Evet sevgili arkadaşlar vatanınızı seviyorsanız bu yazıyı sıkılmadan okuyun ve dünün köpeklerinin,şimdi bizi neden sevmediklerini anlayın...
...TARİH DERSLERLE DOLUDUR...
...TEKERRÜRDEN İBARETTİR...
günlerden 24 Şubat 1525....
Fransa Kralı Fransçois, Almanya ile yapılan Pavye Savaşı'nda yenilerek esir düşmüştür....
annesi Düseş Dangolen, büyükelçi Franjipan ile
Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman'a bir mektup gönderir.
Kraliçenin mektubu şöyledir :
Şimdiye kadar oğlumun kurtuluşunu Şarlken’in insafına bırakmıştım.
Fakat Şarlken oğluma hakaretler etmektedir.
Dünyaya geçen hükmünüz, cihanın bildiği azamet ve şanınızla
oğlumun kurtulmasını temin etmenizi zat-ı şahanenizden niyaz ediyorum.
Bunun üzerine Kanuni Sultan Süleyman
Kraliçe ve esir François’ya şu cevabın yazıldığı bir mektup gönderir. Esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adıyla,
Cenab-ı Hakk’ın inayeti, rasuller aleminin yıldızının, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in mucizesi,
dört halifenin ve Allah’ın sevgili kulları olan velilerin mukaddes ruhlarının yardımıyla...
Ben ki; Sultanların Sultanı, hakikatlerin buhranı ve yeryüzünün taç dağıtan sahibi,
Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun, Karaman’ın, Rum’un, Zülkadriye’nin,
Diyarbakır vilayetlerinin, Kürdistan’ın, Azerbaycan’ın, İran’ın, Şam’ın, Halep’in, Mısır’ın,
Mekke ile Medine’nin, Kudüs’ün, bütün Arabistan’ın, Yemen’in
ve daha nice memleketlerin ki,
büyük ecdadımın, (Allah onların buhranlarını nurlandırsın)
kaahir kuvvetleri ile feth eyledikleri ve Cenab-ı Hakk’ın bana nasip eylemiş olduğu,
ateş saçan kılıcımızla zafer kazanarak feth eylediğimiz nice diyarın Sultanı ve Padişahı,
Sultan Beyazıt Han oğlu, Sultan Selim Han oğlu, Sultan Süleyman Han’ım.
Sen ki ; Françe memleketinin beyi, Françesko’sun.
Saltanat makamıma elçi olan Jan Frangian ile gönderdiğin mektup
ve ayrıca şifai ricaların bana ulaştırıldı.
Memleketinizi düşmanın işgal ettiğini ve halen hapiste olduğunuzu bildirip,
kurtulmanız hususunda benim tarafımdan yardım edilmesini dilemişsin.
Her ne demiş ve istemişsen bana ulaştırıldı.
Ve bana arz olunan hususlar tafsilatıyla bilgime sunuldu.
Şöyle ki; beylerin esir alınıp hapsedilmesi, acayip şeylerden değildir.
Gönlünü rahat tut. İçindeki ateşi söndür.
Bizim büyük ecdadımız, Allah (c.c) kabirlerini nur etsin,
daima düşmanı kovmak, memleketler fethetmek için savaş yapmaktan geri kalmamışlardır.
Biz dahi onların yolunda yürümekteyiz.
Her zaman memleketler ve aşılması güç, sağlam kaleler fethetmişiz.
Gece-gündüz atımız eyerlenmiş, kılıcımız kuşanılmış durumdadır. Kader ne ise o olsun.
Bizim fikrimizin ne merkezde bulunduğunu, gönderdiğiniz elçiden sorup öğrenebilirsin.
Dilediğin üzere bütün teçhizatı ile donanmamı Hayrettin Paşa kumandasında gönderiyorum.
Şarlken’in hilesinden kendini koru!
Düşmanlarınla başa çıkabileceğin güce kavuşmadan sakın barış yapmayasın!
Bana itibar gösterip güvenenlere Cenab-ı Hak da yardım eder.
Zaferler kazanan kılıcımın gölgesinde huzur içinde olurlar.
Kanuni'nin Alman kralına gönderdiği mektup da şu şekildedir.
Biz ki, diyar-ı Trablusgarbın, diyar-ı Libyanın, diyar-ı Mısırın, diyar-ı Rumun, diyar-ı ... vesaire´nin fatihi, Sultan Süleyman Han´ız.
Sen ki, Almanya Eyaletinin Kral´ı Sarlken´sin. Sana deriz ki, tez Fransız Kral´ı kulumuzu serbest bırakasın ".
Muhteşem Süleyman´ın koskoca Almanya İmparatoruna olan hitabı bu sekilde olur.
Yazdırdığ o nameyi Alman Kralına göndermek için bir Paşa dahi tayin etmeye tenezzül etmeyen Süleyman Han,
bu işe sıradan bir Çavusu vazifelendirmekle iktifa eder.
Tabii neticemi ?
Fransiz Kralı derhal serbest bırakılır.
Bir Türk'e....
hele Koskoca Kanuni Sultan Sülayman´a karşı durmak
öyle kolay değildir
işte büyüklük budur....
tşk.ler arkadaşım güzel bir hadiseyi bizlerle paylaştığın için...