« : Nisan 24, 2006, 09:47:59 ÖÖ » |
ALPASLAN Yakup
|
Asker Arınç'ı alkışlamadı Meclis Başkanı Arınç 23 Nisan özel oturumunda çarpıcı açıklamalar yaptı: Türkiye'dekine benzer laiklik uygulaması sadece Fransa'da var. Laiklik adına bazı inançlar kısıtlanıyor...... Bülent Arınç’ın, anayasa değişikliği, türban ve kamusal alan gibi konulara değindiği konuşması Cumhurbaşkanı ve kuvvet komutanlarınca alkışlanmadı.
TBMM'deki 23 Nisan özel oturumuna Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın konuşması damgasını vurdu. Meclis Başkanı, "kırmızı kitap" diye bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nden, "kamusal alan"a kadar birçok konuda konuştu. Oturuma, Başbakan Erdoğan hastalığı nedeniyle katılmadı. Türkiye'deki laiklik anlayışını "Türkiye'dekine benzer tek örnek Fransa'da vardır. Orada bile laiklikten yola çıkarak hak ve özgürlükler bizdeki kadar kısıtlanmamıştır" sözleriyle eleştiren Arınç, "Devlet, kamusal alanda bazı inançların yaşam hakkını, ifade hürriyetini kısıtlamaktadır. Bunu da laiklik adına yapmaktadır" dedi. İşte Arınç'ın sözleri:
KIRMIZI KİTAP KABUL EDİLEMEZ: Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin hazırlanılmasında, Meclis devre dışıdır. İç Güvenlik Strateji Belgesi'nin çete kurmaktan yargılanan kişilerin arşivinden çıkması, devlet ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır. Demokratik bir ülkede "gizli anayasa, kırmızı kitap" asla kabul edilemez kavramlardır.
BİLİNÇALTINDA GİZLİ ANAYASA: Bu tanıma itiraz gelmiyorsa bu, bazı kişilerin bilinç altında nasıl bir yönetim biçimi olduğunu göstermektedir.Bu algının bazı siyasetçilerin bilinç altında olduğunu da üzülerek görmekteyiz.
CUMHURBAŞKANINI MECLİS SEÇER: Cumhurbaşkanlığı seçimine bu kadar varken tartışılması, Cumhurbaşkanı'na nezaketsizliktir. Anayasada sorun yokken, yeni cumhurbaşkanını Meclis'in seçip seçemeyeceğini tartışmak, Meclisin meşruluğunu tartışılır kılar.
'ÜSTÜN' KURUMLAR VAR: Bazı kurumlar, kendilerinin daha üstün olduğunu vehmetmektedir. Artık işlevini yitirmiş, yıllardır sorun üreten bir kurumun kaldırılması, bu kurumdan ve elitist, anti-reformculardan gelen tepkiler tepkiler nedeniyle gerçekleştirilememiştir.
'MUTABAKAT' ELEŞTİRİSİ: Saltanat 84 yıl önce kaldırılmıştır. Ancak bugün ülkede "kurumların saltanatı" hüküm sürmektedir. Yeni bir düzenleme yapılmasında, kurumların görüşünü almak başka bir şeydir, "kurumların mutabakatını" aramak başka konudur. Daha çok demokrasi için, sadece "kurumların mutabakatını" arayan demokratik başka bir ülke yoktur.
ANAYASA DEĞİŞMELİDİR: Anayasanın değiştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Tüm kurum, kişi ve kuruluşlar bu değişiklik için görüşlerini özgürce ifade etmelidir. Ancak bir mutabakat aranacaksa sadecemilletvekillerinin mutabakatının aranması gerekir. Eğer burada bir mutabakat sağlanamazsa gidilecek tek merci millet iradesidir.
REJİM DEĞİL, SAHİPLİK SORUNU: Kimse Cumhuriyet'ten, demokrasiden, temel özgülüklerden vazgeçme niyetinde değildir. Ülkede rejim sorunu değil, bir rejimi sahiplenme tartışması vardır.
GÜCÜ KAYBETME TARTIŞMASI: İnisiyatif alanlarını genişletme ya da sahip oldukları gücü kaybetmeme tartışmaları vardır. Laikliğin, Atatürk'ün, Cumhuriyet'in, bayrağın, rejimin sahibi millettir. Bizler bunlara bağlı kalacağımıza yemin ettik ve yeminimize muhalif tek bir hareket yapmadık.
SEZER'E 'KAMUSAL' YANITI: Kamusal alan her bireyin ayrım yapılmadan haklarının korunduğu, kendilerini özgür hissettiği bir alandır. Bu alanı güvence altına almak ve eşitçe kullanım hakkı sağlamak devletin görevidir. Devlet kamusal alanın koruyucusudur. Kamusal alanda herkes için geçerli olan hakları, bir kesime yasaklayamaz.
