|
art_niyet45
|
Derecikler ve denizler Ak kanatlı, koca gagalı bir martı dalsa suya, çığlık çığlığa. Gagasında bir balıkçıkla havalansa... Uçsa tepemizden ve biz baksak süzülen kanatlarına... Martı martı, nereye? Ben bilmem, rüzgar bilir, demez... Rüzgarı görünce bırakıp ağzındaki lokmasını, yaşamak zor iş, ben bu işte yokum, deyip geri dönmez. Ya da uzatıp kellesini öne, köleliğe rücu etmez. Boşuna kapatma gözlerini ışığa. Sen kapatınca gözlerini kaybolmaz aydınlıklar nasılsa. Bulutlar bile çekilse önüne. Küsmek marifet değildir. Marifet, bulutların ardındaki geleceği, güneşi, ama en önemlisi umudu hissedebilmektir. Umutsa fakirin ekmeği değil, insanoğlunun, dünü, bugünü, geleceğidir; düşle, gerçekle, kavgayla, sabırla, el emeği, göz nuruyla, korkunç bir tutkuyla örülmüş dantel gibidir. Orada insanı insan yapan en içten ve en temiz bilgelikler işlidir. Kim demiş ki, asiler çocuktular, bir anlık hevesleriyle boş yere uçup gittiler diye? Hangi, insanlığın aynasına bakmamış söylemiş; bedavaya öldüler diye? Öyle olsaydı... Yani insanoğlu savaşmasaydı doğayla, boğuşmasaydı her tarafı silip süpüren sellerle, suyla... Tüketip de bir gün yeneceği umudunu, vuruşmasaydı ejderhalarla... Mesela Spartaküsler... Galileler... Yani onlar bedavaya mı öldüler? *** Tersanelerden çekiç sesleri geliyor. Elleri nasırlı işçiler alınlarından damlayan analarının ak sütü gibi helal teri siliyor. Karşıda masmavi engin deniz. Köpükler saçan dalgalar, kayaları dövüyor. Kim demiş, gidenler geri gelmez, diye. Bu gidip gelen... Durmadan kayaları döven dalgalar nedir öyleyse? Ve sorsak kendimize: Nedir yaşam? Hep ezilmek... Çekiç olmak varken, örs olup dövülmek... Kırbaçtan kurtulmak varken, kırbaççıya şükretmek!... Ve hayattayken, yaşayamadığın hayata çaresizce küfretmek! Oysa biz yaptık ulan o gemileri. Biz indirdik kızaklardan. Biz pişirdik ekmekleri; biz çıkardık fırınlardan. Ama biz kaçırıyoruz gözlerimizi sabahları ekmek isteyen çocuklarımızın yoksul bakışlarından? Her gün doğan güneşin aydınlığında oynaşan denizleri görüyoruz. Her gün umudumuza dökülen nehirlerle sevişiyoruz. Nihayetinde bütün nehirler açılır denize. Hadi, Deniz olmak zor iş de... Denizlere koşan bir derecik bari olamazsak yazıklar olsun bize!
|