Ana Sayfa Yardım Takvim Giriş Yap Kayıt



+ ...:::Selendi Forum:::... » DİNİ BİLGİLER » Dini bilgiler
 Cennetlik Adam


Kullanıcı Adı: Beni Hatirla
Şifre:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Konu: Cennetlik Adam  (Okunma Sayısı 376 defa) Seçenekler Arama
« : Ocak 20, 2006, 03:16:36 ÖS »
aglayankul
Üye Bilgileri Selendili
****

Offline Offline

Mesaj Sayısı: 269


Cennetlik Adam

Mısır’ı fetheden büyük kumandan Amr b. el-As’ı herkes tanır. İslam Dininin Kuzey
Afrika’da yayılması bu fetihten sonra hız kazanmıştır.
Bu değerli ve büyük kumandanın Abdullah isminde çok namaz kılan, çok oruç tutan bir
oğlu vardı. Bu imanlı genç Mısır Fatihi babasından daha önce müslüman olmuştu.
Peygamber Efendimiz’i çok severdi, ona çok bağlıydı. Mescitte hep en önde bulunur,
Peygamberimiz’in sohbetlerini can kulağı ile dinler, öğrendiklerini taviz vermeden
uygulardı. Onun bu özelliklerini arkadaşları da bilirdi. Ahirete düşkünlüğü, dünya
malına hiç önem vermemesi hep dillerde dolaşırdı. O, Sevgili Peygamberimiz’in
sözlerini en iyi bilenlerden birisiydi.
İşte bu değerli insan bize Peygamberimiz’in döneminde geçen bir olayı şöyle anlatıyor:
- Bir gün camide Peygamberimiz’in etrafında halka olmuş oturuyorduk. Bize Kur’an-ı
Kerim’den ayetler okuyor onlarla ilgili açıklamalar yapıyordu. Birden konuşmasını
kesti. Sonra:
“Şimdi şu yoldan Cennet’e girmeye layık bir adam gelecek.” diyerek mescidin o yola
bakan kapısına işaret etti. Biz de dönüp o tarafa baktık. Kapıdan herkesin yakından
tanıdığı, Medine’li bir adam girdi. İşin garibi, yakından tanıdığımız bu adamın
Peygamberimiz’in bu büyük müjdesine layık bir özelliği olabileceğini zannetmezdik.
Çünkü basit bir hayatı vardı ve çok önemli bir iş yaptığını görmemiştik.
Adam mescide girerken, halinden yeni abdest aldığı anlaşılıyordu. Bir kenara
çekildi, biraz namaz kıldı. Hareketlerinde dikkat çekici herhangi bir durum yoktu.
Namazını bitirince geldiği kapıdan çıkıp gitti. Biz hepimiz dikkatle ona bakmıştık.
Ne uzun uzun namaz kılmıştı ne de namaz içinde dikkatimizi çekecek bir hali vardı.
Adam mescitten çıktıktan sonra, biz yine Peygamber Efendimiz’e yöneldik. Söylediği
hiçbir şeyi kaçırmak istemiyorduk. Ama Allah Rasulü, adam gittikten sonra bu konu
ile ilgili başka hiçbir şey söylemedi. O konu öylece kapandı gitti.
Ancak Peygamberimiz’in bu adam ile ilgili söylediği şeyler bütün gün kafama takıldı.
Ne yapmıştı da böylesine bir ödülü, yani Cennet’i hak etmişti. O günün gecesinde de
bu merakımı yenemedim.
Ertesi gün biz yine Hazreti Peygamber’in etrafında halka olmuştuk ve kulaklarımız
O’nun tatlı sesiyle bayram ediyordu. Aman Allahım! O ne güzel bir sesti, kelimeler
sanki kulaklarımızdan giriyor ve kalbimize akıyor gibiydi. Adeta berrak bir
kaynaktan akan lezzetli bir su kalplerimizin susuzluğunu dindiriyordu.
Birden, dün olduğu gibi, Sevgili Peygamberimiz mübarek sözlerini kesti ve:
“Şimdi şu kapıdan Cennetlik bir adam girecek.” dedi. Aynen dün işaret ettiği kapıyı
parmağıyla gösteriyordu. O kapıdan yine dünkü hepimizin tanıdığı Medine’li adam
girdi. Ne eksik ne de fazla, bir önceki gün ne yaptıysa aynı şeyleri yaptı.
Bizim o adam ile ilgili merakımız bir kat daha artmıştı. Gözlerimizi ondan
ayıramıyorduk. Namazını kıldı ve dünkü gibi çıktı gitti. Biz de kaldığımız yerden
sohbeti dinlemeye devam ettik.
Üçüncü gün de aynı şeyler tekrarlandı.
Artık bu olaylar bende dayanılmaz bir merak uyandırmıştı. Ne yapıp edip, bu merakımı
mutlaka yenmeliydim. Adamı takip edip ne yaptığını nasıl davrandığını
öğrenebilirdim. Ona Cennet’i kazandıran neydi? Ben de Cennet’e girmeyi ne kadar
isterdim! Hele bunun müjdesini dünyada iken almak ne büyük bir mutluluktu! Belki o
ne yapıyorsa ben de aynısını yapar, buna ulaşabilirdim.
Ama nasıl?
Biraz düşündüm. Bir çare bulmalıydım. Adam başka bir gün yine namazını bitirmiş