LAİKLİK YORUMU FARKLI: Laikliğe karşı çıkan yok. Ancak günün şartlarına uygun yorum farklılıklarını ortadan kaldırmak gerekir.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
« Yanıtla #1 : Nisan 24, 2006, 09:51:52 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #2 : Nisan 24, 2006, 10:02:18 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #3 : Nisan 24, 2006, 10:30:05 ÖÖ » |
|
ÜNAL TÜZ
|
ya şu adamların konuşmalarına hayranım.. ama bir de konuştuklarını yapsalar.. bakın arkadaşlar yanlış anlaşılmak istemem lakin..çözüm yeri.. sızlanma veya eleştirme yeri olamaz bu ülkede çözüm yeri meclistir çoğunluk sizde, güç sizde sızlanmaktan ziyade yasa çıkarın.. korkusuzca çünkü insanlar bu çoğunluğu size eşetirin diye vermedi. evet halk alkışlamıştır bu lafları fakat artık bizler konuların çözümünü bekliyoruz.. çünkü türkiyenin ihkiyacı olan çoğunluğu yakalayan bir iktidarsınız..lütfen bırakın sızlanmayı çözün...çözün.... öyle bi düğüm atmışki gelen geçen.çözülmeyen düğümleri keserek açmak gerekiyor.buda düğüm sahiplerinin işine gelmediği için ne yapsakta çöreklensek,medyayı nereye,halkı nereye,yabancı güçleri nereye yönlendirsek diye çalışıyolar.konu başka,milletin anladığı başka,varılmak istenen sonuç hep aynı.akis meselesi.aynada ters ya görüntü..
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #4 : Nisan 24, 2006, 10:56:12 ÖÖ » |
|
since
|
Şundan kesinlikle eminimki,Arınç'ı halk alkışlamıştır. Oda halkın temsilcisi olduğu için onların alkışlaması yeterlidir. Halkın düşüncelerine tercüman olduğundan eminim. alkışlasalardı şaşarırdım zaten.. adam doğruları söylemiş.. demokrası sana bana veya kurumlara göre olmamalı, demokrasi bütün herkese göre olmalı.. ben demokratiğim demek le olmaz,icraat lazım..
|
|
|
|
|
Logged
|
Eşini beğen,İşini beğen,Aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME! ''Medeniyet Açmaksa Bedeni, Hayvanlar Sizden De Medeni!'' M.Akif ERSOY  
|
|
|
« Yanıtla #5 : Nisan 24, 2006, 11:00:48 ÖÖ » |
seyman
|
Şundan kesinlikle eminimki,Arınç'ı halk alkışlamıştır. Oda halkın temsilcisi olduğu için onların alkışlaması yeterlidir. Halkın düşüncelerine tercüman olduğundan eminim. konuştukları gibi hayatada getirirler inşallah, bu imkan ellerinde var; işte ozaman bu millet onları alkışlayacaktır.
|
|
|
|
|
Logged
|
Havaya bakar hava alırsın, Toprağa bakar dua alırsın...
|
|
|
« Yanıtla #6 : Nisan 24, 2006, 11:57:23 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
ya şu adamların konuşmalarına hayranım.. ama bir de konuştuklarını yapsalar..
bakın arkadaşlar yanlış anlaşılmak istemem lakin..çözüm yeri.. sızlanma veya eleştirme yeri olamaz bu ülkede çözüm yeri meclistir
çoğunluk sizde, güç sizde sızlanmaktan ziyade yasa çıkarın.. korkusuzca çünkü insanlar bu çoğunluğu size eşetirin diye vermedi. evet halk alkışlamıştır bu lafları fakat artık bizler konuların çözümünü bekliyoruz.. çünkü türkiyenin ihkiyacı olan çoğunluğu yakalayan bir iktidarsınız..lütfen bırakın sızlanmayı çözün...çözün.... İKTİDAR SÜREKLİ SIZLANMA YERİ DEĞİLDİR TABİ ..DOĞRU, ama TEK BAŞINIZA DA İKTİDAR OLSANIZ, ÇİFT VE 3 BAŞINIZA DA İKTİDAR OLSANIZ öyle yaptım demekle yapılamayacak şeyler var Türkiye'de. yani iktidar olma muktedir olma meselesi,.. Muktedir olma meselesini hafifçe birilerine indirgememek lazım,
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #7 : Nisan 24, 2006, 11:59:42 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
Sayın Bülent Arınç'ı bu yiğitçe tavrından ve konuşma metnindeki herbir cümlesinden dolayı kutluyorum. varsın birileri alkışlamasın....
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #8 : Nisan 24, 2006, 12:25:55 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
daha demokrat,saygın ve hukukun tam uygulandığı bir Türkiye istiyor, özlüyoruz.
bunun için her bir ferde sorumluluklar düşüyor tabi...
