« : Haziran 19, 2007, 08:13:32 ÖÖ » |
selendii
|
Talabani'nin yakınının, tuğgeneral düzeyinde iki Türk askerî temsilcisinin bulunduğu bir toplantı…
Toplantıda tartışılan bir senaryo…
Senaryoda Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı hedef alan bir suikast, ülke çapında ayaklanmalar var…
Tartışılan konular arasında PKK'lı kimi yöneticilerin ABD'liler tarafından Türkiye'ye teslim edilmesi halinde bunun AK Parti'ye yarar sağlayıp sağlamayacağı bulunuyor…
Toplantıyı kamuoyuna duyuran ilk gazeteci Yasemin Çongar oldu. Dünkü yazısında yeni ayrıntılar veriyordu Çongar:
“Toplantıya, Genelkurmay bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri ile Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu dahil askeri yetkililer katılmış.
Ayrıca, ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığı görevlileri, Türkiye ve K. Irak konusunda uzman ABD'li analizciler ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin (KBH) Washington Temsilcisi Kubad Talabani'nin de orada olduğunu biliyoruz.
Toplantıyı Baran ile birlikte ABD'li emekli Korgeneral William E. Odom yönetmiş.
ABD'li katılımcılar, toplantıya gelirken, hem üzerinde konuşacakları senaryonun ayrıntılarını, hem de bu senaryoyu SAREM'den üst rütbeli subayların katılımıyla konuşacaklarını biliyorlarmış…”
Türkiye birkaç gündür bu konuyu tartışıyor…
Bu, son derece doğal…
İçinde bulunduğumuz sert kriz koşulları, şiddet ve terör ortamı, “darbe olur mu olmaz mı, ABD bunu destekler mi desteklemez mi” soruları, tartışılan senaryoda bombalardan, suikastlerden isim ve yer verilerek söz edilmesi, üstelik toplantıyı sunan Zeyno Baran'ın bunları “akla yakın senaryo oluşturduk” diye tanımlaması “şaşırmak” ve “tartışmak” için yeterli…
Talabani'nin yakınının Türk generalleriyle aynı masada oturması, AK Parti'ye fayda sağlayacağı için PKK yöneticilerinin Türkiye'ye teslim edilmesi fikrinin itirazla karşılaşması da “ileri düzeyde akıl karıştırıcı”…
Ne denli bir senaryo tartışması olursa olsun, bunlar kabul edilemez ve üzerine iyi düşünülmesi, soru sorulması gereken durumlar.
Düşünelim ve soralım:
1. Türk Silahlı Kuvvetleri teröre destek verdikleri gerekçesiyle Barzani ve Talabani'yle görüşmeyi siyasetçiye ve Türkiye'ye adeta men eden bir tavır takınmamışlar mıydı? Bu durumda Talabani'nin yakını ile iki tuğgeneralin aynı masada oturup, üstelik inanılmaz şiddet senaryoları tartışması ne demektir, nasıl açıklanır?
2. Bu Türk askerinin dolaylı olarak Talabani'yle görüştüğü anlamına mı gelmektedir? Türk Silahlı Kuvvetleri bu konuda bir açıklama yapacak mıdır?
3. Nasıl olur da resmi görevliler, askerler, senaryo bile olsa, seçimleri dizayn edecek, siyasi iktidarı hedef alan bir tartışmanın içinde olurlar?
4. Nasıl olur da iki general AK Parti'ye yarayacak diye PKK'lı yöneticilerin teslim edilmesine itirazı onaylarlar? Terörün AK Parti'nin zayıflamasıyla ilişkilendiren en hafif tabiriyle akıl almaz bu durumun anlamı nedir?
5. Asker kimi gerginlik ve kriz politikaları yürütmekte ve bunu ABD'li kimi resmi aktörlerle mi tartışıp, planlamaktadır?
6. Bu toplantının dışarıya sızması ve sızdırılması, toplantının kendisi kadar önemlidir. Zira soru şudur: Askerle dirsek teması halinde olan bir Amerika ile bu temas ve düzeni bozmak isteyen diğer Amerika karşı karşıya mı gelmiştir?Yarın ne olacak sorusu hepimizin…
Siyasi belirsizlik ortada…
Ülkede bir askeri müdahale süreci başlamış halde…
O zaman yukarıdaki sorular ciddidir.
Yanıtlanmalı ve eğer varsa bir oyun, bozulmalıdır…
ali bayramoğlu
|
|
|
|
|
Logged
|
allame-i ulul arz a bağlandım...
