kılmayan insanlara en azından yan gözle bakıldığını biliyoruz.
Bu ülkenin sokaklarında hiçbir kızı, kadını "Neden türban takıyorsun" diyen fanatiklerin tacizine, saldırısına uğramadı.
Ama mini etek giyen kızları o kadar rahat olamadı. Bırakın sokaktaki fanatiği, meczubu, kendini bilmez bazı polislerden mini etek giyiyor diye dayak yiyen kızlarımızla ilgili haberleri hep birlikte okuduk.
Bu ülkede hiçbir insan "Müslüman din adamı" olduğu için öldürülmedi.
Ama "Hıristiyan" bir din adamı hem de mabedinin içinde katledildi.
* * *
Evet, önümüzde böyle bir bilanço var.
Ve bu fanatizm çetelesinin son maddesi de dün yazıldı.
Bugüne kadar hiçbir hákim veya savcı, dindarların lehine karar verdi diye cinayete kurban gitmedi.
Ama Danıştay'ın türbanla ilgili kararını veren beş üyesi, toptan katliam saldırısına uğradı.
Bu çetele karşısında tarafsız kalmamız mümkün mü?
"Ne yapalım bu ülke insanının yüzde 99'u Müslüman" deyip hafifletici bir neden arayabilir miyiz?
Bu ülkenin bir dini fanatizm sorunu var.
O nedenle hiçbirimiz inanç meselesini siyasi menfaat için kaşımamalıyız.
Yine o nedenle, 30 yıl önce başımıza musallat olan "Bana milliyetçiler adam öldürüyor dedirtemezsiniz" musibetini, bugün "inanç" versiyonu ile tedavüle sokmamamız gerekir.
Çünkü onlar da cinayet işlerler.
Hem de sizi böyle tekzip edercesine işlerler.
* * *
Türk yargısı dün çok ağır, o kadar da tehlikeli bir saldırıya uğramıştır.
Adını da bütün açıklığı ile koymamız lazım.
Bu, Türkiye Cumhuriyeti'nin "11 Eylül"üdür.
Rejimin temel direklerinden biri olan yargı tam kalbinden vurulmuştur.
Bu hepimize karşı yapılmış bir saldırıdır.
Hepimizin bundan çıkarması gereken dersler var.
Bu ülkede din üzerinden siyaset yapmak çok, ama çok tehlikelidir.
Bu ülkede dinin sembollerini seçim flaması haline getirmek, kimseye yarar sağlamaz.
* * *
Artık hepimiz şu noktada birleşmeliyiz.
İnanç, hepimizin inancıdır.
Laik rejim de hepimize gereklidir.
Bu sembolleri kaşımanın zararını çok açık biçimde görüyoruz.
"Bunun türbanla ne alakası var" demeyin.
Dini semboller kaşındıkça, onun kullananların işi kolaylaşıyor.
İster dini amaçla yapılsın ister başka emellere hizmet etsin, sonunda bu bahaneyi üreten tek etken, "dinin siyaset alanına sokulmasıdır".
Bundan kurtulmak ve hem dini fanatizme, hem de başka derin menfaatlere karşı ortak bir demokratik mücadele zemini oluşturmak istiyorsak bunun tek şartı bellidir:
"Dini semboller üzerinden ucuz siyaset yapmaktan vazgeçmek..."
Dünün tek dersi budur...
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #19 : Haziran 03, 2006, 09:41:56 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
[SIZE="3"]bu cümlelere aynen katılıyorum..[/SIZE]
alıntı...
Türkiye’de, kendine belli bir davayı "misyon" edinmiş birçok kişi ve grup cirit atmaktadır.
Bunların bir kısmı "türbanı", "imam hatip okulunu", "Kuran kursunu" bahane ederek terör eylemine girişmektedir.
Bir kısmı "Kıbrıs" meselesini, "Kürt sorununu" bahane ederek, "Vatan elden gidiyor" çığlıkları atıp örgütlenmektedir.
Kimse, kendine yakın gördüğü inanca, düşünceye, siyasi fikre toz kondurmuyor.
Oysa artık hepimiz biliyoruz ki, terörün dini bahaneleri de, ulusalcı bahaneleri de var.
Ama hálá şunun üzerinde anlaşamıyoruz:
Bunlar hepimizi tehdit ediyor.
O nedenle bu bahaneleri ortadan kaldırmalıyız.
TÜSİAD Başkanı’nın konuşmasını bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.
Öyleyse ne yapmalıyız?
Bir kere laiklik konusunda toplumu cepheleştirme tehlikesi bulunan konuları, bir süre için gündeme taşımamakta yarar var.
Şurası belli oldu ki, sağlam bir "güven ortamı" oluşmadan bu konuları sağlıklı biçimde değerlendirmek mümkün olmayacak.