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #9 : Nisan 24, 2006, 12:42:07 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #10 : Nisan 24, 2006, 01:17:16 ÖS » |
|
SAMED ARDA
|
[arınç demiş ki: falan filan!!!!! [/FONT][/COLOR] EEEEE! Bu ne demek oluyor şimdi? Sen 3.5 sene iktidarda tek başına otur otur. Bir yerlerini büyüt. Çocuklarınız sıfırdan, ticaret zekası göstererek zengin iş adamları!!! olsunlar. Elinde sayısal çoğunluk varken kalk git Diyarbakır'da en fazla 150-200 kişiye (onların da çoğunluğu zaten orada bulunması gereken devlet memurlarıdır!!) ''yok kürt sorunu var, yok zart sorunu var, yok zurt sorunu var'' de. Daha önce hiç olmadığı bir şekilde kimlik sorunu icat et. Seçim yaklaşınca da başla yine ''türbandı, bilmem neydi'' diye. Ha! Bu oyunu yiyecekmiyiz? Evet! Hemde bir an bile düşünmeden. Tıpkı sahte miliyetçilerin vatan-millet palavralarına kandığımız gibi... Onlar da koltuğa kurulduğu zaman nerde lüzumsuz işler varsa onlarla oyalanıp seçim zamanı geldiğinde nasıl ''vatan elden gidiyor'' edebiyatı yapmayı adet ettiklerinde bir an bile düşünmeden, milli duygularımızın da dürtmesiyle hemen sazan gibi atlayıp, hiç durup düşünmeden oyu yapıştırdıysak. Seçim zamanı geldiğinde ''yok şu sebepten asamadık, yok bu sebepten asamadık'' diye sahtekarlıklarının üstünü örtme çabalarına bilmeden destek verdiysek.... Tıpkı eşitlik palavralarına rağmen nasıl ki meclise gittiklerinde biraz daha fazla maaş ve kıyak emeklilik peşinde koşmalarını göz ardı ederek tekrar seçim zamanı geldiğinde ''yok herkes eşit olacak, yok çağdaş düzen, yok şu, yok bu'' diye meydanı boş bulup atıp, sıkanları nasıl desteklediysek... Evet. Şimdide en iyi yalan söyleyenlere, bizi en iyi keriz yerine koyanlara kapılıp gidiceğiz. Sonra da tekrar seçim zamanının gelip bizi tekrar aldatmalarına müsaade edeceğiz. ''Demokrasinin gereğidir'' Diyerek hiç hesap sormayacağız. Aslında sağ,sol,ileri,geri diye bir şey olmadığını, daha düne varıncaya kadar milleti hizipleştirerek ''sen sağcısın, sen solcusun'' diye kardeşi kardeşine küstürmelerinin, vurdurmalarının, kırdırmalarının mütakibinde iktidara gelince paşa paşa geçinmelerinin, birbirlerine gülücükler atmalarının altında yatan asıl düşüncenin sadece pastadan en büyük payı kapmaya çalışmak olduğunun farkına varmayacağız.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #11 : Nisan 24, 2006, 01:24:51 ÖS » |
Nil ASENA
|
EEEEE! Bu ne demek oluyor şimdi? Sen 3.5 sene iktidarda tek başına otur otur. Bir yerlerini büyüt. Çocuklarınız sıfırdan, ticaret zekası göstererek zengin iş adamları!!! olsunlar. Elinde sayısal çoğunluk varken kalk git Diyarbakır'da en fazla 150-200 kişiye (onların da çoğunluğu zaten orada bulunması gereken devlet memurlarıdır!!) ''yok kürt sorunu var, yok zart sorunu var, yok zurt sorunu var'' de. Daha önce hiç olmadığı bir şekilde kimlik sorunu icat et. Seçim yaklaşınca da başla yine ''türbandı, bilmem neydi'' diye.
Ha! Bu oyunu yiyecekmiyiz? Evet! Hemde bir an bile düşünmeden.
Tıpkı sahte miliyetçilerin vatan-millet palavralarına kandığımız gibi... Onlar da koltuğa kurulduğu zaman nerde lüzumsuz işler varsa onlarla oyalanıp seçim zamanı geldiğinde nasıl ''vatan elden gidiyor'' edebiyatı yapmayı adet ettiklerinde bir an bile düşünmeden, milli duygularımızın da dürtmesiyle hemen sazan gibi atlayıp, hiç durup düşünmeden oyu yapıştırdıysak. Seçim zamanı geldiğinde ''yok şu sebepten asamadık, yok bu sebepten asamadık'' diye sahtekarlıklarının üstünü örtme çabalarına bilmeden destek verdiysek....
Tıpkı eşitlik palavralarına rağmen nasıl ki meclise gittiklerinde biraz daha fazla maaş ve kıyak emeklilik peşinde koşmalarını göz ardı ederek tekrar seçim zamanı geldiğinde ''yok herkes eşit olacak, yok çağdaş düzen, yok şu, yok bu'' diye meydanı boş bulup atıp, sıkanları nasıl desteklediysek...
Evet. Şimdide en iyi yalan söyleyenlere, bizi en iyi keriz yerine koyanlara kapılıp gidiceğiz.
