semra
|
Hani bir söz vardır "Ölmeden önce son bir saatiniz kaldığını öğrenirseniz kimi arardınız ne söylemek isterdiniz" diyeb Aslında ilk duyulduğunda tüyler ürpertici, hüzünlü ve derin bir soru gibi geliyor kulağa. Ama sonra, düşünmeye başlayınca insanı alıp nerelere götürüyor. Ertelenmiş, bu yüzden kaybedilmiş zamanlar, yaşanabilecekken yaşanmamış güzellikler, ihmal edilmiş sözler. B davranış biçimimizi özellikle de özel yaşamımızda sergileriz. Çünkü işin ertelenmeyeceğini ve ertelendiği takdırde ne sonuçlar doğurabileceğini iyi biliriz. Bedeli, iş zaman ve para kaybıdır. Çalışma prensiplerimiz ve tecrübelerimiz de ertelememize izin vermez işimizi. Çünkü, doğru iş zamanında yapılan iştir. İş dünyamıza öyle bir kaptırırız ki kendimizi, özel hayatımızı geri plana iteriz. Çalınmış bu zamanlar yapılacaklar genellikle ertelenmeye girer. Neleri erteleriz? - Nasıl olsa bilir onu sevdiğimi deyip, sevgimizi söylemeyi - Her geçen gün bulunması biraz daha zorlaşan dostalarımızı aramayı veya görmeyi - Ailemize daha çok zaman ayırmayı - Özür dilemeyi - Sadece kendimiz için birşey yapabilmeyi - Üzdüğümüz bir kişinin gönlünü almayı - Hobilerimizi yapabilmeyi - Güzel ve doğru bildiğimiz şeyleri söylemeyi - İlgi göstermeyi Daha onlarcasını sıralayabiliriz. Bir zaman sonra, ertelenmiş herhangi bir duygu veya eylemi ele almaya karar verdiğimizde de ya iş işten geçmiştir ya da o kişi bildiğimiz yerde değildir. Eğer ertelenen bir kişi değil de bir imkansa kaçırılımış olabilir. Bir eylemse, ya onu yapacak güç kalmamıştır, ya da yapıldığında alınacak tat. Şartlar değişmiştir çünkü zaman geçmiştir. Şimdi size birlikte bir adım atmayı öneriyorum kabul ederseniz. Öncellikle " belki bir gün " sözünü dağarcığımızdan silelim. Eğer herhangi birşey görmeye, duymaya ve yapmaya onu yapmaya değerse onu hemen görelim, duyalım ve yapmak isteyelim. Hayatımıza renk ve kahkaha katacak hiçbir şeyi yarına ertelemeyelim. Yüreğiyle konuşan ve gözüyle gülebilen olalım. Kendimizi ve duygularımızı özel günlere saklayacağımıza, her günü özel bir gün haline getirelim. Ertelediklerimizi düşünelim. Önceliklerimizi saptayalım. Ve her gün şimdiye kadar ertelediklerimizi iş işten daha da geçmeden yapmaya başlayalım. Hadı o zaman. Oson anı beklemeyelim. " Ölmeden önce son bir saatiniz kaldığını öğrenirseniz kimi arar ne söylerdiniz" sorusunu " şükürler olsun ki sağlıklıyım, yaşıyorum. Ertelemeye son veriyorum ve hemen başlıyorum" diye değiştirelim. Başlamak başarmaktır. Bu konuyu içeren güzel bir şiir: Sevgilerde Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı. Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek Yılların telaşlarla bu kadar çabuk geçeceği aklımıza gelmezdi. Gizli bahçenizde açan çiçekler vardı. Gecelerde ve yalnız Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı
|