İki, özellikle belli bir medya kesiminden gelen sorumsuz yayınlara ve yazılara bakarak, devleti ve kurumlarını zedeleyecek davranışlardan kaçınılmalı.
Üç...
Bu ülkenin ordusu, PKK ile savaşını hálá sürdürüyor.
Silahlı Kuvvetler’i sanki "hükümete karşı bir komplo içindeymiş" gibi gösteren marjinal provokasyonlara gelmemek gerekir.
"Ordu düşmanlığını" kişiliklerinin parçası haline getirmiş insanların toplumdaki sayısı fazla değildir; ama sesleri çok gür çıkmaktadır.
Devleti yönetenlerin bu gürültücü kesimden uzak durmaları, hem kendilerinin hem de ülkenin yararınadır.
* * *
Bu ülke ipsiz sapsız "komplo teorilerinden" çok çekti.
Komplo teorisi düşkünlüğü Akdenizlilere musallat olmuş vahim bir hastalıktır.
Sıradan zekálar bu gürültücü çevrenin yaygarasıyla dolduruşa gelebilir.
Türkiye’nin geleceğini düşünen samimi siyasetçiler ise yaptıkları işi, sadece küçük cemaatlerinde değil, toplumun öteki kesimlerinde de test ederler.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 03, 2006, 09:51:00 ÖÖ Gönderen: muhterem KILINÇ »
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #20 : Haziran 03, 2006, 09:45:12 ÖÖ » |
|
mavi
|
amaaan sizi de iki gün yalnız bırakmaya gelmiyo ha yanii  koskoca adamlar baslamısınız yine:) hiç yakısıyomu:) hadi bakiiim yaramazlık yapmadan uslu uslu oynayııın:)
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #21 : Haziran 03, 2006, 09:46:36 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Hocam gidişat kötü.Ve bunun çok iyi farkındalar.Hal böyleyken olan herkeze olduğu gibi sermayeyede oluyor.Yoksa iyilikden falan değil bunlar.Ama doğru yazmış.Ve lütfen diyorum kapılmayalım tahriklere.Biz bizden başkası kurtaramaz.Sorun içimizde olduğu gibi çözümde içimizde.
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #22 : Haziran 03, 2006, 01:08:12 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
ETYEN MAHÇUPYAN 03.06.2006 CUMARTESİ
[SIZE="5"]Oportünist medyanın görevi[/SIZE]
Saldırının niteliği o denli açık ki, bu gazeteler ve malum yazarlarıyla yayın yönetmenleri, artık katilin niteliği üzerinde duramıyorlar. Bunun yerine üç farklı taktik izlenmekte...
Birincisi AKP’nin İslami kimliğini ön plana çıkararak, bunun ülke yönetimi açısından bizatihi gayrimeşru sonuçları olduğunu ima etmek. Bu amaçla güncel olayların ‘uygun’ olanları pompalanarak Danıştay saldırısı gölgelenmeye çalışılıyor. En son örnek Erdoğan’ın Almanya’da başörtülülerin fotoğrafını kabul etmeyen büyükelçiliği kınamasıydı. Bunu ‘hukuk karşıtlığı’ olarak sunanlar, genelgenin büyükelçilik tarafından niçin kısıtlayıcı biçimde yorumlandığını sormadılar. Olayın toplumsal yönü üzerinde de (tabii ki) durmadılar. Bu yetmiyormuş gibi, genelge ‘alnı açık’ fotoğraf istediği için, büyükelçiliği haklı gösterdiler. Sanki başörtüsü alnı kapatan bir giysiymiş gibi...
İkinci taktik Danıştay cinayetinin ardındaki derin devlet ilişkilerinin henüz kanıtlanmamış olmasından hareketle böyle bir komplonun olmadığını savunmak. [SIZE="3"][COLOR="Red"]Oysa herkes biliyor ki söz konusu ilişki ağı olmadan, hiçbir ‘münferit’ eylem üretemezsiniz. Önemli olan hangi somut kişilerin azmettirici olduklarından ziyade, bu ağın hukuksuzluk üretme ve bunu ranta çevirme kapasitesidir.[/COLOR][/SIZE] [SIZE="5"]Çünkü münferit olaylar bile söz konusu rantı hedefledikleri için tetiklenirler. [/SIZE] Nihayet üçüncü taktik derin devlet denen bu ilişki ağının mevcut olmadığı, bir hayalet olduğu savının işlenmesi. Böylece derin devletin üzerine gidilmesini isteyenlerin de gerçekte olayı çözmektense devleti yıpratmayı hedefleyen kişiler olduğu ima ediliyor... Bu medyaya artık tek bir isim verilebilir: Sosyal psikolojinin iyi tanımlanmış bir davranış kalıbı olan ‘oportünizm’ bunlara cuk oturuyor doğrusu... Kendilerini aptal durumuna düşürme pahasına bu denli araçsallaşmayı, devletçi tezgahların dağıttığı görevleri böylesine rahatlıkla üstlenmeyi kabullenmelerini başka türlü ifade etmek zor...