Sonra da tekrar seçim zamanının gelip bizi tekrar aldatmalarına müsaade edeceğiz. ''Demokrasinin gereğidir'' Diyerek hiç hesap sormayacağız.
Aslında sağ,sol,ileri,geri diye bir şey olmadığını, daha düne varıncaya kadar milleti hizipleştirerek ''sen sağcısın, sen solcusun'' diye kardeşi kardeşine küstürmelerinin, vurdurmalarının, kırdırmalarının mütakibinde iktidara gelince paşa paşa geçinmelerinin, birbirlerine gülücükler atmalarının altında yatan asıl düşüncenin sadece pastadan en büyük payı kapmaya çalışmak olduğunun farkına varmayacağız. BU YAZDIKLARINIZIN BÜLENT ARINÇIN MECLİSTE YAPTIĞI AÇIKLAMALARLA İLGİSİNİ ANLAYAMADIM. KUSURA BAKMAYIN.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #12 : Nisan 24, 2006, 01:37:53 ÖS » |
|
SAMED ARDA
|
Sadece Bülen ARINÇ'a cevap niteliğinde yazmadım zaten. Tüm siyasetçilere yazdım.
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #13 : Nisan 25, 2006, 08:54:49 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Bu tartışmaya girmeyeyim dedim ama girmek zorunda kaldım.LAİKLİ'ĞİN BİR TEK ANLAMI VE TANIMI VARDIR ODA ANAYASININ 24.MADDESİNDE AÇIKÇA YAZMIŞTIR.TANIMI FARKLILAŞTIRMAYA VEYA BAŞKA ANLAM KAZANDIRMAYA ÇALIŞANLARIN TEPESİNE BİNERLER.BUNA DİKTA REJİMİ DEYİN NE DERSENİZ DEYİN.HEM ATATÜRKÇÜ GEÇİNECEKSENİZ HEMDE ATATÜRK'ÜN LAİKLİK İLKESİNİ TANIMINI SORGULAYACAKSINIZ. Aşağıdaki yazı alıntıdır ve hem Sayın ARINÇ'a hemde onunla aynı düşünceye katılanlara cevaptır.Türban konusuyla Laikliği lütfen bir birinden ayıralım. Laiklik macunu...
BİR süre önce Manisa’da 17 mesir macununu havada yakalayarak rekor kıran Meclis Başkanı, 23 Nisan nedeniyle yaptığı konuşmada 18’inci macuna doğru hamle yaptı.
Bu; laiklik tanımıdır.
Bütün dünya laiklik tanımını aynı şekilde anlar.
Özellikle demokrasilerde iktidara kadar tırmanmış politikacıların kafasında laikliğin tek tanımı vardır.
Tıpkı suyun, havanın, taşın, toprağın tanımı gibi.
Yoksa laiklik tarifi, macun tarifine benzemez.
Bir tek bu iktidarın adamları bu şekliyle laikliği beğenmiyorlar ve tüm dünyanın laikliği kendileri gibi anlamasını istiyorlar.
Meclis Başkanı’na göre laikliğin olması gereken hali şöyle:
"Devlet dini inançların yaşamasını teminat altına alması gerekirken, tersini yapıyor..."
*
Pekiii...
Devlet tam yedi bakanlığın bütçesinden daha fazlasını Diyanet İşleri Başkanlığı’na veriyor mu?
Veriyor...
Kentlerin en güzel yerlerini cami yapımına açıyor mu?
Açıyor...
Devletin televizyonu ramazanda, mübarek gecelerde yayınlarını dini programlara ayırıyor mu?..
Ayırıyor...
Herkes ibadetini yerine getiriyor, inançlı insanlara saygı duyuluyor, onlar önemseniyor mu?
Önemseniyor...
O zaman eksik ne?..
Elbette türban...
Daha doğrusu, türbanlı eşler devlet protokolüne girerlerse... Hele hele Çankaya’ya çıkıp otururlarsa... Ve AKP’yi tekrar tekrar iktidara taşıyacak tesettür kültürü "bu laikliktir" diye ayakta tutulursa...
İşte bu Arınç’ın aradığı "laiklik" olacaktır.
Ve havada yakaladığı 18’inci macun...
*
Laiklik; devlet işlerine dinsel görüşlerin, uygulamaların, kuralların karıştırılmamasıdır.
Bütün dünya bunu böyle bilir, böyle anlar.
Ama AKP’liler evrensel "laiklik" kavramını değiştirmek istiyorlar, sırf siyasi çıkarları için.
Buna izin verecek misiniz?.. TÜRKİYE LAİKTİR VE LAİK KALACAK.
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #14 : Nisan 25, 2006, 09:58:26 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #15 : Nisan 25, 2006, 09:58:49 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
sevgili Umut bey, Laikliği başörtüsüne indirgemek tabi ki yanlış olur.
