Neden Yasemin Çongar'a inanmayalım?
Bu nasıl bir iştir? Hesap vermesi gereken hesap soruyor. Güvenlik güçleri Güneydoğu'da terörle mücadelede zor anlar yaşıyor. Her gün birkaç er, subay yol ortasına döşenen mayınlarla hayatını kaybediyor. Bu durumda siyasi otorite yetkili ve sorumlu güvenlik kurumundan tedbir ve uygulamalarıyla ilgili hesap soracağına, bu güvenlik kurumu dönüp adeta siyasi iktidardan hesap soruyor…
Bu nasıl bir şeydir?
Şemdinli'den Atabeyler'e ve senaryo tartışmalarına değin, ne zaman bir skandal ortaya çıksa, ne zaman bir eleştiri yapılsa ya da bir soru sorulsa aynı yanıt verilip, aynı açıklama yapılıyor: “Kurumumuz yıpratılmaya çalışılıyor…”
Washington'da Hudson Enstitüsü'nde bir skandal yaşandı.
Türk askeri temsilcileri, ordunun görüşülemez ilan ettiği bir siyasetçinin temsilcisiyle aynı masada oturdu. Asıl önemlisi bu masada Türkiye'ye ilişkin dehşet senaryoları tartışıldı. Beteri PKK yöneticilerin Türkiye'ye teslim edilmesinin AK Parti'nin oyları üzerinde nasıl bir etki yapacağı ele alındı…
Senaryolar önemli değil…
Önemli olan tartışanlar, ilişkiler ve amaçlar…
Dolayısıyla skandal akıl karıştırdı…
“Asker ABD'nin bir kanadıyla Türkiye'de ileriye yönelik siyasi bir düzenleme için işbirliği içinde mi” gibi bu ülke için son derece doğal, meşru ve hayati sorular akla geldi…
Zihinler geriye dönük çalışmaya başladı…
Bir orgeneralle görüştükten sonra “Türkiye'de yüzde 50 darbe olacak…” diye yazan Zeyno Baran değil miydi?
Dahası Baran vasıtasıyla Bahçeşehir Üniversitesi'nde bir toplantıya katılan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Byrza, Milliyet Gazetesi'ne verdiği demeçte Genelkurmay bildirisiyle, yani muhtırayla ilgili olarak şunları söylemiyor muydu:
“Siyasi duruma bakacak olursak, 1982 Anayasası orduyu laik Türkiye Cumhuriyeti'nin koruyucusu olarak ortaya koymaktadır, bu son derece önemli…”
Bu koşullarda, Hudson'da karşılaştığımız bu “ABD”, muhtırayı destekleyen, anayasal ilan eden bu “ABD” kiminle ne iş tutmaktadır sorusu doğal değil midir?
Bu sorular ve skandalla ilgili olarak dün Genelkurmay'dan beklenen yanıt geldi…
Yanıt senaryo iddialarını yalanlıyor.
Ama ilginç bir yalanlama bu.
Toplantıyı doğruluyor. Aralarında iki Türk generalinin bulunduğu SAREM yetkililerinin bu toplantıyı bir süre dinlediklerini teyit ediyor. Askeri ataşenin de orada bulunduğunu kabul ediyor. Yetmiyor, Barzani'nin temsilcisinin toplantıdaki varlığını teyit edip, bunu bir tesadüf olarak açıklıyor…
Yalanladığı işin senaryo kısmı...
Aklı eren açıklasın…
Neden örneğin, ben yıllardır tanıdığım, aklına, gazeteciliğine, dürüstlüğüne, objektifliğine yüz yüzde güven duyduğum, bu konuda güçlü deliller ileri süren Yasemin Çongar'a inanmayacağım da, Genelkurmay'ın verdiği bilgileri doğru kabul edeceğim?
Hangi gerekçeyle?
Kurumlar doğru söyler varsayımıyla mı?
Bu ülkeyi yıllarca kasıp kavuran, hâlâ izleri sürülen, mahkeme kayıtlarına adıyla sanıyla geçen JİTEM'in varlığını yıllardır reddeden Genelkurmay Başkanlığı değil midir?
Bu açıklama skandalı ortadan kaldırmamış, tersine ivme kazandırmıştır.
Hesap vermesi gereken hesap istiyor…
Yine, “kurumumuz karalanıyor” gerekçesini ileri sürerek…
Şöyle diyor açıklama:
'Türkiye'ye teslim edilmesi düşünülen teröristlerle ilgili haber' tamamen hayal ürünü olup, yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacını taşımaktadır…”
Ne ala…
Evet ortada bir karalama var…
Ama karalayan kim?
ali bayramoğlu...
Hudson iddialarını 3 kişi doğruladı!
ABD'li düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü'nde karanlık senaryoları konu alan toplantıya ilişkin haberler Hudson'daki toplantıya katılan bir isim tarafından ilk kez doğrulandı.