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 03, 2006, 01:11:56 ÖS Gönderen: muhterem KILINÇ »
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #23 : Haziran 03, 2006, 01:16:04 ÖS » |
ALPASLAN Yakup
|
amaaan sizi de iki gün yalnız bırakmaya gelmiyo ha yanii  koskoca adamlar baslamısınız yine:) hiç yakısıyomu:) hadi bakiiim yaramazlık yapmadan uslu uslu oynayııın:) Biz sana boşboşunamı gitme dedik.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #24 : Haziran 03, 2006, 01:19:11 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
amaaan sizi de iki gün yalnız bırakmaya gelmiyo ha yanii  koskoca adamlar baslamısınız yine:) hiç yakısıyomu:) hadi bakiiim yaramazlık yapmadan uslu uslu oynayııın:) ben masumum konuyu YAKUP Hocam, tartışmayı Yahya açtı. 
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #25 : Haziran 05, 2006, 10:02:54 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #26 : Haziran 05, 2006, 11:23:59 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
ertuğrullardan, etyen mahçupyanlardan iyi girmişsiniz valla... bu agalar çalıştıkların gazetelerden ne kadar alıyorlar bir bilginiz var mı.... emin çölaşan ile ilgili bir yazı okudum diğer bir sayfada ekrem dumanlı, ve eski radikal yazarı etyen mahçupyan ne kadar alıyor bu konulara meraklı olanlar acaba onların mal varlığınıda araştırabilir mi?
Ya muhterem sende başbakan gibi komplo teorilerikurup özellikle, ordu,milliyetçiler ve sosyal demokratlardan hep çekiniyorsun kardeşim adam yemiyoruz biz... milletin ne kadar para aldığı aslında hiçkimseyi ilgilendirmez, bu anlamda birilerinin çölaşanın servetiyle uğraşması da esasen yakışıksız, bu yakışıksız konuyu gündeme getirmekle aslında biz de hata yaptık. AMA üstteki yazılar ve çölaşanla ilgili yazılara dikkat edilirse benim vurgu yapmak istediğim konu gayet açık: sayın çölaşan sürekli milletle ( özellikle başarılı dindar insanlarla) sürekli uğraşıp , kesin deliller olmadan çamur atıyor. Bunun ne kadar yanlış olduğunu, birgün namlunun kendine döndüğünde ne kadar rahatsızlık verdiğine dikkat çektim o kadar.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #27 : Haziran 05, 2006, 11:28:06 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
ertuğrullardan, etyen mahçupyanlardan iyi girmişsiniz valla... bu agalar çalıştıkların gazetelerden ne kadar alıyorlar bir bilginiz var mı.... emin çölaşan ile ilgili bir yazı okudum diğer bir sayfada ekrem dumanlı, ve eski radikal yazarı etyen mahçupyan ne kadar alıyor bu konulara meraklı olanlar acaba onların mal varlığınıda araştırabilir mi?
Ya muhterem sende başbakan gibi komplo teorilerikurup özellikle, ordu,milliyetçiler ve sosyal demokratlardan hep çekiniyorsun kardeşim adam yemiyoruz biz... yahya reis, sana özel bir soru, E. Mahçupyan yıllardır yazıyor, konuşuyor aydın bir insan ve farklı bakış açıları geliştirebilen birisi, bu manada düşünce ve fikir dünyamıza katkıları var. ama ben bu memleket için hiç yanlış, kasıtlı bir yorumuna şahit olmadım. hayırdır bu adamla özel bi sorunun mu var? var sa bilelim, belki yardımcı oluruz.
|
|
|
|
« Son Düzenleme: Haziran 05, 2006, 11:35:49 ÖÖ Gönderen: muhterem KILINÇ »
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #28 : Haziran 05, 2006, 11:33:53 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
Ya muhterem sende başbakan gibi komplo teorilerikurup özellikle, ordu,milliyetçiler ve sosyal demokratlardan hep çekiniyorsun kardeşim adam yemiyoruz biz...
bunu nerden çıkardın yaa, "ateş olsanız......" diyeceğim yine insanları küçümsüyorsun diyeceksin. biz bu ülkede birlik, dirlik, beraberlik, asgari müştereklerde buluşmadan yanayız. kimsenin varlığından rahatsız değiliz, bilakis farklı ses, renk, ve tonlardan yanayız. ama anlıyorum ki asıl k. teorilerini sen üretiyorsun. mesele ne olsa "bu olay Türk milliyetçiliğinin önünü kesmek için yapıldı..." filan...
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #29 : Haziran 05, 2006, 12:59:36 ÖS » |
|
|
|
|