şunu da kabul etmek lazım: herşeye rağmen dünyada islam dininin en düzgün ve rahat yaşandığı ülkelerden biri Türkiye. Bu bu anlamda (yani gerçek anlamda) laiklik denilen ilkeye karşı olmak çok yanlış olur. FAKAT Laiklik'in de su-i istimal edildiğini kabul etmemiz lazım. Laiklik kadar demokrasiye de ihtiyaç var.
yani bunlar belki bazı ara dönemlerde daha yoğun yaşanıyor ama fişlemeler, başı örtülü kişilerin belli mekan ve törenlere alınmaması..... bunlar sıkıntılı durumlar, yani mesele biraz karışık.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #16 : Nisan 25, 2006, 10:27:25 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Hocam, Demokrasiyi kendileri kaldıramıyor.Başbakan hakkında yazılmış yazı veya karikatürlerle ilgili bir sürü davası var.Kendisi daha önce okuduğu şiir için ceza almış birisinin bunları yapması demokrasiye yakışıyormu?Yoksa demokrasi adı altında başka arayışlar mı var?
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #17 : Nisan 25, 2006, 10:28:42 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #18 : Nisan 25, 2006, 10:29:40 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #19 : Nisan 25, 2006, 10:34:01 ÖÖ » |
|
|
|
« Yanıtla #20 : Nisan 25, 2006, 10:53:27 ÖÖ » |
|
umutzi
|
Sevgili kardeşim umutzi kendini okadar strese sokmana gerek yok. Gördüğün gibi burası gayet demokrat bir site.Görüşlerini tabiki ifade edeceksin. Sen evrensel laiklikten bahsediyorsun ama ünüversitelerinde laiklikten dolayı başörtüsünün yasak olduğu hiç bir ülke bilmiyorum.Buna laikliğin en katı olarak uygulandığı Fransa dahil.İnsanlarının. sokakta bile başörtüsü taktığı için özlük haklarının elinden alındığı başka br ülke varmı. Yoksa bizim anayasanın 24 maddesine sözümüz yok.Sayın Arınç burada yargıyı siyallaştırarak insanların özel hayatının daraltmaya çalışılmamasını kasdediyordur..Siz gençliğini bir yüksek okul kazanmak için gençliğini harcayan, bir üniversite kazanmak için gecesini gündüzüne katıp çalışarak geçiren.Herkes geceleri mışıl mişil uyurken gündüzleri fink atarken ders çalışmanın ne demek olduğunu bilirsiniz. Ama ünüversite kazanıpta kapısından kovulmanın ne demek bilemezsiniz. Dişarıda başörtüsü taktığı için özlük haklarından mahrum edilen ve edilecek insanların nasıl bir ruh hali içerisinde olduğunu bilemezsiniz. Empati yaparak bu insanları biraz anlamaya çalışsanız belki daha farklı düşüneceksiniz. İnsanların endişeleri şu;acaba laiklik bahane edilerek insanların hangi özgürlükleri kısıtlanacak ve bu nereye kadar devam edecek. Bu minvalde Sayın ARINÇ'ın yazısını değelendirmenizi salık veriyorum. Selamlar. Sayın hocam bende onu söylüyorum zaten.Benim burda bahsettiğim şey üniversitede ki baş örtüsü değil zaten...Bunu bahane etmek yoluyla başka şeyler yapmak.Sadece bahane... Peki başka bir şeye deyineyim o zaman buna ne diyeceksiniz.Başbakan 23 Nisan kutlamalarına katılmadı hastalığını bahane ederek.Fakat bir gün sonra sapa sağlam Bakanlar Kurulu toplantısına gitti.Durumu çok mu kötüydü ki 23 Nisan kutlamalarına gitmedi?Hayır sadece katılmak istemedi.İçinden gelmedi.Bunu bir angarya olarak gördü.Koca Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı Ulusal Bayrama gitmiyor.Yazıktır ayıptır.Devlet adamlığına yakışmaz bu.
|
|
|
|
|
Logged
|
HEPİMİZ İNSANIZ...AZICIK AR DUYGUMUZ VARSA
|
|
|
« Yanıtla #21 : Nisan 25, 2006, 11:24:02 ÖÖ » |
|
muhterem KILINÇ
|
Sayın Arınç ın sözlerine bütününe evet dersem yalan söylemiş, fakat bazı bölümlerine de hayır dersem(özelllikle başörtüsü) kendimle ters doüşerim.
