
Birinci Dünya Savaşı içinde ayrı bir özelliği olan, tarihin kaderini değiştiren, yaşamak hakkına şerefi ile ulaşan bir milletin kahramanlık destanının yazıldığı tarihin, Çanakkale Deniz Zaferi'nin 91. yıldönümü tüm yurt genelinde olduğu gibi, ilçemiz Selendi’de de düzenlenen bir törenle kutladı.
Yersiz bir gururun Karanlık Liman'da boğuluşunun tarihlere kaydedildiği gün olan 18 Mart 1915 günü, Çanakkale Savaşları’nda kazanılan Deniz Zaferi’nin önemli bir yeri vardır. Geçtiğimiz cumartesi günü Hükümet Konağı önünde düzenlenen kutlama programına; İlçe Kaymakamı Metin Maytalman, Garnizon Komutanı Ekrem Kaynar, Belediye Başkanı Mürsel Uçan, Cumhuriyet Başsavcısı Barbaros Arslan, siyasi parti başkanları, oda başkanları, daire amirleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.
Çelenk sunumu ile başlayan, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam eden kutlama programında günün anlam ve önemini belirten konuşmayı İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan Jandarma Üst Çvş. Salih Akgün yaptı. Akgün, yaptığı konuşmasında şunları dile getirdi, “Türkler Tarihte adından söz ettiren ilk Türk Devleti olan Hunlardan Türk adını kullanan ilk devlet olan Göktürkler’den başlayarak, tarihsel süreç içerisinde sürekli olarak, yurt saydıkları toprakları korumak, hür ve bağımsız yaşamak için mücadele etmişler, savaşmışlar ve bu uğurda ölmeyi büyük onur olarak kabul etmişlerdir. 840 yılında Doğu ve Batı Kürkistan’da egemenlik kuran Karahanlılar’ın İslam dinini benimsemesinden itibaren bütün Türk Devletleri, Dinimizce kutsal sayılan, vatan müdafası, şan, şeref ve namuslarını korumak için düşmanla savaşmayı ve bu uğurda gerektiğinde ölmeyi, ölenlerin şehit sayılacağını inancıyla kutsal bir mücadele haline dönüştürmüşlerdir. Yurdumun semalarında, denizlerinde, Malazgirt’te, Kosova’da, Niğbolu’da, Yemen’de, Galiçya, Kafkasya, Sarıkamış, Çanakkale, Kocatepe, Kore, Kıbrıs, Irak, Hakkari, Van, Şırnak’da dağ başında, bir köyde şehit o lanlar hep aynı ruh, aynı inançla mücadele etmişlerdir. Vatan aşkı her Türk’ün en büyük tutkusudur. Her Türk evladı vatan sevgisini her şeyin üstünde tutarak, bu uğurda gerektiğinde canını seve seve vermekten kaçınmaz. Bilir ki bunun sonunda şehitlik mertebesi vardır. Bu mertebeye ulaşmak her Türk için ulaşılabilecek en büyük rütbe ve kazanılan en büyük şereftir. Çanakkale Muharebeleri, Türk tarihinde en fazla şehit verdiğimiz ve düşmana ‘ÇANAKKALE GEÇİLMEZ’ dedirten, Türk vatanının parçalanamayacağının tüm dünyaya haykırıldığı gündür. Bu nedenle Yüce Meclisimiz 22 Haziran 2002 gün ve 4768 sayılı yasa ile 18 Mart tarihini Şehitler Günü olarak kabul etmiştir. Anadolu’nun neresine bakarsanız bakın, şehit ve gazilerimiz ile ilgili manevi izler, hatıralar, eserler görürsünüz. Ecdadımız, fedakarlık ve kahramanlık konusunda o kadar haklı bir şöhret yapmıştır ki, tarihin her sayfası ibret alınacak dersler ile doludur. Bu kadar bir kompozisyonu iki gerçeğe borçluyuz. Birincisi; Türk Milleti’nin özünde bulunan kahramanlık cevheri. İkincisi; bu cevheri bulup getiren, ölürsem şehit, kalırsam gazi inanışı ve bu inancı sağlayan terbiye sistemidir. Şurası unutulmamalıdır ki savaşı; araç gereç ve silah değil, bunları kullanan insan kazanır. Aziz Şehitlerimiz; yazdığınız destanlar ve isimleriniz hiçbir zaman unutulmayacaktır. Birlik ve bütünlüğümüz, yurt sevgimizin, bağımsızlık ve özgürlüğümüzün ölümsüzleşen değerleri olan sizler her zaman kalbimizde yaşayacaksınız. Türk vatanının kutsallığını, Türk Milleti’nin ve Türk milleti’nin Bayrağı’nın şanını canından üstün tutan şehitlerimiz, ne mutlu size ki en kutsal emanetinizi aldığınız gibi lekesiz ve tertemiz sahibine ulaştırdınız. Bizlere bırakmış olduğunuz kutsal emanet olan Türkiye Cumhuriyeti’ni, sizlerden aldığımız güç, inanç ve özveri ile Atatürk İlke ve Devrimleri doğrultusunda, gözümüzü kırpmadan canımızı feda ederek, sonsuza kadar koruma ve yaşatma azim ve kararlılığında olduğumuzu bir kez daha teyid ediyoruz. Ülkemi bölmek, parçalamak isteyen, milletimin huzuruna göz diken hainler, hangi maskeyi takarsanız takın, artık hainliğinizi gizleyemiyorsunuz. Bir elinizde yıldırım, diğer elinizde tufan taşısanız, denizleri taşırıp üzerimize akıtsanız, güneşi yaklaştırıp dünyayı kavunsanız dahi, şehitlerimizden aldığımız kuvvetle karşınızda daima bizi bulacaksınız. Her zaman olduğu gibi kanımızla boğulacak, ateşimizle yanacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin özgürlük ve bağımsızlığı için tüm yaşamını adamış, Ulu Önder ve Baş Komutanımız Mustafa Kemal, Atatürk’ün bize emanet ettiği bu toprakları onun ilkelerini, nesilden nesile aktaracak ve inkılaplarını sonsuza dek yaşatacağız. Bu duygu ve düşünceler içinde, görevini layıkıyla yapmış olmanın haklı gururu içerisinde gönüllerimizde ve kabirlerinde sessiz ve huzur içinde yatan siz aziz şehitlerimizi rahmet ve nimetle anar, yakınlarına sabır dilerim. Ruhları şad olsun.”
Tören sunuculuğunu Üçeylül İlköğretim Okulu öğretmenlerinden Şeref Koçyiğit’in yaptığı 18 Mart Şehitleri Anma Günü Programında günün anlam ve önemini belirten konuşmanın ardından öğrenciler tarafından şiir okundu. Atatürk Anıtı önündeki programın tamamlanmasının ardından, Şehit ailelerine ve törene katılanlara İlçe Jandarma Komutanlığı’nda ikram ve çay servisi yapıldı. Ayrıca Törene katılan Şehit Jandarma Er Kemal Davulcu’nun babası Hüseyin Davulcu’ya İlçe Kaymakamı Metin Maytalman tarafından hediye verildi.