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Haziran 19, 2007, 03:16:22 ÖS » |
|
memo
|
Talabani'nin yakınının, tuğgeneral düzeyinde iki Türk askerî temsilcisinin bulunduğu bir toplantı…
Toplantıda tartışılan bir senaryo…
Senaryoda Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı hedef alan bir suikast, ülke çapında ayaklanmalar var…
Tartışılan konular arasında PKK'lı kimi yöneticilerin ABD'liler tarafından Türkiye'ye teslim edilmesi halinde bunun AK Parti'ye yarar sağlayıp sağlamayacağı bulunuyor…
Toplantıyı kamuoyuna duyuran ilk gazeteci Yasemin Çongar oldu. Dünkü yazısında yeni ayrıntılar veriyordu Çongar:
“Toplantıya, Genelkurmay bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri ile Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu dahil askeri yetkililer katılmış.
Ayrıca, ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığı görevlileri, Türkiye ve K. Irak konusunda uzman ABD'li analizciler ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin (KBH) Washington Temsilcisi Kubad Talabani'nin de orada olduğunu biliyoruz.
Toplantıyı Baran ile birlikte ABD'li emekli Korgeneral William E. Odom yönetmiş.
ABD'li katılımcılar, toplantıya gelirken, hem üzerinde konuşacakları senaryonun ayrıntılarını, hem de bu senaryoyu SAREM'den üst rütbeli subayların katılımıyla konuşacaklarını biliyorlarmış…”
Türkiye birkaç gündür bu konuyu tartışıyor…
Bu, son derece doğal…
İçinde bulunduğumuz sert kriz koşulları, şiddet ve terör ortamı, “darbe olur mu olmaz mı, ABD bunu destekler mi desteklemez mi” soruları, tartışılan senaryoda bombalardan, suikastlerden isim ve yer verilerek söz edilmesi, üstelik toplantıyı sunan Zeyno Baran'ın bunları “akla yakın senaryo oluşturduk” diye tanımlaması “şaşırmak” ve “tartışmak” için yeterli…
Talabani'nin yakınının Türk generalleriyle aynı masada oturması, AK Parti'ye fayda sağlayacağı için PKK yöneticilerinin Türkiye'ye teslim edilmesi fikrinin itirazla karşılaşması da “ileri düzeyde akıl karıştırıcı”…
Ne denli bir senaryo tartışması olursa olsun, bunlar kabul edilemez ve üzerine iyi düşünülmesi, soru sorulması gereken durumlar.
Düşünelim ve soralım:
1. Türk Silahlı Kuvvetleri teröre destek verdikleri gerekçesiyle Barzani ve Talabani'yle görüşmeyi siyasetçiye ve Türkiye'ye adeta men eden bir tavır takınmamışlar mıydı? Bu durumda Talabani'nin yakını ile iki tuğgeneralin aynı masada oturup, üstelik inanılmaz şiddet senaryoları tartışması ne demektir, nasıl açıklanır?
2. Bu Türk askerinin dolaylı olarak Talabani'yle görüştüğü anlamına mı gelmektedir? Türk Silahlı Kuvvetleri bu konuda bir açıklama yapacak mıdır?
3. Nasıl olur da resmi görevliler, askerler, senaryo bile olsa, seçimleri dizayn edecek, siyasi iktidarı hedef alan bir tartışmanın içinde olurlar?
4. Nasıl olur da iki general AK Parti'ye yarayacak diye PKK'lı yöneticilerin teslim edilmesine itirazı onaylarlar? Terörün AK Parti'nin zayıflamasıyla ilişkilendiren en hafif tabiriyle akıl almaz bu durumun anlamı nedir?
5. Asker kimi gerginlik ve kriz politikaları yürütmekte ve bunu ABD'li kimi resmi aktörlerle mi tartışıp, planlamaktadır?
6. Bu toplantının dışarıya sızması ve sızdırılması, toplantının kendisi kadar önemlidir. Zira soru şudur: Askerle dirsek teması halinde olan bir Amerika ile bu temas ve düzeni bozmak isteyen diğer Amerika karşı karşıya mı gelmiştir?Yarın ne olacak sorusu hepimizin…
Siyasi belirsizlik ortada…
Ülkede bir askeri müdahale süreci başlamış halde…
O zaman yukarıdaki sorular ciddidir.
Yanıtlanmalı ve eğer varsa bir oyun, bozulmalıdır…
ali bayramoğlu
bu oyunlar bozulduğu an TÜRKİYE nin önü açılacak ve çağdaş ülke olma yolundaki hedeflerine ulaşacaktır.. hem ekonomik açıdan hem özgürlükler açısından hemde siyasi ve sivil irade açısından...