Ama ben bu ve bunun gibi 3 belki 4 dönemdir mecliste olan ve çözüm uğruna hiçbir şey yapmayan sadece bu konuyları istismar edip kendilerine oy sağlayan insanları inanın SAMİMİ bulmuyorum. Yoksa söyledikleri güzel zaten seçim yatırımı olduğu çok belli.....arınç usta siyasetçidir kendisi manisalıdır. eskiden beri aynısını yapar KONUŞUR ve YİNE KONUŞUR ama sadece oy için yoksa yaptığı bişeyler varsa söyleyin bende aydınlanayım... samimiyet ve oy avcılığı noktasında her partiden her dönemde problemli milletvekilleri çıkmıştır, çıkacaktır.. onları Allaha ve sandığa havale ediyoruz ama Bülent ARINÇ'ın böyle biri olmadığına da yürekten inanıyorum, buna parti zaviyesinden bakmayalım, özel olarak bu konuda böule düşünüyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #22 : Nisan 25, 2006, 12:13:25 ÖS » |
Serk@N
|
arkadaşlar illaki muhalif olcaz diye birilerine laf atmayı kimseye yakıştıramıyorum. bülent arınçın son derece güvenilir ve sözünü sakınmayan bir siyasetçi olduğuna inanıyorum. ve 23 nisan meslic özel oturumunda ders verici bir konuşma yapmıştır. akp hayranı falan deilim,siyasetle de ilgilenmem. halk içinden sıradan bir kişi olarak bakıyorum ve böyle görüyorum. yani bravo türban meselesini yine kattınız olaya. arkadaşlar siyasetle bunun ne ilgisi var. temel hak ve özgürlükler açısından bakınız.kamusal alan denilen(ki bence gereksiz bir tanım) yerlere başörtölüler alınmıyorsa,insani hakları ellerinden alınıyorsa burada demokrasi yok demektir. bu sorunu tüm partiler birleşerek çözmeli. muhalafete düşünce,biz muhalafetiz karşı çıkarız demek yerine herkes elini taşın altına atmalı. toplum bunu bekliyor.
türkiyede hiç bir siyasi partiye güvenmiyorum ve bu şekilde devam ederlerse güvenmeyeceğim. böyle bir anlayış var mı ya,muhalafetteyken karşı çıktıklarını hükümetteyken savunmak, veya sırf muhalif oldukları için doğru olduklarını gördükleri olaylara bile karşı çıkmak. gençleri siyasete çekmek istiyorlarsa adam gibi gerçekleri konuşacaklar,biz burda yanlış yaptık diyecekler,kıvırtmayacaklar. bunları tam anlamaıyla yapan bir birlik görmüyorum şu anda. inşallah bir gün görürüz. işte o gün laiklik,asker,rejim tartışması,türban şu bu vesaireyi tartışmak yerine TÜRKİYE'mizi nasıl kalkındırırız,nası daha güçlü yaparız onları konuşuyor olacağız
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
« Yanıtla #23 : Nisan 25, 2006, 12:23:46 ÖS » |
yahya
|
arkadaşlar illaki muhalif olcaz diye birilerine laf atmayı kimseye yakıştıramıyorum. bülent arınçın son derece güvenilir ve sözünü sakınmayan bir siyasetçi olduğuna inanıyorum. ve 23 nisan meslic özel oturumunda ders verici bir konuşma yapmıştır. akp hayranı falan deilim,siyasetle de ilgilenmem. halk içinden sıradan bir kişi olarak bakıyorum ve böyle görüyorum. yani bravo türban meselesini yine kattınız olaya. arkadaşlar siyasetle bunun ne ilgisi var. temel hak ve özgürlükler açısından bakınız.kamusal alan denilen(ki bence gereksiz bir tanım) yerlere başörtölüler alınmıyorsa,insani hakları ellerinden alınıyorsa burada demokrasi yok demektir. bu sorunu tüm partiler birleşerek çözmeli. muhalafete düşünce,biz muhalafetiz karşı çıkarız demek yerine herkes elini taşın altına atmalı. toplum bunu bekliyor.
türkiyede hiç bir siyasi partiye güvenmiyorum ve bu şekilde devam ederlerse güvenmeyeceğim. böyle bir anlayış var mı ya,muhalafetteyken karşı çıktıklarını hükümetteyken savunmak, veya sırf muhalif oldukları için doğru olduklarını gördükleri olaylara bile karşı çıkmak. gençleri siyasete çekmek istiyorlarsa adam gibi gerçekleri konuşacaklar,biz burda yanlış yaptık diyecekler,kıvırtmayacaklar. bunları tam anlamaıyla yapan bir birlik görmüyorum şu anda. inşallah bir gün görürüz. işte o gün laiklik,asker,rejim tartışması,türban şu bu vesaireyi tartışmak yerine TÜRKİYE'mizi nasıl kalkındırırız,nası daha güçlü yaparız onları konuşuyor olacağız Güzel kardeşim ne güzel söylemişsin MUHALEFET YAPMAYIN BÜLENT BEYE DİYE Peki bülent bey iktidar mı -muhalefet mi....  ? sızlanmak için değil çözüm için oy verilir..Oyu alana Namus borçcu olan şeyler bugün sızlınma yeri olmamalı. Ayrıca askeri yıpratmakta da bülent beyin üstüne yoktur. Sen yasa çıkardın da asker rejim mi değiştirdi...Onun bahsettiği konular meclis komisyonlarına bile uğramadı....laf yapmaktan ziyade herkes merciii bilmeli . Bur konu meclis komisyonunda görüşülür oradan meclise akseder meclis karara bağlar Cumhurbaşkanına gider. Onaylamazsa ikinci kez geri gönderilir veto yetkisi yoktur sadece anayasa mahkemesine baş vurur. O zaman indirin komisyonlara...verin meclise...gönderin cumhurbaşkanına...onaylamassa bir daha.. versin anayasa mahkemesine ki ondan sonra yargıyı eleştirin.....
