|
since
|
ARŞİMED (M.E.287-212)
Büyük alim. Riyaziyeci, fizikçi, (Evreka) diye bağırarak sudan çıkması, bulduğu fizik kanunları kadar meşhur. Romalıların Siraküza’yı muhsarası sırasında o da şehirde bulunuyordu. Şehre giren Romalılardan bir asker onu, önünde çizilmiş şekillere bakarken buldu, seslenmelerine kulak asmamasına sinirlenerek üzerine yürüdü. Çizdiği şekiller tehlikeye girince kendine gelen Arşimed haykırdı: -Şekillerimi bozma...Bu onun son sözleri oldu.
JEAN KEPLER (1571-1630)
Alman astronomu. Modern astronominin kurucusu. Çok sıkıntılı bir çocukluk geçirdi ve ancak meccani okuma imkanı buldu. İlk karısı çıldırdı. İkincisinden çok çocuğu oldu ve daima para sıkıntısı içinde kaldı. Planetlerin güneş etrafında dönüşlerini tespit ederek “ Kepler Kanunları” diye şöhretli formülleri buldu. Son sözleri: “Eskiden göklerin derinliğini ölçerdim, Burada şimdi yerlerin derinliğindeyim. Semalardan inen ruhum, şimdi burada, Bedenimin gölgeliği altında.
ISAC NEWTON (1642-1727)
Dünyanın en tanınmış matematik, fizik ve astronomi alimi. Umumi cazibe kanunu, ışığın renklere ayrılması ve infinitesimal matematik insanlığa onun hediyesidir. Çok sağlıksız bir bebekti. Ama yaşadı ve tahsilini parlak bir biçimde yaptı. Bir veba dolayısı ile doğduğu yere dönmek zorunda kaldı ve orada meşhur “Elmanın düşüşünü” düşündü ve yer çekimini buldu. Devri büyük matematikçiler devri idi. Leibnitz’le bazı buluşları kimin yaptığı konusunda ihtilafa düştüler. Sir’lik ünvanı verildi, Kraliyet akademisine alındı. Devir açmış bir ilim adamı olarak ölüm döşeğinde yattı. Buluşları kilisenin dediklerini kökünden sarsan bu adam, kiliseye inanmıyordu, Allah’a (cc) değil. Çünki büyük bir alimdi ve bilginin sınırlı olduğunu en iyi bilenlerdendi. Son sözleri de bunu göstermekte idi: “Dünya beni nasıl görüyor bilmiyorum. Amma ben kendimi kıyıda başıboş dolaşan bir çocuğa benzetiyorum ki şurada bir çakıltaşı, orada bir parlak kabuk buluyor... Ne var ki deniz, sonsuz deniz, O’nun önünde duruyor... Keşfedilmemiş olarak.”
JAN NOEL HALLE (1711-1787)
Paris’te doğdu. Doktor, aynı zamanda filozof. Kendi nabzını en son atışına kadar dinleyerek takip etti ve bir meslektaşına: -Azizim, şiryanın hareketi duruyor, dedi.
ETİENNE GEOFROY SAİNT HİAİRE (1772-1844)
Fransız tabiatçısı. Tabiat ilimi sahasında büyük hizmetleri var. Embriolog,e’nin de kurucusu. Ölüm döşeğinde kızının elini elleri arasına aldı ve dedi ki: -İnan bana, tekrar görüşeceğiz... Bu onun son sözleridir.
NİELS HENRİK ABEL (1802-1829)
Dahi matematikçi, Norveç’te Findo köyünde doğdu. Babası köyün Papazı idi. Annesi hayat dolu, hatta hoppa bir kadın. Yedi kardeşin en büyüğü olan Abel, daha onbeş yaşında iken matematiğin büyük mes’elelerine girmişti. Gözlerinin önünde, bir hocasının, bir çocuğu döverek öldürmesi onun üzerinde büyük etki yapmıştı. Aynı zamanda onun yerine tayin edilen yeni hoca Holmboe, Abel’in ilk hamisi oldu. Çünki O’ndaki cevheri keşfetmişti. Abel’in en büyük matematik çalışması beş dereceli denklemlerin cebir yolu ile ve sonlu sayılar için çözümünün mümkün olmayacağı hakkındaki tezidir. Öncç herkes gibi o da bu çözümü başaracağını sanmıştı. Fakat sonradan meseleyi başka bir açıdan ele aldı. Üçyüz seneden beri çözüme ulaşılamadığına göre, “Acaba çözüm imkansız mıydı?” Abel bunu ispat etti. Abel büyük eserini Paris ilimler Akademise’ne takdim edilmek için Cauchy’ye emanet etmişti. “Transandant fonksiyonların geniş bir sınıfının umumi bir vasfi” isimli bu çalışmayı iyi yazılmamış, okunmuyor diye iade ettiler, halbuki tetkik etseler çarpılacaklardı. Bu çalışma kayboldu. 1830 da Norveç’te bulundu ise de bu seferde mürettip kaybetti ve 1841 de basılabildi. Ve Crelly Cemp ile nişanlanmıştı. Son demlerinde “Hayatımı kurtarmak için mücadele etmek istemiyorum” diye sayıklıyordu. Ciğerleri kanıyordu. Son sözleri nişanlısına dairdir. Bir arkadaşına kendisinden sonra onunla evlenmesini rica etmişti. Nişanlısı için: “Güzel değildir, kızıl saçları ve çilleri var fakat takdire şayan bir kadındır.” Abel’in ölümünden sonra gönderdiği tezin ilmi değeri ölümünden sonra anlaşılmış ve kendisine Paris İlimler Akademisin tarafından “Büyük Matematik” mükafatı verildi.