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #2 : Haziran 20, 2007, 07:41:19 ÖÖ » |
selendii
|
Talabani'nin yakınının, tuğgeneral düzeyinde iki Türk askerî temsilcisinin bulunduğu bir toplantı…
Toplantıda tartışılan bir senaryo…
Senaryoda Anayasa Mahkemesi Başkanı'nı hedef alan bir suikast, ülke çapında ayaklanmalar var…
Tartışılan konular arasında PKK'lı kimi yöneticilerin ABD'liler tarafından Türkiye'ye teslim edilmesi halinde bunun AK Parti'ye yarar sağlayıp sağlamayacağı bulunuyor…
Toplantıyı kamuoyuna duyuran ilk gazeteci Yasemin Çongar oldu. Dünkü yazısında yeni ayrıntılar veriyordu Çongar:
“Toplantıya, Genelkurmay bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri ile Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu dahil askeri yetkililer katılmış.
Ayrıca, ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlığı görevlileri, Türkiye ve K. Irak konusunda uzman ABD'li analizciler ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin (KBH) Washington Temsilcisi Kubad Talabani'nin de orada olduğunu biliyoruz.
Toplantıyı Baran ile birlikte ABD'li emekli Korgeneral William E. Odom yönetmiş.
ABD'li katılımcılar, toplantıya gelirken, hem üzerinde konuşacakları senaryonun ayrıntılarını, hem de bu senaryoyu SAREM'den üst rütbeli subayların katılımıyla konuşacaklarını biliyorlarmış…”
Türkiye birkaç gündür bu konuyu tartışıyor…
Bu, son derece doğal…
İçinde bulunduğumuz sert kriz koşulları, şiddet ve terör ortamı, “darbe olur mu olmaz mı, ABD bunu destekler mi desteklemez mi” soruları, tartışılan senaryoda bombalardan, suikastlerden isim ve yer verilerek söz edilmesi, üstelik toplantıyı sunan Zeyno Baran'ın bunları “akla yakın senaryo oluşturduk” diye tanımlaması “şaşırmak” ve “tartışmak” için yeterli…
Talabani'nin yakınının Türk generalleriyle aynı masada oturması, AK Parti'ye fayda sağlayacağı için PKK yöneticilerinin Türkiye'ye teslim edilmesi fikrinin itirazla karşılaşması da “ileri düzeyde akıl karıştırıcı”…
Ne denli bir senaryo tartışması olursa olsun, bunlar kabul edilemez ve üzerine iyi düşünülmesi, soru sorulması gereken durumlar.
Düşünelim ve soralım:
1. Türk Silahlı Kuvvetleri teröre destek verdikleri gerekçesiyle Barzani ve Talabani'yle görüşmeyi siyasetçiye ve Türkiye'ye adeta men eden bir tavır takınmamışlar mıydı? Bu durumda Talabani'nin yakını ile iki tuğgeneralin aynı masada oturup, üstelik inanılmaz şiddet senaryoları tartışması ne demektir, nasıl açıklanır?
2. Bu Türk askerinin dolaylı olarak Talabani'yle görüştüğü anlamına mı gelmektedir? Türk Silahlı Kuvvetleri bu konuda bir açıklama yapacak mıdır?
3. Nasıl olur da resmi görevliler, askerler, senaryo bile olsa, seçimleri dizayn edecek, siyasi iktidarı hedef alan bir tartışmanın içinde olurlar?
4. Nasıl olur da iki general AK Parti'ye yarayacak diye PKK'lı yöneticilerin teslim edilmesine itirazı onaylarlar? Terörün AK Parti'nin zayıflamasıyla ilişkilendiren en hafif tabiriyle akıl almaz bu durumun anlamı nedir?
5. Asker kimi gerginlik ve kriz politikaları yürütmekte ve bunu ABD'li kimi resmi aktörlerle mi tartışıp, planlamaktadır?
6. Bu toplantının dışarıya sızması ve sızdırılması, toplantının kendisi kadar önemlidir. Zira soru şudur: Askerle dirsek teması halinde olan bir Amerika ile bu temas ve düzeni bozmak isteyen diğer Amerika karşı karşıya mı gelmiştir?Yarın ne olacak sorusu hepimizin…
Siyasi belirsizlik ortada…
Ülkede bir askeri müdahale süreci başlamış halde…
O zaman yukarıdaki sorular ciddidir.