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #24 : Nisan 25, 2006, 12:31:22 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
arkadaşlar illaki muhalif olcaz diye birilerine laf atmayı kimseye yakıştıramıyorum. bülent arınçın son derece güvenilir ve sözünü sakınmayan bir siyasetçi olduğuna inanıyorum. ve 23 nisan meslic özel oturumunda ders verici bir konuşma yapmıştır. akp hayranı falan deilim,siyasetle de ilgilenmem. halk içinden sıradan bir kişi olarak bakıyorum ve böyle görüyorum. yani bravo türban meselesini yine kattınız olaya. arkadaşlar siyasetle bunun ne ilgisi var. temel hak ve özgürlükler açısından bakınız.kamusal alan denilen(ki bence gereksiz bir tanım) yerlere başörtölüler alınmıyorsa,insani hakları ellerinden alınıyorsa burada demokrasi yok demektir. bu sorunu tüm partiler birleşerek çözmeli. muhalafete düşünce,biz muhalafetiz karşı çıkarız demek yerine herkes elini taşın altına atmalı. toplum bunu bekliyor.
türkiyede hiç bir siyasi partiye güvenmiyorum ve bu şekilde devam ederlerse güvenmeyeceğim. böyle bir anlayış var mı ya,muhalafetteyken karşı çıktıklarını hükümetteyken savunmak, veya sırf muhalif oldukları için doğru olduklarını gördükleri olaylara bile karşı çıkmak. gençleri siyasete çekmek istiyorlarsa adam gibi gerçekleri konuşacaklar,biz burda yanlış yaptık diyecekler,kıvırtmayacaklar. bunları tam anlamaıyla yapan bir birlik görmüyorum şu anda. inşallah bir gün görürüz. işte o gün laiklik,asker,rejim tartışması,türban şu bu vesaireyi tartışmak yerine TÜRKİYE'mizi nasıl kalkındırırız,nası daha güçlü yaparız onları konuşuyor olacağız cümlelerinin tamamına katılıyor, imza atıyorum.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #25 : Nisan 25, 2006, 12:38:48 ÖS » |
yahya
|
Nedersiniz Arınç seçimin yaklaştığını hissettimi ne?
'Şifahi muhtıra' ŞAKİR SÜTER - AKŞAM
Öyle bir haber ki, yazmayıp okuru haberdar etmesen için yanar, görevini yapmamış hissedersin kendini..
Yazdın...
'Yalan yazıyor' diyerek, haddini aşan 'sözcü-müsahhih' kimlikli insanların 'özel yalanlarını' içine sindirmek durumunda kalırsın.
Arkadaş...
Bu henüz bir 'haber' değil...
Altı ısrarla çizilerek 'kulis notudur' diyelim.
Doğru çıkmama ihtimali zayıf da olsa vardır ama doğruya fevkalade yakındır.
Bekletilmeye gelmez, hem çürür, hem de yarına bırakılırsa ahaliye hiçbir yararı olmaz.
Alınan bilginin 'doğrulanma' ihtimali en azından bu aşamada imkansızdır.
Sadede ve 'henüz haber formatına sokulamamış kulis notlarına' geçelim.
........
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök, 'Şemdinli İddianamesi'nin yayınlanmasının ardından, 6 Mart 2006 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı makamında ziyaret eder.
Daha önce bu sütunda bir bölümünü yazdığımız gibi...
Özkök Paşa; Kuvvet ve ordu komutanları ile birlikte, 22 orgeneralin isteği üzerine, Başbakan Erdoğan'a 'bazı hususları iletmek üzere' ziyarete gider.
Ordu içinde hava son derece gergindir.
Özkök Paşa'nın, Başbakan'a yazılı değil, şifahi olarak ilettiği iddia edilen 'hususlar' şunlardır:
1- İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun derhal görevden alınmalı. (Alındı.)
2- Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya atılmalı. (Atıldı.)
3- Şemdinli Raporu, bir hukuk metni gibi yeniden ele alınmalı. (Ele alınıp değiştirildi.)
4- Terörle Mücadele Yasası derhal çıkarılmalı. (Çıkarılıyor.)
5- Meclis Şemdinli Komisyonu Başkanı Kastamonu Milletvekili Musa Sıvacıoğlu ile Diyarbakır AKP Milletvekili Cavit Torun, partinizden ihraç edilmelidir.
6- Başbakanlık Müsteşarı Ömer Dinçer ile Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga görevlerinden alınmalıdır.
7- Adalet Bakanı Cemil Çiçek ile Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik azledilmelidir.
......
Siz isterseniz yukarıda kaleme aldığımız 'iddiaya' bir tür 'Sözlü Muhtıra' da diyebilirsiniz ama...
