elfida
|
[COLOR="Red"]Psikolojik Yardım Derneği 1 Nisan 2007 On iki yaşında Kamu Duyurusu bir psikiyatri ve mağduru hakkında: Yardım Çağrısı [/COLOR]Bilindiği üzere geçen ay, Adana Ekrem Tok Ruh Sağlığı Hastanesi’nde devam edegelen insanlık dışı uygulamalar medyaya yansıdı. Star TV’de Deşifre programında gizli kamera ile kaydedilmiş görüntüler birkaç hafta üst üste yayımlandı. Dehşet görüntüleriydi her biri… Sürekli dayak yiyenler, hakarete maruz kalanlar, toplu ve çıplak halde hortumla yıkananlar ve daha sayısız yürek daraltan görüntü… Psikiyatrik suistimalin bitmeyen tarihini yazanları haklı çıkaran uygulamalardı bunlar… Bunların içinde özellikle dikkatimizi çekmesi gereken bir görüntü ise 11 yaşında bir çocukla ilgiliydi. Çocuğa zorla, dayakla ilaç içiriliyordu. Çocuk hakarete ve şiddete maruz kalıyordu. (Bu duyuruda/çağrıda, aciliyeti nedeniyle sadece çocukla ilgili konulara değineceğiz; yoksa Ekrem Tok Hastanesi skandalı üzerine söylenecek çok şey var...) Programı hazırlayanlar da, konuyu tartışanlar da, çocuğun karşılaştığı şiddete odaklandılar sadece. Oysa bundan önce çocuğun neden orada olduğunu sormak gerekiyordu. Evet, 11 yaşındaki bir çocuğun orada ne işi vardı? İyi fiziki koşullara sahip olsa bile, bir ruh sağlığı hastanesi bir yetişkin için bile uygun değilken, bir çocuğun böyle bir hastaneye yatırılması nasıl olabiliyor? E.A. şimdi 12 yaşında. Toplamda bir yıldan fazla üç ayrı hastanede tutulmuş. Sadece ilaç verilmiş, hiçbir yardım sunulmamış. E.A. hak ettiği hiçbir yardımı alamamış. İlk kez psikiyatriste götürüldüğünde 9 yaşındaymış ve başlangıçtan itibaren ona verilen ilaçlar bir yetişkini bile hayalete çevirecek ağır ilaçlar. Yatırıldığı iki ayrı hastanede iki kez EKT (elektroşok) vermeye de yeltenmişler. Kalbi delik doğmuş ve 5 yaşında kalp ameliyatı geçirmiş olmasının belki de ilk kez yararını görmüş, bu sayede EKT yapılmamış E.A.’ya. (Yetişkinlere bile EKT yapılması doğru değilken, 10 yaşında bir çocuğa yapmaya kalkışmalarını nasıl açıklamak lâzım?) *** Psikolojik Yardım Derneği olarak çocuğa ve aileye nasıl ulaşırız ve yardım edebiliriz diye düşünürken, aile bizi buldu. Aile tükenmiş ve çaresiz durumda. Üç yıllık ağır suistimalin ardından çare arıyorlar. E.A. şu an ailesiyle birlikte. Aldığı ağır ilaçlar yüzünden konuşma yetisini kaybetmiş durumda, sözel iletişim kurulamıyor E.A. ile. Zira bu ilaçlar zihni baskılıyor, nörolojik sisteme hasar verecek düzeyde olumsuz etkiler yaratıyor. Kısa süre içinde ilaçlardan kurtarılmaz ise, E.A.’nın geri dönüşü çok zor olacak. Aile ilaçların yol açtığı büyük sorunların farkında ve çocuklarının bir an önce akranları gibi okula, toplumsal hayata dönmesini arzu ediyor. E.A.’nın şu an altıncı sınıfta olması gerekiyor, ama beşinci sınıfı bitirememiş durumda; yani iki yıllık kaybı var. E.A.’nın sorunu neydi ki, bu ağır ilaçlara gerek duyulmuş, diye sorabilirsiniz haklı olarak. İlk kez TV’de görüntüleri izlediğimizde (E.A.’nın yüzü gösterilmemişti), E.A.’nın “zihinsel bir engeli” olduğu tahmininde bulunmuştuk. Olsa olsa, ağır zihinsel engel altındaki bir çocuğu, ailesi çaresizlik içinde hastaneye teslim etmiştir, demiştik. Oysa tahminimizde yanılmıştık, E.A.’nın hiçbir zihinsel engeli yoktu. “Yoktu” diyoruz, zira bu ilaçları almaya devam ettiği takdirde bir zihinsel engelliye dönüşecek; şu anki durumda da bunun kıyısında olduğunu söyleyebiliriz. *** E.A., kan uyuşmazlığı yaşayan bir anne-babanın doğurduğu ikinci çocuk. İlk çocukları ölü doğmuş. E.A. ise kalbi delik doğmuş. Ama yaşamış, yaşama tutunmuş ve 5 yaşında da kalp ameliyatı olmuş. Sülalenin ilk torunu E.A., ilk erkek torunu. Haliyle el üstünde tutulmuş. Beş yaşındaki ameliyata kadar ve ameliyat sonrası aşırı korunmuş, bir dediği iki edilmemiş. Dokuz yaşında ilkokul üçüncü sınıftayken, okul rehberlik servisinin yönlendirmesi