Yanıtlanmalı ve eğer varsa bir oyun, bozulmalıdır…
ali bayramoğlu
bu oyunlar bozulduğu an TÜRKİYE nin önü açılacak ve çağdaş ülke olma yolundaki hedeflerine ulaşacaktır.. hem ekonomik açıdan hem özgürlükler açısından hemde siyasi ve sivil irade açısından... o masada beyoğlunda patlamada en az 50 kişinin ölmesi gerektiğini konuşan vede Türk insanının kanını satan bu hainlere ALLAH(C.C.)fırsat vermesin....
|
|
|
|
|
Logged
|
allame-i ulul arz a bağlandım...
|
|
|
« Yanıtla #3 : Haziran 21, 2007, 09:37:01 ÖÖ » |
volkan
|
Neden Yasemin Çongar'a inanmayalım? Bu nasıl bir iştir? Hesap vermesi gereken hesap soruyor. Güvenlik güçleri Güneydoğu'da terörle mücadelede zor anlar yaşıyor. Her gün birkaç er, subay yol ortasına döşenen mayınlarla hayatını kaybediyor. Bu durumda siyasi otorite yetkili ve sorumlu güvenlik kurumundan tedbir ve uygulamalarıyla ilgili hesap soracağına, bu güvenlik kurumu dönüp adeta siyasi iktidardan hesap soruyor…
Bu nasıl bir şeydir?
Şemdinli'den Atabeyler'e ve senaryo tartışmalarına değin, ne zaman bir skandal ortaya çıksa, ne zaman bir eleştiri yapılsa ya da bir soru sorulsa aynı yanıt verilip, aynı açıklama yapılıyor: “Kurumumuz yıpratılmaya çalışılıyor…”
Washington'da Hudson Enstitüsü'nde bir skandal yaşandı.
Türk askeri temsilcileri, ordunun görüşülemez ilan ettiği bir siyasetçinin temsilcisiyle aynı masada oturdu. Asıl önemlisi bu masada Türkiye'ye ilişkin dehşet senaryoları tartışıldı. Beteri PKK yöneticilerin Türkiye'ye teslim edilmesinin AK Parti'nin oyları üzerinde nasıl bir etki yapacağı ele alındı…
Senaryolar önemli değil…
Önemli olan tartışanlar, ilişkiler ve amaçlar…
Dolayısıyla skandal akıl karıştırdı…
“Asker ABD'nin bir kanadıyla Türkiye'de ileriye yönelik siyasi bir düzenleme için işbirliği içinde mi” gibi bu ülke için son derece doğal, meşru ve hayati sorular akla geldi…
Zihinler geriye dönük çalışmaya başladı…
Bir orgeneralle görüştükten sonra “Türkiye'de yüzde 50 darbe olacak…” diye yazan Zeyno Baran değil miydi?
Dahası Baran vasıtasıyla Bahçeşehir Üniversitesi'nde bir toplantıya katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Byrza, Milliyet Gazetesi'ne verdiği demeçte Genelkurmay bildirisiyle, yani muhtırayla ilgili olarak şunları söylemiyor muydu:
“Siyasi duruma bakacak olursak, 1982 Anayasası orduyu laik Türkiye Cumhuriyeti'nin koruyucusu olarak ortaya koymaktadır, bu son derece önemli…”
Bu koşullarda, Hudson'da karşılaştığımız bu “ABD”, muhtırayı destekleyen, anayasal ilan eden bu “ABD” kiminle ne iş tutmaktadır sorusu doğal değil midir?
Bu sorular ve skandalla ilgili olarak dün Genelkurmay'dan beklenen yanıt geldi…
Yanıt senaryo iddialarını yalanlıyor.
Ama ilginç bir yalanlama bu.
Toplantıyı doğruluyor. Aralarında iki Türk generalinin bulunduğu SAREM yetkililerinin bu toplantıyı bir süre dinlediklerini teyit ediyor. Askeri ataşenin de orada bulunduğunu kabul ediyor. Yetmiyor, Barzani'nin temsilcisinin toplantıdaki varlığını teyit edip, bunu bir tesadüf olarak açıklıyor…
Yalanladığı işin senaryo kısmı...
Aklı eren açıklasın…
Neden örneğin, ben yıllardır tanıdığım, aklına, gazeteciliğine, dürüstlüğüne, objektifliğine yüz yüzde güven duyduğum, bu konuda güçlü deliller ileri süren Yasemin Çongar'a inanmayacağım da, Genelkurmay'ın verdiği bilgileri doğru kabul edeceğim?
Hangi gerekçeyle?
Kurumlar doğru söyler varsayımıyla mı?
Bu ülkeyi yıllarca kasıp kavuran, hâlâ izleri sürülen, mahkeme kayıtlarına adıyla sanıyla geçen JİTEM'in varlığını yıllardır reddeden Genelkurmay Başkanlığı değil midir?
Bu açıklama skandalı ortadan kaldırmamış, tersine ivme kazandırmıştır.
Hesap vermesi gereken hesap istiyor…
Yine, “kurumumuz karalanıyor” gerekçesini ileri sürerek…
Şöyle diyor açıklama:
'Türkiye'ye teslim edilmesi düşünülen teröristlerle ilgili haber' tamamen hayal ürünü olup, yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacını taşımaktadır…”
Ne ala…
Evet ortada bir karalama var…
Ama karalayan kim?
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|