'Yalan' demek için sakın acele etmeyin!
Biraz daha sabredin!
'7 Madde'den oluşan hususların' dördünün hükümet tarafından yerine getirildiğini gözardı etmeyin.
Geriye kaldı 'Üç Husus...'
Eğer Başbakan Tayyip Erdoğan, bu 'Üç Husus'u da yerine getirirse..
Yani iki milletvekilini ihraç eder...
İki müsteşarının görevine son verip...
İki bakanını da azlederse...
Seçimler zamanında (2007/Kasım) yapılacak demektir.
Yok hayır...
Ordunun işaret ettiği 'hususlardan' geriye kalan 'Üç hususu' yerine getirmezse...
Bilesiniz ki...
Önümüzde bir 'baskın seçim' var demektir!
.......
Bazı ek bilgiler de verelim.
Etkin bir dini cemaatin rüzgarının hissettirildiği gazetelerden birinde 'Baskın Seçim' başlıklı bir yazı, AKP kurmaylarınca 'Hükümete okyanus ötesi iyiniyetli uyarı' olarak algılandı!
- Acele seçime git, yoksa hep birlikte başımız çok ağrıyacak!
Yine birileri şu günlerde 'İkinci 28 Şubat' sözlerini sıkça etmeye başladı; duydunuz mu?!
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #26 : Nisan 25, 2006, 12:44:22 ÖS » |
|
|
|
« Yanıtla #27 : Nisan 25, 2006, 12:57:03 ÖS » |
|
muhterem KILINÇ
|
konuşmadan bir bölüm....
Büyük Türkiye rüyası için el ele...
Dünya büyük bir değişim içindedir. Küreselleşme hızla ilerleyip dünyayı adeta küçük bir köye çevirmiştir. Artık dünya siyaset oyununun kuralları değişti. Şimdi değişimi anlamayan, hayata geçiremeyen ülkeler, dünyada sadece kaderleri başkaları tarafından belirlenen figüranlar haline geliyor. Türkiye, dünya siyasetinin aktif bir üyesi, dengeleri değiştirecek bir ülkesi olmak zorundadır. Hiçbir dönemde pasif, edilgen ve boyun eğen bir devlet olmayı kabul etmeyen Türkiye, küresel siyaset aktörü olmak için hızla değişime ayak uydurmak zorundadır. Türkiye’nin bu gücünü ve potansiyelini gören çevreler bugün aktif durumdadır. Batı ülkelerinde sözde Ermeni soykırımını bahane eden çevreler, Türkiye aleyhine bir süredir kampanya yürütüyorlar. Burada bir kez daha açıkça ifade etmek istiyoruz ki; Türkiye’nin tarihinde utanılacak bir şey yoktur. Bizi işlemediğimiz bir suçtan dolayı mahkum etmeye niyetli olan ülkeler, bu Yüce Meclis’in gereken cevabı anında vereceğini unutmasınlar.
|
|
|
|
|
Logged
|
"Ufukta BAHAR var, unutma sakın !"
|
|
|
« Yanıtla #28 : Nisan 25, 2006, 02:03:57 ÖS » |
yahya
|
Kız çocuklarını kara çarşaflara sarıp tören alanından geçirmenin mantığını Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik izah edebilir mi, bilemiyorum. Ya da Atatürk Anıtı'na çelenk koyma törenine ağzında sakız olduğu halde katılan AKP Fatsa İlçe Başkanı'nın bu hareketi, hangi ruh hali ve kompleksi içinde yaptığını açıklayabilecek birileri var mı? Bu saygısızlığın, bu densizliğin altında yatan düşünce nedir, söyler misiniz? Birlik ve beraberliğimizin simgesi bayrağımızın yerlere atılıp çiğnenmesi ve yakılmasının ardındaki iğrenç hesap ne olabilir? Ülkede manzara böyle olunca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç'ın samimiyetinden şüphe etmediğimiz niyetle dile getirdiği 'rejim ve sahiplik' meselesi, maalesef havada kalıyor. Arınç'ın, 'Kimse cumhuriyetten, demokrasiden, temel özgürlüklerden vazgeçme niyetinde değildir. Ülkede rejim sorunu değil, rejimi sahiplenme tartışması vardır' görüşü, keşke herkes için geçerli olabilseydi. Ne çare ki değil... Başka özlemler içinde olanlar var. Bu türler oldukça da, rejimi sahiplenme gayretleri doğal karşılanmalıdır. Parlamentosu, hükümeti, resmi kurumları, sivil toplum örgütleri ve hatta bireyleri de sahiplenmelidir. Bu bir sorun değil, memnuniyet duyulması gereken, demokrasi ve cumhuriyet adına güzel bir sorumluluk bilincidir.
bak çok doğru yazmış sayın yazar aydın candabakoğlu
|
|
|
|
|
Logged
|
[SIGPIC][/SIGPIC]
|
|
|
« Yanıtla #29 : Nisan 25, 2006, 02:38:18 ÖS » |
|
|
|
|