akşam güneşi
|
Sezer: "Başörtüsü Yasağına Tarafım: İrticaTehditi Kaygı Verici" Tarih: 13.04.06 Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün de katıldığı Harp Akademileri Konferansı'nda 18 sayfalık uzun bir konuşma ile genç subaylara seslenen Cumhurbaşkanı Sezer, Cumhurbaşkanı olarak ettiği yemin gereğince laiklik konusunda taraf olduğunu belirtip Anayasa Mahkemesi'nin türban tartışmasını Meclis'e taşımayı siyasi parti kapatma gerekçesi olarak gördüğüne de dikkat çekti.
Sezer, "Türbanı bir siyasal görüşün simgesi ve laiklik ilkesinin ihlali olarak kabul eden, kamusal alanda türban yasağını uygun gören ulusal ve ulusal-üstü yüksek mahkeme kararları, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları, özel ve tüzelkişileri bağlamaktadır." dedi.
Konuşmasında, Anayasa Mahkemesi'nin siyasal parti kapatma kararlarında da; siyasal partilerin, yükseköğretim kurumları öğrencilerinin başörtüsü kullanmalarını destekleyen davranışları ile siyasal bir simge olan türbanın, eylemli bir durum yaratılarak TBMM'ne taşınması girişiminin laiklik ilkesine aykırı görülerek kapatma nedeni sayıldığını anımsatan Sezer, Danıştay'ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yaklaşımının da Anayasa Mahkemesi kararlarında beliren görüş doğrultusunda olduğunu kaydetti.
Türbanı bir siyasal görüşün simgesi ve laiklik ilkesinin ihlali olarak kabul eden, kamusal alanda türbanyasağını uygun gören ulusal ve ulusal-üstü yüksek mahkeme kararlarının, yasama, yürütme ve yargı organları ile idari makamları, özel ve tüzel kişileri bağladığına işaret eden Sezer, konuşmasında ''İrticai tehdit, kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Türkiye'nin bu tehdide karşı en büyük güvencesi laik düzenidir'' dedi.
Geçmişte daha çok ideolojik temelde ortaya çıkan terörün, bugün etnik ve dinsel farklılıkları kullanarak çok daha geniş kitleleri etkisi altına alabildiğini belirten Cumhurbaşkanı Sezer, terörizmin tanımı ve terörist örgütlerin kimliği üzerindeki görüş ayrılıklarının, kimi ülkelerin teröre destek veren tutumlarını sürdürmesinin ve terörizme karşı ayırımcı davranışların, bu tehdide karşı savaşımın başarısını olumsuz olarak etkileyen öğeler olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Sezer, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ülkemiz, başta bölücü ve irticai tehdit olmak üzere, çeşitli iç tehdit öğelerine karşı topyekün savaşımını hukuk devleti ilkesini gözeterek, ödün vermeden, başarı ile sürdürmek kararlılığı içindedir. Terör örgütünün büyük bölümünün Irak'ın kuzeyinde üslenmesi karşısında, terörle savaşımın küresel boyutta sürdürülmesi ve ayırımcı davranılmaması konusundaki yaygın uluslararası anlayış birliğine karşın, söz konusu terör örgütünün bölgedeki varlığının yok edilmesi için gerekli desteğin dost, komşu ve müttefiklerimizce sağlanmamasının ülkemizde yarattığı düş kırıklığı sürmekte ve her platformda dile getirilmektedir. Türkiye'ye yönelik teröre kayıtsız kalınmasının, kamuoyumuzda bu konuda zaten var olan duyarlılığı arttıracağı kuşkusuzdur.
Benzer biçimde, irticai tehdit de bölücü terör gibi, duyarlı olduğumuz bir konu olmaya devam etmektedir. İrticai tehdit, kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Türkiye'nin bu tehdide karşı en büyük güvencesi laik düzenidir. İrtica siyasete, eğitime ve devlete sızmaya çalışmakta, Cumhuriyet'in temel niteliklerine yönelik, başta milliyetçilik ve laiklik gibi toplumun büyük kesimince özümsenmiş değerlerin yıpratılmasına yönelik etkinlikleri sistemli biçimde uygulamaktadır.
Ayrıca, devletin ekonomik, sosyal, siyasal ve hukuksal temel düzenini din kurallarına dayandırmak amacıyla dinin, din duygularının ve kimi objelerin dinsel kural ve yorumlar geliştirilerek sömürülmesi, toplumumuzu kamplara bölmeye yönelik bir girişim olarak duyarlılık yaratmaktadır.''
Türkiye Cumhuriyeti'nin, 83 yıldır Yüce Önder Atatürk'ün ilke ve devrimleri doğrultusunda birçok kazanımlar elde ettiğini vurgulayan Sezer, Türk Ulusu'nun yeryüzündeki tüm uluslardan daha fazla özgürlük ve demokrasiyi hak ettiğini ve bu yönde azımsanamayacak bir düzeye geldiğini söyledi. Özgürlük ve demokrasinin yeryüzündeki en erdemli yönetim şekli olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Sezer, laikliğin olmadığı, devletin dinsel düşünceler ve dogmalarla yönetildiği bir ortamda özgürlük ve demokrasiden söz etmenin olanaksız olacağını dile getirdi. Sezer, şunları kaydetti:
''Laikliğin her şeyden önce demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olduğu unutulmamalıdır. Anayasamızda yer alan iki önemli öğe, özgürlük ve eşitliktir. Bunların gerçekleşmesi ancak dinsel zorlamaların olmadığı laik toplumlarda olanaklıdır. Bu bağlamda, gerici girişimlere karşı, Anayasa ve demokratik hukuk düzeni çerçevesinde, Devlet'in tüm kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruşları tarafından anayasal düzenimizin temelini oluşturan laikliğin korunması, dinin siyasal amaçlarla kullanılmasının önlenmesi, ulusal eğitimin bu tür hareketlerin etkisinden kurtarılması ve toplumumuzun gericiliğe karşı bilinçlendirilmesi amacıyla topyekün bir savaşım verilmektedir.
Gericiliğe karşı bu savaşımın, halkın dinsel inançlarına karşı çıkmak gibi gösterilmesi de başlı başına bir din sömürüsüdür. Demokratik laik düzen, inanç sahibi insanlarımızın birey olarak dinsel yükümlülüklerini yerine getirmelerine engel oluşturmamaktadır. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin, sahip olduğu bağımsız, demokratik ve laik niteliğini korumak için Devlet'in ve toplumun gereken her türlü önlemi alma zorunluluğu bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti'ni ileriye götürecek ve geleceğe taşıyacak ana öğeler laiklik ve çağdaşlıktır. Bu konuda asla ödün verilmemesi temel ilkemizdir.
|