çıkmaya hazırlanıyordu. O çıkınca hemen peşine takıldım. Evine kadar öylece yürüdüm.
Evinin kapısının önünde biraz bekledim. Sonra kapıya vurdum. Kendisi çıktı ve ne
istediğimi sordu. Ben de:
- Şu an gidecek bir yerim yok. Beni birkaç günlüğüne misafir edebilir misin? dedim.
Gülümsedi ve beni evine aldı.
- Hoş geldin! Bize şeref verdin! Misafir ev sahibi için berekettir. dedi.
Son birbirimizin halini hatırını sorduk ama o benim problemimin ne olduğunu hiç
sormadı. Evinin güzel bir odasını benim için hazırlattı. Daha önce de güzel bir
yemek ikram etmişti.
Medineli bu adamın evinde üç gün kaldım. Gerçekten bana çok misafirperverce
davrandı. İmkanları ölçüsünde ikramda hiç kusur etmedi. Bu arada durumumla ilgili en
küçük bir soru da sormadı. Her gece yatsı namazından sonra biraz sohbet ediyorduk.
Konuştuğumuz konular, genelde dinimize ait yeni bilgiler ile müslümanların durumları
ile ilgili oluyordu. O bildiklerini bana anlatıyor ben de öğrendiğim şeylerden ona
bahsediyordum. Bu konular bizim konuşmaktan zevk aldığımız şeylerdi. Bu yüzden üç
gün boyunca birbirimizden hiç sıkılmamıştık.
İlk gün kendi kendime şöyle düşünmüştüm:
Bu yeni arkadaşımı sadece gündüzleri yaptığı işlerle değerlendirmemeliyim. Geceleri
sabaha kadar ibadet ediyor olabilir. Kimbilir bütün geceyi ayakta geçiriyordur,
Kur’an okuyor ve Cenab-ı Hakk’a dua dua yalvarıyordur. Öyleyse gecesini de
görmeliyimdim.
O gece biraz konuştuktan sonra istirahata çekildik. Arkadaşım yattıktan biraz sonra
derin bir uykuya daldı. Sabah namazından az önce beni de uyandırdı ve namazı
Peygamber Efendimiz’in arkasında kılmak için camiye gidebileceğimizi söyledi. İşte
gece de böyle geçmişti.
Ben yine beklediğimi bulamamıştım. Bir ara aklımdan evinde kalış sebebimi söylemek
geçti. Sonra bundan vazgeçtim. Ama doğrusu, hâlâ merakımı yenememiştim.
Dördüncü gün sabah kahvaltısı yapıyorduk. Ben işin aslını anlamak için artık daha
fazla bekleyemeyecektim:
- Değerli dostum. diye söze başladım.
- Ben, aslında, senin nasıl bir insan olduğunu anlamak için evinde misafir oldum.
Çünkü birkaç gün önce mescide namaz kılmak için geldiğinde Allah Rasülü daha önce
kimseye söylemediği bir şeyi senin için söyledi. Böylesine bir övgüyü nasıl
kazandığın beni çok meraklandırdı. Allah Rasülü’nün senin hakkında “Cennetlik bir
adam” övgüsü, gerçekten ne büyük bir iltifat.
Adam benim sözlerimi dinleyince gözleri yaşla doldu. Sonra:
- Dostum, işte ben senin birkaç gündür gördüğün insanım. Bundan daha fazla bir
özelliğim yok.
Başka bir şey söylemedi. Ben kendisine çok teşekkür ederek ayrılmaya hazırlandım.
Ama içimdeki merakı giderememiştim. “Bu adamda mutlaka benim sezemediğim bir şey
var.” diye düşünmekten kendimi alamıyordum.
Kapıya doğru yürüdüm. Tam çıkacakken, arkamdan seslendi. Hemen döndüm. Yanıma kadar
geldi. Elini omzuma koydu.
- Sevgili dostum! Merakını yenemediğini biliyorum. Ben senin gördüğünden fazla bir
özellik taşımıyorum. Ancak şu var ki, bana kötülük bile edilse kimse hakkında
kötülük düşünmüyorum. Ayrıca bazı üstünlükler ve güzelliklere sahip kimseleri de
kıskanmıyorum. Çünkü bunları veren Allah’tır. Bunlar beni her zaman daha mutlu ve
huzurlu yapıyor.
Ben işte şimdi sırtımdan bir yük kalkmış gibi rahatlamıştım. İşte benim aradığım
özellik buydu:
- Aziz dostum! İşte sen bu övgüye bu temiz kalbinle ulaşmışsın. Allah’ın Sevgili
Peygamberi ne kadar doğru söylemiş! diyerek evden gönül rahatlığıyla ayrıldım

-CUMA'NIZ MÜBAREK OLSUN-
Logged


 
 
YOLCU YOLUNDA GEREK.......
Sponsored
Links
*****
Offline Offline

Links: 1


View Profile
Re: Cennetlik Adam
« Posted on: Mayıs 23, 2012, 12:23:00 ÖS »

Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Arsiv

Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Powered by sincX Solutions