ile bir piyasa psikiyatristine götürülmüş. Önce “hiperaktivite” teşhisi konmuş. Birkaç ay geçtiğinde, bu psikiyatristin verdiği hiperaktivite ilacı (ki bu ilaç özellikle kalp yetmezliğine yol açarak çocukların ölümüne sebep olan sicili en bozuk ilaçlardan biri) çocuğun “hırçınlığına” ve “sınıftaki uyumsuzluğuna” çare olmamış. Herhangi bir ilacın belirtilen bu sorunları çözmesi zaten olası değil. Sonra teşhis, “atipik psikoz” olarak değiştirilmiş ve ağır bir başka ilaca başlanmış; “şizofreni” dedikleri şeyi sözde tedavi etmek için yetişkinlere verdikleri bir ilaç bu. Bu da bir işe yaramamış. Nasıl yarayabilir ki? İnsanı hayalete dönüştürmekten başka işlevi olmayan bir ilaç bir “çocuğun” sorununu nasıl çözebilir ki? Ardından E.A. yine bir piyasa psikiyatristine, bir çocuk psikiyatristine götürülmüş. Bu kez bu psikiyatristin eliyle Çukurova Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği’ne yatırılmış (yetişkinlerin yatırıldığı bir klinik bu; zaten çocuklara özel herhangi bir yer yok). İlk EKT yapma girişimi de burada olmuş. Üç ay yatmış üniversite kliniğinde. Sonra İstanbul’a, Balıklı Rum Hastanesi’ne götürülmüş, ailenin bütçesini aşan masraflar edilerek. Orada kaldığı süre kısa, ama orada da ikinci EKT girişimiyle karşılaşmış. Bu arada, teşhis de “atipik psikoz”dan, “şizofreni”ye dönüşmüş. Ardından da Adana’da Ekrem Tok Ruh Sağlığı Hastanesi’ne kapatılmış. Önce iki ay, ardından dokuz ay orada tutulmuş. TV’de izlediklerimiz, bu dokuz ayın sonuna doğru çekilen görüntüler. *** Dernek olarak, tereddütsüz E.A.’ya yardımı üstleneceğiz. Ancak önümüzde çok büyük bir güçlük var. Bu güçlüğü aşabildiğimiz takdirde E.A.’nın en kısa sürede okula ve toplumsal hayata dönebileceğini biliyoruz. Güçlük şu: E.A.’ya yardım edebilmemiz için, en kısa sürede aldığı bu ağır ilaçlardan kurtulmasını sağlamamız gerekiyor. Ancak bunu E.A. ailesiyle birlikteyken yapabilmemiz çok zor, imkânsıza yakın. Zira, aile ilaçların kesilmesiyle ortaya çıkabilecek olumsuzlukları göğüsleyebilecek durumda değil. Dolayısıyla, E.A.’yı, ona 24 saat bakım ve yardım sunabileceğimiz bir yerde misafir edebilmemiz gerek. Bunun için bazı girişimlerimiz oldu fakat maalesef sonuç alamadık. Bu arada vakit kaybetmememiz gerek. Geçen zaman E.A’nın aleyhine işliyor. Sonuçta, dernek merkezimizin (iki odalı bir apartman dairesi) bir odasını ona uygun hale getirip orada misafir etmeye karar verdik. Ancak bunu yapabilmemiz için, yeni kurulan ve imkânları sınırlı bir dernek olarak, acilen desteğe ihtiyacımız var. Dernek Merkezinin ve ona ayıracağımız odanın, E.A’ya uygun hale getirilmesi için ve ona dönüşümlü olarak 24 saat eşlik edecek kişilere hizmet bedelini ödeyebilmemiz için duyarlı herkesin katkısına ihtiyacımız var. Adana’da bazı kurumlarla temasımız oldu ve en azından yemek yardımı sözü almış durumdayız. Bazı hayırsever dostların da katkıları olacağını tahmin ediyoruz ve bekliyoruz. Bu arada, bu duyuru ve yardım çağrısı metnini okuyanlar olarak, E.A.’ya yardım etmek isterseniz, aşağıda belirtilen telefon ve e-posta adresinden bize ulaşabilirsiniz. E.A.’yı Dernek Merkezinde misafir edeceğimiz süreyi, minimum üç ay olarak belirledik. İlaçlardan arınma ve sonraki gelişmeler olumluya döndüğünde, E.A.’ya ailesiyle birlikte yardım etmeyi sürdüreceğiz. O süreçteki yardım ve desteğimizi ise E.A. 18 yaşına gelene kadar devam ettirme kararlılığındayız. Hep birlikte E.A.’nın yetişkin hayata salimen ulaştığını görmek istiyoruz. Bu uzun sürecek zorlu yolculukta ilgili ve duyarlı herkesin yardım ve desteğini bekliyoruz. Psikolojik Yardım Derneği Başkanı Üstün Öngel Psikolojik Yardım Derneği adres ve telefonları: Cemalpaşa mah. Cevat Yurdakul cad. Seyhan Apt. Kat: 1 D: 6 Seyhan/ADANA Tel: 0322. 459 72 62 ; 0543 573 30 31 uongel@cu.edu.tr; uongel@ttnet.net.tr www.psikolojikyardim.org
|