alperen
|
AK YURDUM... : Gönlümdeki sevgiyle anlatsam da hep seni Belki kusur eylerim, bağışla, affet beni. Şunu demeli baştan, pek kutsi bir ülkesin Tarihler yazar bunu, açık-seçik ve kesin! Adın bile ne güzel, huzur, saadet verir İçerde ve dışarda insana kuvvet verir
İki büyük kıtayı tutturmuşsun elele Bu yüzden çıkmamış mı her döğüş, her velvele?
Bir dünya harbi olmuş, horca işgal etmişler Nice sevenlerini vahşice katletmişler... Bağrından bir kumandan, yiğitler çıkarmışsın Onu ve erlerini sımsıcacık sarmışsın Sen ne kadar temizsin, ne kadar vefalısın Sen ne kadar çileli, ne kadar cefalısın...
Bunu tefekkür ettim, bunu düşündüm, durdum Kar bile huzurunda lekelidir ak yurdum!
Kuzeyde Karadeniz, seni sarar, kucaklar Batıda nazlı Ege, seni sorar, kucaklar Bir zamanlar Türk gölü olmuş olan Akdeniz Olur muydu Akdeniz, çekinme, söyle, sensiz? Ya Kıbrıs’a ne denir, mahzun mahzun boynunu Uzatmış sana doğru, açmış bekler koynunu... Bin cefalar etse de yine atmaz yabana Bırakmaz yavrusunu, kuzusunu bir ana... Ağrı, Süphan, Erciyes... yazın dahi üşürler Fırat, Dicle, Sakarya... seninle öpüşürler Sen vermişsin her zaman, bir kez yok dememişsin Giymemiş giydirmişsin, yedirmiş yememişsin Asırlardır böylesin, benim aziz vatanım Öz canımın cananı, canımın canı, canım...
Bir İstanbul’un var ki, tarife gücüm yetmez Londra, Paris, Bağdat, Şam; yarım İstanbul etmez!
Her köşesi bir tarih, her semtinde bir eser Rüzgar bile burada bir başka türlü eser Her çağın şaheseri, camilerin her biri Koca Sinan hünerle yüceltmiş bu şehiri. İzmir, sırtını vermiş, Ege’ye bakar durur Menderes’in, Gediz’in nazlıca akar durur Gözümün nuru yurdum; havam, suyum, her şeyem Varlığın varlığımdır; kimim sensiz, ben neyim? Sen ne kadar asilsin, merhametlisin bize Küsmessin, darılmazsın, kızmazsın birimize Zaman oldu, kin güttük, isyan ettik hiç için Geçip te karşımıza, bir kez sormadın „niçin?“ Toprağın bereketli, insanların mutludur Gelecekten korkusuz, yarından umutludur
Türkistan’da atılan tohum sende yeşermiş Sana gönlünü sermiş, sana kutsilik vermiş Bir koskocaman tarih senin ile yoğrulmuş Sana yaslanaraktan bir aşiret doğrulmuş Hükmetmiş üç kıtaya altıyüzyıl boyunca Adaletle yönetmiş töresince, soyunca Aşkınla yana yana, adını ana ana Kalkıp, bağrına gelmiş Horasan’dan Mevlana… Derviş Yunus her ilde bir izini bırakmış Gönüllere taht kurmuş, bir sözünü bırakmış Nasrettin Hoca gelmiş, insanları güldürmüş Her fıkranın içine bir ince fikir sürmüş Her karış toprağında yatar yüzlerce şehit Buna zaferler şahit, buna bir tarih şahit… Bu şehitler değil mi, seni azizleştiren? Bir kuru coğrafyaya vatan adını veren!
Köroğlu, Dadaloğlu dağlara türkü yakmış Esrarlı güzelliğin her çağda Türk’ü yakmış…
Sayısız uygarlığa sen analık etmişsin Sayısız kavimlere, milletlere yetmişsin Eserler var görkemli, ta geçmişten seslenen Sendeki hava ile insan ile beslenen Lidya’lılar, Hitit’ler birkaçıdır bunlardan Efes’ler, Bergama’lar miras kalmış onlardan
Ne yiğitler yaşamış, tarihe mühür vurmuş Bütün istilalardan seni korumuş, durmuş... Bereketler fışkırır topragından, taşından Bu sebepten değil mi, dert eksilmez başından!
Beynimin içi gibi kıvrım kıvrım Toroslar Bir kez erken ötmemiş Denizli’de horozlar Destan olmuş dillerde Diyarbakır karpuzu Şereflikoçhisar’ın yemeklerdedir tuzu Çukurova pamuğu beyaza beyaz demez Afyon’un da kaymağı, gel beni de yaz demez. Eskişehir anılır lületaşı denince Kayseri hatırlanır pastırması yenince Dört ayaklı dostunu, çoban bulur Kangal’dan Ne ağıtlar dinlersin elindeki kavaldan... Yudumlarken Rize’nin tavşan kanı çayını Türk’ün zevkleri dedim, değişmiyor, hep aynı...
Küme küme yıldızlar göz kırpar, duruverir Gecen dahi insana bir başka zevk, haz verir...
Davullu-zurnalıydı bir başkaydı düğünler Cazlı-cuzlu oldu hep, gider, gelmez o günler Kim bilmezdi „misketi“, kim çekmezdi „halayı“? Nerden girdi yer tuttu, tabak kırmak, balayı? Bursa’da Ulu Cami, Sivas’ta Gök Medrese Sahip Ata’yı dese, Yıldırım’dan bahsetse… Her yörende Türklük’ten bir işaret bulurum Her dem sende olurum, hep sen de kaybolurum…
Ezan sesleri ile uyanırsın her sabah Anlatılmaz bir his bu, inkar edemem, günah! Bir gerçek var apaydın, su gibi temiz, berrak: Yorgan olmuş üstüne, ayyıldızlı al bayrak!
Anam gibi sar beni, anam gibi kucakla Al Beni Anadolu’m, müşfik bağrında sakla!
|