EVARİSTE GALOİS
1811’de Paris civarında doğdu. 1832’de bir düello neticesi öldü. 21 sene... İşte Fransa’nın en büyük metematikçilerinden birisinin akıl almaz ilmi dehasını sınırlayan yaşlar. Dehası, bedbahtlığına mağlup olmuştur. Hayatı üst üste gelen şanssızlıklar zinciridir. Galois’in ailesine ana tarafından da, baba tarafından da matematikçi yoktu. 12 yaşında, 1823’de Paris’te Louis-Le Grand Lisesi’ne girdi.ve sınıfta kaldı. Edebiyat dersini sevmiyordu. Aklı, fikri matematikte idi. Zihni kudreti korkunçtu. En karışık mes’eleleri zihnen çözebiliyordu. Hocaları onun hakkında karar veremez hale gelmişlerdi. Bir tanesi şöyle diyordu: -Bu çocukta matematik çılgınlığı var. Ailesinin ona yalnız matematik okutmak ile daha doğru hareket etmiş olacağını sanıyorum. Burada vaktini kaybediyor ve öğretmenler ile kendini üzmekten başka bir şey yapmıyor. Galois, o zamana kadar yaptığı keşifleri üç muhtıra halinde ilimler Akademisine vermek üzere Cauchy’ye tevdi etti. Cauchy bu muhtıraları kayetti. Bunun üzüntüsü geçmeden Galois ikinci defa Polytecnique imtihanına girdi, kazanamadı. Hırs ile silgiyi söylediklerini anlamayan mümeyyizin kafasına fırlattı. Babasının hadiseli ölümünü gördü. 1830’da üç yeni muhtıra daha hazırladı. İlimler Akademisine gönderdi. İlimler Akademisi sekreteri yazıyı tetkik etmek üzere evine götürdü fakat okuyamadan öldü. Muhtıra da bulunamadı. Polytechnique’den kovuldu bu arada Galois imajnerlerini buldu.ve son bir gayret ile İlimler Akademisine “Galois Teorisi” adıyla anılan bir muhtıra yolladı. Bu çok kıymetli muhtıra için raporter Puesson, “Anlaşılmaz bir şey” hükmünü verdi. Galois artık bir ihtilalci olmuştur. Mahkemelere çıkarımakta ve tevkif olmaktaydı. Bu hangamede dülleo etmek zorunda kaldı. Düellodan önce arkadaşlarına duygularını anlatan mektuplar yazdı ve sabaha kadar ilmi sahadaki son arzularını, vasiyetnamesini, ateşler içinde kağıda döktü. Şafak sökünceye kadar yazdıkları matematiğin yüz akıdır. Bu denklemin çözülebilirlik şartlarını bulmuştu. Son arzularını sadık dostu Auguste Chevalier’e yazdı: “Jacobi’den bu teoremlerin doğrulukları hakkında değilde ehemmiyetleri üstündeki düşüncelerini söylemelerini rica edersin.” 30 Mayıs 1832’de şafak sökerken Galois hasmi ile “Şeref meydanın’nda karşılaştı. Düello, tabanca ile 25 adım uzaktan yapılacaktı. Galois karnından vurularak düştü;civarda doktor yoktu, onu düştüğü yerde bıraktılar, saat 9’da oradan geçmekte olan bir köylü onu Cockin Hastanesine götürdü. Galois öleceğini anladı. Papzın son hizmetlerini redetti, acaba babasının defnini mi hatırlamıştı? Aileden yegane haberdar edilen küçük kardeşi gözyaşları içinde yetişti. Galois metin davravarak onu teselli etmeye çalıştı: -Ağlama yirmibir yaşında ölmek için bütün cesaretimi toplamalıyım, dedi.
|