13 Haziran'daki toplantıya iştirak eden Henri Barkey, CNN Türk'te, gazeteci Yasemin Çongar'ın haberlerinin 'gerçeğe aykırı' olmadığını belirtti. Böylece eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'ya suikast, terör örgütünün İstanbul'da kanlı bir saldırı düzenlemesi ve Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesi gibi senaryoları ele almak üzere düzenlenen toplantı, içeriden teyit edilmiş oldu. Lehigh Üniversitesi Öğretim Üyesi Barkey'in doğrulaması, toplantıda bazı katılımcıların "Bazı PKK liderlerinin ABD tarafından yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesinin AK Parti'ye yarayacağı" görüşünü savunduğunu da netleştirdi. TÜSİAD'ın Amerika temsilcisi Abdullah Akyüz ile gazeteci Cengiz Çandar da kendi kaynaklarının, basında çıkan senaryoları doğruladığını kaydetti. Hudson Enstitüsü'ndeki toplantıya katılan Henri Barkey, Genelkurmay'ın isim vermeden eleştirdiği ve haberlerini "maksatlı bir girişim" olarak değerlendirdiği Milliyet Gazetesi'nin Washington temsilcisinin hazırladığı "Burası Washington" programında önemli açıklamalarda bulundu. CNN Türk'te dün yayınlanan programda konuşan Barkey'in beyanatı, Zaman'ın da yayınladığı haberleri doğruladı. Ayrıntılı konuşmaktan kaçınan Barkey şunları kaydetti: "Şimdi bakın bu toplantıların bazı kuralları vardır ve ben bu yüzden bunun hakkında bir şey söyleyemem. Fakat mademki bu kadar tartışıldı, sırf şunu vurgulamak istiyorum; o da Yasemin (Çongar), ben senin haberlerini okudum; ama orada gerçeğe aykırı bir şey görmedim. Bununla yetineceğim."
Milliyet'in haberinde, tartışmalara sebep olan toplantıda Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu'ya suikast, terör örgütü PKK'nın İstanbul'da kanlı bir saldırı düzenlemesi, K.Irak'a askerî harekât gibi karanlık senaryoların konuşulduğu belirtilmişti. Haberde, bazı katılımcıların "K.Irak'taki PKK liderlerinin ABD tarafından yakalanıp Türkiye'ye teslim edilmesinin AK Parti'ye yarayacağı" görüşünü dile getirdiği bilgisi de yer alıyordu.
Programda hazır bulunan TÜSİAD'ın ABD temsilcisi Abdullah Akyüz de kendi kaynağının basına sızan haberleri doğruladığını bildirdi. Akyüz, "Olmuş bir toplantı, benim bir kaynağım da, sizlerin dışında bir kaynağım da aynen senin (Yasemin Çongar) yazdığın şekilde doğruladı bunları." ifadelerini kullandı.
CNN Türk'teki programa katılan gazeteci Cengiz Çandar da kaynaklarının ilgili haberleri doğruladığına dikkat çekti. Senaryonun ortaya çıkmasından sonra Washington'a geldiğini aktaran Çandar, Hudson Enstitüsü'ndeki kapalı toplantıya katılan isimlerle kendisinin de görüştüğünü kaydetti. Cengiz Çandar, "Yalanlanan şeylerin doğru olduğunu söylüyorlar." diyerek birçok kaynağın aynı bilgileri verdiğini ifade etti. Dış Haberler Servisi
'Askerî ataşe, iki öğretim görevlisini fırçaladı'
Hudson Enstitüsü'ndeki kapalı toplantıda ortaya atılan 'felaket senaryoları' hakkındaki tartışmalar sürerken, gündeme yeni iddialar geldi. 24 Haber moderatörlerinden Fuat Kozluklu, 2006 yılında ABD'deki Türk Silahlı Kuvvetleri ataşesinin think tank kuruluşlarının Türkiye masası uzmanı iki akademisyeni, hükümetin lehine raporlar yazdıkları için fırçaladığını söyledi.
Star Gazetesi'ne yaptığı açıklamada ABD'de görev yaptığı dönemde düşünce kuruluşlarının toplantılarına girdiğini anlatan Kozluklu, 1998 yılında Fazilet Partisi'nin kapatılacağının yine bir düşünce kuruluşunda konuşulduğunu ifade etti. Bu tip senaryoların oluşturulma sebebinin Amerikan çıkarlarının nasıl etkileneceğini öngörmek ve buna göre önlem almak olduğunu söyleyen Kozluklu, 2006 yılı sonuna doğru Washington'daki Silahlı Kuvvetler ataşesinin, bir düşünce kuruluşunda çalışan iki Türk akademisyeni "Türkiye'deki iktidara prim verecek yönde raporlar yazıyorsunuz. AK Parti'nin başarılılığını, giderek merkez partisi olduğunu ima ediyorsunuz, kendinize gelin." şeklinde azarladığını dile getirdi. Söz konusu Türk akademisyenlerin adını bildiğini kaydeden Kozluklu, "İnkar ederlerse isim de veririm." dedi