Yaşamım boyunca acının her türlüsünü çektim, yokluğun ve yalnızlığın en dayanılmazını yaşadım, kaçkez eşiğine kadar geldim ölümün ! Sevdim ama !..[/FONT]
Aldandım, zaman zaman da; yıkıldım, parçalandım.[/FONT]
[/FONT]
Yazmak !..[/FONT]
Bendeki şiir ( kısacası yazmak ) bir özenti olmaktan çıktı ve bir tutku halini aldı.[/FONT]
“ … Yazmak, iradeden yoksun bir eylem olmalı bence. Yanlış yaşamın getirdiği zehri atmak için yazar insan. “ kitaplar insan oğlunun ölmüş eylemleridir,“ demiş Balzaç..[/FONT]
[/FONT]
Kağıt üzerine koyduğum ilk titrek sözcükler geliyor aklıma, yaralı meleğin sözü gibi gelmişti o an bana: acı. Elinin altında büyümekte olduğunu gördüğün kitap, [/FONT]
“ Tutsak edeceğim Dünyayı sözcüklerin büyüsüyle “ düşüncesini taşımaktan alıkoyamaz seni... Satırlara hapsedersin duygularını ve geç kalmışlığın öcünü alırcasına yazarsın.[/FONT]
[/FONT]
Hatırlamak !..[/FONT]
En güç ve çekilmez bir meşkale olur sende... Son bırakıldığın yer ve bıraktığın yeri unutamazsın asla. Duvarlar üzerine gelir. Sanki gözlerin sıkıca bağlanmışta, zifiri bir karanlıkta, kahkahalar arasında, korkarak aranan olursun.[/FONT]
En ağır ve en hassas bir yolculuktasındır o an. Yokluğunu daha ilk gün farkedersin. Dudaklarına dolgun bir ağlayış geldiğinde, yeniden hayellerin avcılığında bulursun kendini... Çünkü, hasret hayelleri mükemmel kılandır.[/FONT]
[/FONT]
Sevmek !..[/FONT]
Sevmek, her zaman, yalansız, dolansız, içten bir sav ararken kendine ;[/FONT]
sözcüklerde...“ o çare ki hiçbir yaraya merhem olmuyor,“ dizesi gelip çarpar kalemine.[/FONT]
[/FONT]
Sevmek, yüz göz olmuş bir duygusuzluğa ve riyakarlığa küfreder içinde hep... Adına Aşk denen sıtmalı çocuk yaşadıkça yüreklerde, belirsiz bir çığlıkla yaşadığına inandırıyor kendini.[/FONT]
[/FONT]
Sevmek, silahsız, savunmasız bir şekilde biyolojik bir savaşın ortasında kalmaktır. Sevmeye takati kalmayan sevdalıların Vals’i böyle başlıyor işte. Ve o adaletini yüreklerden alan sevda, kör zamanlarda adına hayelet dedikleri kısır kadına aşık ediyor seni...[/FONT]
Bu benmiyim ?..[/FONT]